Kadın hakları... Türkiye,- Afrika

T

Banned
Katılım
8 May 2006
Mesajlar
3,665
Reaction score
0
Puanları
0
Konum
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun
Hikâye malûm... Karadenizli Temel, “araştırmacı”lığa soyunmuş... “Pire”leri yakalayıp “eğitim”e tabi tutuyormuş... Onlara öyle bir eğitim vermiş ki, “hangi komutu” verse, pireler anında yerine getiriyor!..




“Zıpla!” diyor,
Zıplıyorlar!..
“Yürü!” diyor,
Yürüyorlar!..
“Dur!” diyor,
Duruyorlar!..
Bunu başaran Temel, “araştırma”larına devam etmiş...
Pirelerin “birer bacağını” koparmış,
“Zıpla” demiş!.. Zıplamış pireler!..
Diğer bacaklarını da koparmış, yine zıplamışlar!..
Derkeeen, “en son bacağa” gelmiş sıra!..
Temel, onları da koparmış!..
Ve vermiş komutu: “Haydi zıpla!”
Bakmış, pirelerde “tık” yok!..
“Yürü!” demiş, yine hareket yok!..
Hangi “komut”u verdiyse, “pirelerin kıpırdamadığını” gören “bilim adamı Temel”imiz, laboratuvar testlerini kaydettiği defterine şu notu düşmüş:
“Demek oluyor ki; pirelerin bütün ayakları koparıldığında kulakları da duymuyor!.. Sağır oliyler!”

MECLİS’TE KADIN... AFRİKA-TÜRKİYE!
Türkiye’deki “yasakçı zihniyet”in yaptığı da bundan farklı değil... Malûm, dün, “Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkı Verilmesi”nin 73. yıldönümüydü.
Bu münasebetle verilen “demeç”lerde ve yayınlanan “bildiri”lerde söylenen şuydu:
“Meclis’te kadın milletvekili oranının yüzde 9.1 olması başarı değildir... Türkiye, Meclis’teki 50 kadın milletvekili sayısıyla AB ülkeleri sıralamasında sonuncu durumdadır!”
Çok doğru... Türkiye, “kadın milletvekili” oranıyla, “AB ülkeleri” sıralamasında “sonuncu”dur... Aslına bakarsanız, sadece “AB ülkeleri” sıralamasında değil, “Afrika ülkelerinin bile gerisinde”dir Türkiye!..
“Türkiye’de kadın milletvekili oranı yüzde 9” iken, bakın bazı Afrika ülkelerinde durum nasıldır?..
Güney Afrika, yüzde 32.8
Namibya, yüzde 25
Eritre, yüzde 22
Guyana, yüzde 20
Cibuti, yüzde 10.8
Bu ülkeler ki; çoğunun nerede olduğu “harita”da bile zor gösterilir!..
Ama, görüyorsunuz işte; “kadın milletvekili” oranları Türkiye’nin çok çok üzerinde!..

