Başımız Sağolsun :(

bundan tam 5 yıl önce aynı gün elini öptüğüm, sarıldığım, ve merhum idam edilip asılan şehitlerimiz HALİL ESENDAĞ VE SELÇUK DURACIK ın sözünü ettiğimiz bir günün üzerinden bugün tam 5 yıl geçmiş. tevafuk..cesedini görmeden inanasım gelmiyor zaten hala 6,cı kişi bulunmadı diyorlar.
 
Allah rahmet eylesin.
Büyük Dava Adamı idi.
 
Türkiye 'Alperen'ine ağlıyor

Türkiye 'Alperen'ine ağlıyor

ym_alperen_k.jpg


Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindekileri Kahramanmaraş'tan Yozgat'a götürürken düşen helikopterin enkazına 48 saat sonra ulaşılabildi. Enkaz, köylüler tarafından arama yapılan bölgenin 20 kilometre uzağındaki Göksun'a bağlı Döngel köyü yakınlarındaki Karlıçukur mevkiinde bulundu. Helikopterin Keş Dağı'nın zirvesine yakın bir yere düştüğü anlaşıldı.

alperen.jpg


Yazıcıoğlu ile beraberindeki 4 kişinin helikopter düştüğü anda hayatını kaybettiği, kazayı haber veren İhlâs Haber Ajansı (İHA) muhabiri İsmail Güneş'in ise donarak öldüğü ortaya çıktı. Olay yerine ilk giden ekipte yer alan Döngel Köyü Muhtarı Yılmaz Tilki, düşen helikopterin parçalarının 100�150 metrelik bir alana yayıldığını bildirdi. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, BBP Genel Başkanı'nın eşi Gülefer ve kızı Firuze Yazıcıoğlu ile birlikte enkazın bulunduğu bölgeye hareket etti. Ancak, Kızılöz mevkiine ulaşıldığında fırtına ve tipi sebebiyle konvoyda bulunanlar bir köy evine sığınmak zorunda kaldı. Yazıcıoğlu'nun vefat haberi BBP Genel Merkezi'nde 'gözyaşı ve tevekkülle' karşılandı. Kazanın ardından gelecek olumlu bir haberi umutla bekleyen milyonlarca kişi gözyaşına boğuldu.

Bu arada Yazıcıoğlu'nun da içinde bulunduğu helikopterin enkazına geç ulaşılması tartışmalara neden oldu. Başbakan Tayyip Erdoğan, 'ihmal yok' derken, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, konuyla ilgili Meclis araştırması isteyeceklerini bildirdi.

Atalay, "Sizlere arama-kurtarma çalışmalarıyla ilgili detaylı bilgi verecektim. Ancak ani bir gelişme oldu. Bu nedenle bunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Helikopterin enkazına, şu an bana gelen bilgilere göre ulaşıldı. Döngel köyü Şahinkayası mevkiinde Sisne-Elmalı arasında helikopterin enkazının bulunduğu bilgisi bana geldi." dedi. İçişleri Bakanı Atalay, Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekileri taşıyan helikopterin enkazının bulunduğunu açıkladıktan sonra, Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer ve kızı Firuze olduğu halde ve güvenlik güçleri, basın mensupları, BBP'liler ve çok sayıda vatandaşın da katıldığı konvoy ile enkaz bölgesine hareket etti.

Bu sırada televizyon kanallarına cep telefonuyla bağlanan Döngel köylülerinden Cumali Gök, Keş Dağı zirvesinde parçalanmış helikopter enkazı ile 6 ceset bulduklarını söyledi. Cumali Gök, dağın zirvesine çarptığı anlaşılan helikopterin sadece kuyruk kısmının sağlam kaldığını, gövdesinin parçalandığını vurguladı. 2 cesedin helikopterin içinde, diğerlerinin ise çevreye yayıldığını aktardı. Gök, dondukları için kimliklerini belirleyemediklerini bildirdi. Döngel Köyü Muhtarı Yılmaz Tilki de helikopterin parçalarının 100-150 metre araziye yayıldığını ifade etti.

