İsmailağa cemaatinde Ergenekon kavgası
Mahmut Ustaosmanoğlu adına yayınlanan bildiriyi kim yazdı?
Erzincan'da tutuklanan Cumhuriyet Başsavcısı ilhan Cihaner'in yürüttüğü soruşturma ile kamuoyunun gündemine gelen İsmailağa cemaatinde Ergenekon kavgası yaşanıyor. Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü ile ceaatin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu'nun yeğeni Saadeddin Ustaosmanoğlu arasından ibr süredir devam eden tartışmaların şiddeti yükseliyor.
Aynı zamanda İBDA-C lideri Salih Mirzabeyoğlu'na da yakın olan Saadeddin Ustaosmanoğlu'nun genel yayın yönetmenliğini yaptığı Furkan Dergisi'nde Cübbeli Hoca aleyhinde yaptığı yayınlara Mahmut Ustaosmanoğlu tarafından Milli Gazete'de yayınlanan bir bildiri tepki gösterilmişti.
Ustaosmanoğlu adının kullanılarak olumsuz haberler üretildiği söyleyerek "Son zamanlarda bazı gazete ve dergilerin adımızı ve soyadımızı izinsiz kullanarak rant sağlamaya çalıştıklarını üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım. Bu gazete ve dergilerde yayınlanan haberlerden, yazılanlardan, makalelerden haberimiz olmadığı gibi, iznimiz de yoktur. Ustaosmanoğlu olan soyadımızı kullanarak, hatta akrabalıklar ihdas ederek menfaat temin etmeye çalışanları her şeyden evvel Allah'a havale ediyorum.Bugüne kadar Allah ve Resulünün buyurduklarını anlatma ve yayma dışında, legal veya illegal hiçbir kuruluşla ve özellikle de siyasetle alakamız olmamıştır. Bizim bazı kuruluşlara icazetimiz varmış gibi yapılan yakıştırmaları da kınıyorum. Bundan böyle bizim iznimiz alınmadan yapmış olduğumuz sohbetlerimizi dergilerinde, gazetelerinde kullananlar hakkında hukuki işlemlere tevessül edeceğimizi ilan eder, efkar-ı umumiyeye sağlık, sıhhat ve afiyetler dilerim." demişti.
Bu bildirinin hedefi olan Saadeddin Ustaosmanoğlu da kendi internet sitesinde yayınlanan röportajı ile bildiriyi "Efendi Hazretleri"nin değil bir dönem bakanlık yapan Saadet Partili İsmail Müftüoğlu'nun yayınladığını, Cübbeli Hoca ile birlikte cemaat içerisinde AK Parti'nin gücünü kırıp Saadet Partisi'ne olan desteği artırmaya çalıştıklarını iddia ederek Ergenekon'la irtibatklı olmakla itham etti.
İşte Saadeddin Ustaosmanoğlu'nun Milli Gazete'de yayınlanan bildiriye verdiği cavep:
- Nedir meselenin aslı?
- Zaman zaman hatırlatıyoruz, meselenin temelinde bir siyasî partinin İsmailağa cemaati üzerinde kurmaya çalıştığı hâkimiyet sözkonusu. Bu konuda Cübbeli Ahmet kullanılan temel figür ve biz de bu ara Cübbeli’nin biraz üzerine gittik. Bunlar da akılları sıra bize karşı bir atraksiyon da bulunuyorlar. Normalde bize Cübbeli’nin cevab vermesi gerekiyordu ama meseleye eski Adalet Bakanı İsmail Müftüoğlu dâhil oldu. Mevzuların çoğu da bu şahıs üzerinden yürütülür. Kendisi Erbakan Hoca’ya “veli” gözüyle bakar. Ama bir başka veli’nin (Efendi Hazretleri) yanında siyasî entrikalar peşinde koşar. Bu adamın bize karşı daha öncede hataları oldu. Devlet ilişkilerinden elde ettiği bağlantıları bir şekilde kullanmaya çalışır. Efendi Hazretleri’nin ‘Hukuk Müşaviri’ sıfatıyla meselelere hâkim olamazsa yapamayacağı pislik yoktur. Meselâ Efendi Hazretleri’nin en yakınlarında olan herkesin tanıyıp bildiği Hocaefendilere, sadece Saadet Partisi’ni desteklemedikleri için, onlardan bahsedenlere şöyle diyebiliyor: “Ne Kemal Efendisi, Kemal diyeceksiniz. Ne Hasan Efendisi, Hasan diyeceksiniz. Ne Mustafa Efendisi, Mustafa diyeceksiniz.” Siyasî ihtirasları bu derece kabarmış birinin tasavvufla, tarikatla, hatta İslâm’la ne alâkası olabilir ki? İşte şimdi bu adam, birilerinin nasırına bastığımız için yine devreye girdi ve Efendi Hazretlerini istismar etti. Bu resmî daha önce de görmüştük. Meseleye vâkıf olamayanlar tabiî olarak sadece gördükleri haberlere inanıyorlar. Bu adam Efendi Hazretleri adına yazdığı haber ve duyuruda “Hukukî işlemlere tevessül edeceğimizi ilân ediyoruz” diyor. Yani Efendi Hazretleri beni mahkemeye verecek!.. Ne komik!
- Daha önce yaşadıklarımız dediniz?
- Bir misâlle her şey yerli yerine oturur zannediyorum; anlatayım. Densizin biri bir yerlerde şöyle bir söz sarfetmiş: “Mahmud Efendi’nin akrabalarından hiç kimse bundan sonra yanına giremeyecek. Biz müsaade etmeyeceğiz.” Böylesine ahmakça bir söz. Bunun üzerine ağabeyimle birlikte Efendi Hazretleri’ne gittik. Kapı açıldı; Efendi Hazretleri’nin üzerini giydiğini, biraz beklememizi söyleyen kişi, bir süre sonra gelip, içeriye alamayacağını söyledi. Tabiî orada olan bitenleri bildiğimden içeri girdim. Koridorda önümüze çıkanlar seslerini yükseltmeye başladılar. Sebebi de, Efendi Hazretleri duysun da bize kızsın. Taktik hep aynı. Küçük adam mantığı.
- Sonra ne oldu?
- Efendi Hazretleri’nin hemen kapısının dibinde olan bu hâdiselerden dolayı oradakileri uyardım. “Oda kapısını kapatın, Efendi Hazretleri rahatsız olmasın mutfağa gelin” dedim ama, onların işine gelen tersi olduğu için kapatmadılar. O arada biri seğirterek Efendi'nin yanına girip birilerinin evi bastığını söylüyor. Ve bize gelip "Efendi size çok kızdı" diyor. O kişiye o zaman söylediğimi, affınıza sığınarak zikretmek istiyorum. Okuyucularımız da kusura bakmasın, zira bu salaş taife bu cemaati çok laşkalaştırdı. Bu sebeble ciğerlerindeki leke görünsün istiyorum: "Şerefsiz, olayı Efendiye nasıl anlattın? İstediğin şekilde cevab alabilmek için, nasıl anlatırsan öyle cevab alırsın tabiî. Şimdi biz yanına gireceğiz, her şeyi de duydu, bakalım ne diyecek?"Yanına girip elini öptük. Ağabeyim kendisine; Efendi Hazretleri sizi ziyarete geldiğimizde burada hizmet edenler içeri girmemize mâni oluyorlar, dediğinde, kızarak, herkesin şahid olduğu şu sözü söylüyor: "Olur mu öyle şey, her zaman burada olun!" Bunun üzerine ben arkama dönüp ayakta bekleyenlere sessizce, "Herkes duydu mu bu sözleri" diyorum. Geldiğimizde karşımıza dikilen kadıncağız da kapıda manzarayı seyrediyor, çıkarken ona da, "Hanımefendi siz de duydunuz mu" dediğimde mukabelesi şu oldu: "Tabiî kardeşim; bizim Efendi Hazretleri'nin akrabalarına hürmetimiz sonsuzdur!" Palavra tabiî... Ahlâk yok, ahlâk!
- Peki İsmail Müftüoğlu'nun derdi ne?
- Onun derdi siyasî ihtirasları. Tarikatın "T"sini bilmez. Bilse, Efendi Hazretleri'nin dünürüne, ehl-i tarik olmak bakımından da en yakınına, "Hasan Efendi demeyin, Hasan deyin" diyebilir mi? Hasan Efendi AKP'yi destekledi ya; dert bu!
- Müftüoğlu verdiği ilanda sizin Efendi Hazretleri üzerinden rant sağladığınızı söylüyor.
- Utanmadan bunu söyleyebiliyor. İsterse mal beyanında bulunalım bakalım kimin mülkü var. "Müftüoğlu'nun derdi ne" sorunuza devam edersek; Erbakan Hoca, "Niçin İsmailağa'nın oylarını AKP'ye kaptırdınız" diye Müftüoğlu'nu fırçalamıştır. Bu fırçalamanın Müftüoğlu'nda meydana getirdiği kuyruk acısıyla, Cübbeli'yle kafa kafaya verip Saadet Partisi'ni kurtarmaya çalışıyorlar, biz bu oyunu bozduğumuz için de, en ahlâksızca atraksiyonlara giriyorlar. Bakın yakın zamanda olmuş daha ilginç bir hâdise anlatayım ki, Efendi Hazretleri ileri gidenleri nasıl terbiye ediyor anlaşılsın. Efendi Hazretleri Cübbeli'ye, "Bizim parti ne yapıyor?" diye soruyor. Cübbeli, "Saadet mi?" diyor. Efendi Hazretleri, "Yok yok, bizim parti" deyince o "Muhsin Yazıcıoğlu'nun partisi mi?" diyor. Efendi Hazretleri üçüncü soruşudan sonra, sağır kulağının üzerine yatmış Cübbeli ıkına ıkına "AKP'mi Efendi Hazretleri?" deyince "Evet" cevabını alıyor. Tabiî Cübbeli'nin o an ki hâlini hayal edebilirsiniz!Tabiî bu şu demek değil; Efendi Hazretleri AKP'lidir. Efendi Hazretleri hiçbir parti, hiçbir teşkilât, hiçbir örgüte nisbet edilemez. Niyesini de söyleyelim; Efendi Hazretleri bütün partilerin, bütün teşkilâtların, bütün örgütlerin muradı olan bir yükseklikte duruyor da onun için. Bizler bunu bildiğimizden bu tür küçüklüklere tevessül etmeyiz. Müftüoğlu fikirde ahlâk sahibi olamadığı için bu seviyesizliklere teşebbüs ediyor.
- İlanda "akrabalık ihdas etmek" şeklinde garib bir ifade var. Siz Efendi Hazretleri'ne akrabalık mı ihdas ediyorsunuz?
- Komik! Bunu güya Efendi Hazretleri söylüyor. Önce şunu söyleyeyim, akrabalık bağının İslâm'da nasıl'ı bellidir. Efendi Hazretleri'nin İslâm'ı nasıl hassasiyetle yaşadığı da ortada. Müftüoğlu'nun bilmediği bir şeyi fısıldayalım kulağına; Efendi Hazretleri önemli birşey olduğunda, kendi içinizde halledin mânâsında "Bunu akraba içinde konuşun" der. Burada Müftüoğlu'na haltetmek düşer. Haddini bilsin.Gelelim şu "ihdas" kelimesine. Müftüoğlu'nun cehaleti burada da ortaya dökülmüş. Bakın lugatta "ihdas" kelimesinin karşılığı nasıl: "Hiç yapılmamış, hiç olmamış birşeyi ortaya koymak." Yani, Efendi Hazretleri benim babamın amcaoğlu değil, yani benim dedemle Efendi Hazretleri'nin babası kardeş değil. Yani, yani, yani... Bırakın bütün bu yanileri, yâ hu ben Efendi Hazretleri'nin müridiyim; bunu da mı inkâr ediyorlar? "İlgisi yokmuş, istismar ediyormuş, rant sağlıyormuş" vs. Böylesine küçük cingözlükler insanı küçültür. Müftüoğlu aklını başına toplamalı. Perde'nin arkasından döndürdüğü dolapları bilmediğimizi zannediyorsa, aldanıyor.Yâ hu bu memlekette generaller hapse atılmaya başlandı Müftüoğlu'nun entrikaları mı duyulmayacak. Saadet'in Ergenekon aşkını da hesaba katarsanız işin rengi daha da değişir. Neyse burada duralım; bir sürü şey deşifre olmasın.
- 2007 genel seçimlerinde Müftüoğlu sizden yardım talebinde bulunmuştu. Bu yardım talebenin mahiyetini ve o dönemde yaşadıklarınızı okuyucularımıza anlatır mısınız?
- Müftüoğlu'nun karakter yapısını ortaya koymak babından bahsedeyim. Son seçimlerde bunlardan bize bir teklif geldi. AKP'ye karşı atak yapabilmek için bizden yardım istediler. Dergimizde kendisinin yazısını yayınladık. O nüshadan 4 bin adet alıp teşkilâtlarına dağıttılar. Şimdi saldırdıkları Furkan Dergisi o zaman aynı Furkan Dergisi değil miydi? O zamandan bu zamana değişen ne? O zaman da biz Efendi Hazretleri'yle akrabalık ihdas ederek Efendiyi istismar etmiyor muyduk!? Demek ki, o zaman bizle işbirliği yapmak işlerine geliyordu, bütün bu istismarlarımızı (!) görmüyorlardı; öyle mi? Ahlâk yok, ahlâk! "Fikirde haysiyeti olmayanın uslubda şahsiyeti olmaz" diyor Üstad Necip Fazıl.Bir başka mesele. Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı'nda seçim öncesi bir toplantı yaptık. Kendilerine dedim ki, "Ben ne AKP'liyim ne Saadet Partili. Benim bir dünya görüşüm var, kimliğim belli." Uzun bir sohbetten sonra Müftüoğlu'yla başbaşa kaldığımızda, elini omuzuma koyup "Saadeddinciğim, bunlar bizi anlamaz!" dedi. Kendi parti teşkilâtındaki insanlar için, bunlar böyle kahramanlıklardan falan anlamazlar diyor; kendi kahraman ya!.. Eski bakan olmasının tadını aynı şekilde İsmailağa Cemaati içinde de çıkarmaya çalışıyor. Etrafına topladığı kişilerin ağızları açık kendini dinlemeleri müthiş şevk veriyor kendisine. Şimdi de Efendi adına açıklama yapma kurnazlığı. Onu ilgilendiren Efendi değil bu konuda, kendi siyasî ihtirasları. Bir daha Erbakan Hoca'dan beceriksizlik azarı işitmek istemediği için kıvranıyor. Ama yanlış kişilere sataşıyor! Biz, nice zamandır yapıp ettiklerinden haberdarız ama tipik özelliklerimizden biri, sabırlı olmaktır! Sabrettik... Bundan böyle herkes ayağını denk alsın. Konuşacağız!
- Haber 7'deki "Mahmud Efendi'den Furkan uyarısı" haberi için ne diyorsunuz?
- Bu Haber 7 sitesi daha öncede böyle bir cin'lik yapmaya soyunmuştu. Bunlar Cübbeli'nin finoluğunu yapan tipler. Şimdi, Cübbeli'ye ilgili söylediklerimiz mâlum; adamcağız sesini çıkaramayınca ağabey rolünde Müftüoğlu devreye girdi, açıklama yaptı. Ama, Millî Gazete'de ve Vakit'te üstü kapalı geçtikleri mevzuyu Haber 7'deki finolarına niyetlerine göre anlattılar, onlar da yalana yalan katarak bu ahlâksızlık talanına katıldılar. Müslümancıklar... Bu "cık kelimesine muhatab olmayan insanlardır ki, davamızın haysiyetini muhafaza edebilirler. Gerisi, teferruat cinsinden Müslümanlık taslamaya girer.Şimdi, burada asıl mesele şu; söylediklerimizle, yazdıklarımızla serseme dönen bu tipler "ne yapabiliriz" diye kafa kafaya verdiler ve şöyle bir karara vardılar: "Biz Furkan'ın yazdıklarına mukavemet edemeyiz, bütün pisliklerimizi fâş ediyorlar, Öyleyse, Saadeddin'in Ustaosmanoğlu'nu Efendi Hazretleri'yle karşı karşıya getirecek bir hamle yapalım." Böylece söylediğimiz onca şeyi de bir kalemde geçip paçayı kurtarmış olacaklar. Uyanıklar; ya da ahlâksızlar.Bunu denemek için de Müftüoğlu üzerinden Millî Gazete'de böyle bir atraksiyon, Vakit Gazetesi'nin de meselelerden haberdar olmamasını istismar ederek onlara da bir bildiri. Sonra da Haber 7 finolarının cingözlükleri.Vakit Gazetesi'nden bahsetmişken bir mevzu daha anlatayım da meselelerin cemaziyelevvelinde neler var görün. Yıllar önce Bandırma'daki bir yerel gazetede, Efendi Hazretleri Bandırma'dan kaymakam tarafından kovuldu diye haber çıktı. Vakit Gazetesi, güzel bir habercilik örneği göstererek haberi yakaladı ve üzerine gitti. Millî Gazete'nin o dönem başında bulunan eski valilerden, rahmetli H.O.B.; aynı zamanda Efendi Hazretleri'nin müridlerinden. Gazetesinden birileri vasıtasıyla Vakit Gazetesi'ni aratıp, "Efendi Hazretleri bu haberleri yapmanızı" istemiyor dedirtiyor. Bir gün Efendi'nin odasından, Allah rahmet eylesin H.O.B. Bandırma kaymakamını arıyor ve karşısında bir takım olmadık taklalar atıyor. Kaymakama, "Efendi Hazretleri sizi çok seviyor. Sizi ziyarete gelecek. İsterseniz vereyim telefonla görüşün" dediğinde Efendi Hazretleri sert bir yüz ifadesiyle ve elinin tersiyle "Hayır" diyor. Tabiî olarak Efendi'nin yanında müdahale etme terbiyesizliğinden çekinerek o an meseleyi sineye çekiyoruz. Daha sonra telefonla meseleyi Efendi Hazretleri'ne bildiriyorum ve gazeteler arasındaki meselede kendisini istismar ettiklerini söylüyorum. Bana, "Pazar günü sohbetten sonra camiye odama gel" diyor. Gittiğimde H.O.B.'nin içeride olduğunu görüyorum. Oturup Efendi'nin elini öptükten sonra bana, "Anlat" diyor. H.O.B. ilk başta mevzunun ne olduğunu bilmiyor. Ben anlattıkça rahmetlinin rengi değişmeye başladı ve dayanamayıp müdahale ederek şöyle dedi. "Sen çocuksun, ben senle muhatab olmam." Kendisine, "Beyfendi ben bitireyim ondan sonra konuşursunuz" diyerek Efendi'ye anlatmaya devam ediyorum. Tabiî gittikçe ortaya çıkan yalanlar H.O.B'yi rahatsız ediyor ve sözümü kesmeye yelteniyor. Orada bulunan A.U. hoca, "Efendi Hazretleri bu konuyu kapatalım" diyerek müdahalede bulunmasına rağmen Efendi de hiç değişiklik yok. Anlıyorum ki Efendi herşeyi anlatmamı murad ediyor, ben de şevkle mevzuya devam ediyorum. Sonucu tahmin edebilirsiniz. O gün yaşlı bir insanı genç birisine kırbaçlatarak terbiye eden Efendi Hazretleri'ni görüyoruz ki bugünde pek anlayan yok. Meselenin sonunda da şahsıma, "Bu konuda Vakit Gazetesi'ne benden haberleri sen götür" buyuruyor. Şimdi, gerek Cübbeli, gerekse Müftüoğlu ve gerekse henüz isimlerinden bahsetmediğimiz şahıslar ayaklarını kırıp yerlerinde otursunlar. Cingözlük yapmasınlar ve bilsinler ki, Allah dostlarının mekri (hilesi) büyüktür. Onlar istismara gelmezler. Sabırları son noktasına kadar sınanmasın ve nasıl olsa kandırabiliyoruz zannına kapılınmasın. Bu cemaat ehl-i tasavvuftur; Efendi Hazretleri'nin muradı da böyle kalmasıdır, politikanın çamuruna bulaştırmanın âlemi yok. Kimse cemaati kendi hırsına kurban etmeye kalkmasın.
- 28 Şubat sürecinde de, cemaate yönelik saldırıları önlemek için televizyona çıktığınızda hakkınızda "Efendi Hazretleri müsade etmediği hâlde televizyona çıkıyor" diye yalan haber yaymışlardı. Bu mevzuuyla ilgili ne söylersiniz?
