İstiklal Savaşı'nın çilekeş şairi Mehmet Akif Ersoy'a vefatının yıldönümünde anılıyor
Âkif için bugün birçok etkinlik gerçekleştirilecek ve son günlerini geçirdiği Mısır Apartmanı'na yıllar sonra plaket yerleştirilecek.
"Çıplak bir tabut geldi. 'Bir fukara cenazesi olmalı' dedim. O anda Emin Efendi Lokantası'nın sahibi Mahir Usta, elinde bir bayrakla cenazeye koştu. Sebebini anlamadım. Yine o anda yüzlerce genç peyda oldu. Üniversitenin büyük sancağına çıplak tabutu sardılar. Ellerimi yüzüme kapadım. Cenazeyi tanımıştım. Al sancakla siyah Kâbe örtüsüne sarılan tabut, üniversite gençlerinin bir ürperme manzarası alan elleri üstünde gidiyordu." Mithat Cemal Kuntay, bundan 71 yıl önce, 27 Aralık 1936'da vefat eden Mehmet Âkif Ersoy'un cenaze merasimini böyle anlatıyor. Resminin arkasına "Rahmetle anılmak, ebediyet budur amma / Sessiz yaşadım kim beni nereden bilecektir." diye yazan Âkif, sessiz yaşasa da, vefatı gazetelerde birkaç satırlık alelade bir haber olarak yayınlansa da unutulmadı. Çok sevdiği milleti, cenazesini hiçbir resmî düzenleme olmadan sahiplendiği İstiklal Marşı şairini yetmiş küsür yıl sonra hâlâ rahmetle anıyor; Safahat hâlâ en çok satan kitapların başlarında yer alıyor. Âkif, anma toplantılarına, sempozyumlara, konferanslara konu oluyor.
Mehmet Âkif Ersoy, vefatının 71. yılı dolayısıyla bugün Beyoğlu Belediyesi ve Türkiye Yazarlar Birliği'nin düzenlediği iki ayrı etkinlikle anılacak. Mehmet Âkif için ilk tören, hastalığı sırasında son günlerini geçirdiği İstiklal Caddesi'ndeki Mısır Apartmanı önünde yapılacak ve bina girişine Âkif'in burada yaşadığını anlatan bir plaket yerleştirilecek. İstiklal Caddesi'nin kalabalığında gözden kaybolan Mısır Apartmanı, bu sayede bir alamet kazanacak. Geçtiğimiz nisan ayında Mehmet Âkif Ersoy'un Mısır'ın başkenti Kahire'de kaldığı Hilvan semtindeki evi ziyaret eden İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, "Milli şair M. Âkif Ersoy'un Kahire'de kaldığı evi yaşatmak Türk milletinin borcudur." demişti. Bu sözler akla "Ülke sınırları içerisindeki Mısır Apartmanı neden müze olmasın?" sorusunu akla düşürüyor. Bugün saat 15.00'te Mısır Apartmanı'nda başlayacak törene Türkiye Yazarlar Birliği Şeref Başkanı Mehmet Doğan ile Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan konuşmacı olarak katılacak. 19.30'da yine D. Mehmet Doğan tarafından Muammer Karaca Tiyatrosu'nda konferans verilecek. Program boyunca Âkif'in şiirleri Atilla Yiğit tarafından piyano eşliğinde seslendirilecek.
Ankara'da Âkif için bilgi şöleni
Mehmet Âkif, Ankara'da ise İstiklâl Marşı'nı kaleme aldığı Taceddin Dergâhı'nda saat 10.00'da başlayacak bir törenle anılacak. Âkif için düzenlenen etkinlikler bunlarla sınırlı değil tabii. Hafta sonunda da Ankara'da "Mehmet Âkif, Dönemi ve Çevresi Bilgi Şöleni" gerçekleşecek. Geçen sene ilki yapılan Mehmet Âkif Bilgi Şöleni'nin ikincisinde 23 ilim ve fikir adamı bildiri sunacak. İlim Yayma Cemiyeti Ankara Şubesi ve Türkiye Yazarlar Birliği'nin düzenlediği bilgi şöleni, 29-30 Aralık günlerinde Odalar Birliği Salonu'nda yapılacak. Açılışı cumartesi sabahı 10.00'da gerçekleşecek bilgi şölenine M. Çetin Baydar, Ali Birinci, S. Hayri Bolay, Mustafa Can, Berat Demirci, D. Mehmet Doğan, İhsan Işık, Mustafa Kara, Turan Karataş, Mustafa Özçelik, Nazif Öztürk, Kâzım Ürün ve Kâmil Yeşil gibi yazar ve akademisyenler katılıyor. Toplantıda sunulan tebliğler kitap halinde yayınlanacak.
