- Katılım
- 16 Ara 2006
- Mesajlar
- 7,939
- Reaction score
- 0
- Puanları
- 0
Atatürk tişörtüne maaş cezası
Beden öğretmeni ‘Cumhuriyete Sahip Çık’ yazılı tişört gerekçesiyle ceza aldı.
Beden öğretmeni ‘Cumhuriyete Sahip Çık’ yazılı tişört gerekçesiyle ceza aldı.
ISPARTA IYAŞ Selçuklu İlköğretim Okulu beden eğitimi öğretmeni 52 yaşındaki Halil İbrahim Özçimen hakkında, 13 Mayıs'ta İzmir'de yapılan Cumhuriyet Mitingi'ne katıldığı ve 19 Mayıs törenlerinde öğrencilerine ön yüzünde Atatürk portresi, arka yüzünde ‘Cumhuriyete Sahip Çık’ yazılı tişört giydirdiği gerekçesiyle soruşturma açıldı. Savunmasında, “Atatürk’ün bütün ilkelerine, Cumhuriyete, laikliğe ve bu ülkenin bütünlüğüne karşı yapılmış tüm saldırılarda buna benzer tepkiler vermeye devam edeceğim'' diyen öğretmene, 30'da 1 oranında maaş kesme cezası verildi.
Isparta Merkez'deki IYAŞ Selçuklu İlköğretim Okulu'nda görev yapan 27 yıllık beden eğitimi öğretmeni Halil İbrahim Özçimen, 13 Mayıs'ta İzmir'de çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından düzenlenen Cumhuriyet Mitingi'ne katıldı. Ardından 19 Mayıs törenlerinde de öğrencilerine ön yüzünde Atatürk portresi, arka yüzünde de ‘Cumhuriyete Sahip Çık’ yazılı tişört giydirdi. Bu davranışları nedeniyle öğretmen Özçimen hakkında İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 5 Ekim'de soruşturma açıldı ve savunması istendi.
‘TEPKİLERİM DEVAM EDECEK’
Öğretmen Özçimen, 30 Ekim'de verdiği yazılı savunmasında, Mitinge mesai saati dışındaki bir günde, devlet memuru olarak değil, Cumhuriyetin bütün değerlerine sahip çıkmak isteyen bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak katıldığını belirtti. Sözkonusu mitinglere kendisi gibi binlerce kamu çalışanın katıldığını vurgulayan Özçimen, “Bu mitinglere katılmaktan büyük onur duydum. Bir vatandaş olarak Anayasa'nın bana vermiş olduğu kişisel haklarımdan yararlanarak tepkimi koydum, koymaya da devam edeceğim. Atatürk’ün bütün ilkelerine, Cumhuriyete, laikliğe ve ülkenin bütünlüğüne karşı yapılan tüm saldırılarda buna benzer tepkiler vermeye devam edeceğim'' dedi.
‘TİŞÖRTLERİ GURURLA GİYDİRDİM’
İzmir'deki mitingden getirdiği ön yüzünde Atatürk portresi, arka yüzünde de ‘Cumhuriyete Sahip Çık’ yazılı 12 tişörtü de öğrencilerine büyük bir gurur ve içtenlikle 19 Mayıs törenlerinde giydirdiğini kaydeden Özçimen savunmasında şöyle devam etti:
“Ben bir Atatürkçüyüm, Cumhuriyet çocuğuyum ve Anayasamızın bana vermiş olduğu; Cumhuriyeti, Atatürkçülüğü öğrencilere öğretme tavrını 19 Mayıs'ta gerçekleştirmiş oldum. Eğer Cumhuriyetçiliği, laikliği, Atatürkçülüğü çocuklarımıza öğretmek bir suçsa, Milli Eğitim Bakanlığı'nın yıllık planlarında Atatürk, Cumhuriyet ve ilkeleri hakkında bilgilendirme yapmamız gerektiği konusu neden müfredatta yer almaktadır? Asıl suçlu olan bu ilkelere sahip çıkmayanlardır. Asıl suç işleyenler bu ilkelere sahip çıkanları suçlu olarak yargılayanlardır. Hayatımın her alanında olduğu gibi şimdi de, yarın da Atatürk'ün izinde yürüyeceğim. Bu soruşturmadan dolayı gelecek cezayı dosyamda onurla taşıyacağım.'' Bu savunmanın ardından, Isparta İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nce, öğretmen Özçimen hakkında, suçu sabit bulunarak 30'da 1 oranında (40 YTL) aylıktan kesme cezası uygulandı. Karar, 26 Kasım'da Özçimen'e tebliğ edildi.