- 28 Şubat süreci mâlum. Şimdi adı geçen zevattan o zaman tık yok. Cemaate saldırıları önlemek için televizyonlara çıkıp konuşuyoruz tabiî olarak. Bunun 'cezası'nı da 18 seneye mahkûm olarak ödedik. Bu ve benzeri bir avuç zevat sağda solda şöyle bir haber yayıyorlar: "Efendi Hazretleri müsaade etmediği hâlde Saadeddin televizyonlara çıkıp İsmailağa adına konuşuyor. Efendi'nin müsadesi yok."Bir televizyon kanalından gelen teklifi, sırf bu dedikoduların önünü kesmek için gidip Efendi Hazretleri'ne sordum. "Efendi Hazretleri, televizyona çıkıp konuşmama kızıyormuşsunuz. Yine çağırıyorlar, gideyim mİ?" Cevab şu: (Celalli şekilde) "Kim dedi kızdığımı, git ne gerekiyorsa yap."Şimdi bu salaş tipler Efendi Hazretleri'nin buradaki muradını da kavramaktan âcizler tabiî. Onlara düz mantık gerek, ince idrake mevzu meselelerden anlamazlar. Ben bunları anlatmakla, Efendi Hazretleri adına ancak ben konuşabilirim, kimse konuşamaz demek istemiyorum. Maslahat'ın ne mânâya geldiğini anlatmaya çalışıyorum. Bundan anlamayan ahmaklar ne yapıyor? İşte Cübbeli, Efendi adına ortada dolanan tek kişi ya! Ne yapıyor? Efendi Hazretleri'nin resimlerini, hem de her sayıda dergisinde basarak bol bol para kazanıyor. Ama Efendi Hazretleri adına en ufak bir tehlike sözkonusu olsa ya tüyüyor ya da sahte tarafından sabır tavsiye ediyor. Ahlâksızlar...Bakın bir şeyi daha paylaşayım sizinle. Hani Cübbeli ortaya çıkacağından korktuğu kasetlerden bahsederek cemaatini, "inanırsanız hakkımı helal etmem" diye tehdid ediyordu ya, işte o kasetler şimdi Efendi Hazretleri'nin yakınlarının eline de geçti. T24 haber sitesine verdiğimiz röportajda şöyle bir cümle kurmuştuk: "Cübbeli ve kadın"... Anlaşılıyor herhâlde. Bu içi geçmiş fikir yoksunu adamı fena faka bastılar ama haberi yok. Yine söylüyoruz, bizim hiç kimseye şahsî husumetimiz yok ve olamaz. Bu şahısların kötü amellerine düşmanız ve hâllerinden vazgeçerlerse kardeşlerimizdirler. Dünya saltanatı bizi ilgilendirmiyor, ahiret azabının korkusu herkesi kendine getirmeli ve nefsî atraksiyonlardan vazgeçirmeli. Cübbeli, Müftüoğlu ve gibilerinin kurduğu çete tabiî olarak Ergenekon Terör Örgütü'ne de hizmet ediyor. Ahbes-i lâinlere gazetelerinde övgü düzmeleri başlarına ne büyük belalar getirecek bilemiyorlar. Putları dergilerine asmaları vs... Cübbeliye ve Müftüoğlu'na buradan sesleniyorum; şahsiyetli olun, dik durun, küçük kurnazlıklara yeltenmeyin; bu takdirde kardeşimizsiniz. Yok, devam edeceğiz derseniz, kurtlar vadisinde kurtlara yem, kâbirde de Münker Nekire hesab vermekte kekeme olacaksınız. Aklınızı başınıza toplayın.
- Odatv.com'da "Mahmud Hoca Tarafçı yeğenine karşı çıktı" diye bir haber yapıldı. Bu haberle ilgili ne diyeceksiniz?
- Biraz önce Cübbeli, Müftüoğlu ve ETÖ demiştim. Şimdi bakın. Bu sitenin kurucusu Soner Yalçın. Aynı zamanda Hürriyet Gazetesi'nin yazarı. Yani ETÖ'nün avukatlarından. Birkaç seferdir yayınladıkları yazılarda görüyoruz ki, Cübbeli'yi korumaya almışlar! Neden?Bu adam İslâm'ı çok mu sever? Değil tabiî. Dİne bile inanmaz. Ateist bir tip. İçgüdüsel olarak Cübbeli'yi neden bu kadar korumaya çalışıyorlar? Meselelerin içyüzünü iyi tahili etmek gerek.Bahsettiğiniz haberde şöyle demişler:"Mahmud Hoca Oda Tv'yi DoğruladıTarafçı yeğenine karşı çıktı.İsmailağa Cemaati içinde yaşanan kavgada son noktayı Mahmud Hoca olarak bilinen cemaatin lideri Mahmud Ustaosmanoğlu koydu. Mahud Ustaosmanoğlu, yeğeni Saadeddin Ustaosmanoğlu'nu yaşanan kavganın sorumlusu olarak eleştirdi.Cemaat içinde Saadet Partisi'ni destekleyen ve hükümete karşı açıklamaları ile tanınan Cübbeli Ahmet Hoca'ya karşı son dönemde başını Mahmud Ustaosmanoğlu'nun yeğeni Saadeddin Ustaosmanoğlu'nun çektiği bir kampanya düzenleniyordu. Saadeddin Ustaosmanoğlu, Taraf Gazetesi'ne çıkarak Cübbeliye ağır ithamlarda bulunmuştu."Bunlar daha önce de yayınladıkları bir yazıda, Furkan'ın hükümet ve Fettullah Gülen yanlısı olduğunu yazmışlardır. Şaşkın ördek mi desek, hain cin gözlük mü? Adamlar dergilerimizi şöyle üsütün körü karıştırmış olsalar, görecekler her şeyi. Tabiî maksat pislik olunca mesele böyle zuhur ediyor.
- Kampanya düzenleme iddasına ne diyorsunuz?
- Evet düzenledik. Şayet düzenlemeseydik vicdanen rahat edemezdik. Haşa, Allah Resûlüne "korkak", Allah Celle Celaluhu'a "sahtekâr" diyen birinin karşısında yılışan bir adama karşı ne yapabilirdik ki? Kampanya açmayanlar imanî noktadan kendilerini bir yoklasalar iyi ederler. İslâm bedava değil!. Salih Mirzabeyoğlu'nun ifadesiyle söyleyeyim: "İman derdi bedava diyenlerden değiliz ve olmayız." Kıçı kırık makamlarda şöhret sevdasına kapılmak bizim işimiz değil. Cübbeliye ve gibilerine aynı şeyi tavsiye ediyoruz. Tövbe etsinler, rucu ederek hakkı yerine teslim etsinler. Allah'a ve Resûlüne hakaret edilen bir yerde susmak, hele hele yılışmak bir iman mevzuudur. Bunun vahim sonuçlar doğuracağını idrak ederek tövbe-i nasuh ile tövbe edib ve de bundan böyle bu tür işlere tevessül etmeyeceklerini beyan ederek Allah ve ümmet karşısında kendilerini temize çıkarsınlar.Bu cinayetten farksız (cinayet bunun yanında ne ki) hadiseler dururken, bütün bunlar olmamış gibi davranarak, "Saadeddin Ustaosmanoğlu'na Mahmut Hoca ihtar verdi" sahtekârlığına yatmak kimseye bir şey kazandırmaz. Daima hatırlatıyoruz; ahlâk, ahlâk, ahlâk... Ezbere bilgiyle ahlâk olmuyor; mücerred fikir istidadı ve o istidadın eşya ve hadiselere doğru tatbik edilmesi lâzım. Bu başarılamazsa, Esseyid Abdulhakim Arvasî Hazretleri'nin şu ifadesi hüküm bulur: "İlim insanın cehaletini giderir ama ahmaklığını gidermez." Cübbeli ve Müftüoğlu ve hempaları şahsında buna şahid oluyoruz. Susmazlarsa şahid olamaya devam edeceğiz. İnşaallah akıllarını başlarına toplarlar da, Allah dostunu istismardan vazgeçerler. Geçmezlerse de kendileri bilir; ahiret var!Odatv'nin "Tarafçı yeğen" sözüne de atıfta bulunalım ki, kimsenin kafasında soru işareti kalmasın. Suikast hadisesinden sonra bizi ilk önce Taraf Gazetesi aradı; şartlarımızı kabul ettikleri için konuştuk. Soner Yalçın da arasaydı ve de şartlarımız kabul etseydi ona da konuşurduk. Bizi Tarafçı gibi göstermek kurnazlığı da çok hoş (!) doğrusu... Bunlar uyanık taifesi ya!Şimdilik bu kadarla yetinelim isterseniz. Zamanla konuşulacak çok şey var, sırası geldikçe konuşuruz. Daha önce de söyledim, şahıslara düşman olmayız, şahısların kötü amellerine düşman oluruz. Muhatablarımız da bizim kötü amellerimize düşman olurlarsa, riyasız söylüyorum, memnun oluruz. Nefslerini aradan çıkararak bize muhalefet etsinler, razıyız. Ama pislik yapana misliyle mukabele edeceğimizi herkes bilsin.
