Artık evlerimizin bir köşesinde saklı duran, deri kaplı, kahverengi fotoğraf albümlerini çıkarmanın vakti geldi. Küçük bir gezinti yapacağız, çocukluk anıları içerisinde, lunaparka gideceğiz =)
Ne de olsa en ışıklı, en gürültülü, en heyecanlı, en gerçekdışı zamanlarımız orada geçti. Birer kral, birer prenses olarak attık ilk adımlarımızı lunaparktan içeri. İlk arabamız bizi orada bekliyordu. Balerinin eteklerinde dans ettik. Dönme dolabın en tepesine çıktığımızda koca kenti belki ilk defa bu kadar yukarıdan gördük. Gondolla denizler, atlıkarıncayla dağlar aştık. Trene de ilk kez lunaparkta bindi çoğumuz, uçağa da. O yaşlarda bilmiyorduk, annemizin babamızın da düşler sandığında atlıkarıncaların gezdiğini. O yüzden jeton almak için bizden de hevesli olmalarını anlamakta zorlanıyorduk. Oysaki çok eski bir eğlence lunapark, onlar da belki bir kumpanyada, ya da büyük şehirde ilk kez gördüler lunaparkı ve bir daha hiç unutmadılar.
Bir dönem başka eğlenceler aldı lunaparkların yerini. Mario Levi, “Lunapark Kapandı” romanı ile ilgili bir söyleşisinde “Lunaparkın kapanması, çocukluk saflığının bitmesi demek. Lunapark’ın kapanması çocukluk dünyasının bitmesi demek. Hepimizin bir yerlerde kapatmak zorunda kaldığı lunaparklar vardır” diyerek anlatmıştı hüznünü. Ama sonra yeniden yandı allı morlu ışıklar. Yaşamımızda bu kadar önemli bir etkiye sahip bir imgenin yok olması o kadar da kolay olmayacaktı. Önce sinemanın, ardından televizyonun ve zamanla internetle çeşitlenen modern eğlencelerin rekabetinde yara alsa da kurtulmayı başaracaktı lunapark. Ne de olsa evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir yerlere dayanıyor geçmişi..
Hey gidi gençliğim :sigara:
Ne de olsa en ışıklı, en gürültülü, en heyecanlı, en gerçekdışı zamanlarımız orada geçti. Birer kral, birer prenses olarak attık ilk adımlarımızı lunaparktan içeri. İlk arabamız bizi orada bekliyordu. Balerinin eteklerinde dans ettik. Dönme dolabın en tepesine çıktığımızda koca kenti belki ilk defa bu kadar yukarıdan gördük. Gondolla denizler, atlıkarıncayla dağlar aştık. Trene de ilk kez lunaparkta bindi çoğumuz, uçağa da. O yaşlarda bilmiyorduk, annemizin babamızın da düşler sandığında atlıkarıncaların gezdiğini. O yüzden jeton almak için bizden de hevesli olmalarını anlamakta zorlanıyorduk. Oysaki çok eski bir eğlence lunapark, onlar da belki bir kumpanyada, ya da büyük şehirde ilk kez gördüler lunaparkı ve bir daha hiç unutmadılar.
Bir dönem başka eğlenceler aldı lunaparkların yerini. Mario Levi, “Lunapark Kapandı” romanı ile ilgili bir söyleşisinde “Lunaparkın kapanması, çocukluk saflığının bitmesi demek. Lunapark’ın kapanması çocukluk dünyasının bitmesi demek. Hepimizin bir yerlerde kapatmak zorunda kaldığı lunaparklar vardır” diyerek anlatmıştı hüznünü. Ama sonra yeniden yandı allı morlu ışıklar. Yaşamımızda bu kadar önemli bir etkiye sahip bir imgenin yok olması o kadar da kolay olmayacaktı. Önce sinemanın, ardından televizyonun ve zamanla internetle çeşitlenen modern eğlencelerin rekabetinde yara alsa da kurtulmayı başaracaktı lunapark. Ne de olsa evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir yerlere dayanıyor geçmişi..
Hey gidi gençliğim :sigara: