- Katılım
- 10 May 2008
- Mesajlar
- 2,318
- Reaction score
- 0
- Puanları
- 0
Mahkemede dehşet gününü anlattı
Tutuklanan Garipoğlu, ‘Münevver’in cep telefonundaki SMS’leri
görünce cinnet geçirip öldürdüm’ diye konuştu
Münevver Karabulut’un katil zanlısı Cem Garipoğlu, dün akşam çıkarıldığı mahkemede
3 Mart 2009’daki cinayeti ayrıntılarıyla anlattı. Bahçeşehir’deki evinde Münevver’in
cep telefonunda başkasından gelmiş “Canım, sevgilim” gibi ifadeler bulunan SMS’
leri görünce sinirlendiğini kaydeden Garipoğlu, “Bana, ‘bunlar boş şeyler ben
seni seviyorum’ dedi. Ancak ben onu sevdiğim için çok öfkelendim, tartışmaya
başladık. Mutfakta olan meyve bıçağını elime alıp cinnet getirerek karnına vurdum.
Daha sonra iki darbe daha vurduğumu hatırlıyorum. Münevver yere düşüp
kımıldamadığı için öldüğünü düşündüm. Satın aldığım testereyle Münevver’in
cesedinin boynunu kestim ve kanı babamın gömleğiyle sildim” dedi.
Garipoğlu’nun, ‘canavarca his saikiyle tasarlayarak adam öldürmek’ suçlamasıyla
sevk edildiği 2’nci Sulh Ceza Mahkemesi’ndeki dehşet verici ifadesi
şöyle: “Münevver ile bir yıl önce Bebek’teki bir kafede arkadaş ortamında tanıştık.
Sık sık Bahçeşehir’deki evimize gidiyorduk. Münevver ile sevgililer gününde
komik olduğunu düşündüğümüz bir filme gittik. Ancak izlerken komik olmadığını,
kanlı sevgililerin bulunduğu bir korku filmi olduğunu görüp ‘lanet, berbat sevgililer
günü’ diye aramızda dalga geçtik.
3 Mart’ta saat 13.00-14.00 gibi Münevver’in okuluna gittim. Taksiyle
Bahçeşehir’deki evime gitmeyi kararlaştırdık.
‘İki duble votka içtim’
Evde kimse yoktu. Daha önceki girişlerimizde hiç havuz kapısından geçmediği
için Münevver’in görmesi için bu kapıdan geçmek istedim. Anahtar olmadığı için
Münevver kapıda kaldı. Ben ön kapıdan girerek onu içeri aldım. Oturma odasında
oturduk, sohbet ettik, öpüştük. İleriye gitmeden seviştik. 30 veya 45 dakika
sonra aparatifleri yedik. Bu arada iki duble votka içtim. Mutfakta da bir duble
içtim. Münevver için su aldığım sırada masa üzerinde duran Münevver’in cep
telefonunu alarak karıştırmaya başladım. Bir mesaj geldi. Mesaj kısmında,
‘sevgilim, canım’ gibi şu an tam detayını hatırlamadığım birkaç mesaj olduğunu
gördüm. Mesajların kimler tarafından gönderildiğini sorduğumda beni geçiştirmek
istedi.Teğmen olduğunu bilmiyordum. O sırada tartışmaya başladık. İtiş kakış
olduktan sonra ne yaptığımı hatırlamıyorum. Bıçağı ben kullanmış olabilirim.
O anki içimdeki tek duygu kızı yok etmekti.
‘Bavula sığmadı’
Bana, ‘bunlar boş şeyler ben seni seviyorum’ dedi. Ancak ben onu sevdiğim için
çok öfkelendim, tartışmaya başladık. Tartışma itişmeye kadar gitti. Cinnet
getirdim. Mutfaktaki meyve bıçağını alıp karnına vurdum. Daha sonra iki darbe
daha vurduğumu hatırlıyorum. Neresine olduğunu hatırlamıyorum. Münevver yere
düşüp kımıldamadığı için öldüğünü düşündüm. Hatta öldüğüne emin oldum. Panik
yaptım. Bodruma inerek bir bavul alıp geldim. Onu bavula koymaya çalıştım
ancak sığmadı. Bunun üzerin ellerimi yıkadım, kan lekelerini su ile sildim.
