Fazla yoruma gerek yok

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Asıl amaç elbetteki bu insanlar nasıl istiyorsa öyle giyinebilmeli ve giyim tarzları yüzünden okuma hakları ellerinden alınamamalı
İnsanlık insan hakları bunu gerektirir
Bilmem bu iki kelime bi şey ifade edermi yasakçı zihniyete..

Sen kaç yaşındasın ? diyelim 20 ?
20 senedir nerdeydin ?
Atatürk'ün koyduğu Kıyafet kanunun kaç yıldır var ?
Kaç yıldır nerdeydiniz yahu ?
Ne çabuk geldiniz oyuna ?
AKP zihniyetinin asıl amacının bu olduğunu neden kavrayamıyorsunuz ?


özgür peki diğer ilahatçıları dinledin mi ?

Diyanet işleri bakanının dediklerine neden kulak çeviriyorsun ?

yahu bırakın millet istediği gibi yaşasın Açık yaşanan açık kapalı yaşayan KAPALI..

mahalle sokak cadde şehir ülke dünya baskılarınadan artık gına geldi..

İşte bende bunu diyorum ya 100 yıldır nerdeydiniz yahu ?
Algılama sorunu vardıda bizimmi haberimiz yoktu yoksa yenimi yazıldı bu başörtüsü kanunun kitaplara ?
 
Yazının siyasi bir boyutunu bir kenara bırakırsak 1929 yılı Türkiye için çok kötü bir yıldı.

94631.jpg


bogaz1_byk1fe22b901fc1aa1e.jpg



“İstanbul Boğazı donmuş, Sarayburnu'ndan Üsküdar'a yürüyerek geçenler olmuş!” Bu söylenceye konu olan işte o meşhur kış “1929 Kışı Bir Şehir Efsanesi” adıyla Cengiz Kahraman tarafından kitaplaştırıldı. İş Bankası Kültür Yayınları arasından çıkan kitapta 1929 kışı fotoğraflarıyla ve o zamana kadar İstanbul'da yaşanmış büyük kışlar kronolojisiyle veriliyor. Tabii bu kışlara ait rivayetler, şehir efsaneleri, gazete haberleri karikatürler ve şiirler de fotoğrafları tamamlıyor.

İNSANLAR 'BU BİR LANET Mİ ACABA' DEMİŞLER

İstanbul'da Haliç'in ve Boğaz'ın donması, bilinen en eski tarihle 378'e dayanıyor. Hayatı felç eden bu doğa olayı, yakacak ve gıda kıtlığını beraberinde getirmiş. Soğuktan suların donması ile yaşanan su sıkıntısı ve şehre kurtların inmesi yine aşırı soğuk ve donla gelen sıkıntılar arasında. Fırtına ve kasırgalar ise daha çok maddi hasara ve can kaybına neden olmuş. Salgın hastalıklar da bu dönemlerde artmış. Boğaz'ın donması halk için aynı zamanda sıradışı bir doğa olayı olduğunudan eğlencelere, ilklere ve efsanelere sahne olmuş; çocuklar yüzen buz üstünde oynama şansını elde etmişler, insanlar karşı kıyıya yürüyerek geçmiş, pekçok kişi de dondurucu soğukların bir lanet olduğuna inanmış.

Şair Seyyit Haşimi de 1929 kışını, “Dedim ey Haşimi tarihin anın lafzen ve ma'nen/ yol oldu Üsküdar'a Akdeniz dondu bin otuzda” şeklinde ifade etmişti.

Buz kütleleri surların boyunu aşmış

“İstanbul’da Uzun Sürmüş Bir Kış Günlüğü” bölümü ise 5 Ocak’tan başlayıp 12 Mart’a kadar 1929’da yaşananları anlatıyor. Kitaptan bazı bölümler...

Cenazeler gömülemedi

7 Ocak’ta kar başlıyor, fırtınayla birlikte büyük hasar yaşanıyor.9 Ocak’ta iki yük gemisi Tophane’de çarpışıyor.

21 Ocak’ta o zamanlar köy olan Çamlıca, Dudullu, Bakkalköy’e aç kalan kurt ve domuz sürüleri iniyor. Aynı gün akşam saatlerinde Tatavla yani bugünkü Kurtuluş’ta büyük bir yangın başlıyor ve 216 ev yanıyor.

2 Şubat’ta şehirde hayat tamamen duruyor. Kar fırtınası nedeniyle vapur ve tren seferleri yapılamıyor, akşam kar kalınlığı şehir içinde 1 metreye ulaşınca yürümek imkansız hale geliyor.

Şubatta insanlar evden çıkamıyor, cenazeler dahi gömülemiyor. Taksiler Karaköy’den Taksim’e 5 lira istemeye başlıyor.

5 Şubat’ta Eyüp’te kar altında kalan Yağcılar Mahallesi donma tehlikesi yaşıyor, son anda yetişen kurtarıcılar halka çay ve konyak vererek ısıtmaya çalışıyor.

9 Şubat’ta efsanenin ilk halkası gerçekleşiyor ve Haliç kısmen donuyor. Su boruları patlıyor, halk açlık ve hastalıktan kırılıyor.

İstanbul halkı 28 Şubat sabahı uyandığında Boğaz’ın buzlar altında olduğunu görüyor. Varna sahillerinden gelen dev buz kütleleri Boğaz’ı kullanılmaz hale getiriyor. 12 Mart’a kadar süren kabus günleri Ramazan Bayramı’nın ilk günüyle birlikte sona eriyor.





İşte kitapta “Geçmiş Kışlar Olur ki Hayali Cihana Değer” başlığı ile verilen İstanbul'un en meşhur kışları:

# 378 Haliç ve Boğaz'ın bazı bölgeleri dondu.

# 401 Haliç ve Boğaz kısmen dondu.

# 739 Boğaziçi buzlarla kaplandı. Halk o dönemde bunun İmparator III. Leon saray kapısının üstündeki İsa tasvirini kaldırmak istememesi üzerine Tanrı'nın bir cezası olarak yorumladı.