Aynı ekipte yer alan ancak rahatsızlandığı için dönmek zorunda kalan Ali Bilibil de enkazın Keş Dağı'nın Kanlıçukur mevkiinde bulunduğunu söyledi. Sabah saat 05.00 sularında Döngel'den karayolu ile Yeşilgöz köyüne geldiklerini ifade eden Bilibil, buradan yola yaya olarak devam ettiklerini aktardı. Yaklaşık iki saat sonra rahatsızlandığı için döndüğünü anlatan Bilibil, şunları kaydetti: "Köylüler olarak enkazı bulabiliriz diye aramızda konuştuk. Muhtar Yılmaz Tilki 18 kişilik bir ekip oluşturdu. Sabah erkenden kendi imkanlarımızla yola koyulduk. Döngel'e 7 kilometre olan Yeşilgöz köyüne araçlarla gittik. Buradan yürüyerek dağa tırmanmaya başladık. Hava çok soğuktu ve tipi vardı. Ben iki saat sonra geri döndüm. Daha sonra ekiple devamlı temas kurdum. Saat 15.30 civarında Abidin Karataş aradı. Helikopteri Keş Dağı'nın Kanlıçukur mevkiinde buldukları bilgisini verdi. Orası günlerdir arama yapılan yerin arka tarafı. Geniş bir alan ve düzlük bir yere düşmüş helikopter. Cesetleri bulmuşlar ve yüzleri buz tutmuş, kapkara olmuş. Muhsin Yazıcıoğlu'nun da cesedini bulmuşlar. Muhabir helikopterden çıkmaya çalışmış ama başaramamış. Ekipler ateş yakmış ve bekliyorlar. Onların da durumu kötü. Ayaklarımızı hissedemez olduk diyorlar."

Sinyal alınan bölgenin içinde

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun da içinde olduğu helikopterin enkazının bulunduğu ''Döngel köyü yakınlarındaki Keş Dağı mevkiinin'' kazanın olduğu gün saat 16.22'de Avea ve Turkcell aracılığıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından tespit edilen sinyalin geldiği bölgenin içerisinde olduğu bildirildi. BTK yetkililerinin verdiği bilgiye göre, kazanın meydana gelmesinden çok kısa bir süre sonra kurumdan cep telefonları aracılığıyla sinyal tespiti yapması istendi. Bunun üzerine helikopterde bulunan Avea ve Turkcell GSM operatörlerini kullanan 3 ayrı cep telefonundan sinyal alındı, sinyalin alındığı bölge Göksun'da 30 kilometre uzunluğunda 1 kilometre genişliğinde bir alan olarak tespit edildi. Yetkililer, bu sinyalin alındığı bölgenin, helikopter enkazının bulunduğu belirtilen ''Döngel köyü yakınlarındaki Keş Dağı mevkiini'' de içine aldığını kaydetti.

Yazıcıoğlu kaza anında hayatını kaybetmiş

BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 kişinin bulunduğu helikopterinin düşmesiyle ilgili ayrıntılar netleşmedi. Ancak İHA muhabiri İsmail Güneş'in sıcağı sıcağına yaptığı telefon konuşmaları, BBP liderinin ilk anda vefat edenler arasında yer aldığına işaret ediyor.

Muhabir İsmail Güneş, kazanın ardından yarım saat içinde üç telefon görüşmesi yaptı. Önce, 112'yi aradı. Bu görüşme 19 dakika civarında sürdü. Güneş, burada kendisi dışında herkesin hayatını kaybettiğini söyledi ama Yazıcıoğlu'nu göremediğini de belirtti. Güneş, daha sonra İHA Genel Müdür Yardımcısı İsmail Ballı'yı aradı. İkisi arasındaki görüşme şöyle:

Ballı: İsmail neredesiniz?

Güneş: Maraş yakınlarındayız herhalde.

Ballı: Durumun nasıl?

Güneş: Ayağım kırık, kanamam var. Helikopterde 5 kişi vardı.

Ballı: Kazada ölen var mı?

Güneş: Ben hariç herkes öldü herhalde.

Üçüncü görüşme, İHA Ankara muhabiri Bayram Kılınçer'in Güneş'i araması üzerine gerçekleşti. Görüşme şöyle gelişti:

Kılınçer: İsmail kardeş, Ankara'dan Bayram... Durumunuz ne?

Güneş: Muhsin Yazıcıoğlu'nu taşıyan helikopter düştü.

Kılınçer: Muhsin Bey ve diğerlerinin durumu nasıl?

Güneş: Sadece ben varım. Diğerlerinden hiç ses yok. Hepsi öldüler abi, herhalde.

Kılınçer: Senin durumun nasıl?

Güneş: Çok üşüyorum. Donuyorum. Hava çok soğuk.

