YÖK'ün ÇARŞAFLI YALANI

e.gül

Banned
Katılım
25 Kas 2007
Mesajlar
29
Reaction score
0
Puanları
0
YÖK'ün Gül'e sunduğu 3 kişilik listeden skandal bir bilgi notu çıktı..
YÖK'ün, Köşk'ün onayına sunduğu 3 kişilik listede 'eşi çarşaflı' notunu düştüğü bir rektör adayı profesörün 'bekar' yaşadığı ve hiç evlenmediği tespit edildi.

Skandal olayı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Pervez Müşerref'in daveti üzerine Pakistan'a giderken açıkladı.

Gündemle ilgili gazetecilerin soruları cevaplandıran Gül, görev süresi sona erecek Erdoğan Teziç'in yerine 'özgürlükçü bir ismin' atanmasının herkesi memnun edeceğini belirtti.

Yükseköğretim sisteminde köklü değişiklik gerektiğini bildiren Gül, "Rektör seçimlerinde inanılmaz şeyler, ilginç karalamalar oluyor." dedi. Şimdiye kadar bir rektör atadığını belirten Cumhurbaşkanı, şunları söyledi:

"YÖK'ten 3 ismin bulunduğu bir dosya geldi onay için. Adaylardan biri hakkında bilgi notu vardı. 'Şucudur, bucudur. Karısı kara çarşaflıdır. Fakülteye her gün gelir, hocaları tehdit eder...' Dehşete düştüm. Rektörlüğe soyunduğuna göre olsa olsa 'eşi başörtülü birisidir' diye düşündüm. Talimat verdim. Araştırdılar, 'Adam bekâr' dediler. Bir yanlışlık vardır, belki boşanmıştır. Bir daha bakın dedim. Sonra, 'Hiç evlenmemiş' dediler. Cumhurbaşkanlığı makamına böyle bir dos-ya geliyor, düşünün."

internethaber
 
"bir dosya geliyor. düşünün..." düşünmekle yetmiyorki;
 
Yuh yani bu kadar olur. Dünya da ilk 500 bile giremeyen üniversitelerimizin halii
 
Devletini avrupaya şikayet eden biri bugün devletin en büyük kurmunun en başında ise bu duruma pek şaşırmamak gerek...

Kurumlar arasında sürtüşmelere neden olacak kişiler kurumların başkanları olursa böyle olur...

Taraf mı tarafsız mı ? Normal olarak 2 ye bölündü halkım kurumlarım akp li akp siz... Akp sizler akp li atama istemiyor bunun için elinden geleni yapıor. akp liler akp siz atama istemiyr bunun için elinden geleni yoapıyor...

Sonuç ne oluyor ? Yıpranan kurumlar...

Artık herkes ellerinin arasına kafasını alsın düşünsün ?

Nerde yanlış yapıyoruz ?
 
Devletini avrupaya şikayet eden biri bugün devletin en büyük kurmunun en başında ise bu duruma pek şaşırmamak gerek...

Kurumlar arasında sürtüşmelere neden olacak kişiler kurumların başkanları olursa böyle olur...

Taraf mı tarafsız mı ? Normal olarak 2 ye bölündü halkım kurumlarım akp li akp siz... Akp sizler akp li atama istemiyor bunun için elinden geleni yapıor. akp liler akp siz atama istemiyr bunun için elinden geleni yoapıyor...

Sonuç ne oluyor ? Yıpranan kurumlar...

Artık herkes ellerinin arasına kafasını alsın düşünsün ?

Nerde yanlış yapıyoruz ?


Ya şu Avrupa insan haklarına devleti şikayet etme palavrasını bırakın.Hakkını aramak maksadıyla bir mahkemeye baş vurmak hiçbir zaman devleti şkayet etme anlamı taşımaz.

kaldıki AİHM e mürat etmek devletin vatandaşlarına tanıdığı bir haktır.

Yani kendi ülkesi içinde hukuki yollrdan hakkını almada bir sonuç elde edememişse en son olarak AİHM e müracat ediyor.