# 755 Haliç, Boğaz ve Karadeniz'in bir kısmı dondu.

# 763 surların Haliç ve Boğaziçi tamamen dondu. Buzlardan bazılarının büyüklüğü şehir sularının yüksekliğini geçince halk büyük bir korkuyla evlerine kapanmış.

# 1740 Şubat'ında çok çetin bir kış yaşandı. Halk bu soğuğu, bayramın ilk günüyle arefenin karıştırılması sonucunda, Sultan I. Mahmut da dahil olmak üzere herkesin bir gün eksik oruç tutmasına bağladı.
 
Sen kaç yaşındasın ? diyelim 20 ?
20 senedir nerdeydin ?
Atatürk'ün koyduğu Kıyafet kanunun kaç yıldır var ?
Kaç yıldır nerdeydiniz yahu ?
Ne çabuk geldiniz oyuna ?
AKP zihniyetinin asıl amacının bu olduğunu neden kavrayamıyorsunuz ?

Atatürk'ünkoyduğu kanunlara bu kadar bağlı bir kişiyle tartışma şansına erdiğim için kendimi şanslı hissetmeliyim herhalde yıllardan beri ilk kez fötr şapka takan bir şahsiyetle konuşmayı geçtim gözgöze gelme şansım dahi olmamıştı Sahi şapkanızı nerden aldınız güzeldir eminim tabi şapkanız vardır bu kadar bağlı oluğunuz kılık kıyafet kanununa karşı geliyor değilsiniz ya
Yoksa şapkanız yokmu..??

yaşımın kaç olduğuna gelince diyelimki 20 diyelimki 12 bi önem teşkil etiğini zannetmiyorum Gönlünüz olcaksa 8 yaşında bile olmaya razıyım 8 yaşında öğretmişlerdi bize kılık kıyafet devrimini o bakımdan..(=
 
Arkadaşlar neden bu baş örtüsüne bu kadar karşı çıkıyorsunuz adamlar onlar bizim namusumuz neden sonra sonra bayanlar yok bana taciz ettiler yok şu oldu yok bu oldu arkadaşlar kimse kimsenin başımı rtmeye çalışmıyor ama örtenlerede saygı duyalım bence çok saçma bir konu dış devltlerinin oyununa gelmeyelim dinimiz emrediyor kapanmayı bizi dinimizden uzaklşırıyorlar yapmayın arkadaşlar hepimizin kız kardeşı ve annesi var
 
Size şunu net ve açık söyleyim.

Size kadınlarımızın eşit haklardan yararlanması için meclise veya üniversiteye türbanlı girmesini isteyenlerin bu konuda gerçekten samimi olduklarını mı düşünüyorsunuz.

Onlar ki kadınlarımızı yıllarca köle ettiler ve amaçlarına ulaştıklarında kadınlara güneşi bile göstermemeyi düşünüyorlar. Yoksa kimse annelerimizin hakkını savunmuyor arkadaşlar. Bunu görün artık.
 
Arkadaşlar neden bu baş örtüsüne bu kadar karşı çıkıyorsunuz adamlar onlar bizim namusumuz neden sonra sonra bayanlar yok bana taciz ettiler yok şu oldu yok bu oldu arkadaşlar kimse kimsenin başımı rtmeye çalışmıyor ama örtenlerede saygı duyalım bence çok saçma bir konu dış devltlerinin oyununa gelmeyelim dinimiz emrediyor kapanmayı bizi dinimizden uzaklşırıyorlar yapmayın arkadaşlar hepimizin kız kardeşı ve annesi var

Herkes senin gibi adaletli ve iyiniyetli olsa =)
Ayrıca taciz eden erkek değilmi ?Yani istesem başı kapalı kadın'ı taciz edemezmiyim? ne kapalılar var içinde insan yok..Hem sen erkek değilmisin ? nefsine sahip ol sana bu hakkı vermiş yaradan


1980 li yıllara kadar başörtülü öğrenciler istedikleri gibi öğrenimlerini sürdürebiliyolardı ne varki dini yozlaştırmaya çalışan dış güç kaynaklı tarikatlerin ortyaa çıkmasıyla beraber üniversitelerde huzursuzluk siyasi çatışmalar, anamın başındaki ,masum anadolu insanın inancı uğruna taktığı tülbenti, baş örtüsü malesef siyasi bir araç niteliği taşımaya başladı.Baş örtüsü takan kızlar namuslu iken takmayan genç kıslara faişe gözüyle bakılmaya ve bu yönde baskı uygulanmaya başlandı.Birde bayrak bir milletin bağımsızlığını simgeler,sıradan bir bez parçası değildir.Baş örtüsü ise tamamen insanın kendi dini özgürlüğüyle alakalı bişey.İkisinin kıyaslanmasını doğru bulmuyorum.
Okuyun okuyun ve tekrar okuyun zira algılama problemi çok şu dönemde =)
 
1980 li yıllara kadar başörtülü öğrenciler istedikleri gibi öğrenimlerini sürdürebiliyolardı ne varki dini yozlaştırmaya çalışan dış güç kaynaklı tarikatlerin ortyaa çıkmasıyla beraber üniversitelerde huzursuzluk siyasi çatışmalar, anamın başındaki ,masum anadolu insanın inancı uğruna taktığı tülbenti, baş örtüsü malesef siyasi bir araç niteliği taşımaya başladı.Baş örtüsü takan kızlar namuslu iken takmayan genç kıslara faişe gözüyle bakılmaya ve bu yönde baskı uygulanmaya başlandı.Birde bayrak bir milletin bağımsızlığını simgeler,sıradan bir bez parçası değildir.Baş örtüsü ise tamamen insanın kendi dini özgürlüğüyle alakalı bişey.İkisinin kıyaslanmasını doğru bulmuyorum.
 
