Küçük Tevhide’ye nasıl kıydınız?

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK BİLE BAŞÖRTÜYÜ YASAKLAMADI.

YETER YAW ALIN KENDİ GÖZLERİNİZLE OKUYUN.


Atatürk Başörtüsü konusunda ne demişti?

Atatürk'ün kadın kıyafeti konusunda görüşlerini Hilâliahmer Kadınlar Şubesi'nin tertip ettiği bir çay ziyafetinde dile getirdiğini hepimiz biliyoruz. Ondan sonra da, kadının kılık kıyafetine değinen kapsamlı hiçbir konuşma yapmamış, hiçbir hukukî düzenleme gerçekleştirmemiştir.

İşte sözleri:

"Memleketimizin bazı yerlerinde, en ziyade büyük şehirlerinde, tarzı telebbüsümüz (giyim kuşamımız), kıyafetimiz, bizim olmaktan çıkmıştır. Ya ifrat, ya tefrit. Ya çok kapalı, çok karanlık bir şekli harici gösteren bir kıyafet, veyahut Avrupa'nın en serbest balolarında bile kıyafeti hariciye olarak arz edilemeyecek kadar açık bir telebbüs. Bunun her ikisi de, şeriatın tavsiyesi, dinin emri haricindedir. Bizim dinimiz, kadını, o tefritten de, bu ifrattan da tenzih eder. Dinimizin tavsiye ettiği tesettür, hem hayata, hem fazilete, uygundur. Kadınlarımız, şeriatın tavsiyesi, dinin emri mucibince tesettür etselerdi ne o kadar kapanacaklar, ne de o kadar açılacaklardı. Tesettürü şer'i, kadınlar için mucibi müşkilât olmayacak, kadınların sosyal hayatta, iktisadi hayatta, erkeklerle teşriki faaliyet etmesine mâni bulunmayacak şekli basittedir. Bu şekli basit, heyeti içtimaiyemizin ahlâk ve adabına mugayir değildir. Tarzı telebbüsümüzü, ifrata vardıranlar, kıyafetlerinde aynen Avrupa kadınını taklit edenler, düşünmelidir ki, her milletin kendine mahsus ananesi, adeti, kendine göre milli hususiyetleri vardır... Kadının tarzı telebbüsünde teceddüt (yenileşme) yapmak meselesi mevzubahis değildir. Milletimize bu hususta yeni şeyleri belletmek mecburiyeti karşısında değiliz. Fertler, her türlü şekilleri tatbik edebilir, kendi zevkine, arzusuna, terbiye ve seviyesine göre istediği kıyafeti ihtiyar eyleyebilir."

.


Atatürk farklı söylememiş ve her zaman ki gibi yine orijinalleri bozma alışkanlıklarınız devam ediyor.İşinize gelmeyen yerleri de çıkartabiliyorsunuz.Ayrıca yukarıda 15 yaşındaki kızımıza tecavüz olayını bile,öylesine bir çarpıtmışsın ki sırf sizler amacınıza ulaşasınız diye Tecavüz olayını bile kızımıza yükleyebilmişsiniz.Yazık.





ATATÜRK, KADIN KIYAFETİ VE BAŞÖRTÜSÜ*


Dr. Abdullah Manaz
TRT Program Haber Uzmanı
Mesleksel Özgeçmişi
* "Atatürk Reformları ve İslam" başlıklı kitabından

Türkiye'de en çok tartışılan ve istismarı yapılan konuların başında, "BaşÖrtüsü" meselesi gelmektedir. İlgili bölumde de görüldüğü gibi, Şapka ve Kıyafet Kanunu'nun kadınlan ilgilendiren bir yönü yoktur. M. Kemal Atatürk'ün bü konudaki görüşünü yorumlayabilmek için, kadınların kıyafeti ile ilgili sözlerini topluca gözden geçirnekte büyük yarar vardır :

Atatürk, 31 Ocak 1923 tarihinde İzmir Eski Gümrük binasında halk ile yaptığı konusmada şunları belirtmektedir :

"Kasaba ve şehirlerde yabancıların dikkati ençok örtünme şekli üzerinde toplanıyor. Buna bakanlar kadınlarımızın hiçbirşey görmediklerini sanıyor. Bununla beraber din gereği olan örtünme, kısaca belirtmek gerekirse, denebilir ki; kadınların sıkıntı çekmesine yol açmayacak ve adaba aykırı olmayacak şekilde basit olmalıdır. Örtünme şekli kadını hayatından, varlığından tecrit edecek bir şekilde olmamalıdır."Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, II. Cilt,s. 87;