Kılınçer: Nerede düştüğünüzü tahmin edebiliyor musun?

Güneş: Bilmiyorum, yarım saat önce Maraş'tan havalandık. Her taraf sis, kar bir şey göremiyorum. Bu arada telefonu BBP Genel Başkan Yardımcısı Üzeyir Tunç aldı ve 15 saniye sonra telefon kapandı.

Alperen Ocakları'na sağduyu çağrısı:

Taşkınlık bize yakışmaz


Kahramanmaraş'tan gelen olumsuz haberlere rağmen Büyük Birlik Partisi (BBP)'ndeki umutlu bekleyiş son dakikaya kadar sürdü. Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Hasan Çağlayan, bir yandan partilileri sükûnete davet ederken diğer yandan Yazıcıoğlu'nun yüzünün görülmeden öldüğüne kanaat getirmeyeceklerini söyledi. Çağlayan, "Bizim arkadaşlarımızdan birinin 'ben genel başkanımızın yüzünü gördüm; odur' demesini bekliyoruz. Bu yanıtı alamadığımız için açıklama yapmak istemedik. 5 arkadaşımızla ilgili kanaat katidir. Ancak genel başkanımızın yüzü görülmeden bir kanaatimiz yok." diye konuştu. Çağlayan bu sözlerinin ardından tahriklere karşı şu uyarıyı yaptı: "Ağlayabilirsiniz, gün bizim ağlayacağımız günlerdir. Ama taşkınlık bize yakışmaz."

Annesine televizyon izlettirilmedi

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun baba evindeki üzüntü enkaza ulaşıldığı haberiyle birlikte arttı. 87 yaşındaki Fidan Yazıcıoğlu'na ise aile bireyleri televizyon izlettirmedi. Evin önünde de Sivas Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı bir ekip hazır tutuluyor. Kazada hayatını kaybeden diğer 4 kişinin Sivas'taki evlerinde de büyük bir üzüntü yaşanıyor.

Erdoğan: Dostumdu, özel hukukumuz vardı


Başbakan Erdoğan, Yazıcıoğlu ile dostluğunun eski olduğunu ifade ederken, merhumla özel bir hukukunun olduğunu söyledi. Erdoğan, "Muhsin Bey ile birçok kere bir araya geldik. Benim için ve Parlamento için büyük kayıp." dedi. Erdoğan, ''Kurtulabilen var mı?'' sorusuna ise ''Maalesef bu noktada, şu anda gelen bilgi yani kurtulma noktasında, böyle bir durum olmadığı istikametinde... Bize gelen şu andaki bilgi bu.'' cevabını verdi.

BBP'den 'Yazıcıoğlu'na ulaşılamadı' iddiası

Erdoğan'ın açıklamasına karşılık BBP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Destici, Yazıcıoğlu'nun sağlık durumuyla ilgili kesin bir bilginin olmadığını, Yazıcıoğlu'na ulaşılamadığını belirtti. Destici, "Şu saatte şunu biliyoruz ki bu (hayatını kaybeden) 5 kişi içinde Sayın Genel Başkanımız yok. Kendisine ulaşılamadı ve helikopter çevresindeki arama çalışmaları çevredeki mağaralara kaydırıldı.'' dedi.

Atalay, kar ve tipi sebebiyle mahsur kaldı

İçişleri Bakanı Beşir Atalay, helikopterin enkazının bulunduğu bölgeye hava muhalefeti sebebiyle gidemedi. Atalay birlikte, TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil ve Yazıcıoğlu'nun eşi Gülefer ile kızı Firuze'nin içinde bulunduğu konvoy kar ve tipi yüzünden fazla ilerleyemedi. Bakan Atalay ve beraberindekiler Kızılöz köyünde bir vatandaşın evine konuk oldu.

Enkaz bölgesine kar araçları gönderildi

Enkaz bölgesine 10 askerî araç, 2 adet paletli kar aracı, kar motosikleti sevk edildi. Sağlık Bakanlığı'na ait ambulanslar ise aşırı kar ve tipi nedeniyle henüz enkaz bölgesine ulaşamadı. Kahramanmaraş Valisi Mehmet Niyazi Tanılır, ''Tarif edilen mevki çok sarp, karlı ve sisli bir yer. Araçlar belli bir noktaya kadar gidecek, daha sonra özel donanımlı ekipler yürüyerek ilerleyecek." dedi.