Herkes senin gibi adaletli ve iyiniyetli olsa =)
Ayrıca taciz eden erkek değilmi ?Yani istesem başı kapalı kadın'ı taciz edemezmiyim? ne kapalılar var içinde insan yok..Hem sen erkek değilmisin ? nefsine sahip ol sana bu hakkı vermiş yaradan



Okuyun okuyun ve tekrar okuyun zira algılama problemi çok şu dönemde =)

dostum bu güne kadar kaç tane kapalı kadına ve diz üstü etek giyen bayanlara taciz olaylarını oranını sen söylermisin bana oranları nasıl söylermisin bana arkadaşlar yapmayın bu baş örtüsü bu kadar sorun etmeyin kötü bence sorun kötü niyetli baş örtüsü takanları ayırt etmeli yani yaşın yanında kuruda yakılmamalı her baş örtüsü takan ard niyetli değildir art niyetli olanlar azılıktatır araştırın arkadaşalr
 
dostum bu güne kadar kaç tane kapalı kadına ve diz üstü etek giyen bayanlara taciz olaylarını oranını sen söylermisin bana oranları nasıl söylermisin bana arkadaşlar yapmayın bu baş örtüsü bu kadar sorun etmeyin kötü bence sorun kötü niyetli baş örtüsü takanları ayırt etmeli yani yaşın yanında kuruda yakılmamalı her baş örtüsü takan ard niyetli değildir art niyetli olanlar azılıktatır araştırın arkadaşalr

İşte senin bakış açına bağlı
Başı açık kadının namus'suz olarak görürsün gözünde taciz'e kalkarsın yersin kafana çantayı :durdurun
Başı kapalıyı "namus" lu görürsün çünkü o sendendir bişey demezsin =)
 
İşte senin bakış açına bağlı
Başı açık kadının namus'suz olarak görürsün gözünde taciz'e kalkarsın yersin kafana çantayı :durdurun
Başı kapalıyı "namus" lu görürsün çünkü o sendendir bişey demezsin =)

dostum başı açık kadına namussuz kapalıya namuslu demiyorum böyle bir genelleme yapamam herkezin kendine göre namus kavramı vardır sadece onların taciz durumlarına bak senden bunu istiyorum tamam baş örtüsünü kaldırdınız bunu bizim toplumumuz kaldırabilecekmi adamlar bu hiristiyanların kutladığı bayramı yılbaşını biz onlar kadar iştahlı kutluyoruz ama kendi dini bayramlarıız artık eski heyecanını kaybediyor ben bunları anlatmaya çalııyorum onlara özeniyoruz neden onları kendimize özendirmiyoruz islam dininden bu güne kadar kimseye zarar gelmemiştir. uzaklaşmayalım ondan bu şekılde bu gün başınızı açın diyenler yarın başka şeyler isteyecek
 
Cesur Yürekte Mell Gibson Bağırıyor :

"ÖZGÜRLÜK"

Türkiyem'de Erdoğan ve Türevleri Bağırıyor :

"TÜRBANA ÖZGÜRLÜK"

Sonuç ne ? Sayın Emine erdoğan ve Hayrunisa gül Özgürler. Devletin her kıdeminde Türbanları ile salınıyorlar ? Peki bahsidelen öğrenciler ? Onların bahsettiği özgürlük var mı ?
Onlar kimin umurunda ? Salla boşver HER koyun kendi bacağından asılmıyo mu bu ülkede...

İşte Cesur Yürekle Başbakan arasında ki fark :) Özgürlüğü kiiselleştirmek
 
вℓα¢кωαя;2494900' Alıntı:
müslüman ülkeyiz baktığımda çoğu kadınlar başını örtmüyor bence örtmeli..

Fazla yoruma gerek yok :)



koptum :D :victory
 
arkadaşlar yine 80lı yıllarda yapmadılarmı sağcı ded,ler solcu dediler kardeş kardeşi katlettirmedilermi şimdi başörtümüz ile uğraşıyorlar arkadaşlar inanmayalım bunlar dinimizin emirleri islam dininden kimler zarar görmüşlerki bizleri dinimizden uzaklaştırmaya çalışıyorlar anladılar bizleri yıkamıyacaklarını nasıl yıkarız bizi bir arada tutan teş şek dinimiz ondan uzaklaştırrılarsa bize herşeyi yaptırırlar gelmeyelim onları oyunlarına çevrenize bakın arkadaşlar yılbaşı kutlamalarını birde dini bayramlarımıza bakın dini bayramlarımız daha sönük geçiyor adamlara özeniyoruz sahip çıkalım kültürümüze dinimize
 
arkadaşlar yine 80lı yıllarda yapmadılarmı sağcı ded,ler solcu dediler kardeş kardeşi katlettirmedilermi şimdi başörtümüz ile uğraşıyorlar arkadaşlar inanmayalım bunlar dinimizin emirleri islam dininden kimler zarar görmüşlerki bizleri dinimizden uzaklaştırmaya çalışıyorlar anladılar bizleri yıkamıyacaklarını nasıl yıkarız bizi bir arada tutan teş şek dinimiz ondan uzaklaştırrılarsa bize herşeyi yaptırırlar gelmeyelim onları oyunlarına çevrenize bakın arkadaşlar yılbaşı kutlamalarını birde dini bayramlarımıza bakın dini bayramlarımız daha sönük geçiyor adamlara özeniyoruz sahip çıkalım kültürümüze dinimize
Helal :clap:clap
Nerde yazıyor ? hangi kitap'da yazıyor açıklarmısın bana somut olarak örnekler vs bi göster'de bende hak vereyim
 
arkadaşlar yine 80lı yıllarda yapmadılarmı sağcı ded,ler solcu dediler kardeş kardeşi katlettirmedilermi şimdi başörtümüz ile uğraşıyorlar arkadaşlar inanmayalım bunlar dinimizin emirleri islam dininden kimler zarar görmüşlerki bizleri dinimizden uzaklaştırmaya çalışıyorlar anladılar bizleri yıkamıyacaklarını nasıl yıkarız bizi bir arada tutan teş şek dinimiz ondan uzaklaştırrılarsa bize herşeyi yaptırırlar gelmeyelim onları oyunlarına çevrenize bakın arkadaşlar yılbaşı kutlamalarını birde dini bayramlarımıza bakın dini bayramlarımız daha sönük geçiyor adamlara özeniyoruz sahip çıkalım kültürümüze dinimize

Arkadaşım islamiyet şekil dini değildir.Sana Allah ı tasvir et desem edebilirmisin.Bunlar ince noktalar.1930 lu 1945 li yıllarda saçı açık gezen mini etek giyen türk toplumu bereketli topraklara sahipti neden çünkü fesatlık art niyet yoktu.Şimdi muhafazakar kesimin çoğunlukta olduğu türk toplumunda topraktan verim alabiliyomusun bereket kaldımı sence. insanı insan yapan başındaki başörtüsü değildir insanı insan yapan vicdanıdır temiz kalbidir fesat düşüncelerden arınmış olmasıdır.Bu ülkede başörtüsü özgürlüğü die bir şey var ise bunun suçu bilinizki sizin gibi düşünceye sahip olanlardır.ne zaman ki başını örtmyen insanlara baskı uygulanmıcak dini inançarına saygı gösterilicek bu sorun da ozaman biticek.
 
Helal :clap:clap
Nerde yazıyor ? hangi kitap'da yazıyor açıklarmısın bana somut olarak örnekler vs bi göster'de bende hak vereyim

çok fazla araştırmana gerek yok dostum yılbaşında tacizleri sende izlemişsindir seni tebrik ediyorum arkadaşım bişi demiyroum sizlere :clap:clap:clap:clap:clap

Arkadaşım islamiyet şekil dini değildir.Sana Allah ı tasvir et desem edebilirmisin.Bunlar ince noktalar.1930 lu 1945 li yıllarda saçı açık gezen mini etek giyen türk toplumu bereketli topraklara sahipti neden çünkü fesatlık art niyet yoktu.Şimdi muhafazakar kesimin çoğunlukta olduğu türk toplumunda topraktan verim alabiliyomusun bereket kaldımı sence. insanı insan yapan başındaki başörtüsü değildir insanı insan yapan vicdanıdır temiz kalbidir fesat düşüncelerden arınmış olmasıdır.Bu ülkede başörtüsü özgürlüğü die bir şey var ise bunun suçu bilinizki sizin gibi düşünceye sahip olanlardır.ne zaman ki başını örtmyen insanlara baskı uygulanmıcak dini inançarına saygı gösterilicek bu sorun da ozaman biticek.

kimseye başı örtülsün diye baskı yapılmıyor herkeze saygılıyız ama mini etek veya türban ile toprakların verimliliğini artığını sizden duydum:clap tebrikler ben size sadece bunların dış ülkelerin oyunu olduğu dinimizden uzaklaşmayalım dedim arkadaşlar nerede görülmüş başı açık gezilerek teknolajıde ileri gidildiği sanıyorsunuz kii bizlerin başı kapanınca özgürlüğümüz gitmiş hayır en iyi kadın hakkarını islamiyet savunmuştur baş açmak ile açık giyinmek ile ne ileri gideriz nede mutlu oluruz amerika ingiltere özgürlükler ülkesi ama intihar olaylarının ve toplum huzursuzlukların en çok yaşandı eroin in en çok orda kullanıldı yani demek olunuyorki başı açıp gezmek ile mutlu olunmuyor :goz::goz::goz::goz::goz:
 
Başörtüsü dinî bir zorunluluktur, tartışılamaz

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, yetişkin Müslüman kadınların başlarını örtmelerinin dinî zorunluluk olduğunu ve tartışılamayacağını vurguladı.

İbadetlerde kadınların başlarını örtmelerinin de tartışılamayacağını söyleyen Bardakoğlu, Antalya’da gerçekleştirilen ve 81 il müftüsünün katıldığı toplantının sonuç bildirgesini açıkladı. Kadınların namaz kılarken başlarını örtüp örtmemeleri ile ilgili tartışmalara tepki gösteren Bardakoğlu, bu konuda bazı değişiklik önerilerinin medya aracılığıyla tartışılmak istendiğini ifade etti. Bu tür önerilerin İslam’ın temel bilgi kaynaklarında hiçbir karşılığı olmadığına dikkati çeken Bardakoğlu, şunları söyledi: “On dört asırlık uygulamada kadınların başını örtmeleri dinî bir gereklilik olarak kabul edilmiş, Müslüman kadınlar da dinlerinin gereği olduğuna inandıkları için başlarını örtegelmişlerdir. İslam’ın tarihsel tecrübesinin ana çizgisi böyledir ve bu konuda münferit farklı görüşlerin bulunması bu ana görüntüyü farklı göstermeyi haklı kılacak bir güç ve yoğunlukta değildir. Bir insanın dininin gereklerini yerine getirip getirmemesi ise kendi özgür iradesi ile ilgilidir. Bir kimsenin Müslüman olması için İslam’ı din olarak kabullenmesi, dinin temel inanç esaslarını benimsemesi yeterli olup namaz kılıp kılmaması, şu veya bu dinî vecibeyi yerine getirip getirmemesi, başını örtüp örtmemesi ön şart değil, dinin içinde kalan dindarlık tarzı, tercihi ve sorumluluğudur.” İnanç esasları ile ibadetlerin dinlerin ana öğeleri olduğunu ve zaman ve zemine göre değişmeyeceğini vurgulayan Bardakoğlu şöyle devam etti: “İnanç esasları ve ibadetlerde belirleyici olan, dini tesis eden Yüce Allah’ın hükümleri ve Hz. Peygamber’in bu alandaki söz ve uygulamalarıdır. Dinin iki temel kaynağı olan Kur’an ve sünnette belirtilmiş, Hz. Peygamber’in uygulamaları ile şekil ve muhteva kazanmış, üzerinde İslâm bilginlerince görüş birliği oluşmuş ibadetlerin şekli ve kuralları üzerinde tartışmak, alternatifler üretmek, kabul edilemez. İbadetlerin yerine getirilmesinde, kadınların başlarını örterek ibadet etmeleri veya kadınların erkeklerle farklı saflarda ibadet etmeleri, dinin hükmüdür.”