21 Mart 1923 tarihinde Konya Hilaliahmer Kadınlar Şubesi'nin tertip ettiği çay ziyafetinde şöyle söylüyor:

*** "Muhterem Hanımlar, düşmanlarımızı aldatan bu dış görüntü bilhassa kadınlarımızın şeklinden, giyim tarzından ve örtünme şeklinden kaynaklanıyor. Onların aldanmalarına yol açan diğer bir nokta da yabancılarla temas edebilecek mevkide bulunan kadınlarımızın tavır ve hareketlerinin millî tavır ve hareketlerimizin timsali olmayıp, belki Avrupa tavır ve hareketlerinin taklitçisi olarak görülmesidir. Filhakika, memleketimizin bazı yerlerinde, en ziyade büyük şehirlerinde giyim tarzımız, kıyafetimiz bizim olmaktan çıkmıştır. Şehirlerdeki kadınlarımızın giyim tarzı ve örtünmesinde iki şekil tecelli ediyor; ya ifrat, ya tefrit görülüyor. Yani ya ne olduğu bilinemiyen, çok kapalı, çok karanlık bir dış görünüm gösteren bir kıyafet, - veyahut Avrupanm en serbest balolarında bile dış kıyafet olarak arzedilemiyecek kadar açık bir giyim. Bunun her ikisi de şeriatın tavsiyesi, dinin emri haricindedir. Bizim dinimiz kadını o tefritten de, bu ifrattan da tenzih eder. 0 şekiller dinimizin muktezası değil, muhalifidir. Dinimizin tavsiye ettiği tesettür hem hayata, hem fazilete uygundur. Kadınlarımız şeriatın tavsiyesi, dinin emri mucibince örtünselerdi, ne o kadar kapanacaklar, ne o kadar açılacaklardı. Dînî örtünme, kadınlar için zorluk çıkarmayacak, kadınların toplum hayatında, ekonomik hayatta, çalışma hayatında ve ilim hayatında erkeklerle ortak çalışmalar yapmasına mani bulunmayacak bir normal şekildedir. Bu normal şekil, toplumumuzun ahlak ve terbiyesine aykırı değildir."

"Giyim tarzımızı ifrata vardıranlar, kıyafetlerinde aynen Avrupa kadınını taklit edenler düşünmelidir ki, her milletin kendine mahsus ananesi, kendine mahsus adetleri, kendine göre millî hususiyetleri vardır. Hiçbir millet aynen diğer bir milletin mukallidi olmamalıdır. Çünkü böyle bir millet ne taklit ettiği milletin aynı olabilir, ne kendi milliyeti dahilinde kalabilir. Bunun neticesi şüphesiz ki hüsrandır."

"Bizim örtünme meselesinde nazarı itibare alacağımız şey, bir yandan milletin ruhunu, diğer yandan hayatın icabatını düşünmektir. Örtünmedeki ifrat ve tefritten kurtulmakla bu iki ihtiyacı da temin etmiş olacağız. Giyim tarzımızda milletin ruhi ihtiyacını tatmin için, İslam ve Türk hayatını başlangıçtan bugüne kadar layıkiyle tetkik ve etrafiyle açıklamamız lazımdır. Bunu yaparsak görürüz ki, şimdiki giyim tarzımız ve kıyafetimiz onlardan başkadır, lakin onlardan daha iyidir diyemeyiz. Bizim kadın hayatımızda, kadının giyim tarzında yenilik yapmak söz konusu değildir. Milletimize bu hususta yeni şeyleri bellettirmek mecburiyeti karşısında değiliz. Belki ancak dinimizde, milliyetimizde, tarihimizde zaten mevcut olan beğenilir adetlere uygunluğu sağlamak mevzübahs olabilir. Biz başlıbaşına ferden her türlü şekilleri tatbik edebilir, kendi zevkimize, kendi arzumuza, kendi terbiye ve seviyemize göre istediğimiz kıyafeti seçebiliriz. Ancak bütün milletin şayanı kabul göreceği şekilleri, bütün milletin hayatında uygulanması mümkün olan kıyafetleri herhalde genel temayülde aramak ve o şekillerin gerçekleşmesini de genel temayüle uygunlukta görmek lazımdır. Bazı milletlerin zevk alemlerini memleketimizde tatbike kalkmak şüphesiz ki hatadır. Bu yol toplum hayatımızı feyz ve fazilete ulaştırmaz."

"Daha selametle, daha dürüst olarak yürüyeceğimiz yol vardır. Büyük Türk kadınını mesaimizde müşterek kılmak, hayatımızı onunla birlikte yürütmek, Türk kadınını ilmi, ahlakî, içtimai, iktisadi hayatta erkeğin ortağı, arkadaşı, yardımcısı ve destekçisi yapmak yoludur. Eğer kadınlarımız dinin tavsiye ve emrettiği bir kıyafetle, faziletin icabettirdiği hareket tarzıyla içimizde bulunur; milletin ilim, sanat, içtimaiyat hareketlerine iştirak ederse bu hali, emin olunuz; milletin en mutaassıbı daha takdir etmekten geri duramaz. Bilakis o halin aleyhinde söylenecek sözlere karşı, belki onun müteşebbislerinden daha fazla savunucusu olur."Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, 11. Cilt, s. 149-151

*** "Gezilerim sırasında köylerde değil özellikle kasaba ve şehirlerde kadııı arkadaşlarımızın yüzlerini ve gözlerini çok sıkı ve özenle kapatmakta olduklarını gördüm. Özellikle bu sıcak mevsimde bu durumun kendileri için mutlaka işkence ve ıstırap nedeni olduğunu tahmin ediyorum. Erkek arkadaşlar bu biraz bizim bencilliğimizin eseridir. Çok namuslu ve dikkatli olduğumuzun gereğidir. Fakat saygıdeğer arkadaşlar, kadınlarımız da, bizim gibi anlayışlı ve düşünceli insanlardır. Onlara ahlakla ilgili kutsal kavramları aşılamak, millî ahlakımızı anlatmak ve onların beynini ışıkla, temizlikle donatmak esası üzerinde bulunduktan sonra fazla bencilliğe gerek kalmaz. Onlar yüzlerini dünyaya göstersinler. Ve gözleriyle dünyayı dikkatle görebilsinler. Bunda korkulacak bir şey yoktur."Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, II. Cilt, s. 211.

