Türkçemizi Korumak İçin 11 Öneri

Helldorado

A Drinking Song
HH Üyesi
Katılım
3 Tem 2007
Mesajlar
3,297
Reaction score
0
Puanları
0
Türkçemizin bağımsız bir dil olarak yaşaması, gelişip zenginleşmesi için şunlar önerilebilir:

1. “Önce Türkçe!” sloganı kafalara ve gönüllere yerleştirilmeli, herkesi güzel Türkçe öğrenmeye ve kullanmaya özendirmeliyiz.

2. “Önce Türkçe!” konusunda bireysel ve toplumsal duyarlık, dil duygusu ve ana dili bilinci oluşturulmalıdır. Bu konuda herkese görev düşer. Asıl sorumluluk ise, örgün ve yaygın eğitim kurumlarına; yazılı, sözlü ve görüntülü kitle iletişim araçlarına, sanatçılara, yazarlara, aydın kesime düşmektedir.

3. Özellikle aydın kesim, yabancı hayranlığı ile yabancı sözcük düşkünlüğünden kurtarılmalıdır.

4. Yabancı dil öğretimi ile yabancı dilde öğretimin çok farklı şeyler olduğu kafalara iyice yerleştirilmelidir. Okullarımızda hâlen yürütülmekte olan yabancı dil öğretiminin çok verimsiz olduğu göz önüne alınarak, verimli ve etkili yabancı dil öğretimi için gerekli önlemler hiç zaman geçirmeden alınmalı, yabancı dilde öğretime ise son verilmelidir.

5. Verimli bir yabancı dil öğretimi için, yüksek öğretim kurumlarında ilk yıl küçük gruplar hâlinde ve nitelikli okutmanlarla etkili bir “yabancı dil hazırlık sınıfı” uygulaması, daha sonraki yıllarda “meslekî yabancı dil” dersleri önemli bir çözüm yoludur. Ankara Üniversitesinin TÖMER kanalıyla yürütmekte olduğu hazırlık sınıfı uygulaması esas alınabilir.

6. Bütün öğretim kademelerinde Türkçe eğitiminin yeterince etkili, verimli yapılabilmesi için gerekli duyarlık ve özen gösterilmelidir. Bu önemli konu, gelip geçici olan bakan ya da hükümet politikası olarak değil, sıkı ve değişmez bir devlet politikası olarak görülmelidir. İşin özü, etkili ve bilinçli ana dili eğitiminde yatmaktadır. Şunu hiç unutmayalım ki iyi bir yabancı dil öğretimi için de iyi bir ana dili eğitimi ön koşuldur.

7. Çok kolay olmamakla birlikte dil gümrüğü uygulamasına bir an önce geçilmeli, baskın dile/dillere karşı koyabilmek için sözcük ve terim üretimine yeterince önem verilmeli, çeşitli dallardan uzmanları da devreye sokarak bu konuda yoğun çalışmalar yapılmalıdır.

8. Dil alanında en etkili kesimlerin başında eğitimciler, öğretmenler geldiğini göz önünde tutarak, öncelikle Türkçe ve edebiyat öğretmenleri olmak üzere, bütün öğretmenlerin ana dili duyarlığı ve bilinci ile yetiştirilmelerine büyük önem verilmelidir.

9. 1930’lardan 1980’lere kadar yürürlükte olan 5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 21. maddesi, çeşitli işyerlerinin kapılarına asılacak levha ve tabelaların Türkçe olmasını şart koşuyordu. Bu yasanın uygulamadan kaldırılmış olması ve değişen şartlar durumu tersine çevirmiştir. Adı geçen yasaya yeniden işlerlik kazandırılması uygun olur.

10. Türkçenin yozlaşmaktan korunması ve kurtarılması için genel ve yasal bir düzenleme amacıyla hazırlanan “Türk Dilinin Kullanılmasına İlişkin Kanun” tasarısı, dil-anlatım ve konuya yaklaşım bakımından gerekli düzeltme ve düzenlemeler de yapılarak bir an önce yasalaşmalıdır.

11. Bir ülkenin kültürü ve dili tek başına ele alınamaz. Dil ülkenin sosyal, ekonomik, kültürel ve teknolojik yapısı ve özellikleri ile iç içedir ve onlardan ayrı düşünülemez. Eğer bir malı veya aracı kendimiz üretmiyor da dışarıdan alıyorsak, sadece onu değil, onun adını ve onunla ilgili terimleri de almak zorundayız demektir.