Mahmut Ustaosmanoğlu adına yayınlanan bildiriyi kim yazdı?
Erzincan'da tutuklanan Cumhuriyet Başsavcısı ilhan Cihaner'in yürüttüğü soruşturma ile kamuoyunun gündemine gelen İsmailağa cemaatinde Ergenekon kavgası yaşanıyor. Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü ile ceaatin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu'nun yeğeni Saadeddin Ustaosmanoğlu arasından ibr süredir devam eden tartışmaların şiddeti yükseliyor.
Aynı zamanda İBDA-C lideri Salih Mirzabeyoğlu'na da yakın olan Saadeddin Ustaosmanoğlu'nun genel yayın yönetmenliğini yaptığı Furkan Dergisi'nde Cübbeli Hoca aleyhinde yaptığı yayınlara Mahmut Ustaosmanoğlu tarafından Milli Gazete'de yayınlanan bir bildiri tepki gösterilmişti.
Ustaosmanoğlu adının kullanılarak olumsuz haberler üretildiği söyleyerek "Son zamanlarda bazı gazete ve dergilerin adımızı ve soyadımızı izinsiz kullanarak rant sağlamaya çalıştıklarını üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım. Bu gazete ve dergilerde yayınlanan haberlerden, yazılanlardan, makalelerden haberimiz olmadığı gibi, iznimiz de yoktur. Ustaosmanoğlu olan soyadımızı kullanarak, hatta akrabalıklar ihdas ederek menfaat temin etmeye çalışanları her şeyden evvel Allah'a havale ediyorum.Bugüne kadar Allah ve Resulünün buyurduklarını anlatma ve yayma dışında, legal veya illegal hiçbir kuruluşla ve özellikle de siyasetle alakamız olmamıştır. Bizim bazı kuruluşlara icazetimiz varmış gibi yapılan yakıştırmaları da kınıyorum. Bundan böyle bizim iznimiz alınmadan yapmış olduğumuz sohbetlerimizi dergilerinde, gazetelerinde kullananlar hakkında hukuki işlemlere tevessül edeceğimizi ilan eder, efkar-ı umumiyeye sağlık, sıhhat ve afiyetler dilerim." demişti.
Bu bildirinin hedefi olan Saadeddin Ustaosmanoğlu da kendi internet sitesinde yayınlanan röportajı ile bildiriyi "Efendi Hazretleri"nin değil bir dönem bakanlık yapan Saadet Partili İsmail Müftüoğlu'nun yayınladığını, Cübbeli Hoca ile birlikte cemaat içerisinde AK Parti'nin gücünü kırıp Saadet Partisi'ne olan desteği artırmaya çalıştıklarını iddia ederek Ergenekon'la irtibatklı olmakla itham etti.
İşte Saadeddin Ustaosmanoğlu'nun Milli Gazete'de yayınlanan bildiriye verdiği cavep:
- Nedir meselenin aslı?
- Zaman zaman hatırlatıyoruz, meselenin temelinde bir siyasî partinin İsmailağa cemaati üzerinde kurmaya çalıştığı hâkimiyet sözkonusu. Bu konuda Cübbeli Ahmet kullanılan temel figür ve biz de bu ara Cübbeli’nin biraz üzerine gittik. Bunlar da akılları sıra bize karşı bir atraksiyon da bulunuyorlar. Normalde bize Cübbeli’nin cevab vermesi gerekiyordu ama meseleye eski Adalet Bakanı İsmail Müftüoğlu dâhil oldu. Mevzuların çoğu da bu şahıs üzerinden yürütülür. Kendisi Erbakan Hoca’ya “veli” gözüyle bakar. Ama bir başka veli’nin (Efendi Hazretleri) yanında siyasî entrikalar peşinde koşar. Bu adamın bize karşı daha öncede hataları oldu. Devlet ilişkilerinden elde ettiği bağlantıları bir şekilde kullanmaya çalışır. Efendi Hazretleri’nin ‘Hukuk Müşaviri’ sıfatıyla meselelere hâkim olamazsa yapamayacağı pislik yoktur. Meselâ Efendi Hazretleri’nin en yakınlarında olan herkesin tanıyıp bildiği Hocaefendilere, sadece Saadet Partisi’ni desteklemedikleri için, onlardan bahsedenlere şöyle diyebiliyor: “Ne Kemal Efendisi, Kemal diyeceksiniz. Ne Hasan Efendisi, Hasan diyeceksiniz. Ne Mustafa Efendisi, Mustafa diyeceksiniz.” Siyasî ihtirasları bu derece kabarmış birinin tasavvufla, tarikatla, hatta İslâm’la ne alâkası olabilir ki? İşte şimdi bu adam, birilerinin nasırına bastığımız için yine devreye girdi ve Efendi Hazretlerini istismar etti. Bu resmî daha önce de görmüştük. Meseleye vâkıf olamayanlar tabiî olarak sadece gördükleri haberlere inanıyorlar. Bu adam Efendi Hazretleri adına yazdığı haber ve duyuruda “Hukukî işlemlere tevessül edeceğimizi ilân ediyoruz” diyor. Yani Efendi Hazretleri beni mahkemeye verecek!.. Ne komik!
- Daha önce yaşadıklarımız dediniz?
- Bir misâlle her şey yerli yerine oturur zannediyorum; anlatayım. Densizin biri bir yerlerde şöyle bir söz sarfetmiş: “Mahmud Efendi’nin akrabalarından hiç kimse bundan sonra yanına giremeyecek. Biz müsaade etmeyeceğiz.” Böylesine ahmakça bir söz. Bunun üzerine ağabeyimle birlikte Efendi Hazretleri’ne gittik. Kapı açıldı; Efendi Hazretleri’nin üzerini giydiğini, biraz beklememizi söyleyen kişi, bir süre sonra gelip, içeriye alamayacağını söyledi. Tabiî orada olan bitenleri bildiğimden içeri girdim. Koridorda önümüze çıkanlar seslerini yükseltmeye başladılar. Sebebi de, Efendi Hazretleri duysun da bize kızsın. Taktik hep aynı. Küçük adam mantığı.
- Sonra ne oldu?
- Efendi Hazretleri’nin hemen kapısının dibinde olan bu hâdiselerden dolayı oradakileri uyardım. “Oda kapısını kapatın, Efendi Hazretleri rahatsız olmasın mutfağa gelin” dedim ama, onların işine gelen tersi olduğu için kapatmadılar. O arada biri seğirterek Efendi'nin yanına girip birilerinin evi bastığını söylüyor. Ve bize gelip "Efendi size çok kızdı" diyor. O kişiye o zaman söylediğimi, affınıza sığınarak zikretmek istiyorum. Okuyucularımız da kusura bakmasın, zira bu salaş taife bu cemaati çok laşkalaştırdı. Bu sebeble ciğerlerindeki leke görünsün istiyorum: "Şerefsiz, olayı Efendiye nasıl anlattın? İstediğin şekilde cevab alabilmek için, nasıl anlatırsan öyle cevab alırsın tabiî. Şimdi biz yanına gireceğiz, her şeyi de duydu, bakalım ne diyecek?"Yanına girip elini öptük. Ağabeyim kendisine; Efendi Hazretleri sizi ziyarete geldiğimizde burada hizmet edenler içeri girmemize mâni oluyorlar, dediğinde, kızarak, herkesin şahid olduğu şu sözü söylüyor: "Olur mu öyle şey, her zaman burada olun!" Bunun üzerine ben arkama dönüp ayakta bekleyenlere sessizce, "Herkes duydu mu bu sözleri" diyorum. Geldiğimizde karşımıza dikilen kadıncağız da kapıda manzarayı seyrediyor, çıkarken ona da, "Hanımefendi siz de duydunuz mu" dediğimde mukabelesi şu oldu: "Tabiî kardeşim; bizim Efendi Hazretleri'nin akrabalarına hürmetimiz sonsuzdur!" Palavra tabiî... Ahlâk yok, ahlâk!