*** "Bazı yerlerde kadınlar görüyorum ki başına bir bez veya bir peştemal veya buna benzer bir şeyler atarak yüzünü gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu tavrın anlamı ve işareti nedir? Baylar uygar bir millet anası, millet kızı bu garip şekle, bu vahşi duruma girer mi? Bu durum, milleti çok gülünç gösteren bir görüntüdür. Derhal düzeltilmesi gerekir."Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, II. Cilt, s. 217

*** "Bizim kadınlarımız, bazı yerlerde Avrupa kadınlarını bile gıptaya sevkedecek kadar ilerlemişlerdir ve eğer kadınlarımız yalnız bu yönü düşünür ve yalnız şıklıkta, zerafette Avrupa kadınlarını bile geçmeyi amaç kabul ederse kadınlık hayatında, dolayısıyla bütün milletin hayatında varmak istediğimiz mutlu inkilaba ulaşmakta kolaylık sağlayamayız."

"Kadınlık meselesinde dış görünüş ve kıyafet ikinci derecededir. Asıl mücadele alanı, kadınlarımız için görünüş ve kıyafette başarıdan daha çok, asıl başarılı olunması gereken alan ışıkla, kültürle, gerçek faziletle süslenmek ve donanmaktır. Ben saygıdeğer hanımlarımızın Avrupa kadınlarından daha aşağıda kalmayacak, tersine pek çok yönlerde onların üstüne çıkacak ışık ve kültürle donanacaklarına kesinlikle kuşku duymayan ve buna kesinlikle emin olanlardanım."Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, II. Cilt, s. 151 - 153.

Bu çerçeve içerisinde şunu söyleyebiliriz ki; Atatürk, ne Avrupalılar kadar açık kıyafetleri ne de Araplar kadar kapalı - peçe ve kara çarşaf - türünde kıyafetleri tasvip etmektedir. Türk kadınlarının kendi örf ve geleneklerine uygun sade, basit ve rahat kıyafetler giymesini önermektedir. Bu düşüncelerine karşılık Atatürk, kadın kıyafeti konusunda kanuni bir düzenleme getirmemiş, bu konudaki yenileşmeyi toplumsal gelişmenin akışına bırakmıştır, Nitekim, bir yandan modern bir şekilde örtünen Latife Hanım ile evlenirken, diğer yandan Avrupa tarzında giyinen hanımlarla dans etmekten geri durmamıştır.

Esasen İslam düşüncesindeki kadın kıyafeti ile Atatürk'ün ifrat ve tefritten uzak kadın kıyafeti fikri birbirine çok uygundur. İslam'da kadınların örtünmesine ilişkin inanç, Kuran'da yer alan bazı ayetlerden kaynaklanmaktadır. Bu ayetlerin geliş sebebleri ve anlamları şu şekildedir :

*** İslam'ın ilk yıllarında Araplar, toplumdaki durumlanna göre farklı giyinirlerdi. Özellikle cariyelerin giyimlerine karışılmaz ve çoğu zaman kısa ve açık kıyafetlerle dolaşırlardı. Arapların kadınlara düşkünlüğü fazla olduğundan bu durumdaki kadınlar kimi zaman sokaklarda rahatsız edilirlerdi. Nîtekim bir gün, Hz Peygamber'in hanımlarından birisi de biraz açık bir kıyafetle sokağa çıkmış ve cariye olduğu düşüncesiyle kendisine laf atılmıştı. Bu duruma şahit olan Hz Ömer, çok üzülmüş ve konuyu Hz Muhammed'e bildirmişti. Hz Peygamber, bu konuda kendisine Allah'tan bir emir gelmediği için önceleri sessiz kalmıştı. Fakat Hz Ömer Peygamber eşlerinin cariyelerden farklı olarak örtünmeleri için ısrarlı olunca, bu konuda bazı ayetler bildirildi. İslam bilginleri, bu ayetlerin Hz Ömer'in ısrarları sonucunda bildirilen hükümler olduğunu belirtir ve "Muvafakat-ı Ömer" diye isimlendirirler:

"Ey Peygamber. Eşlerine, kızlarına ve inananların kadınlarına söyle : (Evden) dışarı çıktıklarında örtülerini üstlerine alsınlar. Onların tanınması ve incitilmemesi için en güzel olan budur."Ahzab Suresi, 59. Ayet.