ÇÜNKÜ AFRİKA’DA YASAK YOK!
Peki, “çağdaş, laik, ilerici” Türkiye’de durum niçin bu kadar berbat?.. Niye, “en büyük Türkiye”(!) Afrika ülkelerinin bile gerisinde?..
Bunun tek cevabı var:
Afrika ülkelerinde “kamusal alan” yok!.. Afrika ülkelerinde, “bir metre bezden korku” yok!.. Afrika ülkelerinde “örtülü-açık ayrımcılığı” yok!..
Afrika’da bir kadın, “halk” tarafından seçilip Meclis’e geldiğinde; “Bu hanıma haddini bildirin!” diye kızışan boğalar gibi “böğüren”ler yok!..
Afrika’da bir kadın, “birincilik ödülü”nü almak için çıktığı “kürsü”den; “indirin onu” diye höykürülerek indirilmiyor aşağı!..
Afrikalı kadınların “ağız”ları kapatılmıyor, sırtlarına “cop” vurulmuyor, yerlerde sürüklenip, vücutlarına “tekme” savrulmuyor!.. “Başörtüleri”ne hoyrat eller uzanmıyor, üzerlerine “tazyikli su” sıkılmıyor!..
İncecik bileklerine “kelepçe” takılıp da gözaltına alınmıyor!..
Kısacası, “mahalle baskısı”nı mumla aratacak “kamusal alan baskısı”nın ve “kartel despotluğu”nun hiçbiri yok Afrika ülkelerinde!..
Dolayısıyla; “Afrikalı kadın”lar, hem “Millet Meclisleri”nde, hem de “belediye meclisleri”nde rahatlıkla yer alabiliyorlar.
Sadece şu rakamlara bakın yeter:
Türkiye’de “34 bin 447 belediye meclisi üyesi”nden “sadece 834’ü kadın” iken, adı-sanı duyulmamış “Seyşel Adaları”nda, yerel meclislerdeki kadın üye sayısı “yüzde 54” oranındaymış iyi mi?..
Dedik ya, niye böyle?..
Çünkü Türkiye’de, “Araştırmacı Temel’in mantığı” hakim!.. Kadının önündeki bütün “zıplama yolları” kesilirse, hele söyleyin kadın nasıl zıplasın yukarılara?..
“Başörtülü” olmak yasak!.. “İmam Hatipli” olmak, dezavantaj!.. Bütün “engel”leri aştın mı, o halde al sana “katsayı” zulmü!..
Hele söyleyin, bu durumda n’aapsın kadın?..

BAŞÖRTÜLÜ YÜZDE 70... AMA, TEMSİL YOK!..
Düşünebiliyor musunuz;
“Kadınların yüzde 70’inin başörtülü olduğu” Türkiye’nin TBMM’sinde “bir tek başörtülü kadın yok!..”
Evet; başörtülülerin oranı yüzde 70, ama Meclis’te temsil oranı “sıfır!..”
İşte böyle bir ülkede; “Kadına Seçme ve Seçilme Hakkı” verilmesinin 73. yıldönümü kutlanıyor!..
Hangi yüzle?.. Hangi arsızlıkla?..
Kadınların yüzde 70’inin halk tarafından “seçildiği” ama, “Meclis’e giremediği” bir ülkede, “yıldönümü kutlamak”, bir yüzsüzlük değil mi?..
Bu durumu “aydınlanmacı aydın(!)”lara sorsak, acep ne derler?..
Biliyorum; onlar “mahalle baskısı” diyecekler, “ana-baba, koca baskısı” diyecekler!..
Peki, “devlet baskısı”na ne diyeceğiz?..
Kozan’da olduğu gibi “komutan baskısı”na ne diyeceğiz?.. Hemen her olayda “başörtüsü düşmanlığı” sergileyen aydın sıfatlı tosuncukların, gazetelerinde yürüttüğü “kartel baskısı”na ne diyeceğiz?..

NEFRET, GÖZLERİNİ KÖR ETMİŞ!
“Türban, siyasal bir nefretin sembolü haline gelmiştir” deme küstahlığında bulunan ve “başörtüsü özgürlüğü”ne şiddetle karşı çıkan beyzadelere sormak gerekir:
“Ya, sizin gözlerinizdeki nefret neyin nesi?..
Bir başörtülü gördüğünüzde, kırmızı görmüş boğalar gibi burunlarınızdan solumanız, öfkeyle yeri eşelemeniz neyin nesi?..”
Bu ne “nefret”tir, bu ne “tahammülsüzlük”tür, bu ne “gözlerini kan bürümüşlük”tür ki; başörtüsüne “nefret sembolü” derken, kendisinin bir “nefret abidesi” olduğunun farkında değil!..
Öyle bir “nefret abidesi” ki; “problemin çözülmesi”ni değil, “yasağın sürmesini” istiyor!..
Öyle bir “nefret sembolü” ki; bir başörtülü görse, “bir kaşık suda boğacak!”
Gözlerini öyle bir “nefret” bürümüş ki; sürekli “mahalle baskısı” diye sayıklıyor da, aleniyet kazanan “devlet baskısı”nı bir türlü gözleri görmüyor!..
Adana/Kozan’daki “komutan baskısı”nı, Rize’deki “müdür baskısı”nı görmüyor!..
Varsa-yoksa;
“Mahalle baskısı!”
Varsa-yoksa;
“Ana-baba, koca baskısı!”