O hâlde, ekonomi ve teknoloji başta olmak üzere her alanda üretmeden tüketmek çılgınlığına karşı çıkmak da ulusal bir görev ve sorumluluktur. Çünkü üretimi bir yana bırakarak sadece tüketim toplumu olmakla hiçbir yere varılamaz. Bu şekilde olup da tarihten silinen toplum ve ülke sayısı az değildir.

Görüldüğü gibi en çarpıcı ve can alıcı noktalardan biri, dili bir bütünün parçası olarak görmek, önce o bütünü geliştirmektir.


Kaynak:

Prof. Dr. Cahit KAVCAR' dan alıntı yapılmıştır...
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi
 
çok güzel bi konuya değinmişsin türkçemiz elden gitmeden önce bu işe bi dur demek gerekiyo!!!
 
hergün onlarca konu acılıyor ama dinleyen yok

TÜRKÇEMİZ türkche olmasın
 
eline sağlık kardeş çok güzel bir konuya değinmişsin Ayrıca bunların bir profesör tarafından söylenmesi gerekmezdi çünkü Atatürk'ün bu konuda 10'dan fazla yazısı bulunmakta
'' Türk dilinin özündeki zengin hazinenin gün ışığına çıkarılması bütün milletin başta gelen milli görevlerindendir türk dilinin kendi benliğine aslındaki güzellik ve zenginliğine kavuşması için bütün devlet teşkilatımızın dikkatli ilgili olmasını vurgulamış ve dil konusunun herkesi ilgilendirmesi gereken bir devlet meselesi olduğuna dikkati çekmiştir Türk dilinin zenginleştirilmesi sadeleştirilmesi ve bunların kamuoyuna benimsetilmesi için her yayın vasıtasından faydalanmalıyız bu konuda her aydın hangi konuda olursa olsun buna dikkat edebilmeli konuşma dilimizi ise daha ahenkli ve güzel bir hale getirmeliyiz'' Mustafa Kemal Atatürk
 
Yaa bu Türk Dil Kurumu ne iş yapar bir kaç tane yeni kelime türetmekten başka ben anlamıyorumki ?? Bu kadar özlü zengin bir dilimiz varken neden yabancılaştırmaya çalışıyoruz neden bu amerikan ingiliz özentiliği ve en çok şimdiki yeni nesil de bu görünüyor hep birlikte
dilimize sahip çıkalım.
 
forumun genelini gezdikçe insan daha iyi anlıyor dilinin önemini :sigara:

paylaşım için sağolasın.
 
Okuryazar mısınız?

--------------------------------------------------------------------------------

Ne kadar anlamsız bir soru! Şu anda “okumaktasınız” zaten.

Öyle mi?

Bence değil. Böyle bir soruyu hiç düşünmeden yanıtlamanız söz konusu bile edilemez artık.

Nasıl Osmanlıca okuyup yazmak için Arapça - Farsça bilmek gerekiyordu, bugün de okur yazar olmak için biraz Fransızca, az Almanca, bir gıdım İtalyanca, çok İngilizce bilmek zorundasınız.

Siz Türkiye’de okuryazar olmayı kolay mı sanıyorsunuz?

Sözgelimi, her an, her yerde duyduğunuz sözcüklerin nasıl yazılacağını biliyor musunuz?

“Fiks kart” sözcüklerini nasıl yazarsınız? “Fiks kart” diye mi, “fix kart” diye mi, “fiks cart” diye mi, “fix card” diye mi?

“Şlovskiis”i, hiçbir yere bakmadan yazabilir misiniz? Hatta size “o” harfi dışında 9 sessizden oluştuğu kopyasını versem bile.

“Kwik Kopy Printer” hangi dilin özelliklerine göre yazılmış? “Kopy” böyle yazılıyorsa “Copy” nedir?

“Conbay Jeans”in ilk sözcüğü nece? “Futura Mutfak” hangi dildendir, “Gigi Zazo”? “Koçlar Centroom”daki “centroom”, “center” da değil, “centrum” da değil; peki nedir? “La mod” Fransızca mı? “Antirefle cam” nasıl bir cam türüdür? “Mydonose”, maydonoz; “chiwi”, çivi; “porttakal”, portakal mı?

Adam, “Turkcell - Vodafone” sözcüklerinin üstüne, dükkânının adını yazmış: “Güncell İletişim”… İlk sözcüğü nasıl okursunuz?