*** Arap toplumu erkek olsun kadın olsun, "Entari" şeklinde bol kıyafetler giyer ve güneşten korunmak amacıyla da başlarına beyaz bir örtü alırlardı. Ancak çoğu kadınlar başlarına aldıkları örtüleri omuzlarından arkaya doğru atarak, göğüslerinin üzeri görünecek şekilde giyinirlerdi. Bazan da erkeklerin dikkatini çekmek amacıyla ayaklarına taktıklan bileziklerle ses çıkartarak yürürlerdi. Bu yüzden de şu ayetler bildirildi:

"İnanan erkeklere söyle : Bazı bakışlarına engel olsun ve ırzlarını korusunlar. Bu onlar için daha temizdir. Doğrusu Allah onların her yaptığından haberdardır. İnanan kadınlara da söyle : Bazı bakışlarına engel olsunlar ve ırzlarını korusunlar. Kendiliğinden (normal olarak) görünenler dışında, gösterîşli yerlerini göstermesinler. Baş örtülerini gerdanlarının üzerine salsınlar. Ancak, kocaları, babaları, kayınpederleri, kendi oğulları, kocalarının oğulları, sahip oldukları cariyeler, erkekliğini yitirmiş hizmetkar erkekler veya henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklar yanında rahat davranabilirler. Gizledikleri süslerle dikkat çekmek için ayaklarını vurmasınlar."Nur Suresi, 30,31. Ayetler.

"Evlenme arzusu kalmamış ihtiyar kadınların, kasıtlı olarak gösterişli yerlerini göstermeye çalışmadan, dış örtülerini bırakmalarında kendileri için bir günah yoktur. Ama sakınmaları kendileri için daha iyi olur."Nur Suresi, 60. Ayet.

Görüldüğü gibi Kuran ayetlerinde, çarşaf ve peçe gibi katı. bir örtünme tarzı yoktur. Kısaca söylemek gerekirse, İslam düşüncesinde "kadınların, erkeklerin kötü bakışlarına hedef olmayacak şekilde örtünmesi" amaçlanmıştır. Bunun ölçüsünü her insan ve toplum kendisi tespit eder. Bu yüzden, Türk toplumunun geleneksel giyim tarzına bağlı olarak takılan baş örtüsü ile kara çarşaflı ve peçeli örtünmeyi birbirinden ayırdetmek gerekir. Geleneksel tarzdaki başörtüsünü hedef seçerek yapılan suçlamalar, yasaklamalar ve düzenlemeler, radikal islamcı çevrelere uzak olan Türk halkını devlete düşman gruplarla aynı çizgiye sokacaktır. Bu çok tehlikeli hareket tarzından bir an önce vazgeçilmeli ve her yerde ve mekanda başortüsü serbest bırakılmalıdır. Kişisel özgürlüklere sonuna kadar imkan tanınmalı ancak, devletin demokratik, laik, hukuki temel düzenini değiştirmeye yönelik kurumlaşmalara da kesinlikle izin verilmemelidir. Son yıllarda laiklik karşıtı dînî örgütlerin ve partilerin gelişmesindeki en önemli etken, ne yazık ki başörtüsü meselesinin abartılması ve istismar edilmesi, propaganda malzemesi olarak kullanılmasıdır. Bu istismar, bir yandan başörtüsü geleneğine bağlı geniş bir halk kitlesini anti-laik örgütlere yaklaştırırken, bir yandan da teokratik amaçlı asıl örgütlenme çalışmalarının gözardı edilmesine yol açmıştır.
 
aynı konu 3. kere açılıyo bıkmadınızmı be?

r3.jpg




YEHOVAN, Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım bak başörtülü. Resimlere bak iyi bak ta kendisi Zübeyde Hanımın. Şimdi Zübeyde Hanım Türk kadını ve başında TÜRBAN var. Senin dediğine göre Başörtü taktığı gerekçesiyle Atatürk'ün annesi Türk kadını olamıyor.

İşte sizin bakış açınız.

türbanla baş örtüsünün farkını ben verdim başkası verdi 1000 kere verildi...anlayamıyosan aç bidaha oku,bak bakalım o bu kadar sıkmabaşmı acaba? o sadece saçları tozdan güneşten koruyan bi bez diğeri siyasi simge...

aradaki farka bak denk insan değil ama karşılaştıralım sadece görüntü olarak türbanla baş örtüsünü

1816.jpg


bu bariz türbandır,kafayı sıkan bişey..yeni türemiştir..


r3.jpg


buda 1000 yıldır türklerin kültüründe olan başörtüsüdür farkı anlayabildinmi yoksa çizerek gösteriymmi?hala inat hala inat...100 yıl önce türban varmıydı? yoktu...


başörtüsüne başka örnekler:

3b.gif


Atatürkün kardeşi Makbule..

Yehovan kardeş kışlalarda ve lojmanlarda, sadece türban değil komple başörtüsü yasak! Yani o meşhur anadolu kadınının taktığı varya hani siyasi amacı olmayan oda yasak! Hatta o meşhur anadolu kadınının Türk oğlu Türk evladı rütbelide olamıyor, olması için anadolu kadınının başörtüsünü çıkarması gerek.

tamamen saçmalık,ben subay çocuguyum ve annemde çogu zaman takar başörtüsü..atma kafandan,yasak olan türban başörtüsü deil....
 
