Mehmet Akif 'i anıyoruz..

türk ocağı

serdengeçti
HH Üyesi
Katılım
9 Kas 2006
Mesajlar
1,813
Reaction score
0
Puanları
0
Konum
Taceddin Dergahı
İstiklal Savaşı'nın çilekeş şairi Mehmet Akif Ersoy'a vefatının yıldönümünde anılıyor

sair2.jpg


Âkif için bugün birçok etkinlik gerçekleştirilecek ve son günlerini geçirdiği Mısır Apartmanı'na yıllar sonra plaket yerleştirilecek.


"Çıplak bir tabut geldi. 'Bir fukara cenazesi olmalı' dedim. O anda Emin Efendi Lokantası'nın sahibi Mahir Usta, elinde bir bayrakla cenazeye koştu. Sebebini anlamadım. Yine o anda yüzlerce genç peyda oldu. Üniversitenin büyük sancağına çıplak tabutu sardılar. Ellerimi yüzüme kapadım. Cenazeyi tanımıştım. Al sancakla siyah Kâbe örtüsüne sarılan tabut, üniversite gençlerinin bir ürperme manzarası alan elleri üstünde gidiyordu." Mithat Cemal Kuntay, bundan 71 yıl önce, 27 Aralık 1936'da vefat eden Mehmet Âkif Ersoy'un cenaze merasimini böyle anlatıyor. Resminin arkasına "Rahmetle anılmak, ebediyet budur amma / Sessiz yaşadım kim beni nereden bilecektir." diye yazan Âkif, sessiz yaşasa da, vefatı gazetelerde birkaç satırlık alelade bir haber olarak yayınlansa da unutulmadı. Çok sevdiği milleti, cenazesini hiçbir resmî düzenleme olmadan sahiplendiği İstiklal Marşı şairini yetmiş küsür yıl sonra hâlâ rahmetle anıyor; Safahat hâlâ en çok satan kitapların başlarında yer alıyor. Âkif, anma toplantılarına, sempozyumlara, konferanslara konu oluyor.

Mehmet Âkif Ersoy, vefatının 71. yılı dolayısıyla bugün Beyoğlu Belediyesi ve Türkiye Yazarlar Birliği'nin düzenlediği iki ayrı etkinlikle anılacak. Mehmet Âkif için ilk tören, hastalığı sırasında son günlerini geçirdiği İstiklal Caddesi'ndeki Mısır Apartmanı önünde yapılacak ve bina girişine Âkif'in burada yaşadığını anlatan bir plaket yerleştirilecek. İstiklal Caddesi'nin kalabalığında gözden kaybolan Mısır Apartmanı, bu sayede bir alamet kazanacak. Geçtiğimiz nisan ayında Mehmet Âkif Ersoy'un Mısır'ın başkenti Kahire'de kaldığı Hilvan semtindeki evi ziyaret eden İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, "Milli şair M. Âkif Ersoy'un Kahire'de kaldığı evi yaşatmak Türk milletinin borcudur." demişti. Bu sözler akla "Ülke sınırları içerisindeki Mısır Apartmanı neden müze olmasın?" sorusunu akla düşürüyor. Bugün saat 15.00'te Mısır Apartmanı'nda başlayacak törene Türkiye Yazarlar Birliği Şeref Başkanı Mehmet Doğan ile Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan konuşmacı olarak katılacak. 19.30'da yine D. Mehmet Doğan tarafından Muammer Karaca Tiyatrosu'nda konferans verilecek. Program boyunca Âkif'in şiirleri Atilla Yiğit tarafından piyano eşliğinde seslendirilecek.

Ankara'da Âkif için bilgi şöleni

Mehmet Âkif, Ankara'da ise İstiklâl Marşı'nı kaleme aldığı Taceddin Dergâhı'nda saat 10.00'da başlayacak bir törenle anılacak. Âkif için düzenlenen etkinlikler bunlarla sınırlı değil tabii. Hafta sonunda da Ankara'da "Mehmet Âkif, Dönemi ve Çevresi Bilgi Şöleni" gerçekleşecek. Geçen sene ilki yapılan Mehmet Âkif Bilgi Şöleni'nin ikincisinde 23 ilim ve fikir adamı bildiri sunacak. İlim Yayma Cemiyeti Ankara Şubesi ve Türkiye Yazarlar Birliği'nin düzenlediği bilgi şöleni, 29-30 Aralık günlerinde Odalar Birliği Salonu'nda yapılacak. Açılışı cumartesi sabahı 10.00'da gerçekleşecek bilgi şölenine M. Çetin Baydar, Ali Birinci, S. Hayri Bolay, Mustafa Can, Berat Demirci, D. Mehmet Doğan, İhsan Işık, Mustafa Kara, Turan Karataş, Mustafa Özçelik, Nazif Öztürk, Kâzım Ürün ve Kâmil Yeşil gibi yazar ve akademisyenler katılıyor. Toplantıda sunulan tebliğler kitap halinde yayınlanacak.