BBP'li Yalçın Topçu fenalaştı

BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterinin enkazına ulaşılması sonrası parti genel merkezinde hüzün hakim oldu. BBP Genel Sekreteri Yalçın Topçu'nun baygınlık geçirdiği ve 112 Acil Servis elemanlarının müdahale ettiği öğrenildi.


 
Yazıcıoğlu ve Çatlı Aynı Kaderi Paylaştılar..

Aynı kaderi paylaştılar​


Muhsin Yazıcıoğlu ve Abdullah Çatlı, 12 Eylül öncesinde ülkücü hareketin önde gelen isimleriydi.​

28b4ld0.jpg



İkisi de yakın arkadaştılar. Ülkücü hareketin içinde aynı kaderi paylaştılar. Çatlı, 1996’da Susurluk’taki trafik kazasında yitirirken, Yazıcıoğlu ise bir helikopter kazasının kurbanı oldu. Yazıcıoğlu, Ülkü Ocakları’nda önce Genel Başkan Yardımcılığı, sonra da genel başkanlık yaptı. Bu dernek kapatılınca 1978’de yerine kurulan Ülkücü Gençlik Derneği’nin kurucu Genel Başkanı Yazıcıoğlu’ydu. Yardımcısı da Abdullah Çatlı idi.

150 bomba patlar





Çatlı, Bahçelievler’de 7 TİP’li öğrencinin öldürülmesi olayının baş aktörü olmakla suçlandı. Bu olayda kullanılan otomobilin, Yazıcıoğlu’nun tasarrufunda olduğu öne sürüldü. Yazıcıoğlu, daha sonra bu iddiayı ve Doç.Dr.Bedrettin Cömert’in infaz emrini verdiği iddiasını reddedecekti. Çatlı, 1978’de Balgat katliamı nedeniyle gözaltına alındı. Bu sırada yardımına koşan Yazıcıoğlu oldu. Yazıcıoğlu, emniyeti telefonla arayarak, "Bu size son ihtarım. Abdullah’ı bırakmazsanız Ankara’nın 150 yerinde bomba patlatacağız" diye tehdit etti. Ardından Çatlı serbest bırakıldı.

5.5 yıl hücre

MHP’de Genel Başkan Müşavirliği de yapan Yazıcıoğlu, 12 Eylül’den sonra cezaevine girdi. Çatlı ise askeri darbeyi izleyen aylarda yurtdışına kaçtı. "MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası"nda yargılanan Yazıcıoğlu, 5.5 yılı hücrede olmak üzere, 7.5 yıl Mamak Cezaevi’nde kaldı. Sonunda da bu davadan herhangi bir ceza almadan özgürlüğüne kavuştu. Yazıcıoğlu, siyasete, 1987’de Milliyetçi Çalışma Partisi saflarında döndü. Partinin Genel Sekreterliğini yaptı. Milliyetçi hareketin lideri Alparslan Türkeş ile yollarını ayırdıktan sonra 1993’de BBP’yi kurdu. O günlerde kutlamak için arayanlardan biri de Çatlı’ydı. Yurtdışından arayan Çatlı, "Hayırlı olsun, inşallah ülkeye faydalı hizmetler yaparsınız" dileğinde bulundu. Ondan sonra da telefonla zaman zaman görüşseler de yüzyüze görüşemediler.

Cenazesine katıldı

Çatlı’nın 3 Kasım 1996’da Susurluk’taki trafik kazasında yaşamını yitirmesinin ardından Nevşehir’de düzenlenen cenaze törenine katılanlardan biri de Yazıcıoğlu’ydu. Eleştiriler üzerine Yazıcıoğlu, "17 yıldır göremediğim arkadaşımdı. Ahde vefa" diye açıkladı. "Çatlı ve onun gibiler suçlu ise bu sistemin suçudur" diye de ekledi. Yazıcıoğlu, Susurluk kazasının 12. yıldönümünde Abdullah Çatlı için Nevşehir’de düzenlenen anma törenine de katıldı. Çatlı’nın annesi Remziye Çatlı’nın elini öperek çiçek verdi.




Kynak:http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11305041.asp?gid=229




__________________
 
mekanın cennet oLsun c*

▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄

ü$üyoruz muhsin reis ! mekanın cennet oLsun in$aLLah ..!

▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄▄


Seni kursunların ıslık çaldığı günlerden tanıyoruz...Cesurdun, yiğittin....Kanımız Aksada Zafer İslamın diye bagırıyordun...Seni zindanlardan tanıyoruz...2.5 metrekarelik zindanlarda...Gözlerin bozulmasın diye bir deste maydanoza baktıgın, diş macununu dava arkadaşlarınla paylaştıgın günlerden...Yılkılmadın, satmadın eğilmedin....Seni mamak zindanlarında indirdiğin hatimlerden tanıyoruz...İmanınla iskencelerden yiğitçe cıktın...Cesurdun, yiğittin ve dahası liderdin...Seni cebindeki harçlığını sehit aileleri ile paylaştığın SOGEV vakfından tanıyoruz...Fedakardın, vefalıydın ve dahası ADAMDIN...Sen hiç ideallerimizi siyon masalarında pazarlık konusu yapmadın...Sen bu milletin zulme ve emperyalizme karşı çıkışının sembolüsün...Bu milletin imanı var oldukça sen hep var olacaksın ..... DUALARIMIZ HEP SENİNLE ...!

ü$üyorum...!

-------------♥♥♥♥♥♥♥♥♥
-------♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
---♥♥♥♥♥♥♥---------------♥♥♥-- -------♥
-♥♥♥♥♥♥♥---------------------♥ ------♥♥♥
♥♥♥♥♥♥♥----------------------- ------♥♥♥♥♥♥♥
♥♥♥♥♥♥♥----------------------- ---♥♥♥♥♥♥♥♥
♥♥♥♥♥♥♥----------------------- ♥♥♥♥♥♥♥♥♥
-♥♥♥♥♥♥♥---------------------- -----♥♥♥♥♥♥
---♥♥♥♥♥♥♥-------------------- -♥----♥♥♥♥♥♥
-----♥♥♥♥♥♥♥--------------♥♥♥- ----♥♥♥---♥♥
---------♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥------ ♥♥
-------------♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
 
Korucudan şok iddia: ‘Enkazı gördük ihbar ettik’

fft1_mf208634.Jpeg


Korucu Selim Işık’tan şok iddia: Helikopterin düştüğü gün bölgeye gittik. Enkazı gördük. BBP yöneticileri ile Başbakanlık korumalarına gördüklerimizi söyledik. Ancak gidilmedi.

Helikoper enkazının bulunduğu bölgedeki koruculardan Selim Işık (37), kazadan hemen sonra enkazın bulunduğu yer ile ilgili olarak ihbarda bulunduklarını söyledi. Işık, “Üç gün önce biz o bölgeye gittik, kablo kokusu aldık. Tipi var diye korkup döndük. Söylediğimizde gidilseydi, o muhabir arkadaş kurtarılmış olurdu” dedi. Işık, şunları söyledi:
“Kaza olduğu gün, saat 15.15 civarı Sisne köyü yakınlarında köylüler büyük bir ses duymuş. Köyden Yaşar Özhan bana iletti. O bölgeye gittik, kayalıkların üzerinde çamlar arasında bir enkaz gördük. Kablo kokusu geliyordu. Sonra kurtuldular diye duyduk. Tipi de olunca korkup döndük. Sonradan bulunmadığını öğrendik.
Bunun üzerine ertesi gün Göksun’da BBP yöneticisi Kemal Yavuz ile Muhsin Bey’e bildirdik gördüğümüzü. Genel Merkez’e de izah ettim. Bu bölge aranmayınca Başbakan geldiğinde korumalara da iletildi. Ama kendisi ile irtibat kuramadık. Orası 2 bin metre yükseklikte bir yer. Bu sabah (dün) 05.00’te tekrar o bölgeye çıktık. 500 metre kadar yaklaştık. Pervane kopmuştu. Çok zor bir yer. Kayanın başı, çamlık. Çok yorulmuştuk, döndük.”

Eşi köyde bekliyor
Helikopter enkazının bulunduğunun kesinleşmesinden sonra BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun “Onun bulunduğu yerde olmak istiyorum” diyen eşi Gülefer Yazıcıoğlu da cenazelerin getirileceği Kızılöz köyüne gitti. Gülefer Yazıcıoğlu’na, ağabeyi olan TBMM Başkanvekili AKP’li Nevzat Pakdil ve BBP Genel Başkan Basın Danışmanı Murat Çetintaş da eşlik etti.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile diğer yetkililer de bu köyde karargâh kurarak, cesetlerin alınması ve enkazda yapılacak çalışmalara nezaret etti.