Ülkemin fetva makamları iş başında (=

ülkemde hala anlamakta güçlük çeken düşük IQ lu insanlar varsa biz eğitimciyiz,ömrümüzü bu işe adadık.öğrenmeleri için elmizden geleni yaparız
 
Allah eksikliğinizi hissettirmesin sayın eğitim gönüllüsü
Madem böylesine güzel bir olaya el atmış bulunmaktasınız bu yasağın neye istinaden uygulanmakta olduğunu Kendi bildiğiiniz kadarı ile açıklama zahmetine girebilirmisiniz
 
Yehovan kardeş kışlalarda ve lojmanlarda, sadece türban değil komple başörtüsü yasak! Yani o meşhur anadolu kadınının taktığı varya hani siyasi amacı olmayan oda yasak! Hatta o meşhur anadolu kadınının Türk oğlu Türk evladı rütbelide olamıyor, olması için anadolu kadınının başörtüsünü çıkarması gerek.

rütbeli asker arkadaşlarımın "başörtülü" anneleri lojmanlara girebiliyor. böyle bir yasaklamayla karşılaşmıyorlar. "başörtülü" annelerin oğulları rütbeli asker de olabiliyo sadece şehit olmuyor.
bilgilerine....
 
Arkadaşlar bırakın şunları onlar art niyetli hergün aynı şeyi söyle,açıkla,anlat hiç bir faydası olmaz.Bunlara açıklama yapmıyacaksın.Acıyacaksın.
 
Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne,
Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!

M. Akif ERSOY
 
Yinemi aynı mesele . Bakalım kaç gün daha sürecek bu hikaye .
:D

İzleyelim görelim . Yorum yapmamak için durayım diyorum ama yine aynı meseleye dönüp geliyor .

Tevhide'nin hikayesini ( Ajitasyon ayaklarını ) kim Dizi Film yada Film yapacak izleyip görmek istiyorum .

Kanal 7 Ekranında Bir Dizi yada STv de bir Film yada SözDe haber kanalı Kanal 24 te bir Belgesel olarak izleme olanağımız bakalım ne zaman olacak .
Bende MErak içindeyim .

He Birde Dipnot : Ben Leman Dergisinden bir Karikatür vermiştim . O zaman birileri çıkıp CHP'nin yazılı tercümanı gibi hareket ediyor diyen Leman'dan Bir KarikaTür vermişler .
Onada çok güldüm .
Karikatürde Güzel olmuş bu arada .
 
Örtü çeşitleri..

Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne,
Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!

M. Akif ERSOY

mehmet akif ersoyun itilaf devletleri askerlerine karşı bir söylediği söz ,tecavüzlere ve işkencelere itafen yazılmıs ne alakası var burada?

Başörtüsü:tozdan güneşten korur,1000 lerce yıldır vardır tarihimizde.

3b.gif



türban:30 yılda türeyen bir olay,daha önce eşi benzeri yoktu..başı ölümüne sıkan cildin nefes almasını engelleyen katlı kumaşlarla sarılan bi örtünme çeşidi;
1816.jpg
[/IMG]


çarşaf
afblack1.jpg



ninja örtüsü:genelde süikastçı oldukları için yüzlerini saklar..
Ninja%20(Sais).jpg




uğraşamıcam ortaçağ beyinleriyle..yukardaki arkadaşa diyorum,başörtüsünü kestiremeyen arkadaş var ,önceki konumdan kopyala yapıştır yapıyorum..

farklı bir yorum;

TÜRBAN VE BAŞÖRTÜSÜ ARASINDAKİ FARK...

BAŞÖRTÜSÜ; yüz yıllardır Anadolu kadınının, annelerimizin, başlarına koyup fazla sıkmadan çene altında bağlayıp uçlarını sarkıttığı bir alışkanlıktır. Başı güneşten, rüzgârdan korur. Saçları tümü ile kapatmaz, saçların bir kısmı açıkta kalır.

Başörtüsünün sıradan ve sevimli bir örtü olmaktan öteye, siyasal hiçbir amacı, hiçbir yanı yoktur. Bugüne değin bu konuda hiçbir sorun olmamış, başörtüsünden ötürü hiçbir sıkıntı yaşanmamıştır. Başörtüsünün dinsel bir yanı da yoktur.

TÜRBAN veya SIKMABAŞ; Filistin 'de, özellikle İran 'da çıkmış ve son otuz yıldır bizim ülkemize de girmiş siyasal içerikli, İslamcı bir simgedir. Saçların tümü görülmeyecek biçimde iyice kapatılır. Arap diline ilişkin ''tesettür'' sözcüğünün karşılığı Türk dilinde ''örtünmek'' sözcüğüdür. Başörtüsü olan ''türban'' , ''tesettür-örtünmek'' olgusu içinde algılanır. İngiliz ve Fransız dillerinde; bir tür deniz yaratığının helozonlu-burmalı sarmal kabuğu da ''turban'' sözcüğü ile adlandırılır.

Türban genel anlamıyla başörtüsü değildir; tartışma konusu olmasının nedeni de, başörtüsü olma özelliğinden kaynaklanmamaktadır. Tarikattan olanları ve tarikatları ayırt etmek anlamında ''ruhani kıyafet'' sayılmak gerekir. Ruhani kıyafet sayılmaması durumunda, her tarikat ve her cemaat tarafından ayrı ayrı belirlenmiş, tarikat ve cemaatlerin simgesel kıyafetidir. Bu anlamda da, yasadaki söylemiyle ''Türk inkılabına, rejimine ve vahdetine (birliğine) '' aykırı kıyafetlerdir.