YARGISIZ İNFAZ ÇETELERİ!
Oysa bu ülkede, asıl baskı “devlet”ten, asıl baskı “kartel”den!..
Ülkenin her yanı, “linç ilahları” ile dolu!..
Ülkenin her yanı, “yargısız infaz çeteleri” tarafından işgal edilmiş!..
Hele söyleyin;
Böyle bir ülkede; kadın nasıl “sıçrasın” yukarılara?.. Nasıl gitsin “okul”a?.. Nasıl gitsin “Meclis”e?..
Hele de, Merve Kavakçı örneğinde olduğu gibi, bütün engelleri aşıp Meclis’e gelebildiklerinde, onlara hadlerini bildirecek “laikçi linç tayfaları” varsa!..
Lafı, kimse eğip bükmesin!..
“En büyük Türkiye” sloganlarının kulakları sağır ettiği bir ülke, bugün “hak ve özgürlük” sıralamasında “Afrika ülkelerinin bile gerisinde” ise, bunun sorumlusu asla ve kat’a “başörtüsü savunucuları” değildir!..
Onlar, “kadınlara hadlerini bildiren” laikçilerdir!..
Onlar, “kadınları kürsüden indiren” kafalardır!..
Onlar, her olayın altında “başörtüsü” arayan “hastalıklı kafa”lardır!..
Ve onların hepsi, birer “nefret abidesi”dir!..
Bu güzelim ülkeye;
“Fetret” devrini yaşatan da, işte bu “nefret”tir!..
------------
Para, ‘soyunan’ kadına!
Aralarında bazı "Prof"ların ve "karteloz"ların da bulunduğu "Orosbush"lar ve hayızdan-nifastan kesilmiş "kart karı"lar; artık "hakaret"i de bırakıp, "iftira" atmaya başladılar...
Diyorlar ki; "Birçok başörtülü, para karşılığı örtünüyor!.. Kadınlara, örtünmeleri için para veriyorlar!"
Bunu iddia edip de ispatlamayan "şerefsiz"dir, "ahlâksız"dır, "kahpe"dir!..
Çünkü, hiçbir erkek, "kadının örtünmesi" için para vermez!.. Tam aksine; "soyunması" için para verirler kadına!.. Parasını verir, kadını soyar ve atar yatağa!.. Evet, erkekler "örtmek" için değil, "soymak" için para verir!..
Haa, "tesettüre büründürdüğü kadın"a para veren erkekler yok mudur?.. Elbette vardır... Onlar, "başörtüsü imal eden firmalar"dır ki, ürünlerini tanıtmak için "manken" kiralarlar ve onlara para öderler!.. İşin tuhaf tarafı, onlar da "laikçi, çağdaş, çıplak manken"lerdir!.. "Para için örtünenler" onlardır?..
Sözün özü; "örtünen" değil, "soyunan" kadına para verir erkekler!.. Tarih boyunca olduğu gibi!..

kAYNAK
 
Yakında zaten bı onerım olucak foruma ayrıyetten bı baslık altında turban bolumu acılsın diye =) ..Izlıyorum ızlıyorumda bı yere kadar.. Baskası gırse guncel olaylar turbandan ıbaret sanıcak sadece..


Yazıda ıse ancak bu kadar sacmalanır..Sen gel evele gevele sonunda patlat bombayı, iste bunların butun nedenı turbandır dıye..Niye kadın sadece turban olarak alınıyor..Amac kadın haklarını falan korumak degıl faso fıso bunlar..Asıl amac nasıl ben bı turban haberı yaparım..Hasan Karakaya denen serefsizin burdan suratınada tukuruyorum!!

