Sakın utanma Melek Ş. Senin yaşadıkların, hepimizin ayıbı... (18+)

MARCUSX

New member
HH Üyesi
Katılım
19 Ocak 2008
Mesajlar
2,051
Reaction score
0
Puanları
0
Konum
Kaf Dağının Ardı
Sakın utanma Melek Ş. Senin yaşadıkların, hepimizin ayıbı... (18+)

(Ön not: Yazının başlığındaki (18+) uyarısı; yazı cinsellik içerdiği için değil, gençlerimiz toplumsal bir ayıbımızı öğrenip, bizden utanmasınlar diye

konulmuştur.)

***

Türban açılımı, kara çarşaf açılımı, Alevi açılımı, Kürt açılımı, demokrasi açılımı...

Hepsi palavra...

İşsizlikten, yoksulluktan, çaresizlikten, ekonomik krizden bunalan bazı vatandaşlarımız, “açılım”ların en dramatik olanını hayata geçirmek zorunda kaldı.

Açılmayı bırakın, “soyunma” dönemi başladı!

Ülkemizdeki yüz binlerce hayat kadınına şu son birkaç yılda yeni yüz binler eklendi.

Sadece “vesika” almak için kuyrukta bekleyenlerin sayısı 60 bine ulaştı.

REFERANS Gazetesi’nde bir süre önce yayınlanan habere göre, halen 120 hayat kadının çalıştığı İstanbul Zürafa Sokak’taki 18 eve çalışmak için başvuran hayat kadınlarının sayısı bile 6 bini geçti...

***

Kadın yoksul, kadın çaresiz, kadın işsiz...

Evinin nafakası kesilince... Bir de bıçak kemiğe dayanınca, tek seçenek kalıyor önünde:

Para karşılığı seks köleliği yapmak...

Ne evliliğin ne namusun ne de sadakatin önemi kalıyor o saatten sonra.

Hatta bazıları, “kocalarının izniyle ve onların nezaretinde” yapıyorlar bu işi!

Tıpkı dün Bursa’da bir otomobilin arka koltuğunda, 19 yaşındaki gençle fuhuş yaparken yakalanan 28 yaşındaki Melek Ş. gibi!

37 yaşındaki kocası Ayhan Ş. ön koltukta oturuyor ve karısı hastalık kapmasın diye erkeklere prezervatif veriyor...

Hiçbir erkeğin kendisine yediremeyeceği bu alçaklığın nedenini de, kendilerini yakalayan polislere şöyle açıklıyor:

“5 yaşındaki otistik oğlumuzun tedavisi için başka çaremiz kalmamıştı...”

***

Dini ve ahlâki değerlerin pohpohlandığı bir dönemde, fuhşun bu kadar yaygınlaşması, feleğin attığı tokattır!

Ne ilginçtir ki bu tokat, kızların üniversiteye baş örtüsüyle girmelerini savunan sözde demokratların umurlarında bile değil.

Diyelim ki kızlarımızın “devlet zoruyla” başlarını açmak zorunda kalması, yürek acıtıcı...

İyi de... Yüz binlerce kadınımızın “hayat zoruyla” soyunmasının, vücutlarını satmak zorunda kalmasının hiç mi önemi yok?

Gerçek bir “sosyal devlet”, vatandaşlarının ekonomik nedenle bu hale düşmesine seyirci kalır mı?

Kocaların, karılarını satacak kadar alçalmasına, onursuzlaşmasına neden olur mu?

***

Hani birileri, her fırsatta tabuları yıkmaktan söz ediyor ya...

Asıl tabu bu!

Ekonomisi çöken, işsizlik oranı artan her ülkede tırmanan bu insanlık ayıbı, ne kadar görmezden gelmeye çalışsak da en büyük “toplumsal tabu”muzdur...

Gelin konuşmaktan, yazmaktan, tartışmaktan çekinmeyelim.

Başlarını örtenlerin özgürlüğünü savunurken, ekonomik nedenlerle vücutlarını satmak zorunda kalanların, insan olmaktan kaynaklanan haklarını atlamayalım!

*****

GÜNÜN SORUSU

Uyuşturucu çetesine yardım suçundan tutuklanan Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan’ın adliyeye gelip teslim olmasını gizli kamerayla görüntüleyen bir kişi polis tarafından yakalanmış...

Bu adamı oraya kim, neden gönderdi?


*****

İkinci AKM de yıkılıyor!

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İstanbul’dan sonra Ankara’daki Atatürk Kültür Merkezi’ni de yıkacaklarını, yerine Türkiye Uygarlıklar Müzesi’ni kuracaklarını açıklamış...

Çünkü bu bina çok çirkin ve estetikten yoksunmuş!

***


Eskimiş, kaba-saba binalar elbette yıkılabilir. Ama...

Gerek İstanbul’daki, gerekse Ankara’daki AKM’ler için, yapıldıkları yıllarda “mimari yarışmalar” düzenlendi. Hatta Atatürk’ün doğumunun 100’üncü yılı nedeniyle yaptırılan Ankara’daki AKM için “özel kanun” bile çıkartıldı.

Ekonomik kriz nedeniyle emeklilerin maaşlarına komik zamların yapıldığı, iktidarın sağlık harcamalarında vatandaşın ödediği katkı payını bile artırdığı bir dönemde, sırf Bakan Bey beğenmiyor diye, bu iki dev binanın yıkılmasını gerçekten anlayamıyorum.

Yıkımların nedeninin, binaların isminden kaynaklandığına ise... İhtimal bile vermek istemiyorum.

Ama yeni yapılacak binaya aynı ismin değil de, “Türkiye Uygarlıklar Müzesi” adının verilmesinin gerekçesini de bulamıyorum.

KAYNAK: http://haber.gazetevatan.com/haberd...26.09.2009&Newsid=261182&Categoryid=4&wid=102
 
Geri
Üst