Böylece, saçların ve başın hava alması bile önlenir. Üzerinde de ayrıca bir örtü çekilir. Boğazdan da sıkıca bağlanır. Bu tür baş bağlamanın, başörtüsüyle, türbanla hiçbir ilgisi yoktur. Dini en uygar biçimde yaşayan Anadolu kadını, böyle bir baş bağlama biçimi kullanmamaktadır. Bu tür baş bağlamanın dinsel bir yanı olsa Müslüman Anadolu kadınının böyle bir örtünmeyi uygulaması gerekirdi. Bu giyinme biçimi dinin bir gereği de değildir. Öyle olsaydı, İslam ülkelerinin, Peygamber soyundan geldiklerini bildiğimiz yöneticilerinin eşlerinin de bu tür baş bağlamaları gerekirdi.

Oysaki yakın zamanda, ülkemize gelmiş, Peygamber soyundan gelen Ürdün Kralı'nın, Suriye Devlet Başkanı'nın, Pakistan Devlet Başkanı'nın eşlerinin hepsinin başları açıktı. Onların uygar, çağdaş, pırıl pırıl görünümlerinin yanında, yalnızca bizimkilerin başları bağlıydı ve bu durum hepimizin yüreğini yaralıyor, ülkemizin aydınlık yüzüne aykırı düşmuyormu?.



"bazı yerlerde bazı kadınlar görüyorum ki, başınabir bez veya peştemal veya buna mümasil bir şeyler atarak yüzünü gözünügizler ve yanında geçen erkeklere geçen erkeklere karşı ya arkasınıçevirir veya yere oturarak yumulur. bu tavrın mana ve medlulu nedir?
efendiler!medeni bir millet anası, millet kızı bu garip şekle, bu vahşi vaziyetegirer mi? bu hal milleti çok gülünç gösteren bir manzaradır. derhaltashihi lazımdır."
Mustafa Kemal Ataturk, 30 ağustos 1925, kastamonu
 
Tevhide'ye ödülü millet verecek

Gündem

Tevhide'ye ödülü millet verecek

Tevhide Kütük'e büyük destek... Başörtülü olduğu için, çıktığı kürsüden kaymakam ve garnizon komutanının talimatıyla indirilen İmam Hatip Lisesi öğrencisi Tevhide Kütük için ödül töreni düzenleneceği açıklandı.











Eğitim-Bir-Sen Adana 2 No’lu Şube Başkanı Ali Uslu, “Tevhide’nin ödülünü biz vereceğiz. Cumartesi günü Kozan Acarmantaş’ta Tevhide için tören düzenleyeceğiz” dedi.

BAŞÖĞRETMENİN EŞİ VE ANNESİ DE BAŞÖRTÜLÜYDÜ

“Eğitim-Bir-Sen olarak aydınlık bir Türkiye hedefliyoruz. Demokratikleşme, düşünce, fikir ve inanç hürriyetini çok önemsiyoruz. Kılık-kıyafet dayatması başta olmak üzere tüm antidemokratik uygulamalara karşıyız.

Geleceğin Türkiye’si “fikri hür, vicdanı irfanı hür nesiller” tarafından kurulacaktır. Akıl ve bilimden uzak her türlü dogmatik düşüncelerin milletimize zarar vereceğinin bilinci içerisindeyiz” diyen Ali Uslu, şunları söyledi:

“Kozan ilçemizde de Öğretmenler Günü münasebetiyle düzenlenen kompozisyon yarışmasında birinci olarak ödüle layık görülen başörtülü öğrencimizi, onu yetiştiren öğretmenlerin en mutlu gününde ve onların gözleri önünde küçük düşürenlerin, bu davranışlarının aynı zamanda Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün başörtülü annesi Zübeyde Hanım ve eşi Latife Hanım’a karşı yapılan bir saygısızlık olduğunu bilmelerini isteriz.

Kız öğrencimize yapılan bu saygısızlık karşısında susmayıp açık bir tavır sergileyerek salonu terk eden, başta Kozan Belediye Başkanı olmak üzere ilçe başkanına ve salonu boşaltan Kozan halkına teşekkürlerimizi sunarız. Kadın haklarını savunduklarını iddia eden bilumum dernek ve vakıfları da, başörtülü-başörtüsüz diye yapılan bu ayrımcılığa karşı çıkmaya davet ediyoruz. 15 yaşında genç bir kızımız ödülünü almak üzere çıktığı kürsüden zorla geri indirilerek cezalandırılıyor. Kız öğrencimiz töre kurbanı ediliyor. Kız öğrencimiz soruyor: ‘Neden? Bir yanlış mı yaptık okula giderek bilmeden?’


Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Eğitimde feda edilecek bir tek fert yoktur’ sözünü hatırlatır, Eğitim-Bir-Sen olarak toplumumuzun tüm fertlerine sahip çıkılacağının bilinmesini isteriz.” Ali Uslu, Cumartesi günü Tevhide Kütük için Kozan ilçesi Acarmantaş Köyü’nde bir tören düzenleyerek öğrenciye ödülünü burada takdim edeceklerini söyledi. Ali Uslu, “Sendika olarak Tevhide’nin haklı davasında yanındayız, destekçisiyiz” şeklinde konuştu.

