- Katılım
- 23 May 2007
- Mesajlar
- 4,439
- Reaction score
- 0
- Puanları
- 0
METİN ÖZKAN
GÜNDEMİ kaydırmak, farklı gündemlerle kamuoyunu meşgul edip dikkatleri dağıtmak, sanal gündemlere odaklanan kamuoyundan gerçekleri kaçırmak, yaşamdaki acımasız ortamı normal gibi göstermek…
İşte aklıma ilk gelenler.
Türkiye’nin güvenliği, geleceği, ekonomisi ve demokrasisi için çok önemli gelişmeler yaşadık. Ancak hiçbiri umurumuzda olmadı. Varsa, yoksa türbanı konuştuk. Oysa sadece son bir haftada yaşananlar bile, başlı başına en öncelikli gündem maddelerimiz olmalıydı. Türban, sadece üniversiteye gidecek kızlarımızın çene altından bağlanarak başını değil, ülke gündemlerini de örtüverdi; hem de, Anadolu usulü fiyonklu bohça ile…
Ve biz yine unuttuk.
Neleri mi?
ABD’de başlayan ekonomik durgunluk, tüm dünya piyasalarını sarstı. Ülkeler, “Sorun ciddi” diyerek önlem üstüne önlem alırken yalan yok, konu bizim ülkemizde de gündeme geldi.
Ekonomi yönetimi, “Bizi çok fazla etkilemez” dedi, Merkez Bankası faizlerle oynadı ve krizi bitirdi.
Vatandaş, çok umursamadı bile.
Çünkü onlar türbanı konuştu. ABD’de yaşanan bir başka ilginç gelişme daha vardı. Demokrat Parti’nin Başkan aday adaylarından Obama ile Clinton “Göreve gelirsek Ermeni soykırımını tanıyacağız” dediler. Umurumuzda mı? Çünkü biz türbanı konuşuyoruz.
Sorunlar türban altı!
TÜRKİYE, bir yandan AB ile tam üyelik müzakereleri yaparken, diğer taraftan AB’nin en büyük iki ülkesinin liderlerinden kafa karıştıran açıklamalar geldi. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, “Türkiye’nin Avrupa’da yeri yoktur. Türkiye’nin küçük Asya’da olduğunu kastediyorum. Türkiye, imtiyazlı ortaklık statüsünden yararlanmalı” dedi. Almanya Başbakanı Angela Merkel de, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduğunu yineleyerek, “Türkiye’ye tam üyelik değil, imtiyazlı ortaklık teklifi götürmek istiyoruz” ifadesini kullandı. Bunlarla da yetinmediler; Fransa’da iktidar partisi UMP’nin bir grup milletvekili “Suriye, Irak ve Azerbaycan ile sınırı olan Türkiye, AB üyesi olamaz. Sınırsız bir Avrupa, siyasal Avrupa düşüncesinin ölümü demek” değerlendirmesini yaptılar. Kısacası, Türkiye’nin, milli politika olarak uyguladığı ve son yarım asrına damga vurulan AB geleceği iki kaprisli lider yüzünden bağlanıyor.
Ancak bu bağlama da, türbanın çene altından bağlanıp bağlanmama tartışmasına kurban gidiyor.
İran, tüm anlaşmaları göz ardı ederek, ‘Vereceğim’ demesine rağmen günlerce doğalgazı kesti. Şimdi akıyor ancak o günlerin hesabı ne oldu? Yarın yine aynı şeyi yapmayacağı ne malum? En ufak bir siyasi krizde, ‘Gazınızı kesiyorum’ derse, Türkiye’nin elinde bir koz var mı?
Ses yok!…
Türkiye bu konu yerine başını örtecek türbanın Türkiye’yi karanlık günlere götürüp götürmeyeceğini tartışırken, başımıza örülen doğalgaz krizinin Türkiye’yi karanlığa götürüp götürmeyeceğini de türban altı etti.
Anadolu usulü!
SINIR ötesi operasyonlar başlarken, anlık istihbarat verileceği ve teröristlerin yakalanarak teslim edileceği söylendi. Operasyonlar başladı, kamplar birer birer boşaldı.
Peki bu kamplardan kaçan teröristlerden kaçı yakalandı?
Liderleri nerede?
Peşmerge tarafından tedavi edilen yaralılar Türkiyeye verilecek mi?
Türbanda hakkın verilip verilmeyeceği günlerce tartışılıyor ama teröristlerin verilip verilmeyeceği yine türban altı ediliyor.
Fener Rum Patrikhanesi ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun statüsü konusunda, Lozan Anlaşması’yla öngörülen sınırların da dışına çıkılarak farklı formüller gündeme getiriliyor.
Patrikhane “Ekümenik” ilan edilmeye çalışılırken. hükümet yetkililerinden çelişkili açıklamalar geliyor.
Türbandaki çelişkiler tartışılırken, buradaki çelişkiler türban altı edildi.
Anayasa değişikliği ve TCK 301. maddedeki düzenlemenin Aralık ayı sonunda hazır olduğu söylenmişti; ancak Şubat ayına girdik, hala net bir açıklama yok. Bu kadar köklü değişiklik getiren ve tüm Türkiye’yi ilgilendiren meseleler gözardı edilmiş durumda.
Neden?
Anayasa Mahkemesi’nin ve AİHM’in daha önce karar verdiği; ancak yeniden düzenlenerek farklı yollar denenen türban yüzünden.
Şimdi türban örtülecek mi, örtülmeyecek mi diye düşünmeye gerek yok…
Çünkü örttü bile.
Üstelik öyle bir örttü ki, gündemi ve gelişmeleri göremez olduk.