Tefsirde alıntı eski bir yöntem

Başkan Bardakoğlu, hazırladığı Kur’an-ı Kerim mealinde Tevrat ve İncil’e atıfta bulunduğu için ‘Kur’an’ı İncilleştiriyor’ ithamına maruz kalan Prof. Dr. Suat Yıldırım’a haksızlık yapıldığını söyledi. Diyanet İşleri Başkanı, Kur’an tefsiri yapılırken İncil ve Tevrat’tan alıntı yapılmasının İslamiyet’in ortaya çıkışından beri uygulandığını açıkladı. Tefsirlerde ayetler açıklanıp yorumlanırken diğer kutsal metinlerde ve dinî geleneklerde yer alan bilgilerin verildiğine işaret eden Bardakoğlu, bu metodun meale tatbik edilmesinin yanlış anlama ve yorumlara yol açabileceğini kaydetti. Bardakoğlu, bununla birlikte toplum psikolojisini etkileyici ve şahısları itham edici bir söylem yerine, yanlışlar hakkında uyarıcı bir yol izlenilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Bardakoğlu, gazete ve televizyonlarda yayınlanan Diyanet’le ilgili haberlerin çoğunun yanlı ve yanlış olduğunu söyledi. Bu yanlışlığın Diyanet’in kendini anlatmakta yetersiz kalmasından değil, medyanın özensizliğinden kaynaklandığını vurguladı. Bardakoğlu, “Masa başında yanlış ve önyargılı haberler üretmek yerine gerçeğin verilmesi gerekir. Aksi durumda yanlışın düzeltilmesini ve özür dileme etiğinin gösterilmesini bekliyoruz.” dedi. Bardakoğlu, Aleviliğin İslam dışı olduğu yönündeki açıklamalara tepki göstererek, “Alevilik İslam'ın içindedir.” diye konuştu.

DİYANET Fetva-80

T.C
BAŞBAKANLIK
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU BAŞKANLIĞI
KARAR NO : 77
KARAR TARİHİ : 30. 12. 1980

KONU : İmam-Hatip Liselerinde okuyan kız öğrencilerin kıyafetleri Milli Eğitim Bakanlığı’nca İmam-Hatip Liselerinde okuyan kız öğrencilerin kıyafetleri konusunda Bakanlık görüşünün bildirilmesiyle ilgili olarak Devlet Bakanı Sn. Mehmet Özgüneş’ e yazılan 22. 12. 1980 gün ve 018323 sayılı yazı ile Devlet Bakanlığı makamının, konunun Din İşleri Yüksek Kurulu’ nca da incelenerek Bakanlık görüşünün tespit edilmesine dair 22. 12. 1980 gün ve 5. 05 – 1020 sayılı yazıları, konunun önemi ve şümulü dikkate alınmak suretiyle 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’ un 5 inci maddesiyle Kurulumuz’ a verilen görev, yetki ve sorumluluklara dayanılarak dînî, hukukî ve diğer yönlerden incelendi.

6. Milli Eğitim Bakanlığı yazısında kadınların örtülü kıyafetlerinin Atatürk ilkelerine tamamen aykırı olduğu ifade edilmekte ise de, genel ahlaka ve kanunlara aykırı olmayan her türlü kadın kıyafetinin Atatürk devrim ve ilkelerine aykırılığı söz konusu değildir. Nitekim bizzat Atatürk “ Eğer kadınlarımız şer’in tavsiye ve dinin emrettiği bir kıyafetle, faziletin icab ettiği tavr u hareketler içinde bulunur, milletin ilim, sanat, ictimaiyyat hareketlerine iştirak ederse, bu hali, emin olunuz, milletin en mutaassıbı dahi takdirden men-i nefs edemez “ demiştir.

Atatürk’ ün Müslüman Türk Kadınının kıyafeti konusunda benimsediği bu fikirlerine aykırı bir sözüne rastlanmadığı gibi, bu sözlerinden çok sonra çıkartmış olduğu devrim kanunlarından kıyafetle ilgili olan 671, 677 ve 2596 sayılı kanunların hiçbirinde kadın kıyafetiyle ilgili bir hükme de yer verilmemiştir. Esasen, Atatürk’ ü ve ilkelerini – çoğu zaman yapıldığı gibi – dinimizin kadın kıyafetiyle ilgili hükümlerine karşı göstermek, memleketimiz yararları ve Atatürk ilkelerinin benimsenmesi açısından son derece sakıncalı bir tutumdur. Müslüman Türk vatandaşı, “ Ya Allah’ ın emri, ya Atatürk ilkeleri “ şeklinde son derece vahim bir tercihle karşı karşıya bırakılmamalıdır.

Unutulmamalıdır ki, örtünmek dinin bir emridir ve Atatürk, dinimizin en son ve mükemmel bir din olduğunu çeşitli vesilelerle birçok defalar ifade etmiştir.

7. Bilindiği üzere İmam–Hatip Liseleri ve Kur’ an Kurslarında, Kur’an-ı Kerim’ in usulüne uygun olarak tilâveti yanında, bu okullardaki eğitim ve öğretimin bir gereği olarak dînî hükümler de öğretilmekte ve bu hükümlere her Müslümanın uymasının gerekli olduğu anlatılmaktadır. Dinimizin kadın kıyafetiyle ilgili hükmü yukarıda belirtilmiştir. Sözü edilen eğitim ve öğretim kurumlarında, dinimizin kadınların örtünmeleriyle ilgili hükümleri de tabiatıyla öğretilecektir. Bu durumda, bir taraftan Müslüman kadınların örtünmelerinin dinen zorunlu olduğu öğretilirken, diğer yandan Müslüman kızların başlarını açmaya zorlanmaları, izahı kabil olmayan bir çelişki olacağı gibi, onların vicdanında da son derece olumsuz etkiler meydana getirecektir. Şüphesiz bu durumun eğitim ve öğretim açısından da fevkalade sakıncalı ve olumsuz sonuçları olacaktır.