‘İRTACININ BELGESİ’
Öğretmenin bağlı bulunduğu sendika olan Eğitim- Sen ise karara tepki gösterdi. Eğitim- Sen Isparta Şube Başkanı Zühtü Altıntaş, İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün kentteki tarikat yurtlarını denetlemeyip, irticai kadrolaşma peşinde koştuğunu ve Atatürkçü öğretmenlere de savaş açtığını öne sürdü. Altıntaş, “Laiklik, Cumhuriyet ve Atatürkçülük vurgusu olan tişörtlerde Milli Eğitim Müdürü'nü rahatsız eden şey nedir? Bu ceza Türkiye’de irticai örgütlenmenin resmi belgesidir. İl Milli Eğitim Müdürü istifa etmelidir. Bu utanç verici, gayriahlaki, ciddiyetsiz cezayı verenler, eğer istifa etmiyorlarsa derhal görevden alınmalıdır. Sendika olarak her türlü yasal girişimde bulunacağız'' diye konuştu.
‘YÖNETMELİK UYGULANMIŞTIR’
İl Milli Eğitim Müdürü Tacettin Yılmaz ise sendikanın iddialarına ilişkin şunları söyledi:
“Sendikacılar politik davranıyor, yanlış yapıyorlar, çok ayıp etmişler. Soruşturma hakkında çok detaylı bilgim yok, konuyu çok iyi hatırlamıyorum. Okul müdürü teklif etmiştir, müfettişlerimiz de gerekli incelemeyi yapmıştır. Bizim tek isteğimiz yönetmeliğin uygulanması, birlik ve beraberliğin sağlanmasıdır. Öğrencilerimizi hiç kimse falancı ya da filancı yapamaz. Öğrencilerimizin hepsi Atatürkçü, Cumhuriyetçi ve milliyetçidir.''
Milliyet
Isparta Merkez'deki IYAŞ Selçuklu İlköğretim Okulu'nda görev yapan 27 yıllık beden eğitimi öğretmeni Halil İbrahim Özçimen, 13 Mayıs'ta İzmir'de çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından düzenlenen Cumhuriyet Mitingi'ne katıldı. Ardından 19 Mayıs törenlerinde de öğrencilerine ön yüzünde Atatürk portresi, arka yüzünde de ‘Cumhuriyete Sahip Çık’ yazılı tişört giydirdi. Bu davranışları nedeniyle öğretmen Özçimen hakkında İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 5 Ekim'de soruşturma açıldı ve savunması istendi.
‘TEPKİLERİM DEVAM EDECEK’
Öğretmen Özçimen, 30 Ekim'de verdiği yazılı savunmasında, Mitinge mesai saati dışındaki bir günde, devlet memuru olarak değil, Cumhuriyetin bütün değerlerine sahip çıkmak isteyen bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak katıldığını belirtti. Sözkonusu mitinglere kendisi gibi binlerce kamu çalışanın katıldığını vurgulayan Özçimen, “Bu mitinglere katılmaktan büyük onur duydum. Bir vatandaş olarak Anayasa'nın bana vermiş olduğu kişisel haklarımdan yararlanarak tepkimi koydum, koymaya da devam edeceğim. Atatürk’ün bütün ilkelerine, Cumhuriyete, laikliğe ve ülkenin bütünlüğüne karşı yapılan tüm saldırılarda buna benzer tepkiler vermeye devam edeceğim'' dedi.
