- Katılım
- 6 Mar 2007
- Mesajlar
- 5,674
- Reaction score
- 0
- Puanları
- 0
Tarhan bey ispatlasın bu işi bırakırım
Ünlü araştırmacı Adil Gür, Konda anketinde örneklem hatası olduğunu söyledi
A&G Araştırma’nın sahibi Adil Gür, Konda’nın ‘türban’ araştırmasında sonuçların gerçekçi olmadığını söylüyor. ‘Düzenli oruç tutanların yüzde 82,5, beş vakit namaz kılanların yüzde 43,9, düzenli camiye gidenlerin nüfusa oranının yüzde 24 olduğunu ispat etsinler ben bu işi bırakırım’ diyor
Konda’nın anketi ‘son 4 yılda türbanlı sayısı yüzde 4 arttı’ diyor. Oysa sizin anketiniz yüzde 2.9 azalma olduğunu ortaya koymuştu. TESEV’in çalışması da öyle. Sosyolojik değişimler bu kadar hızlı olamayacağına göre sonuçlar arasındaki bu fark, anketlerin yanılma payı içinde değerlendirilebilir mi?
ÖRNEKLEM YANLIŞ
Bu farkın nedeni ne peki?
Bir araştırmanın 3 ayağı vardır.
1) Örneklemin doğru yapılması
2) Anketörlerin doğru seçilmesi, denek görüşmelerinin doğru yapılması
3) Soruların yönlendirici olmaması ve sonuçların doğru yorumlanması.
Bir haftadır Türkiye bunu tartışıyor ama kimse araştırmayı incelemiyor. Bana göre kesinlikle örneklem yanlıştır.
Örnek verir misiniz?
Konda’ya göre düzenli oruç tutuyorum diyenlerin oranı yüzde 82,5, beş vakit namaz kılarım diyenler yüzde 43,9, düzenli camiye giderim diyenler yüzde 24. Diyanet İşleri Başkanlığı’na sordum. Türkiye’de 78 bin 608 cami var. Bunun 40 bini köylerde. Kadınların camiye gitmediği gerçeği -ve anketteki hatalı soru bir yana- bu durumda, her gün düzenli olarak 5 buçuk, 6 milyon kişinin camiye gitmesi gerek. Bu rakam camilere dağıtılsa her camide vakit namazlarında en az 70, 80 kişinin olması gerek. Oysa Sultanahmet’te bile cemaat iki saf.
Yani?
Konda’nın görüştüğü denekler içinde dindarlar çok fazladır. Yüzde 82,5’un oruç tuttuğu, yüzde 44’ün düzenli namaz kıldığı bir araştırmada yüzde 16 türbanın çıkması az bile. Örneklem yanlış.
Tarhan Erdem neden böyle bir hata yapsın?
Araştırmanın en önemli ayağı sahadır. Edirne’de, Bitlis’te, Kars’ta Samsun’da sahayı kontrol etmeniz, örneklemde pek çok kriteri değerlendirmeniz gerek. Kendisi yaşı itibariyle... Kendileriyle ilgili de olmayabilir. Anketörü doğru adrese gönderseniz de o gördüğü her örtülüye, sakallıya sormuş, cevabı etkilemiş olabilir. Veya anketteki sorular yanıltıyor olabilir. Bunlar ihtimaller. Bana göre Türkiye’de örtünenlerin artması, hele de muhafazakar iktidar zamanında hiç mümkün değildir.
Neden mümkün olmasın?
Bu iş etki tepki meselesidir. Deniyor ki Türkiye’de muhafazakarlık yükseldiği için dindarlık ve örtünenler artıyor. Evet, bizim araştırmalarımız da kendini muhafazakar olarak tanımlayanların oranı artıyor ama muhafazakar olmak dinin emirlerini yerine getirmek için yeterli değil. Dindarlığın artması için olağanüstü şartların oluşması lazım. Türkiye 1999-2000’de daha dindardı çünkü 17 Ağustos depremi yaşanmıştı. Yani Türkiye’de dindarlık artmıyor. Araştırmalarımızda 99’dan bugüne oruç tutanların, namaz kılanların, başını örtenlerin oranında düşüş olduğunu görüyoruz biz.
ORAN AZ BİLE ÇIKMIŞ!
Anketlerin siyasi amaçlı kullanılması mümkün mü?
Hiç şahit olmadım. Bilirim ki Sayın Tarhan Erdem de böyle bir şeye asla alet olmaz. Ama hiç kimse yapmıyor da diyemem. Mesela seçim dönemlerinde...
Sizin anketiniz yayınlandığında gündemde ‘Malezya olacak mıyız’ tartışması vardı ve türbanlı sayısının azaldığı sonucuna bakıp ‘Elbette olmayacağız’ dendi, nabız düştü. Şimdi gündemde YÖK ve Anayasa tartışmaları var. Konda’nın araştırması bugün siyaseten ne diyor?
