Madness
Banned
- Katılım
- 16 Nis 2007
- Mesajlar
- 14,032
- Reaction score
- 0
- Puanları
- 0
GÖKÇEK DOZU İNANILMAZ DERECEDE ARTTIRDI
Melih Gökçek’in hazırlıklı geldiğini gördük. Siz bu kadar büyük hazırlıklar bekliyor muydunuz?
Zaten bunun çok büyük bir ilgiyle seyredileceği ortadaydı ve Melih Gökçek’in detaylı hazırlık yapmış olmasını çok doğal karşılıyorum. Sayın Gökçek gerçekten başarılı bir performans sergileyerek tartışmaya başladı. Çok kolay anlaşılır bir dille doğalgaz sayaçlarının fiyatlarını elindeki grafiklerle de anlatmaya devam ederken birdenbire tartışmanın insicamı dağıldı. Sayın Gökçek müdahaleci olmak yerine sabırla bekleyerek kendisini ilgilendiren konularla sınırlı kalan bir savunma anlayışına girmiş olsaydı; bence daha başarılı bir sonuç elde edebilirdi. Çünkü -BBC’de kurs gördüğüm 70’li yıllardan bu tarafa bize öğretilenler de bu doğrultudadır- siz çok haklı bile olsanız, karşı tarafı konuşturmazsanız, karşı tarafı sürekli olarak itham altında bırakan hatta rencide eden sözcüklerle saldırırsanız, hatta agresif bir tartışma üslubu kullanırsanız; seyircinin vicdanı, seyircinin psikolojisi saldırılan tarafı korumaya yöneliyor. Dolayısıyla Sayın Gökçek usta bir televizyon tartışmacısı olarak bunu hesaplamalıydı. Daha önceki açık oturumlarda da sayın Gökçek’in üslubu pek farklı değildi ama burada dozu inanılmaz derecede artırdı. Hatta beni bir ara taraflı olmakla suçladı. Ben tahmin ediyorum ki o şekilde yaklaşımı beni psikolojik etki altına almak amacını güdüyordu. Ve gördüğüm kadarıyla eğer kendisinden yana olsaydım beni tarafsız olarak değerlendirecekti.
SEYİRCİDEN ÇOK BÜYÜK BİR TEPKİ ALMIŞ
Melih Gökçek sanki Kılıçdaroğlu’nu çağırarak bir nevi iktidar partisinin Kılıçdaroğlu ile olan hesabını da görmek gibi bir misyon da yüklenmişti sanki. Böyle bir amacı vardıysa buna ulaşmış olduğunu düşünüyor musunuz?
Tabii ki kimsenin aklından geçenleri okutabilecek bir gereç bulunabilmiş değil. Sayın Gökçek’in beynindeki hesabı planı bizim bilmemiz de mümkün değil. Benin orada amaçladığım daha önce Arena’da Sayın Kılıçdaroğlu’nun dile getirdiği iddiaların -ki bunlar doğalgaz sayaçlarıyla ve elektrik direkleriyle ilgiliydi- cevap bulması ve karşı bazı argümanlarında seslendirilerek açık oturumda Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin bu alandaki doğalgaz uygulamalarıyla ilgili icraatlarının netleşmesiydi. Tabii ki biz orada bir yargı mercii değiliz. Ben şu haklıydı, bu haksızdı diyebilecek komumda da değilim. Alışkanlığım da değil. Bu bence seyirci mutlak kendi vicdanında ve aklında bir yere oturtmuştur. Bize gelen telefonlara bakarsanız, gelen tepkilere bakarsanız, Sayın Melih Gökçek’in hem beni konuşturmaması hem sayın Kılıçdaroğlu’nun bir şeyler anlatmaya çabalarken sürekli olarak onu susturup başka konulara çekmeye çalışması, seyirciden çok büyük bir tepki almış. Bana yönelik gelen tepkilerse ‘Uğur Bey’in sabrına hayran olduk’ şeklindeydi. Hakikaten ben de bu yıl bana bir ödül verilecek olursa yılın sabır taşı ödülüne talip olduğumu belirtebilirim.