‘TİŞÖRTLERİ GURURLA GİYDİRDİM’
İzmir'deki mitingden getirdiği ön yüzünde Atatürk portresi, arka yüzünde de ‘Cumhuriyete Sahip Çık’ yazılı 12 tişörtü de öğrencilerine büyük bir gurur ve içtenlikle 19 Mayıs törenlerinde giydirdiğini kaydeden Özçimen savunmasında şöyle devam etti:
“Ben bir Atatürkçüyüm, Cumhuriyet çocuğuyum ve Anayasamızın bana vermiş olduğu; Cumhuriyeti, Atatürkçülüğü öğrencilere öğretme tavrını 19 Mayıs'ta gerçekleştirmiş oldum. Eğer Cumhuriyetçiliği, laikliği, Atatürkçülüğü çocuklarımıza öğretmek bir suçsa, Milli Eğitim Bakanlığı'nın yıllık planlarında Atatürk, Cumhuriyet ve ilkeleri hakkında bilgilendirme yapmamız gerektiği konusu neden müfredatta yer almaktadır? Asıl suçlu olan bu ilkelere sahip çıkmayanlardır. Asıl suç işleyenler bu ilkelere sahip çıkanları suçlu olarak yargılayanlardır. Hayatımın her alanında olduğu gibi şimdi de, yarın da Atatürk'ün izinde yürüyeceğim. Bu soruşturmadan dolayı gelecek cezayı dosyamda onurla taşıyacağım.'' Bu savunmanın ardından, Isparta İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nce, öğretmen Özçimen hakkında, suçu sabit bulunarak 30'da 1 oranında (40 YTL) aylıktan kesme cezası uygulandı. Karar, 26 Kasım'da Özçimen'e tebliğ edildi.
‘İRTACININ BELGESİ’
Öğretmenin bağlı bulunduğu sendika olan Eğitim- Sen ise karara tepki gösterdi. Eğitim- Sen Isparta Şube Başkanı Zühtü Altıntaş, İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün kentteki tarikat yurtlarını denetlemeyip, irticai kadrolaşma peşinde koştuğunu ve Atatürkçü öğretmenlere de savaş açtığını öne sürdü. Altıntaş, “Laiklik, Cumhuriyet ve Atatürkçülük vurgusu olan tişörtlerde Milli Eğitim Müdürü'nü rahatsız eden şey nedir? Bu ceza Türkiye’de irticai örgütlenmenin resmi belgesidir. İl Milli Eğitim Müdürü istifa etmelidir. Bu utanç verici, gayriahlaki, ciddiyetsiz cezayı verenler, eğer istifa etmiyorlarsa derhal görevden alınmalıdır. Sendika olarak her türlü yasal girişimde bulunacağız'' diye konuştu.
‘YÖNETMELİK UYGULANMIŞTIR’
İl Milli Eğitim Müdürü Tacettin Yılmaz ise sendikanın iddialarına ilişkin şunları söyledi:
“Sendikacılar politik davranıyor, yanlış yapıyorlar, çok ayıp etmişler. Soruşturma hakkında çok detaylı bilgim yok, konuyu çok iyi hatırlamıyorum. Okul müdürü teklif etmiştir, müfettişlerimiz de gerekli incelemeyi yapmıştır. Bizim tek isteğimiz yönetmeliğin uygulanması, birlik ve beraberliğin sağlanmasıdır. Öğrencilerimizi hiç kimse falancı ya da filancı yapamaz. Öğrencilerimizin hepsi Atatürkçü, Cumhuriyetçi ve milliyetçidir.''
Milliyet
Atatürk'e çirkin iftira...
Zaman Yazarı Mustafa Armağan, Mustafa Kemal'e ilişkin bir iddia ortaya attı.
Zaman Gazetesi'nin Yorum sayfasında "Resmi tarihin Sultan Vahdettin saplantısı" başlıklı bir yazı kaleme alan Armağan, Mustafa Kemal'in İngilizlerle işbirliği yapmak istediğini yazdı. Yazısını belgeleyemeyen Armağan, bir gazetecinin günlüğünü kaynak olarak gösterdi. Tarihçiler ise, "Tarihi olayda, belge yoksa, söylenenler geçersizdir. Hiçbir resmi kayıtta ve İngiliz arşivinde bu yönde bir belge yok" diyor.
İŞTE ARMAĞAN'IN YAZISINDAN BİR BÖLÜM
(...)
İŞTE ARMAĞAN'IN YAZISINDAN BİR BÖLÜM
(...)
Son olarak İngiliz gizli belgelerine bir göz atalım. Aslı Britanya arşivlerindeki gizli yazışmalara göre, işgalci İngilizler, şimdi de 'esir padişah'ı Samsun'a çıkmış bulunan Mustafa Kemal Paşa aleyhine konuşmaya zorlamaktadırlar. Ne var ki, Vahdettin kendilerine, Mustafa Kemal Paşa'nın ancak İtalya'nın birliğini sağlayan millî kahramanları Garibaldi kadar "haydut" kabul edilebileceğini, onun yurtseverliğinden kuşku duymadığını, dahası ona saygı ve hayranlık hissetmemenin güç olduğunu söylemiştir.(4) İngilizler de bu sözleri resmen kayıtlara geçirmişler. Vahdettin'in ifadelerinin İngilizce çevirisi şöyle: "It is absurd to label the Nationalist Movement as the tyranny of a set of non-Turkish brigand and patriot in much the same sense that Garibaldi was, and is difficult not to respect and admire him."