Zaman'dan Âkif sergisi

Mehmet Âkif Ersoy'un vefatının 71. yıldönümünde Zaman Gazetesi'nin merkez binasında da bir Mehmet Âkif sergisi açıldı. Sergide şairin Zaman Kitap Editörü Yusuf Çağlar'ın arşivinde bulunan ve Ispartalı Hakkı'ya hitaben yazdığı hiç yayınlanmamış mektupları, Safahat'ın eski yazı ile yedi kitap halinde basılmış ilk nüshaları, Sebilürreşad dergileri, Âkif hakkında yayınlanmış kitaplar, kızı Cemile Doğrul'a ait resmî evraklar, hatıra paraları, tarihî fotoğraflar yer alıyor. Sergi, belgeler eşliğinde Akif'in dünyasına kapı aralıyor.

ZAMAN

kaynak:http://www.samanyoluhaber.com/haber-85042.html

Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun..

Süleymaniye Kürsüsünden

Bir de İstanbul'a geldim ki: bütün çarşı, pazar
Naradan çalkanıyor, öyle ya... Hürriyet var!

Galeyan geldi mi, mantık savuşurmuş... doğru:
Vardı aklından o gün her kimi gördümse zoru.

Kimse farkında değil, anlaşılan, yaptığının;
Kafalar tütsülü hülya ile, gözler kızgın;

Sanki zincirdekiler hep boşanır zincirden,
Yıkıvermiş de tımarhaneyi çıkmış birden!

Zurnalar şehr ahalisini takmış peşine;
Yedisinden tutarak ta dayanın yetmişine!

Eli bayraklı alaylar yürüyor dört keçeli,
En ağır başlısının bir zili eksik, belli!

Ötüyor her taşın üstünde birer dilli düdük.
Dinliyor kaplamış etrafını yüzlerce hödük!

Kim ne söylerse, hemen el vurup alkışlayacak
-Yaşasın
-Kim yaşasın?
-Ömrü olan.
Şak! Şak! Şak!

Ne devairde hükümet, ne ahalide bir iş!
Ne sanayi, ne maarif, ne alış var, ne veriş.

Çamlıbel sanki şehir, zabıta yok, rabıta yok;
Aksa kan sel gibi, dindirecek vasıta yok.

'Zevk-i hürriyeti onlar daha çok anlamalı'
Diye mekteblilerin mektebi tekmil kapalı!

İlmi tazyik ile ta'lim, o da istibdad
Haydi öyleyse çocuklar, ebediyyen azad.

Nutka gelmiş öte dursun hocalar bir yandan...
Sahneden sahneye koşmakta bütün şakirdan.

Kör çıban neşterin altında nasıl patlarsa,
Hep ağızlar deşilip, kimde ne cevher varsa,

Saçıyor ortaya, ister temiz, ister kirli;
Kalmıyor kimseciğin muzmeri artık gizli.

Dalkavuk devri değil, eski kasaid yerine
Üdebanız ana-avrat sövüyor birbirine.

Türlü adlarla çıkan namütenahi gazete,
Ayrılık tohumunu bol bol atıyor memlekete.

İt yetiştirmek için toprağı gayet münbit
Bularak fuhş ekiyor salma gezen bir sürü it

Yürüyor dine beş on maskara, alkışlanıyor,
Nesl-i hazır bunu hürriyet-i vicdan sanıyor.

Kadın erkek koşuyor borc ederek Avrupa'ya...
Sapa düşmekte bizim şıklara, zannım Asya.

Hakka tevfiz ile üç dane yetişmiş kızını,
Taşıyanlar bile varmış, buradan baldızını...

Analık ilmi için Paris'e, yüksünmeyerek...
Yük ağır, ecri de nisbetle azim olsa gerek.

Mehmet Akif Ersoy​
 
Allah mekanını cennet eylesin İnşaallah.
 
Nur İçinde Yatsın...
 
Nur İçinde Yatsın..
 
Adam gibi adamdı.....
 
mekanı cennet toprağı bol olsun saygıyla anıyoruz...
 
allah cennetini bu değerli kulu için mekan eyler inşallah.
 
Allah mekanını Cennet eylesin
büyük üstad dı.Sadece İstiklal Marşı şairi anılması yetmez..
 
Mehmed Akif, bu milletin manevî mimarıdır!

Müceddit, yenileyici demektir.
Ebû Dâvud'daki bir hadis-i şerifte mealen buyruluyor ki; "Her hicri asırda bir müceddit gönderilecek. Bu müceddit, dinin mevcut hakikatlerini yeniden izah edecektir."
Yani Müslüman, yaşadığı asırda İslamiyet'i nasıl anlayacak ve nasıl yaşayacak? Bediüzzaman Said Nursi, Kastamonu Lahikası'nda diyor ki: "Bu zaman hem iman ve din için hem hayat-ı içtimaiye ve şeriat için, hem hukuk-u amme ve siyaset-i İslamiye için gayet ehemmiyetli birer müceddit ister. Fakat en ehemmiyetlisi hakaik-i imaniyeyi muhafaza noktasında tecdid vazifesi, en mukaddes, en büyüğüdür. Şeriat ve hakikat-i içtimaiye ve siyasiye daireleri ona nispeten ikinci, üçüncü, dördüncü derecede kalıyor."
1882'den 1979'a kadarki hicri 14. asırdaki insanları ve olayları incelediğimizde görürüz ki, beş yüz senede olmayan işler bir yüz yılda gerçekleşmiş.

