İlginç.... Bir bakın isterseniz!!!

oLdness_07

The Darkness
Altın Üye
Katılım
2 May 2007
Mesajlar
14,115
Reaction score
0
Puanları
0
Yaş
36
Konum
Bulut Geçti Gözyaşları Kaldı Çimende,Gül Rengi Şar
ESKİ MISIR 'da HAVACILIK


1898 Yılında , Mısır'da Kuzey Sakkara'da , m.ö. 200'den kalan Pa- di-Imen'in mezar kazılarında garip kanatları olan bir cisim bulundu . O yıllarda , daha henüz uçak ve uçuculuk kavramı gelişmemişti , olsa olsa bir kuş olabilirdi .

Cisim , Kahire Müzesine yollandı ve katologlara alındıktan sonra diğer açıklanamayan eşyaların arasında yerini alarak tozlanmaya terk edildi . 70 yıl sonra Mısırılog ve arkeolog Dr. Halil Messiha , müzedeki kuş figürleri üzerinde çalışırken , Sakkara cismi ile karşılaştı , daha ilk bakışta cismin kuş olmadığına karar verdi , önünde modern bir uçak dizaynı duruyordu .

İşin ilginç yanı Dr. Messiha'nın , bir model uçak meraklısı olmasıydı , kısa bir çabadan sonra Mısır Kültür Bakanlığını bir araştırma yapılması için ikna etmeyi başardı . Cismin son derece hafif bir maddeden yapılmıştı , ağırlığı 14 gr.'dı ,kanat açıklığı 17.78 cm.'di ve aerodinamiği mükemmeldi . Kanatlar modern bir makette olduğu gibi , özel olarak açılmış bir deliğe monte edilmişti ve arka kuyruğu tam anlamıyla modern bir uçağa benziyordu .

Yapılan tasarım sonucunda ortaya çıkan uçak modeli düşük hızlı bir yük uçağına benziyordu , hızı ancak saatte 45-65 mil olabilirdi ama tabiki güç kaynağının ne olduğu bilinmiyordu .

Mükemmel bir planör olarakda düşünülebilirdi ama bu cisim 2000 yıllıktı ve planör olarak uçabilmesi için , bir jet uçağının çekişine ihtiyacı vardı . Messiha , Eski Mısırlılar'ın günlük yaşamlarında her şeyin modelini yapmaya bayıldıklarını biliyordu ; mezarların tapınakların gemilerin arbaların hizmetçilerin hayvanların ve hemen her şeyin küçük modellerini yapmışlardı .

Sonuç olarak bir uçak modeli bulunmuştu ; Dr. Messiha şimdi çok daha öte bir hayal kuruyor ; acaba çöllerin kumlarının altında daha neler gizli? Ve Eski Mısırlılar uçuyor muydular?
 
walla abi ne diyim ilginçmiş sevdim bu işi :D +
 
mısır'da o devre göre insanın aklının almayacağı bir çok şeyle karşılaşılıyor. bunlar da onlardan biri. benden olsun.


tarih1512.jpg


Geçtiğimiz yıllarda bir televizyon belgeselinin çekimi nedeniyle gittiğim Mısır'da, insanoğlunun bilinen tarihinde derin çatlaklar açan ilginç olaylardan birine tanıklık ettim. Orta Mısır'ın antik kentlerinden Abidos'daki görkemli bir tapınağın duvarları, görenleri hayrete düşüren yaklaşık dört bin yıllık bir rölyefe ev sahipliği yapıyordu. Sözkonusu rölyefi bu denli inanılmaz kılan ise, üzerinde bulunan "helikopter", "denizaltı", "jet uçağı" ve "uçandaire" figürleriydi.

Mısır piramitlerini kimler inşa etti? Bu devasa yapılar o günkü ilkel teknolojiyle nasıl yapıldı? Eski Mısırlılar gerçekte hangi ırka mensuptu? Ölü mumyalama sanatını kimlerden öğrendiler?