Zaman'dan Âkif sergisi
Mehmet Âkif Ersoy'un vefatının 71. yıldönümünde Zaman Gazetesi'nin merkez binasında da bir Mehmet Âkif sergisi açıldı. Sergide şairin Zaman Kitap Editörü Yusuf Çağlar'ın arşivinde bulunan ve Ispartalı Hakkı'ya hitaben yazdığı hiç yayınlanmamış mektupları, Safahat'ın eski yazı ile yedi kitap halinde basılmış ilk nüshaları, Sebilürreşad dergileri, Âkif hakkında yayınlanmış kitaplar, kızı Cemile Doğrul'a ait resmî evraklar, hatıra paraları, tarihî fotoğraflar yer alıyor. Sergi, belgeler eşliğinde Akif'in dünyasına kapı aralıyor.
ZAMAN
kaynak:http://www.samanyoluhaber.com/haber-85042.html
Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun..
Âkif için bugün birçok etkinlik gerçekleştirilecek ve son günlerini geçirdiği Mısır Apartmanı'na yıllar sonra plaket yerleştirilecek.
"Çıplak bir tabut geldi. 'Bir fukara cenazesi olmalı' dedim. O anda Emin Efendi Lokantası'nın sahibi Mahir Usta, elinde bir bayrakla cenazeye koştu. Sebebini anlamadım. Yine o anda yüzlerce genç peyda oldu. Üniversitenin büyük sancağına çıplak tabutu sardılar. Ellerimi yüzüme kapadım. Cenazeyi tanımıştım. Al sancakla siyah Kâbe örtüsüne sarılan tabut, üniversite gençlerinin bir ürperme manzarası alan elleri üstünde gidiyordu." Mithat Cemal Kuntay, bundan 71 yıl önce, 27 Aralık 1936'da vefat eden Mehmet Âkif Ersoy'un cenaze merasimini böyle anlatıyor. Resminin arkasına "Rahmetle anılmak, ebediyet budur amma / Sessiz yaşadım kim beni nereden bilecektir." diye yazan Âkif, sessiz yaşasa da, vefatı gazetelerde birkaç satırlık alelade bir haber olarak yayınlansa da unutulmadı. Çok sevdiği milleti, cenazesini hiçbir resmî düzenleme olmadan sahiplendiği İstiklal Marşı şairini yetmiş küsür yıl sonra hâlâ rahmetle anıyor; Safahat hâlâ en çok satan kitapların başlarında yer alıyor. Âkif, anma toplantılarına, sempozyumlara, konferanslara konu oluyor.
Mehmet Âkif Ersoy, vefatının 71. yılı dolayısıyla bugün Beyoğlu Belediyesi ve Türkiye Yazarlar Birliği'nin düzenlediği iki ayrı etkinlikle anılacak. Mehmet Âkif için ilk tören, hastalığı sırasında son günlerini geçirdiği İstiklal Caddesi'ndeki Mısır Apartmanı önünde yapılacak ve bina girişine Âkif'in burada yaşadığını anlatan bir plaket yerleştirilecek. İstiklal Caddesi'nin kalabalığında gözden kaybolan Mısır Apartmanı, bu sayede bir alamet kazanacak. Geçtiğimiz nisan ayında Mehmet Âkif Ersoy'un Mısır'ın başkenti Kahire'de kaldığı Hilvan semtindeki evi ziyaret eden İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, "Milli şair M. Âkif Ersoy'un Kahire'de kaldığı evi yaşatmak Türk milletinin borcudur." demişti. Bu sözler akla "Ülke sınırları içerisindeki Mısır Apartmanı neden müze olmasın?" sorusunu akla düşürüyor. Bugün saat 15.00'te Mısır Apartmanı'nda başlayacak törene Türkiye Yazarlar Birliği Şeref Başkanı Mehmet Doğan ile Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan konuşmacı olarak katılacak. 19.30'da yine D. Mehmet Doğan tarafından Muammer Karaca Tiyatrosu'nda konferans verilecek. Program boyunca Âkif'in şiirleri Atilla Yiğit tarafından piyano eşliğinde seslendirilecek.