Diğer taraftan İmam-Hatip Liselerimizde ve özellikle Kur’ an Kurslarımızda Kur’ an-ı Kerim öğretimi, temel dersler arasında yer almaktadır. Bilindiği gibi Kur’ an-ı Kerim okumak bir ibadettir. İbadet esnasında Allah’ ın emirlerine tam bir itaat halinde olmak gerekir. Kız öğrencilerin, yaptıkları bir ibadeti başı açık halde yapmaya zorlanmaları, onların vicdanına açık bir baskı teşkil eder.

8. Vatandaş vicdanına baskı daima reaksiyonla karşılaşır ve toplumun huzursuz olmasına sebep olur. Şayet bu baskılar devletten geliyorsa, devlet millet ilişkilerinin olumsuz yönde etkilenmesine sebebiyet verir.

İmam-Hatip Liseleri ve Kur’ an Kursları gibi dînî öğretim kurumlarında okuyan öğrencilerin ve onların velilerinin vicdanlarına yapılacak baskıların, okul-veli-öğrenci ilişkilerini olumsuz yönde etkileyeceğinde şüphe yoktur. Çünkü sözü edilen eğitim ve öğretim kurumlarına çocuklarını gönderen veliler, çocukların öğrenimlerini dînî hükümlere uygun olarak yapmalarını ve onların dînî emirlere riayetkar olarak yetişmelerini istemektedirler. Kaldı ki, ilk nazarda sadece okul-veli-öğrenci ilişkilerinde olumsuz gelişmelere sebep olabileceği sanılan bu gibi durumlar, genişleyerek toplum vicdanında da rahatsızlıklara sebep olabilir.

SONUÇ
Belirtilen sebeplerle, İmam-Hatip Liselerinin yönetmeliğinde, dinimizin Müslüman kadınların örtünmesiyle ilgili hükümlerine aykırı, Anayasa’ mızın tanıdığı, kişilerin temel hak ve hürriyetlerini zedeleyici ve sözü edilen okulların yönetim, eğitim ve öğretim faaliyetlerini olumsuz yönde etkileyici nitelikte hükümlerin yer almasının uygun olmayacağı mütalaa olunmuştur. Keyfiyetin Devlet Bakanlığı Makamına sunulmak üzere Başkanlık Makamına arzına karar verildi.

A. Hamdi Kasaboğlu (Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı), Recep Akakuş (Bşk. Yrd.), İbrahim Atay (Üye), Dr. Ali Arslan Aydın (Üye), Dr. Ahmet Baltacı (Üye), Hasan Ege (Üye), Kemal Güran (Üye), Yakup İskender (Üye), Mehmet Kaymakçı (Üye), İrfan Yücel (Üye)

1 Sünen-i Ebî Davut, 4/62 Hadis No:4104 2 Prof. Dr. Afet İnan, Atatürk ve Türk Kadın Haklarının Kazanılması, Tarih Boyunca Türk Kadınının Hak ve Görevleri, s.104 İstanbul, 1968, Milli Eğitim Yayınlarından

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI Fetva-93

T.C.
BAŞBAKANLIK
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU BAŞKANLIĞI
KARAR NO : 6
KARAR TARİHİ: 03. 02. 1993
KONU : Tesettür

İslâm dininde kadının kıyafeti ile ilgili olarak zaman zaman sorulan sorular dolayısıyla konu, kurulumuzca ele alınıp incelendi:

Nûr Suresi’nin 30. ayetinde, mü’min erkeklerin harama bakmamaları, namus ve iffetlerini korumaları emredildikten sonra 31. ayetinde kadınlarla ilgili olarak meâlen, “Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (bakmaları haram olan şeylerden) çevirsinler, edep yerlerini korusunlar, -kendiliğinden görünen müstesna- zinetlerini açmasınlar, başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar!” buyurulmakta ve ayetin devamında kadınların kendiliğinden görünmeyen zinet yerlerini, kimlerin yanında açabilecekleri belirtilmektedir.

1- HARAMA BAKMAK VE İFFETİ KORUMAK

Görüldüğü gibi bu iki ayette hem erkeklerin hem de kadınların harama bakmamaları, edep yerlerini iyice örtülü tutup, iffet ve namuslarını zina, fuhuş ve onlara sebep olabilecek durumlardan korumaları emredilmektedir.

Hz. Peygamber (s.a.v) de “...Gözlerin zinası şehvetle bakmaktır...” buyurarak harama bakmayı, göz zinası olarak nitelemiştir .

Ancak, gözün harama tesadüfen ilişmesinin kasıtlı bakmak hükmünde olmadığı da hadis-i şeriflerde belirtilmiştir .

İslâm alimleri, yukarıda mealleri yazılı ayetlere ve konuyla ilgili hadislere dayanarak, erkeklerin ve kadınların, nikahlı eşleri dışında herhangi bir kimseye şehvetle bakmalarının haram olduğu üzerinde müttefiktirler. Tedavi, şahitlik ve evlenme maksadı gibi, zaruret veya ihtiyaç halindeki bakmalara, fıkıhta belirtilen şartlar ve ölçüler dahilinde müsaade edilmiştir.

Fitne tehlikesi ve şehvet korkusu olmamak kaydı ile, gerek erkeklerin ve gerekse kadınların, kendi yakınlarından ve yabancılardan kimselere ve nerelerine bakıp bakmayacaklarına dair hükümler, delilleri ile birlikte fıkıh kitaplarında mevcuttur .

2- ÖRTÜNME

Nûr Suresi’nin 31. ayetinde zikredilen bu emirlerden sonra kadınların örtünmesi ile ilgili olarak da, -kendiliğinden görünenler müstesna- zinetlerini, zinet yerlerini açmamaları ve başörtülerini yakalarının üzerine salmaları emredimiştir.

