Cumhurbaşkanı Tarafsızlığı!...

Albayrak

Can Feda
Altın Üye
Katılım
23 May 2007
Mesajlar
4,439
Reaction score
0
Puanları
0
Konum
Aydınlığın karanlıkla savaşından...
Anayasamızın 103 maddesi seçilen Cumhurbaşkanının göreve başlamadan önce T.B.M.M önünde aşağıdaki andı içeceğini düzenler.
“Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığını ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, Hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına (devrimlerine) ve laik Cumhuriyet ilkesine, Bağlı kalacağıma, ………Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek, üzerine aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle, Çalışacağına, Büyük Türk Milleti ve Tarih huzurunda namusu ve şerefi üzerine and içerim”
Bu andın içeriğinden de anlaşılacağı gibi Cumhurbaşkanı Atatürk ilke ve devrimlerine ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalmada, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumada taraf olmak zorundadır.
10. Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer’in Kanaltürk düzenlediği kokteyle katılması üzerine, Milliyet gazetesi yazarlarından Taha Akyol vaveyla koparmış ve 07.12.2006 tarihli Milliyet gazetesindeki Objektif köşesinde “Sezer tarafsız değildir” başlığı şunları söylemişti.
“CUMHURBAŞKANI Sayın Sezer, görevinin 7. senesinde... Bugüne kadar hiçbir özel şirketin, hiçbir özel TV kanalının açılış, temel atma, hizmete açma veya yıldönümü törenine katılmamış olan Sayın Sezer, hayatında ilk defa özel bir şirkete ait TV kanalının kuruluş kokteyline katıldı.
Resmi kokteyllerden, hatta Anayasa Mahkemesi'nin kokteylinden bile çabuk ayrılmasıyla bilinen Sayın Sezer, Kanaltürk'ün kokteylinde uzun süre kalmış. Kanalın simge isimlerinden Cüneyt Arcayürek ve Kemal Yavuz'la, kanalın sahibi Tuncay Özkan'la uzun uzun sohbet etmiş.
Daha önce de Sayın Hanımefendi, sürekli bu kanalı izlediklerini söyleyerek onları onurlandırmıştı.
Kanaltürk refikimizi ben de kutluyorum ama Sezer'in bu tavrını yadırgıyorum.
Hiçbir özel yatırımın temeline harç koymayan, açılış kurdelesini kesmeyen, yıldönümü kokteyline katılmayan Sayın Sezer'in herkesten esirgediği bu şerefi, belli bir siyasi çizgiye sözcülük yapan özel bir TV kanalına bahşetmeleri "tarafsızlık" ilkesine aykırı değil midir?!”
Bu yazı üzerine 08.01.2007 tarihinde “Sayın Sezer Tarafsız Değil mi?” Başlıklı bir makale yayımlayarak Taha Akyol’a şöyle seslenmiştim.
Bu gün için Ülkemizde Laik Cumhuriyetin Ödünsüz savunuculuğunu yapan, Cumhuriyet Gazetesi, Kanaltürk, Ulusal Kanal, gibi TV Kanalları ve sayamadığım birkaç yazılı ve görsel medya dışında tümü araziye uymuş, iktidarın yardakçılığını yapmakta yarış halindedirler. Gerek iç, gerek tökezlediğimiz dış ve gerekse borç batağında olduğumuz ve büyük cari açığı olan ekonomi politikaları için her biri ayrı pembe tablolarla yurttaşları aldatmaktadırlar.
Bence önyargılı olan yukarıda ki yorum karşısında Sayın Akyol’a birkaç soru sormak istiyorum.
1-Size göre Anayasanın 103. maddesine göre “Atatürk ilke ve devrimlerine, laik Cumhuriyete bağlı kalacağına” dair ant içen bir Cumhurbaşkanının, bu değerlere sahip çıkan bir özel TV kanalının kuruluş yıldönümü kokteyline katılması tarafsızlığına nasıl gölge düşürecektir?
2-Recep Tayyip Erdoğan, her yurtdışı gezisinde sadece kendisine pohpohlayan gazetecileri, tezgâhtan karpuz seçer gibi seçerek uçağına davet ederken, ayni şekilde tarafsızlığından şüphe ediyor musunuz?
3-Belli bir siyasi çizgiye sözcülük yapmakla suçladığınız özel TV kanalının, bu çizgisinin Atatürkçü düşünce çizgisi olduğunu açıkça yazmamanız, basın etiği ile bağdaşır mı?
4-Laik Türkiye Cumhuriyetini ve Kemalizm’i benimseyen her görevlinin, her aydının, bizi karanlıklara götürecek bu anafor döneminde, bu değerlere sahip çıkan kuruluşlara destek çıkması gerekmez mi?