Ankara'da Âkif için bilgi şöleni
Mehmet Âkif, Ankara'da ise İstiklâl Marşı'nı kaleme aldığı Taceddin Dergâhı'nda saat 10.00'da başlayacak bir törenle anılacak. Âkif için düzenlenen etkinlikler bunlarla sınırlı değil tabii. Hafta sonunda da Ankara'da "Mehmet Âkif, Dönemi ve Çevresi Bilgi Şöleni" gerçekleşecek. Geçen sene ilki yapılan Mehmet Âkif Bilgi Şöleni'nin ikincisinde 23 ilim ve fikir adamı bildiri sunacak. İlim Yayma Cemiyeti Ankara Şubesi ve Türkiye Yazarlar Birliği'nin düzenlediği bilgi şöleni, 29-30 Aralık günlerinde Odalar Birliği Salonu'nda yapılacak. Açılışı cumartesi sabahı 10.00'da gerçekleşecek bilgi şölenine M. Çetin Baydar, Ali Birinci, S. Hayri Bolay, Mustafa Can, Berat Demirci, D. Mehmet Doğan, İhsan Işık, Mustafa Kara, Turan Karataş, Mustafa Özçelik, Nazif Öztürk, Kâzım Ürün ve Kâmil Yeşil gibi yazar ve akademisyenler katılıyor. Toplantıda sunulan tebliğler kitap halinde yayınlanacak.
Zaman'dan Âkif sergisi
Mehmet Âkif Ersoy'un vefatının 71. yıldönümünde Zaman Gazetesi'nin merkez binasında da bir Mehmet Âkif sergisi açıldı. Sergide şairin Zaman Kitap Editörü Yusuf Çağlar'ın arşivinde bulunan ve Ispartalı Hakkı'ya hitaben yazdığı hiç yayınlanmamış mektupları, Safahat'ın eski yazı ile yedi kitap halinde basılmış ilk nüshaları, Sebilürreşad dergileri, Âkif hakkında yayınlanmış kitaplar, kızı Cemile Doğrul'a ait resmî evraklar, hatıra paraları, tarihî fotoğraflar yer alıyor. Sergi, belgeler eşliğinde Akif'in dünyasına kapı aralıyor.
ZAMAN
kaynak:http://www.samanyoluhaber.com/haber-85042.html
Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun..
Süleymaniye Kürsüsünden
Bir de İstanbul'a geldim ki: bütün çarşı, pazar
Naradan çalkanıyor, öyle ya... Hürriyet var!
Galeyan geldi mi, mantık savuşurmuş... doğru:
Vardı aklından o gün her kimi gördümse zoru.
Kimse farkında değil, anlaşılan, yaptığının;
Kafalar tütsülü hülya ile, gözler kızgın;
Sanki zincirdekiler hep boşanır zincirden,
Yıkıvermiş de tımarhaneyi çıkmış birden!
Zurnalar şehr ahalisini takmış peşine;
Yedisinden tutarak ta dayanın yetmişine!
Eli bayraklı alaylar yürüyor dört keçeli,
En ağır başlısının bir zili eksik, belli!
Ötüyor her taşın üstünde birer dilli düdük.
Dinliyor kaplamış etrafını yüzlerce hödük!
Kim ne söylerse, hemen el vurup alkışlayacak
-Yaşasın
-Kim yaşasın?
-Ömrü olan.
Şak! Şak! Şak!
Ne devairde hükümet, ne ahalide bir iş!
Ne sanayi, ne maarif, ne alış var, ne veriş.
Çamlıbel sanki şehir, zabıta yok, rabıta yok;
Aksa kan sel gibi, dindirecek vasıta yok.
'Zevk-i hürriyeti onlar daha çok anlamalı'
Diye mekteblilerin mektebi tekmil kapalı!