Bir ara taş çatlamaya çok yaklaştı ama... Siz sanırım Melih Gökçek’in olduğu bir toplantıyı yönetmeyeceğinizi söylediniz…
Ben onu şöyle de söyleyebilirdim ama orada ev sahibiyim şimdi izin verirseniz gerçek düşüncemi aktarayım: Eğer Sayın Gökçek bu üslubuyla bir tartışmacı ararsa karşısında bence hiçbir kimseyi bulamaz. Ayrıca yine bu üslubunu sürdürürse karşısında bu mesleğin ilkelerine sıkı sıkıya bağlı herhangi bir tartışma yöneticisi de bulamaz. Dolayısıyla Sayın Gökçek’in -ben açık oturumda da kendisine bir kaç kez hatırlatmaya gayret ettim- üslubunu değiştirmesi, siyasi etiğin uygun gördüğü daha nazik, daha hoşgörülü ve kurallara uyan bir üslup içinde açık oturumlara katılması gerekir. Bu onun siyasi geleceği açısından daha uygun bir yol ve yöntem olur diye düşünüyorum.
GRAFİKLERLE KONUŞMAK ÖNEMLİYDİ AMA...
Yani dünkü sözleriniz tartışmanın sıcaklığı içinde söylenmiş sözler değildi. Siz Melih Gökçek’in içinde olduğu bir tartışmayı bir daha yönetmemekte kararlısınız öyle mi?
Kesinlikle kararlıyım. Ben dün akşam dediğim gibi eğer bir sayaç söz konusu olsa kimin daha fazla konuştuğunu belirleyen sözcükler de sayılabilir. Belki birileri bunu yaparlar. Açık oturumun yüzde 80’inde konuşan ve karşısındaki konuşturmamaya gayret eden kişi olarak sayın Melih Gökçek’i gördüm ve hayretle izledim. Sonuçta o galiptir, bu galiptir yorumunu hiç bir şekilde yapmayacağım. Sayın Gökçek’in haklı olduğu taraflar olduğunu da ifade etmek isterim. Mesela fiyatlarla ilgili olarak başlangıçta yaptığı açıklamayı ve yaklaşımı, o grafikleri göstermesini son derece uygun buldum ama daha sonra öylesine bir agresif tutum sergiledi ki seyirci vicdanında haklı olabileceği yerde, bu tutumu nedeniyle ben pek olumlu izlenim bırakmadığı kanısındayım.
http://www.ntvmsnbc.com/news/469418.asp#storyContinues
Melih Gökçek’in hazırlıklı geldiğini gördük. Siz bu kadar büyük hazırlıklar bekliyor muydunuz?
Zaten bunun çok büyük bir ilgiyle seyredileceği ortadaydı ve Melih Gökçek’in detaylı hazırlık yapmış olmasını çok doğal karşılıyorum. Sayın Gökçek gerçekten başarılı bir performans sergileyerek tartışmaya başladı. Çok kolay anlaşılır bir dille doğalgaz sayaçlarının fiyatlarını elindeki grafiklerle de anlatmaya devam ederken birdenbire tartışmanın insicamı dağıldı. Sayın Gökçek müdahaleci olmak yerine sabırla bekleyerek kendisini ilgilendiren konularla sınırlı kalan bir savunma anlayışına girmiş olsaydı; bence daha başarılı bir sonuç elde edebilirdi. Çünkü -BBC’de kurs gördüğüm 70’li yıllardan bu tarafa bize öğretilenler de bu doğrultudadır- siz çok haklı bile olsanız, karşı tarafı konuşturmazsanız, karşı tarafı sürekli olarak itham altında bırakan hatta rencide eden sözcüklerle saldırırsanız, hatta agresif bir tartışma üslubu kullanırsanız; seyircinin vicdanı, seyircinin psikolojisi saldırılan tarafı korumaya yöneliyor. Dolayısıyla Sayın Gökçek usta bir televizyon tartışmacısı olarak bunu hesaplamalıydı. Daha önceki açık oturumlarda da sayın Gökçek’in üslubu pek farklı değildi ama burada dozu inanılmaz derecede artırdı. Hatta beni bir ara taraflı olmakla suçladı. Ben tahmin ediyorum ki o şekilde yaklaşımı beni psikolojik etki altına almak amacını güdüyordu. Ve gördüğüm kadarıyla eğer kendisinden yana olsaydım beni tarafsız olarak değerlendirecekti.