5-Atatürk ilke ve devrimlerinin, laik Cumhuriyetin savunucusu bir TV kanalı ile Atatürk’ü ve devrimlerini unutturmayı kendisine ilke edinmiş bir TV kanalını, tarafsızlık adı altında ayni kefeye koymasını Sayın Cumhurbaşkanından istemeniz, Anayasanın 103 maddesindeki Cumhurbaşkanı andı ile bağdaşır mı?
6-Laik Cumhuriyetin ödünsüz savunucuları, ülkenin aydın yüzleri, Cüneyt Arcayürek, Kemal Yavuz ve Tuncay Özkan’la uzun sohbet, Sayın Sezer’in tarafsızlığını gölgelediğinin kanıtı sizce nedir veya sizinle uzun sohbet etseydi tarafsız mı olacaktı?
7-Ülkenin bu günkü hale gelmesini sağlayan, emperyalistler karşısında ulusal onurumuzu korumasını becermeyen, yıllarca solu ve solcuyu bir öcü gibi gösteren sağ iktidarın liderlerini bu şekilde eleştirdiğiniz oldu mu?
Kanımca Sayın Akyol, bu soruların yanıtlarını veremez. Çünkü iktidarda kim olursa olsun onlarla yakınlığı ile tanınan, yıllarca sağ şeritte fikir üreten, ülkeyi bu günlere getiren tüm sağ iktidarlara alkış tutmayı görev bilen, birinin bu sorulara doğru yanıt vermesi eşyanın tabiatına aykırıdır. Sayın Sezer hakkında yukarıda ki haksız yorumu, bu savımın kanıtıdır. Acaba tersini yazabilir mi?
Son olarak Sayın Akyol’a diyorum ki biraz insaflı olun. Ülkede yolsuzluğu, kayırmacılığı, hukuksuzluğu, yobazlığı kural haline getiren bunca eleştirilmesi gereken sorumlu varken, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşı İsmet İnönü’den sonra, Cumhurbaşkanlığı makamını en onurlu şekilde temsil eden Sayın Sezer’i mi hedef almanız gerekiyordu?
Eskiye dönüp bunlar neden mi gündeme getiriyorum?.
Taha Akyol ve onun gibi düşünen yazarçizer takımının toz konduramadığı 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Dışişleri Bakanlığı konutunda verdiği yemeğe ve kurban bayramının üçüncü günü Huber Köşkü’nde verdiği kahvaltıya çağırdığı ve tüm kamuoyunun tanıdığı medya mensuplarına dikkat çekmek istiyorum.
Dışişleri konutuna, hükümetin borazanlığını temel ilke olarak seçen gazetelerden, Sabah’tan Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan, Emre Aköz, Salih Memecan ve AKP milletvekili eşi Nursuna Memecan, Star’dan başyazar Mehmet Altan, Yeni Şafak’tan Fehmi Koru ve Milliyet’ten Hasan Cemal.
Huber Köşkü’ne kahvaltıya çağrılanlar ise, Sabah’tan Nazlı Ilıcak, Referans’tan Cengiz Çandar, Posta’dan Mehmet Barlas, Yeni Şafak’tan Ali Bayramoğlu, Star’dan Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu, Bugün’den Gülay Göktürk.
Meşhur özdeyişte söylendiği gibi “yeme de yanında yat!”
Yıllarda laik Cumhuriyetin artık bittiğini söylemekten bıkmayan numaralı Cumhuriyetçilerle, Emperyalist güçlerin desteğinde laik Cumhuriyetin dönüştürülmeye çalışıldığı, Ilımlı İslam (her ne ise) savunucularının bu korosunu etrafına toplayan, 11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, bu yanlı davranışının;
1-“Atatürk ilke ve inkılâplarına (devrimlerine) ve laik Cumhuriyet ilkesine, Bağlı kalacağıma,” şeklindeki andıyla,
Ve
Suudi Arabistan Kralı Abdullah Bin Abdülaziz El-Suud'u, Ankara'da kaldığı otele kadar giderek ziyaret etmek suretiyle, (bu güne kadar Çankaya Köşkü protokolünde görülmeyen bir uygulama) ülkemizin onurunu kırmak davranışının,
2-“Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek, üzerine aldığım görevi…….yerine getirmek için bütün gücümle, Çalışacağına,” şeklindeki andıyla,
Bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda, acaba Taha Akyol’un bir diyeceğinin olup olmadığını çok merak ediyorum. 04.01.2008

Gündüz AKGÜL
Emekli Cumhuriyet Savcısı
 
eski cumhurbaşkanı sezer'in görev süresince sadece bir tv kanalının kokteyline gitmesi ve diğerlerini redetmesi hoş bir davranış değildi.

yeme de yanında yat, Taha Akyol ve onun gibi düşünen yazarçizer takımı böyle yazılar yazarak küçük düşürme eylemide hoş bir durum değil.

diğer yazıya gelince eleştiri olsun nasıl olursa olsun, biçiminde yazılmış...

iki cumhurbaşkanımızıda hangisinin daha iyi, hangisinin daha kötü yönettiği hususunuda bu forumdada tartışmıştık zaten... bunuda hatırlatmakta fayda görüyorum...
 
Geri
Üst