Bu araştırmaya kadar türbanla ilgili ciddi bir gündem yoktu. Böyle bir zamanda yayınlanmasını manidar bulanlar var, bilemem. Ama ben yasak kalktığında ülkede örtünenlerin, üniversitede türbanlıların artacağını değil azalacağını düşünüyorum.
ANKETLER DE YALAN SÖYLER
Anketler yalan söyler mi?
Mesela ‘Kızınız zengin yakışıklı biriyle mi, beş parasız bir aptalla mı evlensin’ diye sorarsanız, yalan söyler. Yalanı söyleten de yapan, yaptırandır.
Anketi yaptıran, anketi yapacak şirketi böyle yönlendirir mi? ‘Bize şöyle bir sonuç lazım, bize bunu ver’ der mi?
20 yılı aşkın bir süredir sektördeyim, kimse söylemedi bunu bana, söyleyemedi. Tanıdığım Erdem’e de söyleyemezler. Başkasına söylerler mi, bilemem.
Emine Beder’in örtüsü türban
Türban ve başörtüsü farklı muameleye tabi biliyorsunuz. Aralarındaki fark ne?
Tarhan Erdem araştırmasını yayınlarken ‘aradaki fark etekle pantolon gibidir’ dedi ama ben katılmıyorum. Bunu tespit etmek çok zordur. Bugün bir bardak suda fırtınalar koparılmasına rağmen tartışılan türban değildir. Türban tarifi İhsan Doğramacı YÖK başkanıyken üniversitelere gönderdiği genelgeyle ortaya çıktı. Tarifi yapılan türban, kulakları ve çeneyi açık bırakacak şekilde arkada bağlanan örtünün adıdır. Bugün türban denilen örtü ise türban değildir. Gerçek türban Emine Beder’in örtüsüdür.
Yasak kalkınca türban azalır
Neden hep sayılanlar, işaretlenenler, araştırılanlar başını örtenler oluyor?
Başını örtenlerle, açıkları da sayıyoruz. 2003’te her 100 kadından 36’sı açıktı, 2007’de azaldı, 39 oldu. Eğitim, iş hayatı, aylık gelir etkili. Eleştirileceğim ama para insanları bozuyor! Daha çok esniyorlar çünkü. Sosyoekonomik statü yükseldikçe dini görevleri yerine getirenlerin oranı azalıyor, azalacak da. Örtünenler de azalacak.
Fadime Özkan
kısaltılarak alıntı edilmiştir.
star gazetesi 10/12/2007
Ünlü araştırmacı Adil Gür, Konda anketinde örneklem hatası olduğunu söyledi
A&G Araştırma’nın sahibi Adil Gür, Konda’nın ‘türban’ araştırmasında sonuçların gerçekçi olmadığını söylüyor. ‘Düzenli oruç tutanların yüzde 82,5, beş vakit namaz kılanların yüzde 43,9, düzenli camiye gidenlerin nüfusa oranının yüzde 24 olduğunu ispat etsinler ben bu işi bırakırım’ diyor
Konda’nın anketi ‘son 4 yılda türbanlı sayısı yüzde 4 arttı’ diyor. Oysa sizin anketiniz yüzde 2.9 azalma olduğunu ortaya koymuştu. TESEV’in çalışması da öyle. Sosyolojik değişimler bu kadar hızlı olamayacağına göre sonuçlar arasındaki bu fark, anketlerin yanılma payı içinde değerlendirilebilir mi?
ÖRNEKLEM YANLIŞ
Bu farkın nedeni ne peki?
Bir araştırmanın 3 ayağı vardır.
1) Örneklemin doğru yapılması
2) Anketörlerin doğru seçilmesi, denek görüşmelerinin doğru yapılması
3) Soruların yönlendirici olmaması ve sonuçların doğru yorumlanması.
Bir haftadır Türkiye bunu tartışıyor ama kimse araştırmayı incelemiyor. Bana göre kesinlikle örneklem yanlıştır.
Örnek verir misiniz?
Konda’ya göre düzenli oruç tutuyorum diyenlerin oranı yüzde 82,5, beş vakit namaz kılarım diyenler yüzde 43,9, düzenli camiye giderim diyenler yüzde 24. Diyanet İşleri Başkanlığı’na sordum. Türkiye’de 78 bin 608 cami var. Bunun 40 bini köylerde. Kadınların camiye gitmediği gerçeği -ve anketteki hatalı soru bir yana- bu durumda, her gün düzenli olarak 5 buçuk, 6 milyon kişinin camiye gitmesi gerek. Bu rakam camilere dağıtılsa her camide vakit namazlarında en az 70, 80 kişinin olması gerek. Oysa Sultanahmet’te bile cemaat iki saf.
Yani?