İlmi tazyik ile ta'lim, o da istibdad
Haydi öyleyse çocuklar, ebediyyen azad.
Nutka gelmiş öte dursun hocalar bir yandan...
Sahneden sahneye koşmakta bütün şakirdan.
Kör çıban neşterin altında nasıl patlarsa,
Hep ağızlar deşilip, kimde ne cevher varsa,
Saçıyor ortaya, ister temiz, ister kirli;
Kalmıyor kimseciğin muzmeri artık gizli.
Dalkavuk devri değil, eski kasaid yerine
Üdebanız ana-avrat sövüyor birbirine.
Türlü adlarla çıkan namütenahi gazete,
Ayrılık tohumunu bol bol atıyor memlekete.
İt yetiştirmek için toprağı gayet münbit
Bularak fuhş ekiyor salma gezen bir sürü it
Yürüyor dine beş on maskara, alkışlanıyor,
Nesl-i hazır bunu hürriyet-i vicdan sanıyor.
Kadın erkek koşuyor borc ederek Avrupa'ya...
Sapa düşmekte bizim şıklara, zannım Asya.
Hakka tevfiz ile üç dane yetişmiş kızını,
Taşıyanlar bile varmış, buradan baldızını...
Analık ilmi için Paris'e, yüksünmeyerek...
Yük ağır, ecri de nisbetle azim olsa gerek.
Mehmet Akif Ersoy
Bir de İstanbul'a geldim ki: bütün çarşı, pazar
Naradan çalkanıyor, öyle ya... Hürriyet var!
Galeyan geldi mi, mantık savuşurmuş... doğru:
Vardı aklından o gün her kimi gördümse zoru.
Kimse farkında değil, anlaşılan, yaptığının;
Kafalar tütsülü hülya ile, gözler kızgın;
Sanki zincirdekiler hep boşanır zincirden,
Yıkıvermiş de tımarhaneyi çıkmış birden!
Zurnalar şehr ahalisini takmış peşine;
Yedisinden tutarak ta dayanın yetmişine!
Eli bayraklı alaylar yürüyor dört keçeli,
En ağır başlısının bir zili eksik, belli!
Ötüyor her taşın üstünde birer dilli düdük.
Dinliyor kaplamış etrafını yüzlerce hödük!
Kim ne söylerse, hemen el vurup alkışlayacak
-Yaşasın
-Kim yaşasın?
-Ömrü olan.
Şak! Şak! Şak!
Ne devairde hükümet, ne ahalide bir iş!
Ne sanayi, ne maarif, ne alış var, ne veriş.
Çamlıbel sanki şehir, zabıta yok, rabıta yok;
Aksa kan sel gibi, dindirecek vasıta yok.
'Zevk-i hürriyeti onlar daha çok anlamalı'
Diye mekteblilerin mektebi tekmil kapalı!
İlmi tazyik ile ta'lim, o da istibdad
Haydi öyleyse çocuklar, ebediyyen azad.
Nutka gelmiş öte dursun hocalar bir yandan...
Sahneden sahneye koşmakta bütün şakirdan.
Kör çıban neşterin altında nasıl patlarsa,
Hep ağızlar deşilip, kimde ne cevher varsa,
Saçıyor ortaya, ister temiz, ister kirli;
Kalmıyor kimseciğin muzmeri artık gizli.
Dalkavuk devri değil, eski kasaid yerine
Üdebanız ana-avrat sövüyor birbirine.
Türlü adlarla çıkan namütenahi gazete,
Ayrılık tohumunu bol bol atıyor memlekete.
İt yetiştirmek için toprağı gayet münbit
Bularak fuhş ekiyor salma gezen bir sürü it
Yürüyor dine beş on maskara, alkışlanıyor,
Nesl-i hazır bunu hürriyet-i vicdan sanıyor.
Kadın erkek koşuyor borc ederek Avrupa'ya...
Sapa düşmekte bizim şıklara, zannım Asya.
Hakka tevfiz ile üç dane yetişmiş kızını,
Taşıyanlar bile varmış, buradan baldızını...
Analık ilmi için Paris'e, yüksünmeyerek...
Yük ağır, ecri de nisbetle azim olsa gerek.
Mehmet Akif Ersoy