Türk vatandaşlarının iç hukuk yolları tükendiğinde AİHM'e başvurabileceğine dair kanunun altında devletin imzası var.

geçmişte A.GÜL ün eşinin bu başvurusunu devleti şikayet etme olarak toplma lanse etmeye çalışan Tuncay ÖZKAN, bu günlerde Referandum sonucunu Avrupa insan hakları mahkemesine götüreceğini SÖYLÜYOR.

yani Hayrunnisa hanım Avrupa insan hakları mahkemesine müracaat edince bu devleti şikayet, ama Tuncay özkan gidince bu ise hakkını aramak oluyor öylemi

bırakın bu saçmalıkları kardeşim
 
:) apo' nereye gitti ? avrupa insan hakları mahkemesine ?

Avrupa insan hakları mahkemesi nedir ? Avrupa birliğinin ortak kurallarını ve çözümsüzlükleri çözen kurum mu diyelim ?

Türkiye Avrupanın neresinde ? Avrupa kim Türkiye Kim ? Avrupalı olmayan olamayan yada oldurulmak istenmeyen bir ülke nasıl avrupa insan hakları mahkemesine başvurur ?

Hadi başvurdun bu ne içindir ? Benim ülkemde hak hukuk adalet yok. Adalet yanlış işliyor. Benım ülkemde kanunsuzluk diz boyu gel buraya bir el at demek değil mi ?

Ülkemde mahkeme mi kalmamış ? Ülkemde insan hakkı korunmamak tamı da sen niye avrupaya gidiyosun ?

Bu şikayet değilde ne ? Buna saçmalık diyenler yazanlar saçmalığın danisgasını yaptıgının farkında değil mi ?

Dava nedir ? Bir araştırda gel bakalım ? Hak hukuk aramak neymiş nerde aranırmış bir bak bakalım !


Kardeşim banane Tuncay Özkandan o beni temsil mi ediyor ? Bu Yaşadığım ülkenin Cumhurbaşkanı ? Tuncay özkan la nasıl karşılaştırırsın sen ? Bu nasıl savunmak öyle ? Ki yazımda tuncay özkanla ilgili bir şey bul dişimi kırayım sana :) kardeş sen kimi nasıl koruyacağını şaşırıyorsun...


Avrupa düşmanı avrupalı dan dert yanan kişiler işine gelince Ülkemi şikayet ediyor... Sonra işine gelmeyince şikayetini geri alıyor. Bu ne tas bu ne hamam yawww



Haa madem birilerini karşılaştıracaksın. Yargılanan ceza alan yada bir şekilde zarar görmüş bir ülkücü nün avrupa insan hakları mahkemesine gittiğini göster. 80 lerde avrupa mahkemelerinden kişiler ceza evlerine girip şikayet dilekcesi almaya çalıştıysada işkence gören hiç bir ülkücü milliyetçi şikayet etmemiş. Vatanını elin gavuruna ispiyonlamamış şikayet etmemiş iç işlerine karıştırmamış...

Gül ne yapmış ? Şikayet etmemiş mi ? Vay anam vay bak sen....


Apdullah gül ilk önce kayıp trilyonun hesabını versin. İlk önce şikayeti için bu Milletten Özür dilesin ! İlk önce irticai faaliyetlerin tümüne niye şerh koyduğunu izah etsin ! sonra çıkıp diğer kurumları eleştirsin...

Kaldıkı konu ile ilgili açıklamayı tezic yaptı...

Herşeyden önce kanıt lazım ;)

Haaa bu arada sende AİHM de Modlara da beni şikayet et...

Çünkü Seni Tiiiiiii Ye alıyorum.... De haydi..... De haydiii
 
arkadaşım sen hala ucuz milliyetcilik naraları atmaya çalışıyorsun.

ben sana diyorum ki AİHM'e Türk vatandaşlarının müracaat etme hakkını bizzat devletin kendi isteği ile ve bu konudaki anlaşmaya imza atması sonucu elde etmiştir.

Türkiye 18 Mayıs 1954’te sözlesmeyi onaylamis, 28 Ocak 1987’de de bireysel basvuru hakkini tanimistir. Mahkemenin zorunlu yargi yetkisini ise 28 Ocak 1990’da kabul etmistir.

Bir kişinin AİHM 'ye müracaat edebilmesi için önce kendi ülkesinde ki tüm hukuk yollarının tükenmesi şartı aranıyor.

benim ülkemde hukuk yok mu demek çok basit bir mantık.zaten hukuki bir sorun olduğu için veya kendi ülkesinde hukuki yollradan hakkını alamadığı için müracaat ediyor.Alsa zaten etmez.

Ülkücüler neden şikayet etmiyor meselesine gelince bu beni ilgilendirmez.Ben hakkımı ararken ülkücülere veya türkücülere bakarak aramam.Sonuçta burası mahkeme.isteyen açar istemeye açmaz.

ayrıca madem AİHM e müracat etmek vatana yapılan bir saygısızlıksa bu ülkede solcusuda senin örnek verdiğin Ülkücüsüde iktidara geldiğinde bu kanunu değiştirmedi.

Ve yine mahkemelere müraccat etmek şikayet değil bir hak aramadır.Şikayetler mahkemelere değil gübenlik güçlerine yapılır
 
Tuncay özkan seni pek ilgilendiriyor heralde :) Ucuz koruma ucuz kahramanlık naraları sana ait galiba...


Heee ya apo da bu hukuk bu adalet önünde istediğini alamadı... Avrupa insan hakları mahkemesine kimler başvuruyor yada ne davaları açılmış bir bak bakayım.. Aralarında hangi tanıdıklar varmış...


Hadi bakalım 5 yıldan beri iktidar dava açanların elinde 5. yılda cumhur reisliğide onların eline geçti... Sonuç ne ?



Haaa unutmadan yazayım Avrupa da aranan Hakkın Sonucu :) öyle yaban ellerde ararsan hakkını öyle yaban ellerin adaletine hukuğuna güvenirsen :)

Neyse Başbakan cumhuru reis ona oy verenler pembe yaşamlarına geri dönsün....

Türban siyasi İslam'ın sembolü

Türban yüzünden tıp eğitimini tamamlayamayan Şahin'in itirazını reddeden mahkeme, türbanın 'toplumu böldüğü'ne vurgu yaptı....

Aralarında Türk hâkim Rıza Türmen'in de bulunduğu 17 yargıçtan oluşan AİHM Büyük Dairesi, türban davasının 55 sayfalık gerekçeli kararını açıkladı... AİHM'nin verdiği kararın, sadece Türkiye'nin özel şartları değil, genel olarak Avrupa'nın durumu da göz önünde bulundurularak alındığı ifade edildi. Türbanın siyasi sembol olduğu belirtildi... Toplumda, "bu giysiyi takmanın dini inancın bir gereği olduğunu düşünenler ve düşünmeyenler" olarak ayrım yarattığı belirtildi...

Karar oybirliğiyle alındı
AİHM Büyük Dairesi, "türbanın dinin kurallarından biri olduğu için takıldığı" savunmasına da şu karşılığı verdi: "Öncelik dinin değil devletin kurallarıdır..." Mahkemenin gerekçeli kararındaki beş maddeden üçü oybirliği, ikisi ise bire karşı 16 oyla kabul edildi. İşte, Büyük Daire'nin kararında yer alan ve gündemi değiştiren çarpıcı ifadeler:

1-Politik bir sorun
Avrupa'daki üniversitelerde de türban tartışılıyor. Ancak, Türkiye'de türban, kişisel özgürlükten çok politik anlamda sorun oluşturuyor. Toplumu geriyor...

2-Kıyafet kanunu
Herkes kıyafetini seçmekte özgürdür... Ancak, aslolan kıyafet kanunudur. Modern toplum yaratma, vatandaşları dinine göre ayırt etmemeyi öngörür.

3-Laikliğin bir gereği
Otoritelerin laikliği muhafaza etmesi için İslami başörtüsünün giyilmesini engellediği düzenlemeler, mahkeme tarafından anlaşılabilir bulunmuştur.

4-Toplumu bölüyor
Türbanlı öğrenciler toplumun diğer kesimlerinde kamplaşmalar yarattı. Özellikle "dinsizler ve inananlar" ayrımı yapılmaya başlandı. Bu çok tehlikeli...

5-Geleneksel değil
Kadınların saçlarını örtmek için kullandığı başörtüsü, saçın gözükmeyeceği şekilde boğazda bağlanan ise türbandır... Ve türban siyasi bir semboldür...



AİHM türban yasağını haklı buldu

"Türban, siyasi İslam'ın sembolü. Toplumu inananlar-inanmayanlar diye ikiye bölüyor" "Türkiye’deki aşırı siyasi hareketler, kendi dini kurallarına dayalı bir toplum için dayatıyor".

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, başörtüsü nedeniyle İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeki eğitimini tamamlayamayan Leyla Şahin'in açtığı davada son kararını verdi. Üniversite öğrencisi Leyla Şahin'in itirazını reddeden Büyük Daire, son ve kesin kararında, "türbanın dini bir sembol olduğuna, Türkiye'deki aşırı dinci kesimlerin kendi sembollerini dayattığına" hükmetti. Aralarında Türk hakim Rıza Türmen'in de bulunduğu 17 yargıçtan oluşan Büyük Daire kararını oybirliğiyle aldı. Ancak heyetteki 5 kadın yargıçtan Belçikalı Tulkens, bu yasağın din ve özgürlüğü ile öğrenim hakkı ilkelerine aykırı düştüğü görüşünü savundu.

TÜRBANIN TANIMI YAPILDI
AİHM kararı verirken, türbanın tanımını da yaptı. "Türban" ile "başörtüsü"nün birbirinden tamamen farklı iki kavram olduğuna işaret eden Büyük Daire, başörtüsünün Anadolu'da gelenekler gereği, sadece saçları örtmek takılan bir giysi olduğuna işaret etti. Türbanın ise, "sıkı ve saçın gözükmeyeceği şeklinde boğazda bağlanan İslami başörtüsü" olduğunu belirtti. AİHM, bu ayrımı yapmakla da yetinmedi ve "İslami başörtüsü, politik İslam'ın sembolü" ifadesini kayda geçirdi. "İslami başörtüsünün dinin kurallarından olduğu" savunmasına karşı, "bu görüşün, devlet eğitiminin tarafsızlığı ilkesi ile bağdaşmayacağını" belirten AİHM, türban yasağının laikliğin gereği olduğunu belirtti, "Otoritelerin laikliği muhafaza etmesi için İslami başörtüsünün giyilmesinin engellemesi anlaşılabilir bulunmuştur" dedi. Mahkeme, türban yasağının "özel yaşama saygısızlık" değil, aksine "diğerlerinin hak ve özgürlüklerine, özel yaşamına saygı" olduğunu da vurguladı.

TÜRKİYE'DE DAYATMA
"Bazı Avrupa ülkelerinde türbanla üniversiteye gidilebildiği" tezine karşılık da, Türkiye'nin özgün koşulları olduğunu belirten AİHM, "Avrupa'daki üniversitelerde de başörtüsü tartışılıyor. Ancak Türkiye, Azerbaycan ve Arnavutluk'ta başörtüsü, kişisel özgürlükten çok, politik anlamıyla sorun oluşturuyor" tesbiti yaptı. Kararda Türkiye'de aşırı siyasi hareketlerin kendi dini sembolleri ve dini kurallara dayalı bir toplum dayatma isteğinin göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulanırken, laiklik ilkesinin, Türkiye'de demokratik sistemin korunması için gerekli olduğu belirtildi, ayrıca "üniversitelerdeki türban yasağı konusundaki müdahale için Türk yasalarının meşru temelleri olduğu" vurgulandı. Türkiye'deki Anayasa Mahkemesi'nin türbanın Anayasaya aykırı olduğu yolundaki kararına atıfta bulunan Büyük Daire, şöyle dedi: "Düşünce ve din ifadesi özgürlüğü ihlal edilmemiştir. Çünkü, Türkiye'deki Anayasa Mahkemesi'nde görülen davada, demokratik değerlerin garantörü olan laiklik, özgürlük ve eşitliğin birleşme noktasıdır. Bu prensip, devleti tek bir din ve inancı tercih manifestosundan alıkoymuştur. Aynı zamanda, devleti hakem rolünde yönlendirmiştir; inanç ve din özgürlüğünü icap ettirmiştir. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi gibi, Mahkememiz de, Türkiye bağlamında, dini görev olduğu belirtilen böyle bir sembolün takılmasının, takmamayı seçenler üzerindeki etkisi de gözönünde bulundurmaktadır. Türk üniversitelerindeki öğrenciler, eğitim kurumlarının çizdiği sınırlarda dinlerini icrada özgürdür."