Bir başka belge ise gerçekten şaşırtıcı. 14 Kasım 1918 günü, bir gün önce İstanbul'a gelip Pera Palas'ta ikamete başlamış olan Mustafa Kemal Paşa, İngilizlerin Daily Mail Gazetesi'nin muhabiri G. Ward Price'ı aracı yaparak General Harrington'la görüşmek ister. Price, Pera Palas'ta yaptığı görüşmeyi hatıralarında şöyle aktarıyor: "Mustafa Kemal, yapmak istediği bir teklif için Britanya resmi makamlarıyla nasıl temas edeceğini" bildirmemi rica etti. "Bu harpte yanlış cephede savaştık, dedi, eski dostumuz Britanyalılarla asla kavga etmek istemezdik... Biliyoruz, partiyi kaybettik... Anadolu'nun Müttefik Devletler tarafından işgal edileceğini tamamen biliyordum... Bu topraklar üzerindeki bir Britanya idaresinden o kadar hoşnutsuzluk gösterilmemesi gerektir."
Kim kahraman, kim hain?
Anadolu'da İngiliz idaresinden o kadar da rahatsızlık duyulmaması gerektiğini söyledikten sonra Mustafa Kemal, bu topraklar üzerindeki İngiliz idaresinde bir vali olarak çalışmaya hazır olduğunu gazeteci aracılığıyla işgalci yetkililere şöyle iletecektir: "Eğer İngilizler Anadolu için sorumluluk kabul edecek olurlarsa Britanya idaresinde bulunan tecrübeli Türk valileri ile işbirliği halinde çalışmak ihtiyacını duyacaklardır. Böyle bir selahiyet dâhilinde hizmetlerimi arzedebileceğim münasip bir yerin mevcut olup olmayacağını bilmek isterim..."(5) Türk Tarih Kurumu'nun çevirtip bastığı bir kitaptan alındı bu çarpıcı sözler. Şimdi söyleyin bakalım, İngilizlerle ilişki kurmak vatan hainliği sayılabilir miymiş?
Bir başka belge ise gerçekten şaşırtıcı. 14 Kasım 1918 günü, bir gün önce İstanbul'a gelip Pera Palas'ta ikamete başlamış olan Mustafa Kemal Paşa, İngilizlerin Daily Mail Gazetesi'nin muhabiri G. Ward Price'ı aracı yaparak General Harrington'la görüşmek ister. Price, Pera Palas'ta yaptığı görüşmeyi hatıralarında şöyle aktarıyor: "Mustafa Kemal, yapmak istediği bir teklif için Britanya resmi makamlarıyla nasıl temas edeceğini" bildirmemi rica etti. "Bu harpte yanlış cephede savaştık, dedi, eski dostumuz Britanyalılarla asla kavga etmek istemezdik... Biliyoruz, partiyi kaybettik... Anadolu'nun Müttefik Devletler tarafından işgal edileceğini tamamen biliyordum... Bu topraklar üzerindeki bir Britanya idaresinden o kadar hoşnutsuzluk gösterilmemesi gerektir."
Kim kahraman, kim hain?
Anadolu'da İngiliz idaresinden o kadar da rahatsızlık duyulmaması gerektiğini söyledikten sonra Mustafa Kemal, bu topraklar üzerindeki İngiliz idaresinde bir vali olarak çalışmaya hazır olduğunu gazeteci aracılığıyla işgalci yetkililere şöyle iletecektir: "Eğer İngilizler Anadolu için sorumluluk kabul edecek olurlarsa Britanya idaresinde bulunan tecrübeli Türk valileri ile işbirliği halinde çalışmak ihtiyacını duyacaklardır. Böyle bir selahiyet dâhilinde hizmetlerimi arzedebileceğim münasip bir yerin mevcut olup olmayacağını bilmek isterim..."(5) Türk Tarih Kurumu'nun çevirtip bastığı bir kitaptan alındı bu çarpıcı sözler. Şimdi söyleyin bakalım, İngilizlerle ilişki kurmak vatan hainliği sayılabilir miymiş?