Aralarında Erich Von Daniken, Robert Bouval ve Graham Hancock gibi ünlü isimlerin de bulunduğu geniş bir araştırmacı kitlesi tarafından uzun yıllardan bu yana spekülatif kitaplara konu edilen antik Mısır kültürü, fantazi yönü ağır basan bu gibi yaklaşımları adeta desteklercesine her geçen gün eteklerinden yeni yeni gizemler dökmeyi sürdürüyor.

Kahire yakınlarındaki Giza kompleksi içinde yer alan üç büyük piramite ilişkin olarak bugüne kadar çok şey yazıldı ve söylendi. İnsanlık tarihinin bu en görkemli eserleri, son iki yüz yıl içinde bilim adamlarınca öylesine çok incelendi, her köşesi öylesine didik didik edildi ki artık bu anıtlar üzerine söylenecek hemen hemen hiç bir söz kalmadı gibi. Bu yapılar için günümüzde akıl ve mantığın kabul edebildiği bir "inşaat seceresi" çıkartılmış durumda. Bu sayede de gizem araştırmacılarının büyük bir bölümü artık onları "uzaydan gelen yüksek teknoloji sahibi konuklara" maletmekten vazgeçtiler. Ancak, Mısır'ın derinliklerinde nedenini ve nasılını günümüzde bile hala tam olarak açıklayamadığımız daha bir sürü gizemli kalıntı mevcut.

İşte, ben de bundan bir kaç yıl önce bir belgesel film çekimi nedeniyle ziyaret etme fırsatı bulduğum Mısır topraklarında benzer türden bir gizeme tanıklık ettim. Ekip arkadaşlarımla birlikte tedbirli davranıp film kamerası ve fotoğraf makinelerimizle belgelemeyi başardığımız bu olay, o gün bugündür belleğimin bir köşesinde kocaman bir soru işareti şeklinde cevabını bekliyor.


"Helikopteri mi görmek istiyorsunuz?"


Başkent Kahire'den yaklaşık bin beşyüz kilometre güneyde, Nil nehri kıyısındaki bir antik kent olan Abidos, aynı adla anılan gösterişli bir tapınağa da ev sahipliği yapıyor. Bu tapınağa yaptığımız ziyaret kesinlikle raslantısal değildi. Henüz Kahire'deyken kulağımıza Abidos'un gizemli duvar resimlerine ilişkin bazı özel bilgiler fısıldayan Mısırlı bir dost, bizi bu tapınağı mutlaka ziyaret etmemiz, özellikle de "belli bir bölümünü alıcı gözüyle incelememiz" yönünde sıkı sıkıya uyarmıştı.

Başkentten Orta Mısır'ın turistik kenti Luksor'a geldikten sonra, bulabildiğimiz çeşitli aktarma araçlarıyla daha gözden ırak bir bölgede kurulu bulunan Abidos tapınağına ulaştık.

Abidos tapınağında, anıtın resmi görevlilerine buradaki "sıradışı rölyef"in yerini sorduğumuzda aldığımız ilk yanıt, "Burada sizin söylediğiniz gibi birşey yok" şeklinde oldu. "Resmi bilimsel tez"i temsil eden Mısırlı arkeologlar, ısrarcı tutumumuza karşın konuşmamakta bir hayli kararlıydılar. Zaten kısa bir süre sonra da bizimle sohbeti keserek kulübelerine geri döndüler.

Tam bu esnada imdadımıza, anıtın çevre güvenliğinden sorumlu olan ve ziyaretçi turistlerden aldığı harçlıklarla hayatını sürdüren yaşlı bir Mısırlı bedevi yetişti. Derdimizi bu kez de ona anlattığımızda, "Oh, I know the helicopter, I know the helicopter" ("Helikopteri biliyorum") diye söylenerek bizi tapınağın girişindeki büyük bir sütunun yanına doğru sürükledi. Parmağını heyecan içinde yukarılarda bir noktaya çeviren yaşlı adam "İşte" diye bağırdı, "Aradığınız şey orada!"