Kaynak
 
Eşinin dilinden Yazıcıoğlu

Eşinin dilinden Yazıcıoğlu



Rahmetli BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun 20 yıllık hayat arkadaşı Gülefer Yazıcıoğlu Aksiyon Dergisi'nin önceki sayılarında eşini anlatmıştı. Yazıcıoğlu, "Gördüğü işkenceleri anlatan Muhsin'in günlüklerini okumayı bitiremedim." demişti.

2s0ldfa.jpg



Darbe ilanı, sokağa çıkma yasağı ve siyasilerin bir bir cezaevlerine gönderilmişti. 14 yaşındaki Gülefer Pakdil için 12 Eylül belki de sadece bunları ifade ediyordu. Gün gelecek, 12 Eylül bu genç kızın hayatında önemli bir yer tutacaktı. O, Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinde ortaokulda okurken cezaevinde yazılan bir not, belki de ona hayatının en zor gününü yaşatacaktı.

Dokuz çocuklu Pakdil ailesinin çocuğu olarak 1968'de dünyaya gelir Gülefer. Annesi ev hanımı, babası ise memurdur. Maraş'ın Göksun ilçesinde yaşayan aile, baba Hayri Bey'in çocuklarını büyük şehirde okutmak istemesiyle Ankara'ya yerleşir. Gülefer Pakdil 20 yaşına geldiğinde ağabeyinin yakın arkadaşlarının vasıtasıyla tanıştığı bir gençle evlenmeye karar verir. O kişi, cezaevinden yeni çıkan Muhsin Yazıcıoğlu'dur. 80 ihtilaliyle hapse gönderilen siyasiler arasında yer alan Yazıcıoğlu, cezaevinden yeni çıkmıştır.

Baba Hayri Bey için cezaevinden çıkan birine kızını vermek kolay olmaz. Tabii Gülefer Hanım için de evlenmek. Aile temkinli davranır, Gülefer Hanım ise korkar cezaevinden çıkan biriyle evlenmekten. Muhsin Yazıcıoğlu'nun köyüne kadar gidip araştırır aile. Ağabeylerden de olumlu cevap gelince Gülefer Pakdil artık Gülefer Yazıcıoğlu olur. Baba Hayri Bey'in de bu dünyada oğullarından ayırt etmediği biricik damadı.



-MUHSİN'İN GÜNLÜKLERİNİ BİTİREMEDİM-

Gülefer Yazıcıoğlu Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun 18 yıllık hayat arkadaşı. Gülefer Hanım ilk başta cezaevinden çıkmış bir insanla evlenmekten korktuğunu anlatıyor. Ancak "Benim için kişinin neden cezaevine girdiği önemli" diyerek Yazıcıoğlu'nun vatan mücadelesinden etkilendiğini dile getiriyor. Eşinin cezaevinde yaşadıklarını yazdığı günlüğü ve notlarını okuduğunda gözyaşlarını tutamamış: "Muhsin'i hapiste tuttuğu günlüklerden tanıdım. Onun yaşadıklarını, günlükleri okudukça daha iyi anladım." On günlük evliyken eşinin dosyalarını düzeltmeye çalışan Gülefer Hanım'ın rastladığı saman kâğıt, ona 12 Eylül'de eşinin yaşadığı bütün sıkıntıları yaşatmış. O ana kadar eşinin cezaevinde yaşadıkları hakkında pek bir şey bilmeyen Gülefer Hanım kâğıdı ancak yarıya kadar okuyabilmiş. Muhsin Bey'in cezaevinde tuttuğu günlükte yazılanları Gülefer Hanım şöyle anlatıyor: "Çarmıha gerildiği, vücudunun her yerinden elektrik verildiği, tırnaklarının söküldüğü yazıyordu. Kâğıdı daha fazla okuyamadım..."

Gülefer Hanım bu olaydan sonra eşine cezaeviyle ilgili soru sorma cesaretini de bulamaz kendinde. Belki de daha fazla acı duymaktan, ona acılarını hatırlatmaktan korkar. Hatta yaşadığı işkenceler sonrasında eşinin ayak tırnaklarından bazılarının olmadığını o zaman fark eder. Gülefer Yazıcıoğlu ilk çocukları Firuze dünyaya geldiğinde Muhsin Bey'in anne ve babasının düğün bayram ettiğini anlatıyor. Çünkü vücuduna verilen elektrik neticesinde oğullarının çocuk sahibi olamayacağını bile düşünmüşler.

Muhsin Yazıcıoğlu yoğun siyasi hayatına rağmen çocuklarıyla ilgilenmeyi de ihmal etmemiş. Saat kaçta gelirse gelsin, çocukları uyumuş dahi olsa onları kaldırıp ballı sütlerini muhakkak o içirirmiş. İlkokul çağlarındayken kızı Firuze'nin babasıyla vakit geçirememekten yakındığını 'Babam ne olur mebus olmasın!' diye dua ettiğini anlatan Gülefer Yazıcıoğlu, artık çocuklarının böyle düşünmediğini belirtiyor. Hatta karakterini eşine benzettiği kızı Firuze'nin ilerde babası gibi aktif siyasette yer alacağına inanıyor.



28 ŞUBAT'TA CESUR ÇIKIŞLAR-



Gülefer Yazıcıoğlu, 28 Şubat sürecinde sert çıkışlar yapan eşinin cesur davrandığını dile getiriyor. Gülefer Yazıcıoğlu, eşinin 12 Eylül'deki söylemleriyle bugünkü söylemlerinin aynı olduğunu vurgulayarak "Eşimin tüm söylediklerinin arkasındayım. Zira onun davasına inanıyorum." diyor. 18 yıllık hayat arkadaşının bir 'derya gibi' olduğunu ifade ederek, merhameti, dürüstlüğü ve en çok da vatanı ve milleti için mücadelesinin kendisini etkilediğini anlatıyor. Muhsin Bey'in sert görünümüne rağmen oldukça duygusal olduğunu, eşinin kendisine sık sık şiir yazdığını anlatıyor. Ancak partinin amblemindeki gül ile, Muhsin Bey'in şiirlerine ilham olan gülün kendisiyle alakası olmadığının altını çiziyor. Öğreniyoruz ki amblemdeki gül Peygamber Efendimiz'i simgeliyormuş.

Eşinin sürekli cep telefonuna şiir mesajları attığını dile getiren Gülefer Hanım, "Benim böyle bir yeteneğim olmadığı için sadece teşekkür ediyorum" diyor. Hatta eşinin siyaseti bırakması hâlinde iyi bir şair ve yazar olacağı görüşünde. Muhsin Bey'e göre kadınlar Allah'ın bir emaneti. Her kadına en iyi şekilde davranmak erkeklerin birinci vazifesi.


-İÇLİ KÖFTE SEVER-



Muhsin Yazıcıoğlu'nun,

En sevdiği yemek: İçli köfte (eşinin yaptığı)
Yaptığı en güzel yemek: Sivas'a özgü mantı
İdeali: Türk-İslam birliği kurmak
Sinirlendiği konu: Vatan, millet ve din karşıtı söylemler

-Muhsin Yazıcıoğlu'nun eşine yazdığı şiirlerden biri-

Ben sevda yolunda, aşkı ararken
Karanlık dünyama, bir ışık yaktın
Su damlası gibi gönlüme aktın
Bir anlık bakışınla kalbimi yaktın

Kırağı vurmuştu hüzün bahçelerime
Solan sevgilerime bin sevda kattın
Kara saçlarına kaderimi bağladım
Buğulu gözlerinde ben, mutluluktan ağladım.







Kaynak:http://www.habervaktim.com/haber/65186/esinin dilinden_yazicioglu.html


______________
 
Helikopter Enkazının İlk Görüntüleri

471620090329012150447.jpg


Muhsin yazıcıoğlu ve arkadaşlarının ölümüne neden olan helikopter kazasının olduğu alandan ve helikopter enkazından ilk görüntüler yayınlandı.


611520090329012735295.jpg



317420090329012744131.jpg



527320090329012752959.jpg



369820090329012759839.jpg



368520090329012810842.jpg



554620090329012817918.jpg



351220090329012837615.jpg


Kurtarma çalışmaları sırasında mecburi iniş yapmak zorunda kalan scorsky helikopterin görüntüsü enkazın yanında


206320090329012924816.jpg



301620090329012933809.jpg


MEKANIN CENNET OLSUN...​
 
Allah rahmet eylesin..Büyük adamdı.Keşke yaşarkende değerini bilseydik.
 