Konda’nın görüştüğü denekler içinde dindarlar çok fazladır. Yüzde 82,5’un oruç tuttuğu, yüzde 44’ün düzenli namaz kıldığı bir araştırmada yüzde 16 türbanın çıkması az bile. Örneklem yanlış.
Tarhan Erdem neden böyle bir hata yapsın?
Araştırmanın en önemli ayağı sahadır. Edirne’de, Bitlis’te, Kars’ta Samsun’da sahayı kontrol etmeniz, örneklemde pek çok kriteri değerlendirmeniz gerek. Kendisi yaşı itibariyle... Kendileriyle ilgili de olmayabilir. Anketörü doğru adrese gönderseniz de o gördüğü her örtülüye, sakallıya sormuş, cevabı etkilemiş olabilir. Veya anketteki sorular yanıltıyor olabilir. Bunlar ihtimaller. Bana göre Türkiye’de örtünenlerin artması, hele de muhafazakar iktidar zamanında hiç mümkün değildir.
Neden mümkün olmasın?
Bu iş etki tepki meselesidir. Deniyor ki Türkiye’de muhafazakarlık yükseldiği için dindarlık ve örtünenler artıyor. Evet, bizim araştırmalarımız da kendini muhafazakar olarak tanımlayanların oranı artıyor ama muhafazakar olmak dinin emirlerini yerine getirmek için yeterli değil. Dindarlığın artması için olağanüstü şartların oluşması lazım. Türkiye 1999-2000’de daha dindardı çünkü 17 Ağustos depremi yaşanmıştı. Yani Türkiye’de dindarlık artmıyor. Araştırmalarımızda 99’dan bugüne oruç tutanların, namaz kılanların, başını örtenlerin oranında düşüş olduğunu görüyoruz biz.
ORAN AZ BİLE ÇIKMIŞ!
Anketlerin siyasi amaçlı kullanılması mümkün mü?
Hiç şahit olmadım. Bilirim ki Sayın Tarhan Erdem de böyle bir şeye asla alet olmaz. Ama hiç kimse yapmıyor da diyemem. Mesela seçim dönemlerinde...
Sizin anketiniz yayınlandığında gündemde ‘Malezya olacak mıyız’ tartışması vardı ve türbanlı sayısının azaldığı sonucuna bakıp ‘Elbette olmayacağız’ dendi, nabız düştü. Şimdi gündemde YÖK ve Anayasa tartışmaları var. Konda’nın araştırması bugün siyaseten ne diyor?
Bu araştırmaya kadar türbanla ilgili ciddi bir gündem yoktu. Böyle bir zamanda yayınlanmasını manidar bulanlar var, bilemem. Ama ben yasak kalktığında ülkede örtünenlerin, üniversitede türbanlıların artacağını değil azalacağını düşünüyorum.
ANKETLER DE YALAN SÖYLER
Anketler yalan söyler mi?
Mesela ‘Kızınız zengin yakışıklı biriyle mi, beş parasız bir aptalla mı evlensin’ diye sorarsanız, yalan söyler. Yalanı söyleten de yapan, yaptırandır.
Anketi yaptıran, anketi yapacak şirketi böyle yönlendirir mi? ‘Bize şöyle bir sonuç lazım, bize bunu ver’ der mi?
20 yılı aşkın bir süredir sektördeyim, kimse söylemedi bunu bana, söyleyemedi. Tanıdığım Erdem’e de söyleyemezler. Başkasına söylerler mi, bilemem.
Emine Beder’in örtüsü türban
Türban ve başörtüsü farklı muameleye tabi biliyorsunuz. Aralarındaki fark ne?
Tarhan Erdem araştırmasını yayınlarken ‘aradaki fark etekle pantolon gibidir’ dedi ama ben katılmıyorum. Bunu tespit etmek çok zordur. Bugün bir bardak suda fırtınalar koparılmasına rağmen tartışılan türban değildir. Türban tarifi İhsan Doğramacı YÖK başkanıyken üniversitelere gönderdiği genelgeyle ortaya çıktı. Tarifi yapılan türban, kulakları ve çeneyi açık bırakacak şekilde arkada bağlanan örtünün adıdır. Bugün türban denilen örtü ise türban değildir. Gerçek türban Emine Beder’in örtüsüdür.
Yasak kalkınca türban azalır
Neden hep sayılanlar, işaretlenenler, araştırılanlar başını örtenler oluyor?
Başını örtenlerle, açıkları da sayıyoruz. 2003’te her 100 kadından 36’sı açıktı, 2007’de azaldı, 39 oldu. Eğitim, iş hayatı, aylık gelir etkili. Eleştirileceğim ama para insanları bozuyor! Daha çok esniyorlar çünkü. Sosyoekonomik statü yükseldikçe dini görevleri yerine getirenlerin oranı azalıyor, azalacak da. Örtünenler de azalacak.
Fadime Özkan
kısaltılarak alıntı edilmiştir.
star gazetesi 10/12/2007