"TOPLUMU BÖLÜYOR"
Türban tartışmalarının özellikle üniversitelerde, 1980'den sonra yoğunlaşmaya başladığına işaret eden AİHM, türbanın öğrenciler ve toplumun diğer kesimlerinde kamplaşmalar yarattığını, toplumda "dinsizler- inananlar" ayrımının oluştuğunu vurguladı. Ayrıca, dini inancı olanlar arasında bile "bu giysiyi takmanın dini inancın gereği olduğunu düşünenler ve düşünmeyenler" olarak ayrım oluştuğu belirtildi.

ARINÇ'A YANIT GİBİ
Son günlerde iç kamuoyunda TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın "çağdaş bir kıyafet" sözleriyle tartışılan türban, AİHM Büyük Dairesi'nde "çağdaşlık" yönünden de değerlendirildi. "Herkes kıyafetini seçmekte özgürdür" diyen, sosyal, kültürel ve dinsel çeşitliliklere saygı duyulabileceğini belirten Büyük Daire, "Ancak çağdaş kıyafet, kanunu dikkate alınmalıdır. Modern toplum yaratma, tüm vatandaşları dinine göre ayırt etmemeyi öngörür" vurgusu yaptı. Büyük Daire ayrıca, "üniversitelerdeki türban yasağının, başvuruyu yapanın üniversiteye kayıt olmadan önce de var olduğu ve bu sınırlamanın başvuru sahibi tarafından bilinmesi gerektiğini" kaydetti, bu açıdan eğitim hakkının ihlal edilmediğine karar verdi. Türk anayasasındaki laiklik, demokratik değerlerin korunması, din özgürlüğü ve eşitlik ilkelerine dikkat çeken AİHM, Anayasa Mahkemesi'nin, "bu ilkeleri ve değerleri savunmak için bir kimsenin hangi dinden olduğunu açıkça göstermesine kısıtlamalar getirdiğini" belirtti. AİHM, ayrıca, Leyla Şahin'in avukatlarının, özel yaşama saygı ve ayrımcılık ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına karşı, detaylı bir savunma yapamadığına da dikkat çekti.

İtalya'da okudu
Leyla Şahin, İstanbul Tıp Fakültesi'nde başörtüsü nedeniyle disiplin cezası alınca İdare Mahkemesi'ne dava açtı, reddedilince AİHM'ye başvurdu. AİHM 4. Dairesi, Şahin'in davasını oybirliğiyle reddetti. Büyük Daire'den de dün 'ret' kararı alan Şahin, bu arada İtalya'da eğitimini tamamladı. Dışişleri Bakanı'nın eşi Hayrunisa Gül de, 1998'de fotoğrafı başörtülü olduğu için üniversiteye kaydı yapılmadığı gerekçesiyle AİHM'ye dava açtı, ancak daha sonra davayı geri çekti.

Pilot dava
İsviçreli Luzius Wildhaber (üstte) başkanlığındaki AİHM Büyük Dairesi, Yunanistan, Fransa, Slovenya, Türkiye, Belçika, Romanya, Çek Cumhuriyeti, Ukrayna, Hırvatistan, Gürcistan, San Marina, İspanya, İsviçre, Ermenistan, Hollanda ve Norveç'li yargıçlardan oluşuyor. AİHM'nin kararı, türban yasağı ile ilgili Avrupa'da bir ilk olma özelliği taşıyor. AİHM'nin Türk Yargıcı Rıza Türmen, Büyük Daire kararının 100'e yakın benzer başvuru için "pilot dava" olacağını açıklamıştı.





----------------------------------------------------------------------------------------------------------------OLAYLA İLGİLİ AÇIKLAMA----------------------

YÖK'ün rektör atamalarıyla ilgili olarak kendisine gönderdiği dosyada ''bir adayın eşinin kara çarşaflı olduğu''na dair not bulunduğu söyleyen, bunun üzerine YÖK'ten tepki alan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ''Bilgi notunun YÖK'ten geldiğini ifade etmedim'' dedi.

Pakistan'da bulunan Cumhurbaşkanı Cumhurbaşkanı Gül, rektör atamalarıyla ilgili olarak bazı gazetelerde kendisine atfen yer alan haberler üzerine Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi aracılığıyla yazılı bir açıklama yaptı.