Cahiliye devrinde başını örten kadınlar, başörtülerini enselerine bağlar veya arkalarına salıverirlerdi. Allah Teâlâ, bu ayetle, İslâm’dan önceki bu adeti kesinlikle yasaklayarak mü’min kadınların -kendiliğinden görünen hariç- zinetlerini, zinet yerlerini açmamalarını ve başörtülerini; saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyun, gerdan ve göğüslerini iyice örtecek şekilde yakalarının üzerine salmalarını emretmiştir.

Hz. Âişe (r.a), “Allah ilk muhacir kadınlara rahmet eyleye, Yüce! Allah “Mü’min kadınlar başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar!” ayetini indirince, onlar eteklerinden bir parça keserek, onunla başlarını örttüler” der”.

Yine Hz. Aişe (r.a) bir gün ensar kadınlarından sitayişle bahsederken, buna benzer bir ifade ile, başörtüsü emrine nasıl uyduklarını anlatır.

3- ÖRTÜLMESİ GEREKLİ OLMAYAN KISIMLAR

Örtülmesi emredilen, zinetten istisna edilen ve mücmel olarak geçen “kendiliğinden görünen” ifadesi; ashabdan Hz. Ali, İbn Abbas, İbn Ömer, Enes, tabiîlerden Said b. Cübeyr, Atâ, mücâhid, Dahhâk, Müctehid imamlardan Ebû Hanîfe, Mâlik ve Evzaî (r.a)’nin de dahil olduğu İslâm alimlerinin çoğunluğu tarafından; “Yüz ve bileklere kadar eller” olarak tefsir edilmiştir.

4- ÖRTÜLMESİ GEREKLİ OLAN KISIMLAR

Ayetteki “kendiliğinden görünen” mücmel ifadeyi -az da olsa- farklı tefsir eden alimler, kadınların, istisna dışında kalan zinetlerini ve zinet yerleri olan saç, baş, boyun, kulak, gerdan, göğüs, kol ve bacakların örtülmesi olarak anlamışlar ve bunlardan herhangi birini açmalarının caiz olmadığı hümünde ittifak etmişlerdir.

Kadınların, bu zinet yerlerini kimlerin yanlarında açabilecekleri ise, ayetin devamında bildirilmektedir.

Bu âyet–i kerime nazil olunca, yukarıda rivayet edilen hadislerle de sabit olduğu üzere, ensar ve muhacir kadınların, eteklerinden bir parça keserek, onunla başlarını örtmeye acele etmeleri, Hz. Âişe (r.a)’nın ablası Esmâ (r.a)’nın, ince bir elbise ile Hz. Peygamber (a.s)’ın huzuruna çıktığı zaman, Hz. Peygamber’in “ergenlik çağına gelen bir kadının elleri ve yüzü dışında kalan yerlerini göstermesinin caiz olmadığını” bildirmesi, yine Hz. Peygamber’in, bileklerinin dört parmak yukarısını işaret ederek, “Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kadına, ergenlik çağına gelince yüzü ve şuraya kadar elleri hariç, herhangi bir yerini açması caiz değildir.” buyurması; sözkonusu ayetteki emirlerin vücub için olduğuna, kadınların yukarıda sayılan zinet yerlerini örtmekle yükümlü olduklarına delalet etmektedir.

5- ÖRTÜNMENİN GAYESİ

Dinimizin emrettiği örtünmeden maksat, kadının zinetini ve zinet yerlerini eşi veya mahremi olmayan erkeklere göstermemesi ve yabancı erkekler tarafından görülmesine meydan vermemesidir. Bu itibarla örtünün; saçın, ten renginin veya zinetlerin görülmesine engel olacak kalınlıkta, vücut hatlarını göstermeyecek nitelikte olması gerekir.

Bu konuda, yukarıda meali zikredilen hadis-i şerifler dışında, daha pek çok hadis-i şerif bulunmaktadır.

Ahzâb Suresi’nin 60. ayetinde de “Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle: (Evden çıkarlarken) üstlerine vücutlarını iyice örten dış elbiselerini giysinler! Bu, onların iffetli bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar.” buyurulmaktadır.

Bu ayette müslüman hanımların evlerinden çıkarken, üstlerine vücut hatlarını belli etmeyecek bir dış elbise almaları, ev kıyafeti ile sokağa çıkmamaları emredilmektedir.

Nûr Suresi’nin 60. ayetinde ise, yaşlanmış kadınların, 31. ayette örtülmesi emredilen zinet ve zinet yerlerini örtmek kaydı ile (manto, pardesü, çarşaf gibi) dış elbiselerini üstlerine almadan dışarı çıkabilecekleri belirtilerek şöyle buyrulmaktadır: “Bir nikâh ümidi beslemeyen, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların, zinetlerini (yabancı erkeklere) göstermeksizin, dış elbiselerini çıkarmalarında, kendilerine bir vebal yoktur. Yine de dış elbiseli olmaları, kendileri için hayırlıdır.

NETİCE:

1. Gerek erkeklerin ve gerekse kadınların gözlerini haramdan korumaları,
2. Kadınların, vücudun el, yüz ve ayakları dışında kalan kısımlarını, aralarında dinen evlilik caiz olan erkekler yanında, vücut hatlarını ve rengini göstermeyecek nitelikte bir elbise (örtü) ile örtmeleri,
3. Başörtülerini, saçlarını, başlarını, boyun ve gerdanlarını iyice örtecek şekilde yakalarının üzerine salmaları, dinimizin; Kitab, sünnet ve İslâm alimlerinin ittifakı ile sabit olan kesin emridir. Müslümanların bu emirlere uymaları dini bir vecîbedir.