Gösterdiği yere doğru baktık. En az 5-6 metre yükseklikteki bu heybetli sütunun tam tepe noktasını işaret etmekteydi; ancak gösterdiği rölyef gözlerimizin ayrıntıları seçemeyeceği kadar yukarıda kalıyordu. Bedeviye oraya nasıl çıkacağımızı sorduk.

Sonuçta, fazladan verilen bir miktar bahşiş ile bu amacımıza da ulaşacaktık. Alelacele bulup getirilen portatif bir merdiven ile mihmandarımızın gösterdiği rölyefin yakınına tırmandığımızda, Abidos'a ulaşana kadar çektiğimiz onca sıkıntıya kesinlikle değecek bir görüntüyle karşılaştık. Binlerce yıldır derin bir sessizliğe gömülmüş olarak ziyaretçilerini bekleyen bu inanılmaz duvar resmi, şimdi bütün şok ediciliğiyle karşımızdaydı.

Şaşkınlık içinde filmini ve fotoğraflarını çektiğimiz panelin sol üst kısmında, çağdaş örneklerine şaşılacak kadar benzeyen bir "helikopter", hemen yanında yine gerçeğine son derece uygun bir "denizaltı", onun altında "uçandaire" benzeri bir cisim, en altta da tipik bir jet uçağı piktogramı yer alıyordı. Ve bu simgeler, geleneksel hiyeroglif alfabesinin birer harfi değildi. (Yazının giriş fotoğrafını inceleyiniz.)


Elektronik tüpler mi, çiçek mi?


1512t2.jpg


Abidos'ta karşılaştığımız gizemli duvar resimlerinin bir benzeri de, buradan bir kaç yüz kilometre uzaklıktaki Dandera kentinde, Hathor Tapınağı'nda bulunuyordu. Hathor'daki çekim çalışmalarımız sırasında, tapınağın zemin seviyesinin üç metre kadar altında bulunan, duvarları çeşitli kabartmalarla kaplı uzun bir tünelin son derece şaşırtıcı bir resim grubuyla sonlandığına tanık olduk.

Özel izinle girdiğimiz bu boğucu ve zifiri karanlık dehlizde bir süre ilerledikten sonra, karşımıza ilginç bir "elektronik aygıt ve onu kullanan teknisyenleri" betimleyen karşılıklı iki duvar rölyefi çıktı. Büyük birer katot tüpüne benzeyen bu aygıtların içlerine işlenmiş birer yılan figürü hemen hikkatimizi çekti., Yılanlar tüplerin içindeki ışıltıyı ya da flaman telleri simgelediği gibi, bu aygıtların içinde işleme tabi tutulan birer "deney hayvanı" da olabilirlerdi. Her iki tüp figürünün arka kısmından çıkıp başka bir kutuya bağlanan uzun ve kalın kablolar ise şaşkınlığımızı daha da artırdı. Bu arada, rölyeflerin meçhul sanatçısı, tüplerin yanıbaşına onları kullanan (ya da denetleyen) bir kaç teknisyen çizmeyi de ihmal etmemişti.

Bu gizemli cisimlere, Hathor tapınağının bir başka bölümünde daha rastladık. Tapınağın gözlerden ırak bir salonunda, bu kez yerden en az 8 metre yükseklikte bulunuyordu aradığımız resimler. Üstelik, yer altındaki kabartmalara göre şekil olarak çok daha belirgindiler, ayrıca tümü toprak boyalarla renklendirilmişti.

Uzunca bir süre yanında kalıp bir çok fotoğrafını çektiğimiz bu tüplerle ilgili olarak Dandera'nın resmi arkeoloğuna fikrini sorduğumuzda, yorumu da tam beklediğimiz gibi oldu: "Ha onlar mı, onlar yalnızca birer çiçek!"

Yaklaşım böyle olunca, biz de "içlerinde birer yılan bulunan, herbiri neredeyse insan boyundaki bu dev çiçekleri" (!) daha fazla sorgulamadan oradan ayrıldık.


Gelecekten birer mesaj mı ?


Antik Mısır'a ilişkin araştırmalar yapan Batılı yazarlardan bir kısmı, sözgelimi İsveçli mühendis Henry Kjellson, bu gibi resimlerde betimlenen çağdaş teknolojinin gerçekte o dönemde iyi bilindiğini ileri sürüyor. Ancak bu, kanıtlanması da, inanması da son derece güç bir iddia. Buna karşılık, daha kalabalık bir araştırmacı grubuna göre ise, maji sanatlarında (astroloji ve büyücülükte) çok ileri bir noktaya ulaşmış olan Mısırlı kahinler, gelecekten bazı vizyonlar görebilmekteydi. Her ne kadar yaptıkları ruhsal seanslarda telepatik olarak izledikleri bu araç-gereçlerin mahiyetini hiç anlayamadıysalar da, gelecekten bilinçlerine "durugörü" ile yansıyan bu imajların bazılarını tapınak duvarlarına kazımayı başardılar. Bu ikinci iddia ise "M.Ö 2000'lerde Mısır'da helikopter kullanıldığını" kabul etmekten çok daha yenilir yutulur gibi.

Ancak, gerçek cevap her ne olursa olsun, elçiye zeval olmaz. Bu resimler kesinlikle birer bilgisayar hilesi değil. Bizzat sizin için gittik, gördük ve görüntüledik. Yolunuz Orta Mısır'ın bu iki antik kentine düşerse, bir de kendi gözlerinizle incelemenizi öneririz.

Bakalım, keşfedildikleri 1990'ların başlarından beri kalabalık bir araştırmacı grubuna kafayı yedirten "antik helikopter"e acaba sizin yorumunuz ne olacak?




kaynak: http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2002/aralik/15/tarih1512.html
 
şu mısırlıları aklım almıo ya ozamanda neler yapmışlar hayret yaw
 
kerti' Alıntı:
teşekkürler beyler.estikaan snde yazı rengini deiştir istersen yazdıkların okunmuyor...
kerti kaan abinın çok renkli bi kişiliği war galiba her yoruma farklı renk yazıo :D yorumlar için saolun arkadaşlar ve konuyu genişleten erkadaşa tşk :D
 
kerti' Alıntı:
teşekkürler beyler.estikaan snde yazı rengini deiştir istersen yazdıkların okunmuyor...



beyler mi??? :saskin


şu beylikten kurtulamadık. :p
 
oldness07' Alıntı:
bende bi aralar böleydim yeni kurtuldum kızlara çok ayıp oluyor gerçekten dikkat etmek lazım ...



evet mesela bana. :D
 
Al benden de o kadar aklım bir türlü almıyor gerçeğe konular mısır olunca.Çalışma çok güzel teşekkür ederim.
 
şimdi iyi güzelde bunların teknolojisi diyelimki çok iyi e ozaman bunlar manyakmıki duvara bişeyler kazımaya çalışıyorlar ? bilgisayar var kağıt var var oğlu var yani :D

eğer geleceği görme dersenizde sizde iyi biliyorsunizki "Allah'tan başka hiç kimse geleceği göremez" eee ne kaldı ortaya

bide ufo görüntüsü karikatür gibi duruyor nedense :D

bana çok truzim yapabilmek için uydurulmuş şeyler gibi geldi nedense
 
elinize sağlık.
 
gerçekten ilginç teşekkürler:goz:
 
Bu antik mısırın hala çözülmemiş onlarca şifresi var bende inşallah şu mısırı bir ara dünya gözüyle bir görücem Allah nasip ederse tabi.
Yalnız sonradan tekrar resime baktımda çok yeni gibi duruyor birazda turizim kokuyor gibi gerçekten tabi karbon testi yapmadan
kimse bu tablet şu kadar yıllık diyemez.
 
Geri
Üst