Cumhurbaşkanı Gül'ü Pakistan'da izleyen gazetecilere dağıtılan açıklamada şöyle denildi:

"Gazetecilerle yaptığım sohbette, yürürlükteki rektör atama sürecinin sakıncalarına dikkat çekmek istedim. Adaylar hakkında ortaya asılsız iddialar atılabildiğini, hatta bunların bazılarının Cumhurbaşkanlığı makamına kadar ulaşabildiğini vurguladım. Gazetecilerle görüşmemde bir rektör adayı hakkındaki asılsız ihbar örneğini verirken, bilgi notununYÖK'ten geldiğini ifade etmedim. Bu olayın YÖK ile hiçbir bağlantısı yoktur."

Pakistan'a giderken uçakta gazetecilere açıklama yapan Cumhurbaşkanı Gül, YÖK'ün rektör atmaları ile ilgili kendisine gönderdiği dosyada, "bir adayın eşinin kara çarşaflı olduğu"na dair not bulunduğu, ancak söz konusu adayın evlenmemiş olduğunu söylemişti.

Bir gazetede yayımlanan haberde, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e atfen, "Bir rektör ataması yaptım, YÖK'ten sadece üç ismin bulunduğu bir dosya geldi. Yanında da bir ihbar notu vardı. İsimlerden biri için 'eşi kara çarşaflıdır' deniyordu. Ama adam evlenmemiş" deniliyordu.

Gül'ün "rektör" açıklamasına yanıt

Yükseköğretim Kurulu da (YÖK), bugün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün rektör atamalarına ilişkin suçlamalarına yanıt verdi ve YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, Gül'ün Osmangazi Üniversitesi rektör adaylarına ilişkin dosyada yer aldığını söylediği notun YÖK tarafından gönderilmediğini söyledi.

Kaynak


Rektör adayının "Kara çarşaf notu" ihbar mektubu çıktı
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün YÖK’ün kendisine ilettiği rektör adayları arasında ikinci sırada bulunan Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fazıl Tekin ile ilgili yaptığı açıklamalar gündeme damgasını vurdu. Cumhurbaşkanlığı kaynakları, rektör adaylarından birinin eşinin kara çarşaflı olduğuna dair hazırlanan bilgi notunun istihbarat kaynaklı olmadığını, ihbar mektubu olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Gül, rektör atamaları ile ilgili kendisine sunulan dosyada adaylardan birinin eşinin ‘kara çarşaflı’ olduğuna dair bir bilgi notu bulunduğunu açıklaması Köşk ile YÖK’ün arasını açtı. YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, iddia edilen notu kendilerinin hazırlamadığını açıklamasının ardından gözler istihbarat organlarına çevrildi.
Köşk’e yakın kaynaklar, hazırlanan bilgi notunun istihbarat kaynaklı olmadığını belirterek, “Atamalara ilişkin çok sayıda ihbar mektubu Köşk’e gelir. Kayıt altına alındığı için ihbar edilen kişinin dosyasına eklenir. Bazen adaylardan birinin tarikat bağlantısı olduğu iddia edilirken bazen de komünist olduğu iddia edilir. Ciddi bulunan ihbarlar üst yazı ile Cumhurbaşkanı’na sunulur. Ciddi bulunmayanlar ise Cumhurbaşkanı’na sunulan dosyada yer almaz. Osmangazi Üniversetesi Rektörü ile ilgili gelen bilgi notu da ihbar mektubuna dayanıyor. Ciddiye alınıp dosyaya konmasaydı böyle bir polemik de yaşanmazdıö yorumunu yaptılar.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer döneminde Köşk’e gönderilen ihbar mektubunun, dosyada bulunduğunu belirten yetkililer, mevcut rektörün görev süresi dolmadığı için dosyaya son şeklinin verilmediğini de açıkladılar.


Kaynak


ORTADA BİR YALAN BİR İFTİRA VAR İSE BU KİME AİT ?

KİM HANGİ KURUMU SUÇLUYOR ?

KİM HANGİ KURUMA ÇAMUR ATIYOR...



UMARIM BİRİLERİNİN YÜZÜ KIZARMIŞTIR!!!!!!!!!!
 
Geri
Üst