SEYİRCİDEN ÇOK BÜYÜK BİR TEPKİ ALMIŞ
Melih Gökçek sanki Kılıçdaroğlu’nu çağırarak bir nevi iktidar partisinin Kılıçdaroğlu ile olan hesabını da görmek gibi bir misyon da yüklenmişti sanki. Böyle bir amacı vardıysa buna ulaşmış olduğunu düşünüyor musunuz?
Tabii ki kimsenin aklından geçenleri okutabilecek bir gereç bulunabilmiş değil. Sayın Gökçek’in beynindeki hesabı planı bizim bilmemiz de mümkün değil. Benin orada amaçladığım daha önce Arena’da Sayın Kılıçdaroğlu’nun dile getirdiği iddiaların -ki bunlar doğalgaz sayaçlarıyla ve elektrik direkleriyle ilgiliydi- cevap bulması ve karşı bazı argümanlarında seslendirilerek açık oturumda Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin bu alandaki doğalgaz uygulamalarıyla ilgili icraatlarının netleşmesiydi. Tabii ki biz orada bir yargı mercii değiliz. Ben şu haklıydı, bu haksızdı diyebilecek komumda da değilim. Alışkanlığım da değil. Bu bence seyirci mutlak kendi vicdanında ve aklında bir yere oturtmuştur. Bize gelen telefonlara bakarsanız, gelen tepkilere bakarsanız, Sayın Melih Gökçek’in hem beni konuşturmaması hem sayın Kılıçdaroğlu’nun bir şeyler anlatmaya çabalarken sürekli olarak onu susturup başka konulara çekmeye çalışması, seyirciden çok büyük bir tepki almış. Bana yönelik gelen tepkilerse ‘Uğur Bey’in sabrına hayran olduk’ şeklindeydi. Hakikaten ben de bu yıl bana bir ödül verilecek olursa yılın sabır taşı ödülüne talip olduğumu belirtebilirim.
Bir ara taş çatlamaya çok yaklaştı ama... Siz sanırım Melih Gökçek’in olduğu bir toplantıyı yönetmeyeceğinizi söylediniz…
Ben onu şöyle de söyleyebilirdim ama orada ev sahibiyim şimdi izin verirseniz gerçek düşüncemi aktarayım: Eğer Sayın Gökçek bu üslubuyla bir tartışmacı ararsa karşısında bence hiçbir kimseyi bulamaz. Ayrıca yine bu üslubunu sürdürürse karşısında bu mesleğin ilkelerine sıkı sıkıya bağlı herhangi bir tartışma yöneticisi de bulamaz. Dolayısıyla Sayın Gökçek’in -ben açık oturumda da kendisine bir kaç kez hatırlatmaya gayret ettim- üslubunu değiştirmesi, siyasi etiğin uygun gördüğü daha nazik, daha hoşgörülü ve kurallara uyan bir üslup içinde açık oturumlara katılması gerekir. Bu onun siyasi geleceği açısından daha uygun bir yol ve yöntem olur diye düşünüyorum.
GRAFİKLERLE KONUŞMAK ÖNEMLİYDİ AMA...
Yani dünkü sözleriniz tartışmanın sıcaklığı içinde söylenmiş sözler değildi. Siz Melih Gökçek’in içinde olduğu bir tartışmayı bir daha yönetmemekte kararlısınız öyle mi?
Kesinlikle kararlıyım. Ben dün akşam dediğim gibi eğer bir sayaç söz konusu olsa kimin daha fazla konuştuğunu belirleyen sözcükler de sayılabilir. Belki birileri bunu yaparlar. Açık oturumun yüzde 80’inde konuşan ve karşısındaki konuşturmamaya gayret eden kişi olarak sayın Melih Gökçek’i gördüm ve hayretle izledim. Sonuçta o galiptir, bu galiptir yorumunu hiç bir şekilde yapmayacağım. Sayın Gökçek’in haklı olduğu taraflar olduğunu da ifade etmek isterim. Mesela fiyatlarla ilgili olarak başlangıçta yaptığı açıklamayı ve yaklaşımı, o grafikleri göstermesini son derece uygun buldum ama daha sonra öylesine bir agresif tutum sergiledi ki seyirci vicdanında haklı olabileceği yerde, bu tutumu nedeniyle ben pek olumlu izlenim bırakmadığı kanısındayım.
http://www.ntvmsnbc.com/news/469418.asp#storyContinues