İslam tarihine dikkatle bakarsak, halifelerin, sultanların, padişahların ve vezirlerin mağlubiyeti, galibiyeti vardır; ulemanın mağlubiyeti yoktur.

Bu sebeple yıkılan her İslam devletinin sonunda Allah, güçlü alimler göndermiştir ki, yenisi kurulsun diye...

Selçukluların son zamanında Mevlânâ Celaleddin-i Rûmi, Yunus Emre, İmam Nevevi, Ahmet Yesevi gibi pek çok edip ve ulemayı gönderen Allah, Osmanlıların temelini onlarla atmış; Osmanlı, ilimle ahlakla yükselmiştir. Hatta Gazali'den Şeyh Sadi Şirazi'ye kadar hizmet çizgisi uzanırken, Hacı Bayram Veli, Hacı Bektaş Veli ve fukaha Osmanlı'nın manevi mimarları olmuştur.

Aynı durumu Türkiye'nin başlangıç yıllarında da görüyoruz. Tefsirde Elmalılı Hamdi Yazır, hadiste Ahmed Naim, tasavvufta Abdülhakim Arvasi, Süleyman Hilmi Tunahan, edebiyatta da Mehmed Akif Ersoy...

Lozan Antlaşması'yla İslamiyet'ten uzaklaştırılan Müslümanları, bunlar tekrar İslam'la bütünleştirme gibi bir vazife yüklenmişler ve başarmışlardır.

Öyleyse Akif'i, Türkiye Cumhuriyeti'nin manevi mimarlarından saymak gerekir. O, kâinat çapında bir yükü yüklenmişti. O, kendi sahasında Müslümanları manen tedavi etmişti.

O, müfessirdir, muhaddistir, ediptir. İslamiyet'i en güzel şekilde yaşayıp Müslümanlara örnek olmuştur. Cemal Kutay'ın yazdığı Mehmet Akif isimli kitapta, Akif'in Fransızcayı çok iyi bildiği yazılıdır. Bir insanda bu kadar meziyetleri toplayan Allah, o insanı yirminci asır arenasına bir savaşçı olarak çıkarmıştır. Çünkü ahirzaman harpleri harflerle olacaktır. Safahat'ı anlayan İslamiyet'i de anlar. Safahat'ı anlayan Sahih-i Buhari'yi de anlar. Elmalılı'nın tefsirini de anlar. Safahat, edebiyat yönünden de bizi tarihe, geçmişteki kültürümüze bağlar.

Bunca zamandır uyudun, kanmadın

Çekmediğin kalmadı, uslanmadın

Çiğnediler yurdunu baştan başa

Sen yine bir kere kımıldanmadın!

Dehşet-i maziyi getir yâdına

Kimse yetişmez yarın imdadına

Merhametin yok diyelim nefsine

Merhamet etmez misin evladına?

Doğru mudur ye's ile olmak tebah?

Yok mu gelip gayretle bir intibah?

Beklediğin subh-i kıyamet midir?

Gün batıyor sen arıyorsun sabah!

Bir baytarın müfessir olması... Akif'in hayatında en çok dikkatimi çeken budur..

Edebiyat Müslümanların dertleriyle uğraşmıyordu. Sanat adına sanat ortaya koyuyordu. Akif ise sanatını İslamî yolda kullandı.

Bana edebiyat doktorluğu verdiler. "Gel burada edebiyat dersleri okut" dediler. Ben oralara gitseydim, Akif'in Safahat'ından ders yapacaktım... Fakat gitmek nasip olmadı. Bugün yapabildiğim Safahat'ı okumak... Birçoğu da ezberimdedir.

Hekimoğlu İsmail
 
şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar...
o, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar,

yaralanmış temiz alnından uzanmış yatıyor;
bir hilal uğruna ya rab, ne güneşler batıyor!

ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhid'i...
bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi...

sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın.

herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...
seni ancak ebediyyetler eder istiab.

"bu, taşındır" diyerek kabe'yi diksem başına;
ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle,
kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;

mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
yedi kandilli süreyya’yı uzatsam oradan;

sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,

türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;

tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.

sen ki, son ehl i salibin kırarak savletini,
şarkın en sevgili sultanı salahaddin'i,

kılıç arslan gibi iclaline ettin hayran...
sen ki islam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

o demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;

sen ki; asara gömülsen taşacaksın... heyhat,
sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...

ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
sana ağuşunu açmış duruyor peygamber.
M.Akif Ersoy
ALLAH rahmet eylesinnn diyorum o bir ustad..............................................
 
Allah rahmet etsin. Mehmet Akif nadide bir kişilik.Allah bu ülkeye istiklal marşını bir daha yazdırmasın demişti.Amin diyor bir fatiha gönderiyorum ruhuna.El FAtiha
 
Geri
Üst