Şu kartın adını, “hattı muhabbet” diye yazıp “hatt-ı muhabbet” gibi söylüyorlar. Bu söyleyişle, Farsça kurallara göre yapılmış bir ad tamlaması kurduklarını ve “hatt-ı müdafaa”nın “savunma çizgisi” anlamına gelmesi gibi, “hatt-ı muhabbet”in de “sevgi çizgisi” anlamına geleceğini biliyorlar mı? Siz biliyor musunuz?

Şimdi daha zor bir soru: “Türk” nasıl yazılır? “TURKCELL”deki ya da “DIGITURK”taki gibi mi, “CNN TÜRK”teki gibi mi? Yoksa “Turc” ya da “Törk” diye mi?

Köylü genç kızın elindeki “poşet” (Yoksa “pochet” mi?) dedikleri naylon torbanın üstünde “Nursace” yazıyor; mağazanın adı! Bu sözcük hangi dilden? Annesinin elindeki torbanın üstünde de “Magic Staff” yazıyor. Torbanın içinde ne var?

“Fine line”yi “fayn layn” diye okudunuz diyelim, “LineAK”ı nasıl okursunuz?

Peki, “Canderel Spoonful”da, ikinci sözcüğü sormuyorum; ama ilk sözcük nasıl okunacak? “Canderel” diye mi, “kendrıl” diye mi?

“UPS’leyin”i nasıl okudunuz? “CNR”, “CNN”, “MSNBC”… Nasıl okuyorsunuz bunları? “D&R”, sözgelimi, nasıl okudunuz? Neden öyle okudunuz? Mutfak & banyo, Baklava & börek, ana & oğul arasına giren o “&” nedir? “MN & DM” nasıl okunacak peki?


“LC” harfleri yan yanaysa nasıl okunur? Yanlarına bir de “1” eklenirse? Yani, “LC1” nasıl okunur? “Le - ce - bir” diye mi, “el - si - van” diye mi? İkisi de değil. “El - si - bir” diye okunuyor. Neden?

TV kısaltmasını “ti - vi” diye okumayı nereden öğrendiniz? IMF’yi “ay - em - ef”, GSM’yi “ci - es - em” diye okuduğunuza güvenip “F tipi cezaevi”ni de “ef tipi” diye okutmaya çalışıyorlar size. Buna da uyacak mısınız? Böyle okursanız “F tipi” cezaevleri sevimli mi görünecek?

Tavşanlı otobüsünün üstünde yazan AQUASUN nasıl okunur? “Sakarya VİP”teki “VİP”, “çok önemli insan” (Ne demekse? Kim, kimden, niçin daha önemli oluyor?) sözcüklerinin İngilizcesinin (Very Important People) kısaltmasıymış ve size bunu “vi - ay - pi” diye okuttular, okudunuz. “Mersin VİF”teki “VİF” neyin kısaltması ve bunu nasıl okuyacaksınız?

Bir özel dersanenin ilanından, verdikleri kursları okuyorsunuz: “İngilizce / Muhasebe / Bilgisayar / Autocad”. Son sözcüğü “otoket” diye mi okudunuz? Nasıl bu kadar çabuk geçebildiniz Türkçeden İngilizceye?

Aynı beceriyi “special dürüm” için de göstermeniz gerek, “ekmek shop” ve “light köfte” için de… Belki de siz bu kadar becerikli olduğunuz için takıldı “dürüm”ümüzün, “ekmek”imizin başına, sonuna o sözcükler.

Keşke bu kadar becerikli, bu kadar yetenekli olmasaydınız. Belki o zaman “big bilgi”, “big para” demeye kadar vardırmayacaklardı işi.

Aynı sözcüğün bir yarısını Türkçe, öbür yarısını İngilizce yaptıklarında da sizin bu uyum sağlama, olağan karşılama yeteneğinize güveniyorlar. Başka neye güvenecekler? “Anagold” hangi dilden bir sözcüktür? “Emlakbox” nece?

“YeMc” diye bir tabela gördüğünüzde bunu nasıl oluyor da “yemek” diye okuyabiliyorsunuz? Adam, vitrinine “İn dream” diye yazdırmış. Nasıl anladınız bunun “indirim” demek olduğunu?

Tabelasına “her & shey” diye yazdıran kişiye gidip dükkânın adının hangi dilden bir sözcük olduğunu ve ne anlama geldiğini sordunuz mu? Pastanesine “Whisne” adını veren adam “vişne”ye çok mu düşkünmüş?

Dans etmeyi sever misiniz?
 
teşekürler güzl paylaşım olmuş....
 
Geri
Üst