TESETTÜRLE İLGİLİ HADİSLER

1- “Şüphe yok ki Allah, Ademoğluna zinadan payını yazdı (yani onun kendi iradesini kullanarak işleyeceği zina türünü levh-i mahfuz’da belirtti, diğer bir yoruma göre şehvet sevgisini onun fıtratına yerleştirdi) Artık Ademoğlu yazılan payına kesinlikle ulaşır. Gözlerin zinası (şehvetle) bakmak, dilin zinası (haramı) konuşmaktır. Nefis de (zinayı) temenni edip şehvetlenir ve nihayet ilgili organ bunların ortak isteklerini yerine getirmek suretiyle onları tasdik eder ve arzularını gerçekleştirmekten imtina etmekle onları tekzib eder.” buyurur.
2- Ashabdan Cerir bin Abdullah el-Becelî (r.a)’den: Şöyle demiştir: “Ben Rasulullah (s.a.v)’e (harama) ani bakışın hükmünü sordum. O, bana, gözümü başka yöne çevirmemi emretti”.
3- “Ey Ali! Harama (tesadüfen) bakışın ardından (kasıtlı) olarak tekrar bakma; çünkü, şüphesiz (tesadüfen olan) birincisi sana (muaf)tır ve (kasıtlı olan) sonuncusu sana muaf değildir”.
4- Hz. Âişe (r.a) “Allah ilk muhacir kadınlara rahmet eyleye! Allah “Mü’min kadınlar başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar!” ayetini indirince onlar eteklerinden (bir rivayette en kalın olanı) kesip onunla başlarını örttüler.” der.
5- Hz. Âişe (r.a) bir gün ensar kadınlarından stayişlye bahsederken buna benzer bir ifade ile başörtüsü emrine nasıl uyduklarını anlatır.
6- “Hz. Âişe (r.a) şöyle demiştir: “Ebû Bekr (r.a)’ın kızı Esmâ (-ki Âişe validemizin ablasıdır) İnce bir elbise ile örtülü olarak Rasûlüllah (s.a.v’in) huzuruna girdi. Rasûlüllah (s.a.v) ondan yüzünü çevirdi ve kendi mübarek yüzünü ve ellerini işaret ederek;
“Ey Esmâ! Kadın erginlik çağına ulaşınca vücudunun şurası ve burası dışında kalan yerlerinin görülmesi (gösterilmesi) caiz değildir. buyurdu.
7- Yine Hz. Âişe (r.a)’den: Şöyle demiştir: “Rasûlüllah (s.a.v) bileklerinin dört parmak yukarısını işaret ederek “Allah’a ve ahiret gününe inanan bir kadın ergenlik çağına varınca yüzü ve şuraya kadar elleri dışında herhangi bir yerini açması helâl değildir!” buyurdu.
8- “Ebû Hureyre (r.a)’den: Şöyle demiştir: “Rasulullah (s.a.v) “Ateş ehlinden olup, görmediğim iki sınıf insan var: (Birisi) yanlarında bulunan sığır kuyruklarına benzer kamçılarla insanları döğen (işkence yapan) bir kavimdir. (Diğeri) giyinik, çıplak birtakım kadınlardır...” buyurdu.




Her Ne Kadar İnanmıyorsanız da İçinizde Yaşayın ve İnananlara MüdahaLe Etmeyin..

Başörtüsü Sizi Germesin..
 
tayyip mi daha çok müslüman yoksa türban takmayıp da modern , kültürlü , ailesi için emek sarfeden kadınlarımız mı , her zorlukta görevlerini yerine getiren çağdas öğretmen bayanlar mı ? hangisi ha ?

"başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar!” buyurulmakta ve ayetin devamında kadınların kendiliğinden görünmeyen zinet yerlerini, kimlerin yanında açabilecekleri belirtilmektedir." diye bi alıntı yapmıs bi arkadasta şimdi kafasına saran o sıkmabaslara bakıyorum da harbiden de öle yapıolar ya ... ben onların göğüsleriinin çekiciliği ve dolgunluunu hic farkedip tahrik olmuorum örtüleri sayesinde bravo !! kapalı kafalarının altına giydikleri blue jean lerden hic birinin kalcaları beni tahrik etmıyo tebrik ederim!!! ayrıca suratlarındaki makyaj da hic rahatsız edici deil!!!

madem turban Allah'ın emri , onları sapkınlardan kotu nıyetlılerden korumak icin , zinet yerlerini saklamak icin gerekli ulan tek zinet yeriniz kafanız mı be !!! neden turban takanlar dier sapkınlık azdırıcı seylere dikkat etmıyolar acaba? yoksa Allah sadece turban mı demıs ?

ya da amacları mı farklı ? cevap evetse iran'a tek gidiş bilet kazandınız tebrikler ...
 

Her Ne Kadar İnanmıyorsanız da İçinizde Yaşayın ve İnananlara MüdahaLe Etmeyin..

Başörtüsü Sizi Germesin..

Ozaman 15 yıl boyunca Türkçe Ezana onay veren destek veren Zamanın Diyanet Başkanını ve kurulunun dedikleride Harfiyen doğru ozaman. Yada 1990 lar da Tarikatlar için yazılan İslam Dini ve Tarikatlar Kitabını yazan kurulda çok haklı

Şimdi 15 Yıl dan sonra Türkçe ezanın kaldırılmasına izin vereneni mi yoksa Okunması izin verenemi doğru diyeceğiz ? Yoksa Şimdinin Diyanet bakanlığı Tarikatların İslam Dini yönünden sakınca sı yok diyenemi yoksa 1990 larda Tarikatlar İslam Dini için Tehlikelidir diyen Kitabına mı ?

Diyanet Bakanlığı İktidarın oyuncağıdır. Örtünmek yada Örtünmemek kişilerin seçimidr DİN GİBİ... Yorum açısından ve ibadet açısından farklılıklar Mezhepleri oluşturmuştur. Bugün Mezhepler arasında belirgin farklılıklar vardır Şimdi birileri çıkıp birilerinin hayır dediğine KAtı bir kural gibi yaklaşmaları doğru değil...

Kaldı ki bahsettiğimiz nokta örtünme değil İktidarın Siyasi üniforması Türbandır... Bununda Dinle İslamla Yada Kuralla alakası yoktur. Bu tamamen Siyasi RANT meselesidir. Germeye Gerilmeye gerek Yok.

Bugün Başbakan cumhurbaşkanın eşi rahatça türbanı ile istediği yere giriyor ve diğerlerini düşünmüyorsa. Ben bu olayın altında Buzağ ararım.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst