Ahmet Altan öyle bir yazı yazdı ki...

TuğяuL

Banned
Katılım
14 May 2008
Mesajlar
2,259
Reaction score
0
Puanları
0
Konum
Ne gülüyorsun bu anlattığım senin hikayen!
Ahmet Altan öyle bir yazı yazdı ki...

Bir teğmenin eline bir bomba verip pimini çekmesinden sonra mevziden mevzie dolaşırken bombanın patlamasıyla birlikte ölen genç askerin babası, dün sabah bizim gazetedeki haberi görünce koşa koşa askerlik şubesine gitmiş.

Bu haber nedir” diye sormuş.

Şubedeki görevliler ona aynen şunu söylemişler.

“Sen o gazetede yazılanlara inanıyor musun?”

Eğer o baba bana gelseydi ben de ona sanırım benzer bir söz söylerdim.

“Sen o ordunun söylediklerine inanıyor musun?”

Bizim ordunun doğru söylememek gibi bir alışkanlığı var.

Bu kaçıncı?

Dağlıca'da aynı, Aktütün'de aynı, bulunan LAW silahlarının kime ait olduğu konusunda aynı, mayın konusunda aynı, bu son bomba olayında aynı.

Gidin sorun bakalım, çocukları “bombalı ceza” yüzünden ölen annelerle babalar çocuklarının niye öldüğünü biliyorlar mı?

Anneleri babaları bir yana bırakın Milli Savunma Bakanı bile bilmiyor o çocukların nasıl öldüğünü.

Generaller akıllarını siyasete öyle bir takmışlar ki askerliği unutmuşlar neredeyse.

İttihatçılardan bu yana bu ülke, ordusunun bu alışkanlığını değiştirmeyi bir türlü başaramadı.

Siyasetle uğraşan her ordu gibi askerî konularda çok fazla hatalar yapıyorlar ve sürekli olarak bu hataları saklamaya uğraşıyorlar.

Generaller hep siyaset konuşuyorlar ama halk hiç askerlik konuşamıyor.

Ordunun hataları gündeme gelmiyor bir türlü.

Biz, Kıbrıs savaşında kendi gemimizi batırdığımızı kaç yıl sonra öğrendik, hatırlıyor musunuz?

Hatırlamıyorsunuzdur bile.

Ordunun hatalarını konuşmak ve hatırlamak yasak.

Medyaya baksanıza.

Genelkurmay Başkanı siyasetle ilgili açıklama yapınca manşetlerine çekiyorlar, sanki bu çok doğal bir şeymiş gibi.

Generaller siyasetle ilgili konuşamazlar.

Bu, onların işi değil.

Onların işi askerlik.

Bu ülkenin birçok “açılım” yapması gerekiyor.

Bir tanesi de “ordu açılımı”.

Ordunun konumunu, işleyişini, askerî yeteneklerini, hatalarını, yapılanmasını yeniden tartışmalıyız.

Lafa gelince bu “bizim ordumuz”, ordu “bizimse” neden biz ordu hakkında konuşamıyoruz, neden soru soramıyoruz, neden hatalarını soruşturamıyoruz?

Neden hiçbir hatasının hesabını vermiyor ordu?

Bu ülkedeki generaller, hiç mi askerî bir hatadan dolayı istifa etmez?

Kürt açılımı konusunda üstüne vazife olmamasına rağmen uzun uzun konuşan Genelkurmay Başkanı neden ordunun işleyişi konusunda ortaya çıkan aksaklıkların hesabını vermiyor bu halka?

O ordunun sahibi generaller değil, o ordunun sahibi bu ülkenin halkı.

Tabii, o hesabın sorulabilmesi için gerçek bir medyanın ve gerçek siyasetçilerin olması gerekiyor bu ülkede.

Dün MHP yöneticilerinden birinin açıklamasını utançla okudum.

Genelkurmay Başkanı'nın konuşması üzerine, “açılım meselesi bitmiştir” diyordu sevinçle.

Eğer siyasi açılımlar bir generalin konuşmasıyla bitiyorsa, bu ülkede parlamentoya, siyasi partilere, milletvekillerine ne ihtiyaç var?

O siyasetçi o açıklamayı yaparken aslında “ben yokum, partim de yok, seçmenim de yok, parlamento da yok, sadece general var” demek istiyordu.

Bu tür siyasetçilerle nasıl uygarlaşacak, gelişecek, kalkınacak bu ülke?

Örtülü bir askerî diktatörlük olmaktan nasıl kurtulacak?

Böyle, kendi kimliğinden, kişiliğinden, fikirlerinden, seçmeninden vazgeçmiş, kendi iradesiyle “emireri” haline gelmiş siyasetçilerle Türkiye, gerçek bir demokrasiye kavuşabilir mi?

Türkiye ordusunu düzeltmek zorunda.

Ordunun düzelebilmesi için de kışlasına dönmesi, aklını kendi mesleğine vermesi, sağlam bir disipline kavuşması, üstüne vazife olmayan işlerde susması gerekiyor.

Yaşadığımız çağda bizimki gibi bir ordu kalmadı gelişmiş ülkelerde.

Daha yeni, Yunanistan fazla konuşan genelkurmay başkanını görevden aldı.

Onun için zaten Yunanistan Avrupa'nın üyesi, biz değiliz.

Onun için minicik Yunanistan bizden kat kat zengin.

Bir ordu açılımı yapmalıyız.

Orduyu disipline, siyaseti ve medyayı kişiliğine kavuşturmalıyız.

Aksi takdirde kanlı bir hercümercin içinde debelenmekten bir türlü kurtulamayacağız.

Çocuklar ölüp duracak.

AHMET ALTAN-TARAF
 
kardeş sen neden bölesin ortalığı kızıştırıyon
 
Altan yazmış.. Org. Başbuğ dahil üst düzey ordu mensypları bu türden işlerde hesap sorup millete olan biteni artık açıklamayı bir görev bilse kimse orduyu dezenforme etmeye kalkmaz.

her defasında yapılan yanlışların ve açıklamaların foyası çıkıyor nasılsa. ama ordumuz bu yanlışalrı yapanları ne kendi içinde cezalandırmaya gidiyor nede gereken açıklamayı yaapıyor!!bu da milleti üzüyor. çok yazık..
 
Bizim ordumuzda hic bir komutan böyle yapmaz.Velevki öyle birsey oldu eğer benim elimde olsaydı o bomba bos bir araziye sallardım giderdi
 
Yine yazıya karşı yazabilcek iki kelimesi olmayanlar
yazarlar kaynakla uğraşmış. Altına ben imza atıyorum ben
yazdım farzet.. Her yönüyle mükemmel bir yazı. Üstüne
yorum bile yapamam.
 
Alttan nereye gideceği belirsiz sinsi mesajlar bırakmak çok kolay, değil mi ?:goz:
 
Gün Atatürkçülerin günüdür!..

Atatürkçüler!..
Atatürk Cumhuriyetinin sahipleri..
Laik, çağdaş,
batılı, demokrat Türkiye Cumhuriyeti' ne inanan insanlar..
Eğer bugün susarsanız, bugün sinerseniz, bugün koparılan gürültüler, toz duman edilen ortamda Atatürk ve Cumhuriyeti' nden şüphe ederseniz hele, biteriz.


Atatürk biter. Atatürk Cumhuriyeti biter..
Yıllar önce İkinci Cumhuriyet sulandırmasıyla ortaya çıkıp, aslında Ortadoğu ve Orta Asya'ya göz dikmiş Amerika'nın ihtiyaç duyduğu tampon, uydu "Ilımlı İslam" devletine döneriz.


O zaman yeni bir Atatürk de bekleyemeyiz.
Çünkü Atatürkler tarihte kolay yetişmiyor..
En azılı düşmanı Lloyd George'un dediği gibi, yüzyılda bir geliyorlar dünyaya..


Geçen yüzyıl bize nasip olmuştu.
İki yüz yıl üst üste şansın bize dönmesini ummayın..
Bakın, Ortadoğu ve Orta Asya siyasetini tamamen bir Ilımlı İslam Türkiye'ye bağlamış Amerika'nın niyetleri nasıl açık!..
Ne diyor gayri resmi sözcüleri Newsweek dergileri..
Türkiye'de iki derin devlet var.


Biri temiz..
Onlar Atatürk
Cumhuriyetçisi laikler..
Kimler?..
Ordu..
Yargı..
Üniversiteler.


Yani tüm dinamik güçler ve tüm Atatürk bekçileri..
Bunlara dil uzatamıyor.
Ne diyor..
Bir de Kirli derin devlet var..
Temiz derin devlet varlığını devam ettirebilmek için kirliye muhtaç.
Yani eninde sonunda o da bulaşık..
O da kirli...


..Ve baklayı ağzından çıkarıyor..
"Ey Türk milleti.. Bu derin devletten kurtulmak için tek yol var önünde.. Mart ayındaki seçimlerde oyunu AKP'ye ver. Yüzde 47'den daha fazla ver ki, onlar iyice coşsun, ötekiler iyice pıssınlar.."


Yani, Deniz Baykal'ın göstermelik, Devlet Bahçeli'nin "Yavru" muhalefetine bile tahammül edemiyorlar, görünüşte.
Aslında Amerika'nın sorunu muhalefet değil.
Bir Kemal Derviş müdahalesiyle işi nasıl başarıp, darmadağın ettikleri tüm öteki partiler yanında iktidarı AKP'ye nasıl altın tepside sunduklarını bilmeyen var mı?.


Amerika'nın sıkıntısı Atatürk'ün ve ilkelerinin yılmaz bekçisi Ordu..
O orda, öyle dimdik durdukça, cumhuriyetin laik ilkelerinden ödün vermek, Ilımlı İslam devleti kurmak mümkün olmayacak..
O zaman hedef ne?..


Ordu!..
Türkiye'nin derin devleti var da Amerika'nın yok mu?..
Onlar salmazlar mı kendi derin devletlerini Türk Ordusunun üzerine..
O ordu yıpratılır, o ordunun Türk halkı nezdindeki başından beri açık ara süren "1 numaralı güvenilen kurum" niteliğine gölge, şüphe düşürülürse iş kolaylaşmaz mı?..


Oynanan oyun bu..
Bu ülkede her iktidar, polisi ele geçirebilir..
Ama Menderes dahil, Ordu'yu ele geçirebilen çıkmadı.
Çıkmaz.
O Harpokulu orda durdukça çıkmaz.
Bugün polis ne durumda biliyor musunuz?.
Tarikatlar ne kadar sızmışlar haberiniz var mı?.
Bugün Ordu'yu yıpratan her olayın içinde ve başında polisin olması tesadüf mü?.


Polis, yargının, yani savcıların, mahkemelerin isteğiyle mi hareket ediyor, yoksa iktidarın emir kulu mu?.


Polisin o gün nereleri basacağını polisten evvel devlet televizyonunun bilmesini neye bağlıyorsunuz mesela..


Çok kritik bir Ordu mensubunun evi basılır, güya çok önemli belgeler ele geçirilirken, savcılara haber verilmeyişi, polisin eve gelip yalnız başına 3 saat çalışması ve bilgisayarı yedekleme yapmadan alıp gitmesi tesadüf mü?.
İçinden çeşitli silahlar çıkan kazı yapılırken, polisin tüm özel yayın kurumlarına engel olup, sadece TRT kameramanı eşliğinde çalışması hep masum tesadüf, ya da talihsizlikler mi?.


Ordu'dan şüpheyi pompalayan satılık kalemler, hem de bu kadar temel yanlışı yapan polisi niye eleştirmiyorlar sizce?.


Geçen gün, bulunan silahlarla ilgili, 1965 yılında askeri okulda bize verdikleri dersi özetledim. İşgal altındaki ülkede, işgalcilerle gerilla savaşı yapmak için, barışta gömülen, saklanan silahları anlattım.
Bir emekli General dedi ki..


"Yazdıkların doğru.. Bak sana söylüyorum. Bugün bulunan tüm silah ve cephanenin devlete kayıtlı olduğunu asker de, polis de biliyor. Asker görev bilinci içinde sırlarını açıklamaz. Susuyor. Polis bunu biliyor ve kullanıyor.. Asker hızla yıpranıyor.."


Ergenekon adı altında kopan tüm gürültünün baş hedefi, Atatürkçüler ve de özellikle Atatürk'ün ordusu..
İşte onun için diyorum..


Gün susma, sinme, geri adım atma, "Hele bir bekleyelim" deme günü değil..
Onlar organize.. "Fet" diyorum, yüzlerce küfür, tehdit maili yağıyor.
Bir yerden işaret almış gibi..


Bütün gazete yöneticileri, bütün köşe yazarları bu baskının altında..
Atatürk'e söven yazılar son günlerde nasıl azdı, nasıl yoğunlaştı?..
Çünkü onlara da alkış yağıyor her sövmelerinde, ayni merkezlerden..


Coşuyorlar.
Atatürk Cumhuriyetçileri. .
Atatürk'ün Cumhuriyeti emanet ettiği gençler..
Korkmayın..
Sinmeyin..
Susmayın..
Bilgisayarlar kilitlensin haykırmanızla..


Atatürk'ün kurumları, onlara sahiplendiğinizi görsün, hissetsin, yaşasınlar..
Bu ülke bizim..
Bu Cumhuriyet bizim..
Atatürk bizim..
Biz yaşadıkça..
Korkmadıkça, sinmedikçe, palavraya pabuç bırakmadıkça..

Hıncal ULUÇ



OZGURLUK VE BAGIMSIZLIGIN BEDELi,

ÇOK AĞIRDIR. AKIL - BiLiM VE UYGARLIK

YOLUNDAN SAPAN

TOPLUMLAR, BU

BEDELi YOK OLUŞLA ÖDERLER...
 
çok dogru bir yazı . egerki doguda askerlik yapan akrabalarınızda varsa onlara sorun anlatsınlar sizlere. hep egitim zaiyatı veriyoruz ve askerin neden öldügünü egitim zaiyatında söylemiyorlar.. sadece allah rahmet eylesin demekten baska bir şey gelmiyor elimizden ...
 
Askere gidenlerin % 90'ı komutanlara ve askerliğe ana avrad düz gidiyor. Zaiyatta verdiğimiz kayıp teröre verdiğimiz kayıptan daha fazladır. Bazen çatışmada ölen askerleri zaiyat olarak basına sunulmaktadır
 
Gün Atatürkçülerin günüdür!..


















Polisin o gün nereleri basacağını polisten evvel devlet televizyonunun bilmesini neye bağlıyorsunuz mesela..


Çok kritik bir Ordu mensubunun evi basılır, güya çok önemli belgeler ele geçirilirken, savcılara haber verilmeyişi, polisin eve gelip yalnız başına 3 saat çalışması ve bilgisayarı yedekleme yapmadan alıp gitmesi tesadüf mü?.
İçinden çeşitli silahlar çıkan kazı yapılırken, polisin tüm özel yayın kurumlarına engel olup, sadece TRT kameramanı eşliğinde çalışması hep masum tesadüf, ya da talihsizlikler mi?.

.

savcıdan habersiz polisin ev basmasımı??:::)) hemde ordu mensubu birinin evini basamak ha:)) hıncal uluç kızı yaşındaki mankenle basıldığı gibi o evlere magazin basınınnın girdiğini düşünüyor galiba. hukuktan temel bilgisi olan lise öğrencisinin bile güleceği bir yorum olmuş bu... savcıdan hebersiz ordu mensubunun evini polisin bastığını söylemek kadar komedi birşey duymadım ben.. hadi hıncal abi yapma yaa.. sen o boynundaki fuları biraz daha gevşelt te aklına tahakküm etmesin...
 
her satırına imza atarım

bu yazıyı eleştirenler yazının neresini yalnış bulduklarınıda söylesinler
 
el insaf hemen yargıla,taraf gazetesi şöyle,böyle.Bu vatanı sevdiğini sanan zavallı garip vatandaşım,bırakın vatanını adam gibi sevenlere saldırmayı.Ordu bizim ordumuz elbette ama dört ana kuzusu cephede savaşırkenmi ölmüş,elbetteki sorgulanmalı ve anaların gözyaşı dinmeli yetti artık.
son günlerde ağzı köpük dolu dolu bağıran siyasetçiler ve yandaşları sizlerin çirkin yüzünüzü ve bu vatanı çok severken ülkeye verdiğiniz zararları unutmadık.Zaman sizleride ıslah edecek yolun sonu sizin için gözüktü.Ama bu ülkede sizlerle yaşamak zorundayız.Aldığım eğitim ve demokrasi terbiyesi bunu mümkün kılıyor.Saygılarımla..
 
üst düzeyde yazılmış kaliteli bir yazı.takdir uyandırabilmesi için üst düzeyde kaliteli okuyucu gerekir.
 
Geri
Üst