Sorarlar adama sımdıye kadar nerdeydın bee kardesım..Turban olayları patlak verıncemı kadın hakları cıgnenıyor bı tek..Bu adam kadın haklarınınında demokrasınınde %1 ini savunamaz,temsil edemez, o zekaya sahıp degıldır..

Kadınların %70 idir %90 ıdır bılemem kacı kafasına ortu takar ama bıldıgım sey su Hasan beyın kastetdıgı ,siyasi simgelestırenlerın sayısı cok degıl..Son satırlarındada belırttıgı gıbıde degıl, kadınlara sadece acılsın dıye degıl..Kapansın dıyede para verıyorlar kımse inkar edemez..Sımdı 3-5 densız cıkıp benım anamda takıyor o para almadı dıyerekten zeka sevıyesını bellı etmesın..Benımde anadolu kadını nınelerım hacıya gıtmıs 5 vakıt eksık olmayan teyzelerım basortusu takar, istediginde cıkarır, istedigindede sacını boyatır.Takıyor dıyede parada almaz..Somurude yapmaz..

Daha cok fırın ekmek yemesı lazım kadın hakları nasıl korunurmus ogrenmesı lazım..Asıl acıdıgım o kadınlar ki zaten ayrı bı konu..

Bu nasıl bı cehalettır kı kadınlar kendılerını kadın hakları adı altında kullanan bu ınsanlara goz yumuyorlar..

Sızın haklarınızı korudukları falan yok..Sızı bu yolla somuruyorlar..


R€B€L' Alıntı:
Şiddet Acizliktir, Kadına Sıddet On Kat Daha Acizliktir



Şiddet insanların zora dayatarak diger kisiler uzerınde baskı kurması ve bu baskı sonucunda onu kendı iradesi dısında kullanmasıdır..Kadına ve cocuga sıddette gunumuzun en cok rastlanan olayları arasında buyuk bır sorun olarak yer almaktadır.Ulkemızde ve dunyada kadınların ve cocukların genel anlamda maddı ve fızıksel yonden zayıf olmasından oturu kotu yonde yararlanılmaktadır..Kadınlar ve cocuklar her yerde sık sık şiddetle karsılasabılmektedır.


Fiziksel, duygusal, ekonomık ,cinsel yonden siddete magruz kalan kadınların temel ozgurluklerı elınden alınıyor ve onurları zedeleniyor..Gunumuzde kadınların en cok guvende oldugu yer olarak gorebılecegımız ev ortamında bile eslerı tarafından sıddete magruz kalan bır cok kısı mevcuttur..Siddet aslında bir anlamda ruhsal bozuklugu ve kısılerın caresızlıgını sımgeler.Siddet uygulayan kısılerde ıletısım bozuklugu ve kendılerını ıfade edememe sorunu vardır.Baskının oldugu yerde hıcbır zaman mutluluktan soz edılemez..Kadınları sindirme cabaları sadece kısılerın kendı egolarını tatmin etmesini saglar.


Aynı zamanda bu gorusler bır femınıstlıgı temsıl etmekte degıl sadece kadın erkek esıtlıgıne vurgu yapmaktadır..Siddete magruz kalan kadınların bunu sındırmelerı istenmekte ve karsı koyması engellenmektedır.Şiddet olaylarından sonrada yıne buyuk bır yanlısla sıddetın nedenını kadına yıkılmaktadır..Kadınlar genel olarak toplum baskısından korktukları ıcınde bu durumu dısa vurmaktan cekınmekte ve yeterlı destegı goremıyecegınden korkarak, siddeti kendılerıne alıstırmaya calısma gıbı cok buyuk bır yanlıs ıcıne gırebılırler.. Kadınlar baskı altında tutularak kendi düşüncelerini ifade etmeside engellenmektedir. Şiddeti her yönden benimsemiş durumda olmakta çok zor bir durumdur kadınların yaptıkları yanlışlar arasindadir. Şiddete karşı geldiklerinde toplum tarafından dışlanıyor ve iftiraya uğruyor kadınlar.Bu da onlara şiddet uygulanmasina daha kolaylık sağlıyor.Gerek iş hayatında gerekse evde kendinden ödün veriyorlar, fedakârca davranıyorlar.