TEVHİDE’YE DESTEK YAĞIYOR

Tevhide Kütük’ün babası Arif Kütük ise Türkiye’nin dört bir yanından destek telefonları aldıklarını söyledi. Türk halkının Tevhide’ye sahip çıkmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirten Arif Kütük, “Almanya’dan, Avrupa'nın birçok ülkesinden, Türkiye’nin dört bir yanından arayan, geçmiş olsun dileklerini ileten insanlarımız var. Görüntüleri gözyaşları içerisinde seyrettiklerini söylüyorlar. Gelen destek bize büyük moral verdi. Kızımın da bozulan morali bu desteklerle bir nebze de olsa yerine geldi. Zaman zaman ev telefonumuz kilitleniyor. Destek veren herkese çok teşekkür ediyorum” dedi.

Öte yandan, Kozan Belediye Başkanı Kazım Özgan, üzücü olayın meydana geldiği gün AK Parti İlçe Başkanı Abdullah Avcı ile birlikte Kütük ailesinin evine gittiklerini anlattı. Özgan, “Çocuğumuzun moralini düzeltmek, teselli etmek için ziyaret ettik. Belediye Başkanı olarak bir takım armağanları kendisine verdim. Biraz olsun çocuğumuzu rahatlatmak istedik.” dedi.

Bu arada törende garnizon komutanı ile birlikte imam hatipli öğrenciyi kürsüden indiren Kozan Kaymakamı Aydın Tetikoğlu’na tepki yağıyor. Kozan Kaymakamlığı’nın [email protected] şeklindeki mail adresine tepki mesajları gönderen vatandaşların, 0322 515 29 30 nolu telefonunu da arayarak tepkilerini ilettikleri bildirildi.

--------------

Ablası da başörtüsü mağduru

Tevhide'nin babası Arif Kütük, büyük kızı Mümine’nin de evvelki sene İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy adına düzenlenen bir yarışmada dereceye girmesine rağmen ödülünü alamadığını açıkladı.

Kütük, “Evvelki sene aynı mağduriyeti, başörtülü olduğu için ablası da yaşadı. Büyük kızım Mümine Kütük (18) yine İmam Hatip Lisesi’nin son sınıfındayken Mehmet Akif Ersoy ile ilgili bir yarışmada dereceye girmişti. Başörtülü olduğu için protokolün karşısına çıkartmadılar. Onu sus pus ettiler, ödülü onun adına bir öğretmeni aldı.” şeklinde konuştu.
 
Türban karşıtı propoganda yapanlar, başörtüsüne karşı değiliz ama türbana karşıyız sözünü telafuz ederler. Ancak bu toplumun tepkisinden çekinildiği için bulunan bir yöntemdir.

Dinin insanlar üzerindeki etkisini tamamen yitirmesini hedefleyen bu seküler güçler, önce küçük yasaklarla toplumu sınarlar, tepki gelmezse yasak artar.

Ezan Türkçeye çevrildiğinde de toplumun tepkisi ağır basmış, yeniden arapçaya çevrilmiştir.

Seküler güçler için hedef dinin yokedilmesidir. Çağdaşlaşma, batılılaşma adına dini olan ne varsa baltalama ve değiştirme eylemleri halka masumane gösterilmeye çalışılır. Mesela dinin millileştirilmesi söylemi aslında dinin orjinalliğini tahrip ederek bitirmeye yöneliktir.

Müslüman; Bu oyunu gören ve bütün bu yozlaşmaya karşı direnendir. O başörtüsü veya türban veya herneyse inatla, ısrarla savunulacak ve yasakçılara karşı direnilecektir. Aman toplumun huzuru bozulmasın, aman yasalar böyle, aman ülkemiz laik, aman okusunda sonra kapansın, aman atamız şunu dedi, aman yaşar nuri hocamız bişey olmaz dedi gibi söylemler MÜSLÜMANIN Takınacağı tavır değildir.

Müslüman zulme karşı direnendir. Bu uğurda gerekirse kellesini ortaya koyandır. Bu yüzden Tevhide kardeşimizi ve dahi diğer mazlum müslüman hanımlarımızı selamların en güzeliyle selamlar, ümmetin erkeklerinide bu yiğit bacılarımızın asil direnişinden örnek almasını temenni ederim.

Tevhide kardeşimi sancak yaptığı başörtüsüyle zalimin karşısındaki dik duruşunu zafer nişanemiz olarak kaydedelim.

Zafer inanların, zafer İSLAMINDIR.
 
14 asırLık kapanma emri
çağdaş arkadaşLarımızın zihniyetinde nasıL tanımLanıyor
eskiden kaLma saçLarı tozdan korumak için kuLLanıLan bir adet
aLem insanLarsınız vaLLahi..:)

AnneLerimiz tozdan korunmak için adetten takarmış baş örtüsünü de haberimiz yokmuş
namazı da herhaLde yemekten sonra spor oLarak uyguLuyorLar
geneLde evLerde üç vakit yemek oLur beş vakit namaz ama neyse

Allah mühürLenmiş gönüLLere yeniden Hideyeti nasip etsin..
 