- Peki İsmail Müftüoğlu'nun derdi ne?
- Onun derdi siyasî ihtirasları. Tarikatın "T"sini bilmez. Bilse, Efendi Hazretleri'nin dünürüne, ehl-i tarik olmak bakımından da en yakınına, "Hasan Efendi demeyin, Hasan deyin" diyebilir mi? Hasan Efendi AKP'yi destekledi ya; dert bu!
- Müftüoğlu verdiği ilanda sizin Efendi Hazretleri üzerinden rant sağladığınızı söylüyor.
- Utanmadan bunu söyleyebiliyor. İsterse mal beyanında bulunalım bakalım kimin mülkü var. "Müftüoğlu'nun derdi ne" sorunuza devam edersek; Erbakan Hoca, "Niçin İsmailağa'nın oylarını AKP'ye kaptırdınız" diye Müftüoğlu'nu fırçalamıştır. Bu fırçalamanın Müftüoğlu'nda meydana getirdiği kuyruk acısıyla, Cübbeli'yle kafa kafaya verip Saadet Partisi'ni kurtarmaya çalışıyorlar, biz bu oyunu bozduğumuz için de, en ahlâksızca atraksiyonlara giriyorlar. Bakın yakın zamanda olmuş daha ilginç bir hâdise anlatayım ki, Efendi Hazretleri ileri gidenleri nasıl terbiye ediyor anlaşılsın. Efendi Hazretleri Cübbeli'ye, "Bizim parti ne yapıyor?" diye soruyor. Cübbeli, "Saadet mi?" diyor. Efendi Hazretleri, "Yok yok, bizim parti" deyince o "Muhsin Yazıcıoğlu'nun partisi mi?" diyor. Efendi Hazretleri üçüncü soruşudan sonra, sağır kulağının üzerine yatmış Cübbeli ıkına ıkına "AKP'mi Efendi Hazretleri?" deyince "Evet" cevabını alıyor. Tabiî Cübbeli'nin o an ki hâlini hayal edebilirsiniz!Tabiî bu şu demek değil; Efendi Hazretleri AKP'lidir. Efendi Hazretleri hiçbir parti, hiçbir teşkilât, hiçbir örgüte nisbet edilemez. Niyesini de söyleyelim; Efendi Hazretleri bütün partilerin, bütün teşkilâtların, bütün örgütlerin muradı olan bir yükseklikte duruyor da onun için. Bizler bunu bildiğimizden bu tür küçüklüklere tevessül etmeyiz. Müftüoğlu fikirde ahlâk sahibi olamadığı için bu seviyesizliklere teşebbüs ediyor.
- İlanda "akrabalık ihdas etmek" şeklinde garib bir ifade var. Siz Efendi Hazretleri'ne akrabalık mı ihdas ediyorsunuz?
- Komik! Bunu güya Efendi Hazretleri söylüyor. Önce şunu söyleyeyim, akrabalık bağının İslâm'da nasıl'ı bellidir. Efendi Hazretleri'nin İslâm'ı nasıl hassasiyetle yaşadığı da ortada. Müftüoğlu'nun bilmediği bir şeyi fısıldayalım kulağına; Efendi Hazretleri önemli birşey olduğunda, kendi içinizde halledin mânâsında "Bunu akraba içinde konuşun" der. Burada Müftüoğlu'na haltetmek düşer. Haddini bilsin.Gelelim şu "ihdas" kelimesine. Müftüoğlu'nun cehaleti burada da ortaya dökülmüş. Bakın lugatta "ihdas" kelimesinin karşılığı nasıl: "Hiç yapılmamış, hiç olmamış birşeyi ortaya koymak." Yani, Efendi Hazretleri benim babamın amcaoğlu değil, yani benim dedemle Efendi Hazretleri'nin babası kardeş değil. Yani, yani, yani... Bırakın bütün bu yanileri, yâ hu ben Efendi Hazretleri'nin müridiyim; bunu da mı inkâr ediyorlar? "İlgisi yokmuş, istismar ediyormuş, rant sağlıyormuş" vs. Böylesine küçük cingözlükler insanı küçültür. Müftüoğlu aklını başına toplamalı. Perde'nin arkasından döndürdüğü dolapları bilmediğimizi zannediyorsa, aldanıyor.Yâ hu bu memlekette generaller hapse atılmaya başlandı Müftüoğlu'nun entrikaları mı duyulmayacak. Saadet'in Ergenekon aşkını da hesaba katarsanız işin rengi daha da değişir. Neyse burada duralım; bir sürü şey deşifre olmasın.
- 2007 genel seçimlerinde Müftüoğlu sizden yardım talebinde bulunmuştu. Bu yardım talebenin mahiyetini ve o dönemde yaşadıklarınızı okuyucularımıza anlatır mısınız?
- Müftüoğlu'nun karakter yapısını ortaya koymak babından bahsedeyim. Son seçimlerde bunlardan bize bir teklif geldi. AKP'ye karşı atak yapabilmek için bizden yardım istediler. Dergimizde kendisinin yazısını yayınladık. O nüshadan 4 bin adet alıp teşkilâtlarına dağıttılar. Şimdi saldırdıkları Furkan Dergisi o zaman aynı Furkan Dergisi değil miydi? O zamandan bu zamana değişen ne? O zaman da biz Efendi Hazretleri'yle akrabalık ihdas ederek Efendiyi istismar etmiyor muyduk!? Demek ki, o zaman bizle işbirliği yapmak işlerine geliyordu, bütün bu istismarlarımızı (!) görmüyorlardı; öyle mi? Ahlâk yok, ahlâk! "Fikirde haysiyeti olmayanın uslubda şahsiyeti olmaz" diyor Üstad Necip Fazıl.Bir başka mesele. Saadet Partisi İstanbul İl Başkanlığı'nda seçim öncesi bir toplantı yaptık. Kendilerine dedim ki, "Ben ne AKP'liyim ne Saadet Partili. Benim bir dünya görüşüm var, kimliğim belli." Uzun bir sohbetten sonra Müftüoğlu'yla başbaşa kaldığımızda, elini omuzuma koyup "Saadeddinciğim, bunlar bizi anlamaz!" dedi. Kendi parti teşkilâtındaki insanlar için, bunlar böyle kahramanlıklardan falan anlamazlar diyor; kendi kahraman ya!.. Eski bakan olmasının tadını aynı şekilde İsmailağa Cemaati içinde de çıkarmaya çalışıyor. Etrafına topladığı kişilerin ağızları açık kendini dinlemeleri müthiş şevk veriyor kendisine. Şimdi de Efendi adına açıklama yapma kurnazlığı. Onu ilgilendiren Efendi değil bu konuda, kendi siyasî ihtirasları. Bir daha Erbakan Hoca'dan beceriksizlik azarı işitmek istemediği için kıvranıyor. Ama yanlış kişilere sataşıyor! Biz, nice zamandır yapıp ettiklerinden haberdarız ama tipik özelliklerimizden biri, sabırlı olmaktır! Sabrettik... Bundan böyle herkes ayağını denk alsın. Konuşacağız!
- Haber 7'deki "Mahmud Efendi'den Furkan uyarısı" haberi için ne diyorsunuz?
- Bu Haber 7 sitesi daha öncede böyle bir cin'lik yapmaya soyunmuştu. Bunlar Cübbeli'nin finoluğunu yapan tipler. Şimdi, Cübbeli'ye ilgili söylediklerimiz mâlum; adamcağız sesini çıkaramayınca ağabey rolünde Müftüoğlu devreye girdi, açıklama yaptı. Ama, Millî Gazete'de ve Vakit'te üstü kapalı geçtikleri mevzuyu Haber 7'deki finolarına niyetlerine göre anlattılar, onlar da yalana yalan katarak bu ahlâksızlık talanına katıldılar. Müslümancıklar... Bu "cık kelimesine muhatab olmayan insanlardır ki, davamızın haysiyetini muhafaza edebilirler. Gerisi, teferruat cinsinden Müslümanlık taslamaya girer.Şimdi, burada asıl mesele şu; söylediklerimizle, yazdıklarımızla serseme dönen bu tipler "ne yapabiliriz" diye kafa kafaya verdiler ve şöyle bir karara vardılar: "Biz Furkan'ın yazdıklarına mukavemet edemeyiz, bütün pisliklerimizi fâş ediyorlar, Öyleyse, Saadeddin'in Ustaosmanoğlu'nu Efendi Hazretleri'yle karşı karşıya getirecek bir hamle yapalım." Böylece söylediğimiz onca şeyi de bir kalemde geçip paçayı kurtarmış olacaklar. Uyanıklar; ya da ahlâksızlar.Bunu denemek için de Müftüoğlu üzerinden Millî Gazete'de böyle bir atraksiyon, Vakit Gazetesi'nin de meselelerden haberdar olmamasını istismar ederek onlara da bir bildiri. Sonra da Haber 7 finolarının cingözlükleri.Vakit Gazetesi'nden bahsetmişken bir mevzu daha anlatayım da meselelerin cemaziyelevvelinde neler var görün. Yıllar önce Bandırma'daki bir yerel gazetede, Efendi Hazretleri Bandırma'dan kaymakam tarafından kovuldu diye haber çıktı. Vakit Gazetesi, güzel bir habercilik örneği göstererek haberi yakaladı ve üzerine gitti. Millî Gazete'nin o dönem başında bulunan eski valilerden, rahmetli H.O.B.; aynı zamanda Efendi Hazretleri'nin müridlerinden. Gazetesinden birileri vasıtasıyla Vakit Gazetesi'ni aratıp, "Efendi Hazretleri bu haberleri yapmanızı" istemiyor dedirtiyor. Bir gün Efendi'nin odasından, Allah rahmet eylesin H.O.B. Bandırma kaymakamını arıyor ve karşısında bir takım olmadık taklalar atıyor. Kaymakama, "Efendi Hazretleri sizi çok seviyor. Sizi ziyarete gelecek. İsterseniz vereyim telefonla görüşün" dediğinde Efendi Hazretleri sert bir yüz ifadesiyle ve elinin tersiyle "Hayır" diyor. Tabiî olarak Efendi'nin yanında müdahale etme terbiyesizliğinden çekinerek o an meseleyi sineye çekiyoruz. Daha sonra telefonla meseleyi Efendi Hazretleri'ne bildiriyorum ve gazeteler arasındaki meselede kendisini istismar ettiklerini söylüyorum. Bana, "Pazar günü sohbetten sonra camiye odama gel" diyor. Gittiğimde H.O.B.'nin içeride olduğunu görüyorum. Oturup Efendi'nin elini öptükten sonra bana, "Anlat" diyor. H.O.B. ilk başta mevzunun ne olduğunu bilmiyor. Ben anlattıkça rahmetlinin rengi değişmeye başladı ve dayanamayıp müdahale ederek şöyle dedi. "Sen çocuksun, ben senle muhatab olmam." Kendisine, "Beyfendi ben bitireyim ondan sonra konuşursunuz" diyerek Efendi'ye anlatmaya devam ediyorum. Tabiî gittikçe ortaya çıkan yalanlar H.O.B'yi rahatsız ediyor ve sözümü kesmeye yelteniyor. Orada bulunan A.U. hoca, "Efendi Hazretleri bu konuyu kapatalım" diyerek müdahalede bulunmasına rağmen Efendi de hiç değişiklik yok. Anlıyorum ki Efendi herşeyi anlatmamı murad ediyor, ben de şevkle mevzuya devam ediyorum. Sonucu tahmin edebilirsiniz. O gün yaşlı bir insanı genç birisine kırbaçlatarak terbiye eden Efendi Hazretleri'ni görüyoruz ki bugünde pek anlayan yok. Meselenin sonunda da şahsıma, "Bu konuda Vakit Gazetesi'ne benden haberleri sen götür" buyuruyor. Şimdi, gerek Cübbeli, gerekse Müftüoğlu ve gerekse henüz isimlerinden bahsetmediğimiz şahıslar ayaklarını kırıp yerlerinde otursunlar. Cingözlük yapmasınlar ve bilsinler ki, Allah dostlarının mekri (hilesi) büyüktür. Onlar istismara gelmezler. Sabırları son noktasına kadar sınanmasın ve nasıl olsa kandırabiliyoruz zannına kapılınmasın. Bu cemaat ehl-i tasavvuftur; Efendi Hazretleri'nin muradı da böyle kalmasıdır, politikanın çamuruna bulaştırmanın âlemi yok. Kimse cemaati kendi hırsına kurban etmeye kalkmasın.
- 28 Şubat sürecinde de, cemaate yönelik saldırıları önlemek için televizyona çıktığınızda hakkınızda "Efendi Hazretleri müsade etmediği hâlde televizyona çıkıyor" diye yalan haber yaymışlardı. Bu mevzuuyla ilgili ne söylersiniz?
