Müslümanlar mağlup olmadı, sapan taşları mağlup oldu!..

-HaKiKaT-

Altın Üye
Altın Üye
Katılım
22 Haz 2007
Mesajlar
10,386
Reaction score
0
Puanları
0
gazze_israil_tas.jpg

Madrid'de boğa güreşlerini seyrettim. Eğer ikinci boğa, birinci boğanın başına gelen felaketleri bilseydi matadorun elinde oyuncak olmazdı.
Endülüs Emevi devleti, tevaif-i mülükle (mülkün parçalanıp her aşiretin kendini devlet ilân etmesi) beyliklere bölününce İspanyollar onları teker teker yuttu.

Bugünkü İslam ülkeleri de tevaif-i mülük gibi... İttihad-ı İslam olmazsa İslamiyet'i korumak zordur. İslam milleti tabiri yeniden gündeme gelmeli.

Gazze'de İsrail, Müslümanları ateşli silahlarla vuruyor. Öyleyse hatamız anlaşıldı. Ekonomide kalkınmamız lazımdı. O ekonomik güçle silahlanırken, onlar bize savaş açamazdı.

Siyonizmin yapısında tahribat vardır. Siyonizm, istilacı emeller peşindedir. Hiçbir hak ve hukuku tanımadan, dinlemeden hasım olarak gördükleri ve öyle kabul ettikleri milletlerin topraklarını bir anda istila eder ve bir anda dünyanın en büyük zulmünü irtikâpta (kötü bir iş işlemekte) herhangi bir mahzur görmez. Hakkı olmadığı topraklara harp bahanesiyle konup hudutlarını genişletmek, Ortadoğu'yu toptan ele geçirmek istemiştir. İsrail, topraklarına sığmıyor. Gazze'ye saldırırken gayesi, topraklarını genişletmek. İşgal ettiği yerlerde maden var, petrol var.

Esasen İsrail, bunun planını yıllar evvel yapmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalamak için çok uğraşmış, bu uğurda milyonlar sarf etmiş, fakat Sultan Abdülhamid Han Hazretleri, onların bu tasavvurlarını yakinen bildiği için fırsat vermemiş, Filistin topraklarına yerleşme gayretlerini bertaraf etmiştir.

Lakin gafil başlar, sonradan Yahudi oyunlarının iç yüzünü idrak edemediği için imparatorluğun parçalanmasına, Yahudilerin Filistin topraklarına yerleşmesine yol açmıştır. Bütün İslam memleketlerinin şiddetli muhalefetine rağmen evvela şu veya bu şekilde girdiği Filistin toprakları üzerinde Yahudi, devletini kurup istiklalini ilan edince, yeryüzündeki bütün Yahudileri harekete geçirmiş ve genişletmeyi düşünmüş ve bu rüyası uğruna harp sanayiine çok fazla ehemmiyet vermiştir. Dünyanın en modern silahlarını, nakil vasıtalarını satın alabilmiş, Filistin topraklarında büyük yığınaklar yapmıştır.

Geçmiş yıllarda Filistinli bir genç geldi, "Bana iş verir misin?" dedi. Olur, dedim. Ona iş öğrettim, işini gayet güzel öğrenmişti. Bir zaman sonra, "Ben gidiyorum" dedi. "Milletim savaşırken ben burada çalışamam." Dedim ki; "Gitme, senin Arapçan var, İngilizceni de ilerlet. Türkiye'de tahsili tamamla, öğretmen ol. Millete gerçekleri anlat. Gazetelere yazı yaz... Filistin halkının hukukunu böyle korursun!" Hayır, dedi ve gitti. Tahmin ederim, bir kurşunla öldü. Hâlbuki benim dediğimi yapsaydı devamlı savaşacaktı.

Müslümanlar İslam'ı yanlış anladı. Teknolojiyi dinin dışına attılar. Bu kafaların artık değişmesi lazım! Maddî kalkınma olmadan hiçbir şey olmaz!

Mustafa İslamoğlu'nun 'Yahudileşme Temayülü' diye bir kitabı vardır. Çok beğenirim o kitabı. Kitapta diyor ki hocam; "Bugün, kendi nefislerimizde olan Yahudileşme temayülü sonucunda ümmet olarak geldiğimiz vahim nokta ortada. Ümmetin kıyameti Yahudileşme sonucunda koptu." Yahudiler ne yapıyor? Mal biriktiriyor. Evler, binalar, arsalar...

Sahabenin yaşadığı İslam'ı yaşasak, yardımlaşma derneklerine haber veririz; "falan yerdeki arsam sizin, filan yerde evim var, gidin alın".

Amma biz ne yapıyoruz, "yaz gelse de köyüme gitsem, ağaçların gölgesinde otursam..." Nefsimizin emrini Allah'ın emrinden üstün tutuyoruz.

Din hayatın hayatı, hem nuru hem esası, ihya-ı dinle olur, bu milletin ihyası...

HEKİMOĞLU İSMAİL
Zaman
24 Ocak 2009, Cumartesi
 
Allah (c.c.) razı olsun, çok yerinde bir konuya değinmişsin.
Konuda yardımlaşma geçince aklıma gelen bir zatı muhterem var.
"Selman-ı Farisi hazretleri Hazret-i Ömer zamanında Medayin valisi iken otuz bin kişiye hutbe okuduğu zaman yanında da iki parçadan müteşekkil bir hırka vardı.
Hırkasının bir parçasını namazlık olarak serer namaz kılar, diğer parçasını da giyerdi. Ondan başka hiçbir elbisesi yoktu. Vali olduğu için kendisine maaş verildi.
Maaşını aldığı zaman ondan hiçbir şey harcamaz hepsini fakirlere dağıtırdı.
Kendi emeği ile geçinirdi. Topraktan tabak çanak yapar üç dirheme satardı. Onun bir dirhemi ile bir daha tabak yapmak için malzeme alır, bir dirhemini sadaka verir, bir dirhemiyle de evinin ihtiyacı olan şeyler alırdı."
 
Geri
Üst