Bunların yanında cok yazık ki,dahada acı daha cag dısı olaylarlada yine kadınlar karsı karsıya getirilmeye calısılmaktadır..Kadınlar tore cınayetlerıne kurban gıtmesi, eslerı tarafından kuma getirilmesi ve aile istegi dısında evlenememesi gibi sorunlarda mevcuttur.Hic haberlerde kadınların eve geciktiklerinden dolayı eslerinden siddet gordugunu duydunuz mu ? Evet ne kadarda saçma .Kadınlar yasayan canlılardır ve gereksinimleri vardır..Calısmak istemelerine ragmen eşleri tarafından baskılar netıcesınde calıstırılmayanlara ne demeli ? Veya onları eve hapis eden zihniyete ne demeli ? Şiddet gormek ıcın sadece kadın olmak yetıyor mu yoksa!! Namus cınayetleri yuzunden genç yaşlarında yasama veda eden kadınlarda vardır. Peki kadınların boyle sacma ve gerice baskılar,uygulamalar yuzunden hayattan kopmaları butun sorunlari ortadan kaldırıcakmıdır ?


Kurtuluş savaşımızda o kadınlarımız cepheye silah taşımışlardır.Nene hatunlar, Milli mücadele yıllarında Halide Edip gibi kişiliklerimiz bu halkın kalkınmasında ilerlemesinde yardımcı olmuşlardır. Hangi birimiz annemize minnet duymayız ki. Kadınlar ayni zamanda annedirler.Bir toplumun gelişimini ,yetiştirecekleri hayırlı evlatlarla anneler yani kadınlar sağlar.Fiziksel yada maddi yönden güçlü olmak onlara şiddet uygulanmasına imkan veremez.



Sonuç olarak kadınların toplumdaki yeri asla unutulamaz.Şiddetinde her türlüsü kesinlikle hiçbir şekilde desteklenemez.Sağlam toplumlar sağlam bireylerden oluşurlar, o sağlam bireylerin oluşumunda aile ve annenin yani kadınların değeri çok büyüktür.Toplumumuzda ve dünyada gerekli değerin kadınlara verilmesi gerekmektedir.


Tum hakları saklıdır =P
 
Türkiye'de kadın hakkları kısıtlanmış değilkki isteyen her kadın adaylığını koyabilir iyi propoganda yaparsa seçilir bu olay bu kadar basit
 
İnat

Başbakan Erdoğan türban mağduru olduğunu iddia eden birini aradı.

Basın ayağa kalktı.

“Başka mağdurları da arayacak mısınız?” diyerek.

Haklılar. Türkiye’de mağdur çok. Hepsini aramaya 100 Başbakan olsa, hepsi 24 saat telefonla konuşsalar vakitleri yetmez.

Başbakan şov yapıyor.

5 yılda, bütün gücüne rağmen çözemediği, belki de gerekli hallerde konsolide etmek için elinde koz olarak tutmayı planlayarak özellikle çözmediği türban konusunda sözde bir hassasiyet gösteriyor.

Basın bunu büyüterek Başbakan’ın ekmeğine yağ sürüyor.

Mesaj yerli yerine ulaşıyor.

Başbakan Erdoğan durumdan memnun.

Baktı ki, basın olayın üzerine atlıyor. Hemen bir başka türban mağduru bulup onu da arıyor.

Başbakan hem hedefine ulaşıyor, hem de en sevdiği iş olan basınla inatlaşmayı sürdürüyor.


Fatih Altaylı 5 Aralık 2007

tayyip ül takiye'nin 1 numarası daha benden size gelsin .

EdiT : He BirDe bu zat nasıl olmuşta afrika ile bir tutmuş Canım Türkiyemi .
:D

Tutar zimbamwe ile bile karşılaştırır .
 
Geri
Üst