- 28 Şubat süreci mâlum. Şimdi adı geçen zevattan o zaman tık yok. Cemaate saldırıları önlemek için televizyonlara çıkıp konuşuyoruz tabiî olarak. Bunun 'cezası'nı da 18 seneye mahkûm olarak ödedik. Bu ve benzeri bir avuç zevat sağda solda şöyle bir haber yayıyorlar: "Efendi Hazretleri müsaade etmediği hâlde Saadeddin televizyonlara çıkıp İsmailağa adına konuşuyor. Efendi'nin müsadesi yok."Bir televizyon kanalından gelen teklifi, sırf bu dedikoduların önünü kesmek için gidip Efendi Hazretleri'ne sordum. "Efendi Hazretleri, televizyona çıkıp konuşmama kızıyormuşsunuz. Yine çağırıyorlar, gideyim mİ?" Cevab şu: (Celalli şekilde) "Kim dedi kızdığımı, git ne gerekiyorsa yap."Şimdi bu salaş tipler Efendi Hazretleri'nin buradaki muradını da kavramaktan âcizler tabiî. Onlara düz mantık gerek, ince idrake mevzu meselelerden anlamazlar. Ben bunları anlatmakla, Efendi Hazretleri adına ancak ben konuşabilirim, kimse konuşamaz demek istemiyorum. Maslahat'ın ne mânâya geldiğini anlatmaya çalışıyorum. Bundan anlamayan ahmaklar ne yapıyor? İşte Cübbeli, Efendi adına ortada dolanan tek kişi ya! Ne yapıyor? Efendi Hazretleri'nin resimlerini, hem de her sayıda dergisinde basarak bol bol para kazanıyor. Ama Efendi Hazretleri adına en ufak bir tehlike sözkonusu olsa ya tüyüyor ya da sahte tarafından sabır tavsiye ediyor. Ahlâksızlar...Bakın bir şeyi daha paylaşayım sizinle. Hani Cübbeli ortaya çıkacağından korktuğu kasetlerden bahsederek cemaatini, "inanırsanız hakkımı helal etmem" diye tehdid ediyordu ya, işte o kasetler şimdi Efendi Hazretleri'nin yakınlarının eline de geçti. T24 haber sitesine verdiğimiz röportajda şöyle bir cümle kurmuştuk: "Cübbeli ve kadın"... Anlaşılıyor herhâlde. Bu içi geçmiş fikir yoksunu adamı fena faka bastılar ama haberi yok. Yine söylüyoruz, bizim hiç kimseye şahsî husumetimiz yok ve olamaz. Bu şahısların kötü amellerine düşmanız ve hâllerinden vazgeçerlerse kardeşlerimizdirler. Dünya saltanatı bizi ilgilendirmiyor, ahiret azabının korkusu herkesi kendine getirmeli ve nefsî atraksiyonlardan vazgeçirmeli. Cübbeli, Müftüoğlu ve gibilerinin kurduğu çete tabiî olarak Ergenekon Terör Örgütü'ne de hizmet ediyor. Ahbes-i lâinlere gazetelerinde övgü düzmeleri başlarına ne büyük belalar getirecek bilemiyorlar. Putları dergilerine asmaları vs... Cübbeliye ve Müftüoğlu'na buradan sesleniyorum; şahsiyetli olun, dik durun, küçük kurnazlıklara yeltenmeyin; bu takdirde kardeşimizsiniz. Yok, devam edeceğiz derseniz, kurtlar vadisinde kurtlara yem, kâbirde de Münker Nekire hesab vermekte kekeme olacaksınız. Aklınızı başınıza toplayın.
- Odatv.com'da "Mahmud Hoca Tarafçı yeğenine karşı çıktı" diye bir haber yapıldı. Bu haberle ilgili ne diyeceksiniz?
- Biraz önce Cübbeli, Müftüoğlu ve ETÖ demiştim. Şimdi bakın. Bu sitenin kurucusu Soner Yalçın. Aynı zamanda Hürriyet Gazetesi'nin yazarı. Yani ETÖ'nün avukatlarından. Birkaç seferdir yayınladıkları yazılarda görüyoruz ki, Cübbeli'yi korumaya almışlar! Neden?Bu adam İslâm'ı çok mu sever? Değil tabiî. Dİne bile inanmaz. Ateist bir tip. İçgüdüsel olarak Cübbeli'yi neden bu kadar korumaya çalışıyorlar? Meselelerin içyüzünü iyi tahili etmek gerek.Bahsettiğiniz haberde şöyle demişler:"Mahmud Hoca Oda Tv'yi DoğruladıTarafçı yeğenine karşı çıktı.İsmailağa Cemaati içinde yaşanan kavgada son noktayı Mahmud Hoca olarak bilinen cemaatin lideri Mahmud Ustaosmanoğlu koydu. Mahud Ustaosmanoğlu, yeğeni Saadeddin Ustaosmanoğlu'nu yaşanan kavganın sorumlusu olarak eleştirdi.Cemaat içinde Saadet Partisi'ni destekleyen ve hükümete karşı açıklamaları ile tanınan Cübbeli Ahmet Hoca'ya karşı son dönemde başını Mahmud Ustaosmanoğlu'nun yeğeni Saadeddin Ustaosmanoğlu'nun çektiği bir kampanya düzenleniyordu. Saadeddin Ustaosmanoğlu, Taraf Gazetesi'ne çıkarak Cübbeliye ağır ithamlarda bulunmuştu."Bunlar daha önce de yayınladıkları bir yazıda, Furkan'ın hükümet ve Fettullah Gülen yanlısı olduğunu yazmışlardır. Şaşkın ördek mi desek, hain cin gözlük mü? Adamlar dergilerimizi şöyle üsütün körü karıştırmış olsalar, görecekler her şeyi. Tabiî maksat pislik olunca mesele böyle zuhur ediyor.
- Kampanya düzenleme iddasına ne diyorsunuz?
- Evet düzenledik. Şayet düzenlemeseydik vicdanen rahat edemezdik. Haşa, Allah Resûlüne "korkak", Allah Celle Celaluhu'a "sahtekâr" diyen birinin karşısında yılışan bir adama karşı ne yapabilirdik ki? Kampanya açmayanlar imanî noktadan kendilerini bir yoklasalar iyi ederler. İslâm bedava değil!. Salih Mirzabeyoğlu'nun ifadesiyle söyleyeyim: "İman derdi bedava diyenlerden değiliz ve olmayız." Kıçı kırık makamlarda şöhret sevdasına kapılmak bizim işimiz değil. Cübbeliye ve gibilerine aynı şeyi tavsiye ediyoruz. Tövbe etsinler, rucu ederek hakkı yerine teslim etsinler. Allah'a ve Resûlüne hakaret edilen bir yerde susmak, hele hele yılışmak bir iman mevzuudur. Bunun vahim sonuçlar doğuracağını idrak ederek tövbe-i nasuh ile tövbe edib ve de bundan böyle bu tür işlere tevessül etmeyeceklerini beyan ederek Allah ve ümmet karşısında kendilerini temize çıkarsınlar.Bu cinayetten farksız (cinayet bunun yanında ne ki) hadiseler dururken, bütün bunlar olmamış gibi davranarak, "Saadeddin Ustaosmanoğlu'na Mahmut Hoca ihtar verdi" sahtekârlığına yatmak kimseye bir şey kazandırmaz. Daima hatırlatıyoruz; ahlâk, ahlâk, ahlâk... Ezbere bilgiyle ahlâk olmuyor; mücerred fikir istidadı ve o istidadın eşya ve hadiselere doğru tatbik edilmesi lâzım. Bu başarılamazsa, Esseyid Abdulhakim Arvasî Hazretleri'nin şu ifadesi hüküm bulur: "İlim insanın cehaletini giderir ama ahmaklığını gidermez." Cübbeli ve Müftüoğlu ve hempaları şahsında buna şahid oluyoruz. Susmazlarsa şahid olamaya devam edeceğiz. İnşaallah akıllarını başlarına toplarlar da, Allah dostunu istismardan vazgeçerler. Geçmezlerse de kendileri bilir; ahiret var!Odatv'nin "Tarafçı yeğen" sözüne de atıfta bulunalım ki, kimsenin kafasında soru işareti kalmasın. Suikast hadisesinden sonra bizi ilk önce Taraf Gazetesi aradı; şartlarımızı kabul ettikleri için konuştuk. Soner Yalçın da arasaydı ve de şartlarımız kabul etseydi ona da konuşurduk. Bizi Tarafçı gibi göstermek kurnazlığı da çok hoş (!) doğrusu... Bunlar uyanık taifesi ya!Şimdilik bu kadarla yetinelim isterseniz. Zamanla konuşulacak çok şey var, sırası geldikçe konuşuruz. Daha önce de söyledim, şahıslara düşman olmayız, şahısların kötü amellerine düşman oluruz. Muhatablarımız da bizim kötü amellerimize düşman olurlarsa, riyasız söylüyorum, memnun oluruz. Nefslerini aradan çıkararak bize muhalefet etsinler, razıyız. Ama pislik yapana misliyle mukabele edeceğimizi herkes bilsin.