Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
../Üzüldüğüm kadar ağlayamadım hiçbir zaman. Hep eksik yaşadım, hep eksilerek yaşadım. Acıdan uyuşmuş bedenime birer dokunuş gibi geliyor bu sözlerin. Yine de çok seviyorum seni; sabah aydınlığıma koca bir “iyi akşamlar” bırakıp gitmene rağmen… olsun… seninde bu çorbada acın bulunsun...
Yaşamla aramı açacak yaralara göz yumuyorum. Sana ağır yaralanmayı seviyorum. Kan kaybından gülüyorum. Dramlardan çalınmış bir ölüm gelir şimdi suzinak makamında. Aşk yapışmıştı o gece boğazıma. Kurtulsam ölecektim. O yüzden aram açık aramla… Nicedir oyunbozanım; susuyorum sözlerimi. Öldüm ulan küsmekten! Kapat/sana gözlerimi
Şimdi sen gideceksin ya Köşedeki hayalini al da git Bakmasın öyle yüzüme Kal diyemedim diye sana Her halimi tavrımı izlemesin şikayetçi bakışıyla...
Şimdi sen gideceksin ya Gülüşünü Al da git Ne kadar bozulsa da moralim Ne kadar kanasa da yüreğim Derdinden yatağa da düşsem İçimi serinletsin istemem Sen yine de Gülüşünü al da git...
"Kalbimden neler geçtiğini, kafamda biriktirdiklerimi, tasarladığım her şeyi bildiğini düşünüyorum. En azından tüm bunları hissettiğini. Belki de böyle bir beklenti benimkisi. Çünkü bunları sana asla söylemeyeceğim. Asla söyleyemeyeceğim. Oysa o kadar dilimin ucundalar ki. Rüzgar esse düşecekmiş gibi, gözlerime baksan, giderken başını bir kez geriye çevirsen, ağzımdan dökülüvercek kadar dilimin ucunda. Uzunca susuşlarım, ağzımı bile açmadan öylece kalakalıp, bakışlarımı hep kaçırışım hep bundan. Burada hava her geçen gün biraz daha soğuyor. Zaman diyorum, biraz daha zaman. Dilimin ucundaki kelimeler bu kış da donmazsa bir dahaki yıl uçmayı öğrenecekler. Biraz zaman diyorum. Kalbimin bir yanı sıcak kalabilirse bu kış, bir delilik daha yapacağım. Ne bir portakal bahçesinde dolaştım ne de bir posta treninde yolculuk ettim. Çiçekler bir açmaya görsün, bir çılgınlık yapıp hatır için öleceğim. Aslında seni çok....
"Asıl korktuğum, gemilerden, deniz fenerinden, uzakta bir yerdeki uçsuz bucaksız kumsallardan, çocukluğun iskelelerinden, öğle uykularından, herşeyin ne çabuk büyüdüğünden, müzikten, şiirlerden, nedense zamanla sözcükleri unuttuğumuzdan konuştuğumuz; onun gözleriyle aynı renk kazağından, konuşurken, susarken, bana ya da odadaki ayrıntılara bakarken sevimliliğinden, birbirine dokunan insanlarla dolu film karelerinin hatırlanışından ve tabi bunların, içimde yükselen, yükselen çarpıntının duyulacağı korkusuyla başka birşeye dönüştürülmesinden, kızaran dudaklarından, unutulmayacak gülümseyişini, ellerini ilk farkedişimden oluşan o sabah, o öğleden sonra, o akşam duyduklarımdı!..."
Hani derdim ya sana.. 'sen ruhuma açtığım Başka bölümsün' diye.. Şimdi anlıyorum sevgili, fazladan kullanmışım B'leri.. Çünkü 'sen ruhuma açtığım Aşka Ölümsün..' sen de iki kelime söylemişsin bana 'Bıraksın artık ' diye.. Bilirsin sevmiyorum ben 'B'leri.. ...Sen de bana 'IRAKSIN ARTIK..!
Sokağa fırlayacaksın… Sokaklar da dar gelecek… Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi… Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü… Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin… Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan… “Önemli olan sağlık.” “Yaşamak güzel.” “Boş ver, her şey unutulur.” Sen hiçbirini duymayacaksın… Göz yaşlarından etrafı göremez hale geleceksin… Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin… Hep ondan bahsetmek isteyeceksin… “Ölüme çare bulundu” ya da “Yarın kıyamet kopacakmış” deseler başını kaldırıp Ne dedin?” diye sormayacaksın… Yalnız kalmak isteyeceksin… Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak… İkisi de yetmeyecek… Geçmişi düşüneceksin…Neredeyse dakika dakika… Ama kötüleri atlayarak… Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin… Gittiğin yerlere gitmek… Bu sana hiç iyi gelmeyecek…Ama bile bile yapacaksın… Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese,kaçacaksın… Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin… Hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin….Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin… Herkesi ona benzetip… Kimseyi onun yerine koyamayacaksın… Hiçbir şey oyalamayacak seni… İlaçlara sığınacaksın… Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan… Sadece bir müddet buzlu camin arkasından seyrettiren…Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek… Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin… Uyumak zor, uyanmak kolay olacak… Sabahı iple çekeceksin… Bazen de “Hiç güneş doğmasa” diyeceksin… Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler… Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin… Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin.. Nafile… Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek…Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin… Her sıçrayarak uyandığında onun adini söylediğini fark edeceksin… Telefonun çalmasını bekleyeceksin… Aramayacağını bile bile… Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek… Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla… Yüreğin burkulacak… Canın yanacak… Bir daha sevmemeye yemin edeceksin… Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden… Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın… Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için nefret edeceksin… Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin… Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek… Ama bir umut…Onunla bir gün bir yerde karsılaşma umudu… Bu umut seni gitmekten alıkoyacak… Gel gitler içinde yaşayacaksın… Buna yaşamak denirse… Razı mısın bütün bunlara…? Hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye…? o halde AŞIK olabilirsin…
Bazı aşklar bitmesi için yaşanır..Bazı doğum günleri kötü geçer..Bazı Romeolar Julietleri iplemez../..Çünkü aşk, yaralıyken asla bulamayacağınız garip bir kan grubudur..
Sana güzel bir yaz günü gelmiştim.
Karlı bir sabahta gidiyorum.Beş mevsim yaşamışız beraber.Beş mevsim bir iç denizi kurutmaya yetti.ışte böyle sevgili...Biz artık seninle haritada iki küçük su lekesi.Hiçbir nehir kavuşturamaz bizi...
Üç öğün yemek yemekle büyümezmiş her zaman insan.. Üç öğün gözyaşı içmeliymiş kimi zaman.. Aşktan ağzım yandı anne.. Canım yandı.. Solum yandı.. Nefesim tıkandı.. Bir numara büyük geldi bu hayat bana, Anne, beni sil baştan doğursana!..
../Üzüldüğüm kadar ağlayamadım hiçbir zaman. Hep eksik yaşadım, hep eksilerek yaşadım. Acıdan uyuşmuş bedenime birer dokunuş gibi geliyor bu sözlerin. Yine de çok seviyorum seni; sabah aydınlığıma koca bir “iyi akşamlar” bırakıp gitmene rağmen… olsun… seninde bu çorbada acın bulunsun...