'Can düşmanı' Yazıcıoğlu'nu anlattı

'Can düşmanı' Yazıcıoğlu'nu anlattı


1980 öncesi birbirileri ile mücadele eden Ülkü Ocakları Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve Dev Yol liderlerinden Nasuh Mitap, darbe sonra aynı hücrede kaldı. Mitap, bir zamanlar 'can düşmanı' olan hücre arkadaşını Vatan Gazetesi'ne anlattı.


2le3omh.jpg

Zıt kutuplarda mücadele veren Nasuh Mitap ile Muhsin Yazıcıoğlu, 1980 darbesinden sonra 2.5 metrekarelik bir hücreyi paylaşmıştı. Daha sonra Yazıcıoğlu, bugünleri “Sokakları, şehirleri bölüşemeyenler 2.5 metrekareyi paylaştı” demişti.

İşte Mitap da hücre günlerini şöyle anlattı: “Ben Devrimci Yol davasından yargılanıyordum. Mamak Askeri Cezaevi’nde Muhsin Yazıcıoğlu ile birkaç ay aynı hücrede kaldık. Bu hücrelerde konuşmak, gülmek ve hareket etmek bile yasaktı. Havalandırmaya çıktığımızda sağa sola bakamazdı kimse, konuşamazdı. Bu şartlar altında Muhsin Yazıcığolu ile 2,5 metre karelik bir hücreyi paylaştık. Cezaevi yönetimi bizi birbirimize eziyet edelim diye aynı hücreye koymuştu ama onların umduğu gibi şeyler olmadı. Günlerimiz kavgasız gürültüsüz geçirdik. Günde 3 sefer sayım adı altında ikimize de dayak atılıyordu. Askerler dayak attığında birbirimize yardım ediyorduk. Birbirimize su veriyorduk. Muhsin Bey büyük ihtimalle bizleri tanıdıkça bazı düşünceleri farklılaştı. Vatanı parçalayıp satacak insanlar olmadığımızı, orada o hücrede görünce anladı. Bu şekilde hayatının son bulmasından ötürü üzüldüm.”





Kaynak:http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11315429.asp?gid=229



____________________​
 
geç kalındı ne yazıkki...söz konusu insanların hayatıydı ilk gün akılları nerdeymiş artık ne söylesek boşş....
 
İHA muhabiri Güneş bulundu


İHA muhabiri Güneş bulundu


30 Mart 2009 Pazartesi 13:16
Helikopter kazasında enkazda İsmail Güneş bulanamamıştı. Nihayet ekipler Güneş'e ulaştı.

Helikopter kazası enkazında bulunamayan İHA muhabiri İsmail Güneş'in cesedi bulundu.

İHA İsmail Güneş'in cesedinin helikopter enkazının 400 metre güneybatısında bir ağacın altında jandarma ekiplerince bulunduğu bildirildi.

kaynak

Allah bu elim kazada canını kaybeden 6 kişiye de rahmet eylesin...[/QUOTE]
 
Muhabir GÖZ GÖRE GÖRE öldü...
 
Türkiye büyük ve güzide siyasetcilerinden birisini elim bi kaza sonucu malasef kaybetti.Tüm ülküdaşlarımızın ve alperen kardeşlerımızin başı sağolsun.Allah mekanlarını çennet etsin __amin__
 
İsmail Güneş in Cesedi Bulundu

500mtteee.jpg


30.03.2009 20:46
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nu geçen çarşamba günü Kahramanmaraş'ın Çağlayancerit İlçesi'ndeki seçim mitinginden, Yozgat'ın Yerköy İlçesi'ndeki mitinge götürürken Göksun İlçesi'ndeki Keş Dağı'nda düşen helikopterde bulunan gazeteci İsmail Güneş'in cesedi bugün kaza yerine 500 metre uzaklıkta bulundu.

Helikopterin enkazının bulunduğu yere 500 metre uzaklıkta bir kaya oyuğunda bulunan İsmail Güneş'in bacağı kırıldığı için helikopter koltuğu ile yokuş aşağı kaydığı ortaya çıktı. Güneş'in enkaz bölgesini kurtulma çabasıyla ayrıldığı ve cesedinin bulunduğu kaya altına sığındığı anlaşıldı.

Jandarma Özel Harekat Arama Kurtarma Timleri tarafından yüzü karlarla örtülü olarak bulunan Güneş'in cenazesi kaza bölgesinden alınarak Göksun'a getirildi. Burada işlemlerin tamamlanmasının ardından cenaze Sivas'a gönderilecek.

Kaynak
 
Geri
Üst