Allah büyük, o herşeyi görüyor ne yazdıysa elbet bir bildiği vardır.
Sonunda zafer inananların ve sabredenlerin olacaktır elbet, kimse ölümsüz değil, toprakla buluştuğumuz zaman hepsinin hesabı sorulacak.
Sen neden dinini yaşamak isteyen dininin gerektiği gibi yaşamak isteyenlere engel olmaya calıstın diye soruldugunda bakalım o zamanda siyasi semboldü, laikliğe aykırı diyebiliceklermi.
 
Allah'ın ayeti Başörtüsüyle
Ninja kıyafetlerini bir tutma küstahlığını gösterebilen Cehaleti kulaklarından fışkıran arkadaş.
Kefeni unutmuşsun o örtüler içinde En son herkez gibi sende o örtünün altına gireceksin O zamanda böyle şirinlikler yapmanı temenni ederim
O zaman ak kara blli olacak ve aynı meydanda toplanacağız Allah'ın izniyle bu dünyada bizden köşe bucak kaçanlar Ahiret te saklanacak bir yer bulamayacak
 
Ben TÜRBANI KABUL ETMİYORUM... Benim Köyümde Herkesde BAŞÖRTÜSÜ var Türban Yok.. TÜRBAN Lobaz Kafaların Siyasette RANT sağlamak için 50 yıl önce çıkartılmış bir bez parçasıdır..

O kıza üzüldüm Olmaması lazımdı...
 
Ben TÜRBANI KABUL ETMİYORUM... Benim Köyümde Herkesde BAŞÖRTÜSÜ var Türban Yok.. TÜRBAN Lobaz Kafaların Siyasette RANT sağlamak için 50 yıl önce çıkartılmış bir bez parçasıdır..

O kıza üzüldüm Olmaması lazımdı...


İşte sistemin aldatıcı oyunlarına yenik düşen bir türk genci prototipi. Oysaki TÜRK oyunu görmeli demiştik bir önceki mesajda, Türkü Türk yapan hasletin İslamın kılıcı olmasından kaynaklandığını söylemiştik.

Sistem başörtüsüne cephe alırken sizide böyle düşünmeye iterek kutsallarınızı iğdiş ediyor, Türklüğün türbana cephe alması gerektiğini söylüyor ve sizler Türk gençleri buna inanıyorsunuz.

Sistem İslama cephe alıyor, ama aynı zamanda şehitliği, bayrak, vatan, türklük gibi kavramları kullanıyor sizde aldanmaya devam ediyorsunuz.

Aslında bayrağın, vatanın, türklüğün asli manada cevherini, İslamın özgürlüğüyle yakalayacağını kestiremiyorsunuz. O türbana aslan kesilen güruh, askerimizin başına çuval geçirenlere karşı sus pus, incirlikteki işgale karşı kedi, abd hegamonyasını kabul etmiş, israilin verdiği ödülü gururla taşıyor.

İşte vatansever, milliyetçi Türk genci dinini ayağa kaldıracakki, Türklüğü şahlansın, başına çöreklenen mikropları defetsin. Öncelikle bu dini hasletlere sahip çıkmakla mümkündür. Türk Oğlu düşmanını tanı İslama sahip çık.
 
BAŞIMIZIN TACI, MERHUM; İSTİKLAL MARŞI ŞAİRİMİZ MEHMET AKİF ERSOY'DAN ÖZÜR DİLİYEREK!

TÜRBAN HARBİ!


Şu ''türban'' harbi nedir?
Var mı ki dünyada eşi?
En gaddar yasakçıların yükleniyor dördü beşi!

Türbandan yol bularak geçmek için kamusala
Kaç yasakçıyla saldırılıyor ufacık kızlara!

Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle 'bu: bir çağdaş kafalı'

Yasaklıyor özgürlükleri koltuğa kurulmuş oturuyor,
Bir inat uğruna YA RABB! Ne Vatan evlatları harcanıyor!!

Ey bu yasaklar için üniformaya bürünmüş, nefer!!..
Jakobenler gelerek alnından öpse değer!

Ne büyüksün ki makosenlerin kurtarıyor düzeni..
Darbe aslanları ancak senin kadar şanlı idi...

'Bu taşındır' diyerek faşizmi diksem başına;
Ruhunun hezeyanlarını geçirsem taşına;
Pozitivizmi örtsem de, rida namıyle;
Yasak fışkıran lahdine çeksem bütün ecramıyle;

Baskılarla açık türbene çatsam da tavan
Altı oklu kandili uzatsam oradan;

Sen ki bu avizenin altında, bürünmüşsün kuzu postuna,
Uzanırken Fransız ihtilalini getirsem yanına,

Darbe aydınlığında avizeni lebriz etsem
Küllenen resmi tarihi, sarsam sana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana..

Sen ki, ehli ''Türbanın'' çalmaya çalışarak geleceğini;
İndirdin kürsüden küçücük Tevhide'yi!

Çevik Bir gibi iclaline ettin hayran...

Sen ki kuşatmıştın kürsüyü o an!!

O KUMAŞ ÇEMBERİ göğsünle kırıp parçaladın
Sen ki gezer ecramı adın;

Sana gelmez bu ufuklar seni almaz bu başkent

Ey küçücük kıza karşı savaşan kahraman asker,
sakın ola ki isteme benden makber

Sana en derin milletten tokat yakındır,
Sen böyle yapmaya devam et yeter!
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri
Üst