BARDA... lütfen bakın ...

infatuate

İstirahatte
Altın Üye
Katılım
31 Eki 2006
Mesajlar
8,469
Reaction score
0
Puanları
0
Yaş
44
Konum
u ηενεг κηοω ..
mutlaka duymuşsunuzdur, serdar akarın yönettiği we nejat işlerin başrolü oynadığı "BARDA" filmini, izleyenlerde wardır muhakkak, 3 gün önce gördüm filmi, izlediğim gün bütün gece uyuyamadım, olabilirmi böyle bişey die ama ne yazıkki gerçek bi olaydan esinlenerek yapılmış we hala etkisindeyim, aklım mantığım hiçbi şekilde kabul edemiyo,
bu akşam araştırdım biraz we gerçekten olayı yaşayan kişilerden bi tanesinin ağzından yaşananları anlattığı bi yazı buldum, sizlerlede paylaşmak istiorum ..
nasıl bi toplumda yaşıoruz ? nereye gidioruz ? insanlık nerde ? bu sorular beni yedi bitirdi ..


1997 yılında, 18 yaşındaydım ve Ankara’da Şapka Bar’da şarkı söylüyordum. Olayın olduğu apartmana taşınalı henüz 15 gün olmuştu. Bir tarafında Cumhurbaşkanlığı Köşkü, bir tarafında Başbakanlık, diğer tarafında Dışişleri Bakanlığı Konutu ve Mesut Yılmaz’ın evi vardı.


Yani dağ başında değildik. İlk dört daire boş, diğerleri doluydu. O gün üniversiteli iki erkek arkadaşım, akşam yemeğe gelecekti. Aynı gün Mersin’den komşum, 18 yaşındaki A.T.G. bir kız arkadaşıyla Ankara’ya gelmiş ve beni arayıp "Görüşelim" demişti. Onları da yemeğe davet ettim. Beraber yemek yedik, eğlenmeye çıktık. Gece 2’de eve döndük, hemen uyuduk. Sabah 5 civarında gürültüyle uyandık. Eli silahlı, yolda yürürken korkup karşı kaldırıma geçeceğiniz korkunçlukta 7 adamla burun buruna geldik. Yüzlerinden pislik akıyordu. Sonradan öğrendiğimize göre, apartmanın üst katını tutmuşlar. Kuruyemiş dağıtımı yaptıklarını söyleyen, aslında barlardan haraç toplayan bir çetenin adamlarıymış. Ellerindeki silahları ve bıçakları gösterip,"Napıyorsunuz lan, bizden habersiz karı mı s... burada" diye bağırıyorlardı. Aslında amaçları para alıp gitmekti. Kızları görünce kalmaya karar verdiler. Hepimizi odanın duvarına dizdiler, ellerine geçirdikleriyle dövmeye başladılar. Sopayla yorulduklarında tekme atıyorlardı. Dövmekten sıkılmışlardı. "Elektrik verelim lan bunlara" demeye başladılar. Dayaklardan çığlık atacak halimiz kalmamıştı, elektriği yiyince avaz avaz bağırdık. Bu da yetmedi. İçlerinden biri elindeki bıçakla penisimi kesmek üzereyken, en gençleri ve kötünün iyisi Murat Gökgöz müdahale etti. Beni kurtardı. Yine de vücudumun her yeri bıçakla kesildi, hálá izlerini taşıyorum.

Bir yandan içiyor ve uyuşturucu alıyorlardı. İlk üç saat çığlığımız hiç dinmedi. "İmdat bizi öldürüyorlar" çığlığı attıkça, kahkaha atıp "Biz Allahız, kimse dokunamaz" diyorlardı. O kadar bağırmıştık ki, nasılsa birileri duyup polisi aramıştır, diye umutlanıyorduk. Fakat ne gelen vardı ne de giden. 17 saat boyunca kimse yardımımıza gelmeyince "Adamlar haklı, gerçekten bunlara kimse dokunamıyor herhalde" diye düşünmeye başladık. Bugün bile aklım ermiyor: O çığlıkları bir Allah’ın kulu duymadı mı? Kırık kapıdan hiç mi ses çıkmadı dışarı? Duyup, polisi aramayanları affedemiyorum.

Birkaç saat sonra erkek arkadaşlarımızdan Ş.Ş, kaçmayı başardı. Peşinden silahla gidip, herkesin ortasında onu geri getirdiler. Hatta o sırada bir nakliyat kamyonunun şoförü, eli silahlı adamı gördüğünde "Naber abi yine mi kurban kesiyorsunuz" diye gülmüş.

Hepimizi öldüresiye dövdükten sonra, 18 yaşındaki A.T.G.’yi diğer odaya götürüp tecavüz ettiler. "Bakireyim, yalvarırırm beni bırakın" diye ağladı ama dinlemediler. Sonra da kocasından yeni boşanmış ve dört yaşında bir kızı olan 23 yaşındaki N.K.’ya tecavüz ettiler. O da, "Dört yaşında kızım var, ne olur beni ona bağışlayın" diye yalvardı, dinlemediler. Kızların ikisine de 17 saat boyunca defalarca tecavüz ettiler. Yalvarmaları hálá kulaklarımda.

İçkileri bitince beni karşıdaki Tekel bayiine içki almaya yolladılar. "Polise haber verirsen kızlardan birinin kafasını uçururuz" dediler.

GÖRENLER POLİSİ ARAMADI

Dükkándakilerin her yerimin kan revan içinde olduğunu görünce polisi arayacağını düşündüm. Adam beni süzdü. "Yalvarırım polise haber ver, ne kadar para istersen veririm, senin de çocuğun vardır" dedim. Cevap "Başımı belaya sokamam" oldu. Sonradan öğrendiğime göre, olay ortaya çıktıktan sonra, polisler o adamın kırılmadık yerini bırakmamış.

Ağlayarak eve döndüm. Zorbalar, "Arabaya atıp bir yere götürüp orada mı öldürsek, yoksa öldürüp cesetleri bir yere mi taşısak" tartışması yapıyorlardı. Akşam saat 21.00’e yaklaşırken İbrahim Ural, en sessizimiz Ş.Ş’nin kafasına silah dayayıp "Yürü" dedi. Öldüreceklerini sandım "Nereye" diye sordum. Ş.Ş’yi bırakıp, "Sen gel o zaman" dedi. Apartmanın bodrumuna götürdü. "Buraya kadarmış, öldürecek" diye düşünürken bana tecavüz etti. Tekrar yukarı çıktığımızda, herkese "S... herifi" deyip beni koltuğa fırlattı.

KAÇIP POLİSE GİTTİM

Sonra yanıma oturdu, tişörtümün içinden göğüslerime doğru elini soktu. O sırada, "Bana bir duble rakı verin" diyerek herkesi şoke ettim. Bir dikişte içtim, ikincisini istedim. "Oh, oh keyiflendi bak, madem şarkıcısın bize şarkı söyle" dediler. İstedikleri türkünün iki dizesini mırıldanıp, İngilizce şarkıya geçmiş gibi yaptım. Arkadaşlarıma "I will run away, don’t afraid" (Kaçacağım, korkmayın) dedim. Kaş, göz işaretiyle "yapma" dediler. Üçüncü dubleyi istedim. Dört ve beşinci dubleleri kendim aldım. 10 dakikada beş duble içmiştim. Tecavüz edip, 17 saat dövüp rahatlamış olmalılar ki, bizimle "Memleket nere" muhabbetine geçmişlerdi. Altıncı duble için ayağa kalktığımda saat 23.00 civarıydı. Muhabbet koyulaşmıştı. Kırık kapıya iyice yanaştım, dışarı çıktım, bardağı bırakıp merdivenlerden aşağı koşmaya başladım. Caddeye çıktığımda ilk gördüğüm arabaya kendimi atıp, "Gaza bas abi, polise" dedim. Karakol 3 dakikalık mesafedeydi. Nöbet değişim saatiymiş, olması gerekenden daha fazla polis vardı. Beni kan revan içinde görünce donakaldılar. "Ne oldu sana" dediklerinde "Sabah 5’ten beri işkence görüyoruz, arkadaşlarım hálá onların elinde, silahlılar" deyince beni de arabaya atıp, çok kalabalık bir grup polisle eve gittik. Evin etrafını sardılar ve diğerlerini de kurtardılar.

Mahkeme devam ederken, bir araba önümde durdu. Daha önce hiç tanımadığım ünlü bir mafya babasının adamları beni arabaya bindirdi. Korkmuyordum çünkü başıma gelebilecek en kötü şeyler gelmişti. Daha kötüsü ne olabilirdi ki? Mafya babası babacan tavırla bir kadeh viski ikram etti. Elime bir telefon tutuşturdu. "Öldür dersen, hattın ucunda bekleyenler, size bunları yapan adamların hepsini içeride öldürecek" dedi. Bir saat düşündüm. Bize biraz daha iyi davranan Murat Gökgöz hariç hepsinin öldürülmesinden yanaydım. İkinci saatte, bana tecavüz eden İbrahim Ural, en acımasızları Murat Yıldırım ve Murat Kandemir’in öldürülmesini düşündüm.

Bir türlü karar veremiyor, ağlıyordum. Onlar karar vermem için sıkıştırıyordu. Birden bu kararı benim veremeyeceğimi, o kadar cani olamayacağımı düşündüm. Bize bunu yapanlar insan değildi ama biz insandık. Daha sonra olayı Ş.Ş’ye anlattım. İyi ki yapmadın, dedi. Sonradan öğrendiğimize göre Murat Gökgöz hariç hepsi içeride tecavüze uğramış.



ben daha fazla söylicek bişey bulamıorum
 
izlemedim filmi ama arkardaslar cok met etti en yakın zmanda izleyecegim. verdigin bilgiler için tşk .
 
yukarıda anlatılanlara insanlık adına söylenecek hiç bir söz yok
ben bu olayın medyaya yansıdığı günü çok iyihatırlıyorum
piyasada ermeni katliyamı yapıldı diye dolaşan aydınlar
bu şerf.......ler için o zamanda hiç bir şey söylememişti
hayvanlar bile bu insablardan daha onurlu
 
bazen hayat kendı kurallarını koyuyor.. tecavüzden iceri giripte kac kişi rahat kalabiliyor yasayabılıyor yada tecavuze ugramadan cezaevınde yasıyor.. hayat kendı kurallarını koyuyor

ama hala inanalısı bı olay degıl ya ne garip.. izlemek lazım filmi..
 
Gerçekten benimde tüylerim ürperdi..Hiç mi Allah korkusu yok bu insanlarda.. İnsanın kendi elleriyle parçalayası geliyo o hayvanları.. Biz dinlediğimizde çok ürperdik Allah bu olayı yaşayanlara sabır versin...
 
dildeki tüm kelimeler yetersiz kalıyor. cümle kuramıyorum. sanki beynim boşaldı yorum bile yapamıyorum. beni böyle bu konuya yorum yapamaz hale getiren, o tanımlanamayan mahlukatlara lanet etmekten başka birşey yapamıyorum.
 
ben olayın istanbulda olduğunu zannediyordum bir ara hatta haberler bile çıkmıştı bu ... söylenecek söz yok...
 
İşin en acı tarafı bu insanlıktan nasibini almamış şerefsizlerin bir gün gene dışarıya çıkacak olması.
 
Umarım asla dışarı çıkmazlar :mad:
 
olay gerçekse
çok kötü bi durum
midem bulandı
Allah belalarını versin!:mad:
 
kanım donarak okudum,
bunu yapanlar insan olamazlar,
olsa olsa mahlukattır,
daha diyecek çok söz var ama neyse,
yazıklar olsun bu olayları gören duyan ama polise haber vermeyen
sözde insan müsvettelerine
saygılarımla
 
fiLmy dha bu gece isLedim hatta 1 saat önce... oLanLarn gercek oLduunu biLerek isLedim fiLmi we choq sadistce :S

isLerken bunu yapanLar (Gercekte) insan oLamasLAr dedim ...
 
Çok değerli bir paylaşım. O günleri yaşayan bir arkadaşım aynı çizgide anlattı bana hikayeyi ama herkesin bilmesinde fayda var.

Film, ilk 20 dakikası hariç oldukça etkileyici bir biçimde anlatıyor olayı. Gerçi Serdar Akar'ın son 2 işindeki (Kurtlar Vadisi final bölümü ve bu film) mahkeme sahneleri ve adaletin aldığı kararlar birleştirildiğinde biraz problemli bir alt sınıf sterotipi yarattığını düşünüyorum ama yine de herkese öneririm.
 
75 milyonluk bir toplumda yaşadığımızı unutuyoruz. Türkiye de hep abartılıyor olaylar. Böyle bir olay kaç kere yaşanmış olabilir? Sürekli bunlar yaşanıyormuş ülkemizde gibi yansıtılıyor bazı yerlerde, herhalde Amerika da yaşanan tecavüz, gasp,işkence vs.. olaylarından haberleri yok.

Tabi ülkemizde de byle bir olay yaşanmış, bu da film yapılmış neden? sıradışı olduğu için. Yani sıradan olsa film yapılmazdı. Anlatmaya çalıştığım bazı tv ve gazete yorumcularının bu filmde konu alınan olayların sürekli yaşandığı artık sokağa çıkamayacak hale geldi toplumumuzda bunlar rutin olarak yaşanıyor gibi yorumlarından rahatsızım.

Yoksa tabi olay kendi içinde yeterince ürkünç yorum yapmaya bile gerek yok, Her toplumda sapık var. Eğer bu tip fevri olayları okuyup, izleyip dehşete kapılacaksanız yaşamaya devam edemezsiniz bence

Filmi de izleyin sizde hangi duyguları kamçılayacak, izledikten sonra kendinizi sorgulayın. Uyandırdığı tek şey şiddet. Yoksa bu filmden nasıl bir ders çıkaracağız, içinde ders alınacak bişey içeren bi film değil yönetmeninin de söylediği gibi. Ki bu olay da gerçekten yaşanmış ama bu olaydan da çıkarılacak bir ders yok. Üzülürüz, bunları yapanları parçalamak isteriz, onlardan nefret ederiz [tabiiki hakettikleri için] ama dediğim gibi şiddet uyandırmaktan başka bir işe yaramaz, normal insanlar bu filmi izleyerek nasıl da şiddete yöneliyorlar. Şiddeti şiddetle çözmeye meyil ediyorlar. Psikolojk açıdan incelenmesi gereken bir durum olduğunu düşünüyorum.

AAA nasıl da önemli bir konuya temas etmişler, hepimiz duyarlı olmalıyız bu filme gitmeliyiz diyordu bir programda sunucu.. Hangi konuda duyarlı olucaz? Kimse isteyerek sapık yetiştirmiyor ki

Gittim hiddetlendim, şiddetlendim geldim =) Bişey geçmedi elime, bişey geçmesi de gerekmezdi önemli olan uyandırdığı duygu.. Bu duyguları da belirttim işte.. İzleyin ama bu kadar takılmaya gerek yok
 
Hakket arkadaslar ya güzelim Turkiye'ye ne oluo böyle? Sokaktaki 10 insandan 6sı KRO! ve öyle insan ki bu 10 insandan 6 sı anlayamıosn ya kendini allah sanıyolar ve herseyi yapabilceklerini sanıyolar!Kim olduklarının ve nerde yasadıklarının farkında deillermi bilmiyorum ama bu gittikçe kotuye gidiyo.Buyuk ihtimalle 2-3 yıl sonra sokakta yuruyemick insanlar.Fakat nednen böyle oluyo anlamıs deilim...
 
shok geçirdim yavv :) ama ben olsam öldür derdim ardıma bakmadan insaniyet böle bişi olsa gerek...
 
Geri
Üst