- Katılım
- 17 Eyl 2006
- Mesajlar
- 3,505
- Reaction score
- 0
- Puanları
- 0
Ceza’lı Milliyet reklamını Sedat Ergin değerlendirdi!
Bu günlerde dillerden düşmeyen ve görenlerin bazılarını keyiflendiren, bazılarını rahatsız eden, ama kim olursa olsun gerçekten etkileyen bir reklam dönüyor ekranlarda. Milliyet’in imaj kampanyası: “Türkiye sizinle gurur duyuyor.” Milliyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, kampanyanın detaylarını, amacını, yarattığı etkileri Marketing Türkiye’ye anlattı…
Bir anda Ceza’lı Milliyet reklamı bir anda gündem yarattı. Nasıl karar verdiniz, nasıl brief verdiniz, niye Ceza’yı seçtiniz? Bize kampanyayı biraz anlatır mısınız?
Biz Medina Turgul’a bir imaj kampanyası istediğimizi belirttik ve nasıl bir imaj ve algı yaratmak istediğimiz konusunda briefimizi verdik. Burada doğrultu tutarlılığı çok önemliydi.
Medina Turgul, televizyonlarda dönen reklam filmi fikri ile geldi. Bir ses metni okuyacaktı ve şu anda gördüğünüz görüntüler geçecekti. Bunu dinlerken Nurcan Akat birden “Bunu Ceza okumalı” diye bir öneride bulundu. Hemen kabul.
Metin, şu an Ceza’nın okuduğu metin miydi?
Ajansın yazdığı metin Ceza’ya gitti. Tabii Ceza kendine göre kafiyeler yazmış, bazı anlam kaymaları olmuştu. Metin Ceza ile aramızda iki üç kere gitti geldi doğrusu. Metinde ayarların çok iyi tutturulması gerekiyor. İhale ile ilgili bölüm var mesela. Biz ihaleye karşı değiliz; ihaleye fesat sokulmasına karşıyız. Öyle bir metin koymalı ki, kimse o metne ve görüntülere itiraz edememeli. Belki görüp rahatsız olurlar ama kimse itiraz edemez. Sivas görüntüleri örneğin… Kim itiraz edebilir?
Hazırlık döneminde bu replikler üzerinde çalıştık. Bu dönemde biz de “rap” şarkı sözü yazma teknikleri hakkında tecrübe kazanmış olduk.
Proje çok süratli yapıldı. Bizim projeyi kabul etmemiz, hazırlık safhası, Ceza’nın bulunması, prodüksiyon toplantısı, çekimi, her şeyiyle bir hafta, 10 gün içinde bitti çalışmalar.
Bunun çarpıcı bir şey olacağını az çok tahmin ediyordum ama bu kadar vurucu olacağını bilmiyordum. İlk geldiğinde izleyen herkes, ben de dahil şok olduk. Oturduğu yere çiviliyor insanı. Bana göre 2007’nin en çarpıcı, en çok konuşulacak reklamlarından biri.
Bu biraz cesaret işi…
Cesur bir karar gerekiyordu. Biz de o cesur kararı verdik. Aslında dört ya da beş başlık var. Biri mafyanın yaşamın her alanına yayılmış olduğu gerçeği. İkincisi adam kayırma. Türkiye’de adam kayırmaya yönelik bir sistem söz konusu. Menfaat ilişkileri, özel mekanizmalar her zaman ön plana çıkıyor. Türkiye’nin ezeli sorunu… Diğeri din istismarı; Türkiye’nin en yaygın sorunlarından. Sonra ihalelerle fesat karıştırılması… Gazeteleri açtığınızda her gün Türkiye’nin bir ilçesinde birilerinin ihaleye fesat karıştırmaktan yargılandığını, yakalandığını, mahkemeye verildiğini görüyorsunuz. Bütün bunlar Türkiye’nin temel sorunlarının bir envanteri. Biz burada bunları dert edinen sorumlu vatandaşlarımıza yalnız olmadıklarını söylüyoruz. Toplumda kendilerini yalnız hisseden insanlar olduğunu biliyoruz ve onlara sesleniyoruz. Bu sorunları dert edinen ya da bu sorunların üzerine basın tarafından yeterince gidilmediğini düşünen insanlara, “Öyle değil… Bakın biz varız. Kendinizi yalnız hissetmeyin” diyoruz.
Reklamda en önemli şey çarpıcı olmak. Kısa bir zaman dilimi içinde bir mesajı topluma kuvvetli bir şekilde verebilmek… Bizim reklamımızın çok kuvvetli bir söylemi olduğu ortada. Ama buradan şuna gelim… Basının görevi ne? Basının görevi sadece ülkede iyiye giden şeyleri vermek değil. Basının görevi, ülke sorunları üzerinde denetleme ve uyarı yapmak. Bu tüm demokrasilerde basının varlık nedeni… Bunu yaparken de çarpıcı bir dil kullanmak basının görev tanımı içinde olan bir olgu. Bu da bizim reklam kampanyamıza aynen yansıdı. İçimiz çok rahat. Çok iyi bir şey yaptığımızı düşünüyorum.
Peki kampanya devam edecek mi?
Kampanyanın zamanlamasında neye dikkat edildi?
Kampanyaya RTÜK’ten ve hatta Doğan Yayın Grubu’ndan tepki geldi mi?
Okuyucuların tepkisi ne oldu?
Bu reklam filmi gazeteye ne kattı?