Yani planlar türbanın altına gizlenip üzerine birde fiyonk atıldı; hem de Anadolu usulü!
GÜNDEMİ kaydırmak, farklı gündemlerle kamuoyunu meşgul edip dikkatleri dağıtmak, sanal gündemlere odaklanan kamuoyundan gerçekleri kaçırmak, yaşamdaki acımasız ortamı normal gibi göstermek…
İşte aklıma ilk gelenler.
Türkiye’nin güvenliği, geleceği, ekonomisi ve demokrasisi için çok önemli gelişmeler yaşadık. Ancak hiçbiri umurumuzda olmadı. Varsa, yoksa türbanı konuştuk. Oysa sadece son bir haftada yaşananlar bile, başlı başına en öncelikli gündem maddelerimiz olmalıydı. Türban, sadece üniversiteye gidecek kızlarımızın çene altından bağlanarak başını değil, ülke gündemlerini de örtüverdi; hem de, Anadolu usulü fiyonklu bohça ile…
Ve biz yine unuttuk.
Neleri mi?
ABD’de başlayan ekonomik durgunluk, tüm dünya piyasalarını sarstı. Ülkeler, “Sorun ciddi” diyerek önlem üstüne önlem alırken yalan yok, konu bizim ülkemizde de gündeme geldi.
Ekonomi yönetimi, “Bizi çok fazla etkilemez” dedi, Merkez Bankası faizlerle oynadı ve krizi bitirdi.
Vatandaş, çok umursamadı bile.
Çünkü onlar türbanı konuştu. ABD’de yaşanan bir başka ilginç gelişme daha vardı. Demokrat Parti’nin Başkan aday adaylarından Obama ile Clinton “Göreve gelirsek Ermeni soykırımını tanıyacağız” dediler. Umurumuzda mı? Çünkü biz türbanı konuşuyoruz.
Sorunlar türban altı!
TÜRKİYE, bir yandan AB ile tam üyelik müzakereleri yaparken, diğer taraftan AB’nin en büyük iki ülkesinin liderlerinden kafa karıştıran açıklamalar geldi. Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, “Türkiye’nin Avrupa’da yeri yoktur. Türkiye’nin küçük Asya’da olduğunu kastediyorum. Türkiye, imtiyazlı ortaklık statüsünden yararlanmalı” dedi. Almanya Başbakanı Angela Merkel de, Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduğunu yineleyerek, “Türkiye’ye tam üyelik değil, imtiyazlı ortaklık teklifi götürmek istiyoruz” ifadesini kullandı. Bunlarla da yetinmediler; Fransa’da iktidar partisi UMP’nin bir grup milletvekili “Suriye, Irak ve Azerbaycan ile sınırı olan Türkiye, AB üyesi olamaz. Sınırsız bir Avrupa, siyasal Avrupa düşüncesinin ölümü demek” değerlendirmesini yaptılar. Kısacası, Türkiye’nin, milli politika olarak uyguladığı ve son yarım asrına damga vurulan AB geleceği iki kaprisli lider yüzünden bağlanıyor.
Ancak bu bağlama da, türbanın çene altından bağlanıp bağlanmama tartışmasına kurban gidiyor.
İran, tüm anlaşmaları göz ardı ederek, ‘Vereceğim’ demesine rağmen günlerce doğalgazı kesti. Şimdi akıyor ancak o günlerin hesabı ne oldu? Yarın yine aynı şeyi yapmayacağı ne malum? En ufak bir siyasi krizde, ‘Gazınızı kesiyorum’ derse, Türkiye’nin elinde bir koz var mı?
Ses yok!…
Türkiye bu konu yerine başını örtecek türbanın Türkiye’yi karanlık günlere götürüp götürmeyeceğini tartışırken, başımıza örülen doğalgaz krizinin Türkiye’yi karanlığa götürüp götürmeyeceğini de türban altı etti.
Anadolu usulü!
SINIR ötesi operasyonlar başlarken, anlık istihbarat verileceği ve teröristlerin yakalanarak teslim edileceği söylendi. Operasyonlar başladı, kamplar birer birer boşaldı.
Peki bu kamplardan kaçan teröristlerden kaçı yakalandı?
Liderleri nerede?
Peşmerge tarafından tedavi edilen yaralılar Türkiyeye verilecek mi?
Türbanda hakkın verilip verilmeyeceği günlerce tartışılıyor ama teröristlerin verilip verilmeyeceği yine türban altı ediliyor.
Fener Rum Patrikhanesi ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun statüsü konusunda, Lozan Anlaşması’yla öngörülen sınırların da dışına çıkılarak farklı formüller gündeme getiriliyor.
Patrikhane “Ekümenik” ilan edilmeye çalışılırken. hükümet yetkililerinden çelişkili açıklamalar geliyor.
Türbandaki çelişkiler tartışılırken, buradaki çelişkiler türban altı edildi.
Anayasa değişikliği ve TCK 301. maddedeki düzenlemenin Aralık ayı sonunda hazır olduğu söylenmişti; ancak Şubat ayına girdik, hala net bir açıklama yok. Bu kadar köklü değişiklik getiren ve tüm Türkiye’yi ilgilendiren meseleler gözardı edilmiş durumda.
Neden?
Anayasa Mahkemesi’nin ve AİHM’in daha önce karar verdiği; ancak yeniden düzenlenerek farklı yollar denenen türban yüzünden.
Şimdi türban örtülecek mi, örtülmeyecek mi diye düşünmeye gerek yok…
Çünkü örttü bile.
Üstelik öyle bir örttü ki, gündemi ve gelişmeleri göremez olduk.
Yani planlar türbanın altına gizlenip üzerine birde fiyonk atıldı; hem de Anadolu usulü!