Bahçe kapısından çıkarak yaya olarak eve 5-10 metre mesafedeki
nalbura gittim.
Nalburdan testere aldım
Testere satın alıp koşarak eve geldim. Bahçe kapısından girip Münevver’in
kafasını testereyle kestim. Nasıl yaptığımı hatırlamıyorum. Münevver’in kafasını
gitar kabına, vücudunu da bavula yerleştirdim. Her taraftaki kanı da evdeki kirli
çamaşır sepetinde bulunan babamın gömleğiyle sildim. Çağırdığım korsan
taksiye, taksicinin yardımıyla cesedi koydum. Kafasını poşete koyduğum için
herhangi kan sızması olmadı. Neden gittim bilmiyorum, ancak Etiler’e gitmek
istedim. Şoför yine yardımcı oldu bavulları indirdi. Bavul tekerlekli olduğu için 50
metre ötedeki konteynerin yanına geldim. Etrafta kimse yoktu. Gitar kutusunu ve
bavulu çöpe attım. Tahminen saat 19.00 sıralarıydı. Yine olayda kullandığım
testereyi gazeteye sarıp Bahçeşehir’deki evin gardırobuna sakladım. Kanı
sildiğim eşyaları tekrar poşete koyup dolaba yerleştirdim.
‘Ben bu kızı öldürdüm’
Daha sonra gittiğim Ak Merkez’de abimin arkadaşı Eren Atlı ile karşılaştım.
Bir süre sonra da otobüsle Taksim’e gittim.
Tekrar otobüsle Bahçeşehir’e dönerken annem arayarak kanı sordu. Eve dönmek
üzere olduğumu söyledim. Evde annem ne olduğunu sorunca, ben de
‘kustuğumu’ söyledim. Saat 22.00 sıralarında babam eve geldi. Annem, babama
‘bir şeylerden şüpheleniyorum. Onunla bir konuş’ dedi. Babamla erkek erkeğe
konuşmak istediğimi söyledim. Babamın arabasına binerek Bahçeşehir’deki bir
kafeye bırakmasını istedim. Babama yolda, kızı yaraladığımı söyleyince, o da
ailesini aramamı durumunu sormamı istedi. Kafeye geldiğimizde babama ‘ben
bu kızı öldürdüm’ dedim. Babam arabasıyla geri döndü. Nereye gittiğini
bilmiyorum. Benim için çare aradığını düşündüm. Ancak aradan ne kadar zaman
geçti hatırlamıyorum, bir adam kafeye gelerek, ‘Cem’ diye seslenip işaret yaptı.
Ben de ‘babamın adamlarından birisi’ olduğunu düşünüp yanına gittim.
Bana, ‘atla arabaya’ dedi. Arabasına bindim. Üzerimi örtecek bir şey
vererek bunu ört dedi. Yaklaşık 6-7 saat yol gittik.
‘Keşke bana olsaydı!’
Örtüyü kaldırmak istediğimde adam engel oldu. Bir eve geldik, ancak müstakil bir
ev mi olduğunu göremedim. Evde 6 ay kaldım. Arada bir bana yiyecek getirilirdi.
İnternet yoktu, sadece televizyon izledim. Pişmanım. Keşke bu olay ona değil
bana olsaydı. O bir çekeceğine ben yüz bin çekseydim” dedi.
Zırhlı araçla götürüldü
Mahkemede beş tanığın ifadesi de alındı. Bazı tanıklar Garipoğlu’nun testereyi
cinayetten önce bazıları da sonra aldığını savundu. İfadesinin ardından
tutuklanan Garipoğlu, adliye çıkışı özel harekâta ait zırhlı araca bindirilerek geniş
güvenlik önlemi altında götürüldüğü Maltepe Cezaevi’ne konuldu.
Kaynak