Sedat Ergin ile yaptığımız söyleşiyi 1 Ocak tarihli Marketing Türkiye’de okuyabilirsiniz
kaynak:http://www.marketingturkiye.com/Haberler/Detay/?no=9910
Bu günlerde dillerden düşmeyen ve görenlerin bazılarını keyiflendiren, bazılarını rahatsız eden, ama kim olursa olsun gerçekten etkileyen bir reklam dönüyor ekranlarda. Milliyet’in imaj kampanyası: “Türkiye sizinle gurur duyuyor.” Milliyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, kampanyanın detaylarını, amacını, yarattığı etkileri Marketing Türkiye’ye anlattı…
Bir anda Ceza’lı Milliyet reklamı bir anda gündem yarattı. Nasıl karar verdiniz, nasıl brief verdiniz, niye Ceza’yı seçtiniz? Bize kampanyayı biraz anlatır mısınız?
Biz Medina Turgul’a bir imaj kampanyası istediğimizi belirttik ve nasıl bir imaj ve algı yaratmak istediğimiz konusunda briefimizi verdik. Burada doğrultu tutarlılığı çok önemliydi.
Medina Turgul, televizyonlarda dönen reklam filmi fikri ile geldi. Bir ses metni okuyacaktı ve şu anda gördüğünüz görüntüler geçecekti. Bunu dinlerken Nurcan Akat birden “Bunu Ceza okumalı” diye bir öneride bulundu. Hemen kabul.
Metin, şu an Ceza’nın okuduğu metin miydi?
Ajansın yazdığı metin Ceza’ya gitti. Tabii Ceza kendine göre kafiyeler yazmış, bazı anlam kaymaları olmuştu. Metin Ceza ile aramızda iki üç kere gitti geldi doğrusu. Metinde ayarların çok iyi tutturulması gerekiyor. İhale ile ilgili bölüm var mesela. Biz ihaleye karşı değiliz; ihaleye fesat sokulmasına karşıyız. Öyle bir metin koymalı ki, kimse o metne ve görüntülere itiraz edememeli. Belki görüp rahatsız olurlar ama kimse itiraz edemez. Sivas görüntüleri örneğin… Kim itiraz edebilir?
Hazırlık döneminde bu replikler üzerinde çalıştık. Bu dönemde biz de “rap” şarkı sözü yazma teknikleri hakkında tecrübe kazanmış olduk.
Proje çok süratli yapıldı. Bizim projeyi kabul etmemiz, hazırlık safhası, Ceza’nın bulunması, prodüksiyon toplantısı, çekimi, her şeyiyle bir hafta, 10 gün içinde bitti çalışmalar.
Bunun çarpıcı bir şey olacağını az çok tahmin ediyordum ama bu kadar vurucu olacağını bilmiyordum. İlk geldiğinde izleyen herkes, ben de dahil şok olduk. Oturduğu yere çiviliyor insanı. Bana göre 2007’nin en çarpıcı, en çok konuşulacak reklamlarından biri.
Bu biraz cesaret işi…
Cesur bir karar gerekiyordu. Biz de o cesur kararı verdik. Aslında dört ya da beş başlık var. Biri mafyanın yaşamın her alanına yayılmış olduğu gerçeği. İkincisi adam kayırma. Türkiye’de adam kayırmaya yönelik bir sistem söz konusu. Menfaat ilişkileri, özel mekanizmalar her zaman ön plana çıkıyor. Türkiye’nin ezeli sorunu… Diğeri din istismarı; Türkiye’nin en yaygın sorunlarından. Sonra ihalelerle fesat karıştırılması… Gazeteleri açtığınızda her gün Türkiye’nin bir ilçesinde birilerinin ihaleye fesat karıştırmaktan yargılandığını, yakalandığını, mahkemeye verildiğini görüyorsunuz. Bütün bunlar Türkiye’nin temel sorunlarının bir envanteri. Biz burada bunları dert edinen sorumlu vatandaşlarımıza yalnız olmadıklarını söylüyoruz. Toplumda kendilerini yalnız hisseden insanlar olduğunu biliyoruz ve onlara sesleniyoruz. Bu sorunları dert edinen ya da bu sorunların üzerine basın tarafından yeterince gidilmediğini düşünen insanlara, “Öyle değil… Bakın biz varız. Kendinizi yalnız hissetmeyin” diyoruz.
Reklamda en önemli şey çarpıcı olmak. Kısa bir zaman dilimi içinde bir mesajı topluma kuvvetli bir şekilde verebilmek… Bizim reklamımızın çok kuvvetli bir söylemi olduğu ortada. Ama buradan şuna gelim… Basının görevi ne? Basının görevi sadece ülkede iyiye giden şeyleri vermek değil. Basının görevi, ülke sorunları üzerinde denetleme ve uyarı yapmak. Bu tüm demokrasilerde basının varlık nedeni… Bunu yaparken de çarpıcı bir dil kullanmak basının görev tanımı içinde olan bir olgu. Bu da bizim reklam kampanyamıza aynen yansıdı. İçimiz çok rahat. Çok iyi bir şey yaptığımızı düşünüyorum.
Peki kampanya devam edecek mi?
Kampanyanın zamanlamasında neye dikkat edildi?
Kampanyaya RTÜK’ten ve hatta Doğan Yayın Grubu’ndan tepki geldi mi?
Okuyucuların tepkisi ne oldu?
Bu reklam filmi gazeteye ne kattı?
Sedat Ergin ile yaptığımız söyleşiyi 1 Ocak tarihli Marketing Türkiye’de okuyabilirsiniz
kaynak:http://www.marketingturkiye.com/Haberler/Detay/?no=9910