Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Gazete HABERTÜRK’ün, Münevver Karabulut’un katil zanlısı Cem Garipoğlu’nun yakalanması için kurduğu 30 bin TL ödüllü hatta ilginç bir ihbar geldi. İhbarda, “Estetik ameliyat olan Cem Garipoğlu, Rusya’nın Voronej kentinde ailesine ait rakı fabrikasında saklanıyor” denildi.
GAZETE HABERTÜRK
İSTANBUL’da 3 Mart’ta öldürülen 18 yaşındaki Münevver Karabulut’un katil zanlısı Cem Garipoğlu, olayın üzerinden 79 gün geçmesine rağmen yakalanmış değil. Gazete HABERTÜRK’ün, yakalanması için 30 bin TL ödüllü ihbar hattı kurduğu Cem Garipoğlu’nun, Rusya’da ailesine ait bir rakı fabrikasında saklandığı öne
sürüldü. Gazete HABERTÜRK’e ulaşan sayısız ihbarlardan bir tanesinde; yurtdışından gelen bir estetisyenin Türkiye’deki özel bir hastanede Cem Garipoğlu’nu ameliyat ettiği, Garipoğlu’nun yeni yüzü ve pasaportuyla Rusya’ya kaçırıldığı ve Voronej şehrindeki ailesine ait alkol fabrikasında işçi olarak çalışmaya başladığı öne sürüldü. Öte yandan İstanbul Emniyet Müdürlüğü,
zanlı Cem Garipoğlu’nun fotoğraflarını il emniyet müdürlükleri ve sınır kapılarına
gönderdi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün 81 il emniyet müdürlüğü ve sınır kapılarına gönderdiği resmi yazıda, Cem Garipoğlu’nun yakalanması için çalışmaların sürdüğü kaydedildi. Garipoğlu ile ilgili ayrıntılı kimlik bilgilerinin
de gönderildiği belirtilen resmi yazıda, yakalama evrakıyla Garipoğlu’nun fotoğraflarının da emniyet birimleri, havalimanları ve sınır kapılarına asılması
istendi.
‘CERRAH YARGILANSIN’
Çağdaş Hukukçular Derneği Kadın Hakları Komisyonu üyeleri ise, Münevver Karabulut’un ailesini “Onlar da kızlarına sahip çıksalardı” sözleriyle eleştiren
İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah hakkında suç duyurusunda bulundu.
Kadınlar, Cerrah’ın “görevi ihmal”, “suçu ve suçluyu övmek” suçlarından
yargılanmasını istedi. İstanbul Adliyesi önünde dün öğle saatlerinde buluşan Çağdaş Hukukçular Derneği Kadın Hakları Komisyonu üyesi yaklaşık 15
kadın, katil zanlısı Cem Garipoğlu’nun derhal yakalanmasını, Celalettin Cerrah’ın özür dilemesini istedi.
‘ONUN İŞİ KATİLİ BULMAK’
Kadınlar adına açıklamayı, Sezin Uçar yaptı. Uçar, “Hangi saatte ve nerede olursa olsun kadınların güvenliğini sağlamak ve özgürlüklerini güvence altına
almakla görevli bir makamın görevini yerine getirmemesi dehşet vericiyken, Celalettin Cerrah’ın, saldırganları kadınlara şiddet uygulamaya cesaretlendiren sözleri kabul edilemez. Bugüne kadar Cem Garipoğlu’nu saklayanlar ne
kadar suçlu ise kollayanlar da aynı derecede suçlu; aynı suçun işlenmesini teşvik ediyorlar” dedi. Cerrah’ın açıklamalarının kadınları eve hapsetmeye çalışan
bir zihniyetin ürünü olduğunu savunan Sezin Uçar, “Celalettin Cerrah, suçluları yakalamak yerine ebeveynleri çocuklara karşı kışkırtmaktadır. Üzerindeki
sorumluluğu atma çabası bir yana sokakların kadınlar için de bir hak olduğu gerçeğini tersine çevirip kadınları evlere hapsetmeye çalışan bir zihniyetin ürünüdür” diye konuştu. “Bir kadının vahşice katledilmesi ile eve giriş saati
arasında bir bağ kurulamayacağını” vurgulayan Uçar, bir emniyet müdürünün
görevinin insanların yaşam biçimlerini değerlendirmek değil, katil zanlısını bulmak olduğuna dikkat çekti. Sezin Uçar, Münevver’in katil zanlısı Cem Garipoğlu’nun 79
gündür bulunamamış olmasının genç kızın yakınlarında ve toplumda katil zanlısının korunduğu duygusunu uyandırdığını söyledi; “Zanlının ailesinin sosyal - ekonomik konumu ve yetkililerin olayın mağdurlarını suçlayıcı açıklamaları da bu duyguyu beslemektedir” dedi.
Türkiye'nin gündemine Şehriban Coşkunfırat'ın öldürülmesiyle gelen satanizm akımından sonra gençler arasında şimdi de vampirizm modası çıktı.
İnternet üzerinden buluşan gençler, kan simsarlarından aldıkları kanla ayin yapıyor.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü kendilerini 'vampirist' olarak tanımlayan gençlerin kurduğu internet sitelerini merceğine aldı.
Gençler arasında yaygınlaşan bu akıma katılanlar bir gün 'vampirler'in geleceğine ve kendilerinin de vampire dönüşeceğine inanıyor. Kimliklerini deşifre etmek istemedikleri için ayinlerini de güvendikleri insanlarla, küçük gruplar halinde düzenliyorlar.
Yaklaşık 40 site üzerinden haberleşen gençlerin sayısı 1800'ü buldu. Üst düzey bir Emniyet yetkilisi ise konuyla ilgili şunları söyledi; 'Satanist gruplar dağıldı. Şimdi yeni tehlike vampirist gruplar. Hareketleri inceleniyor. Kendi aralarında yaptıkları yazışmalar korkutucu boyutta. Şu ana kadar her hangi bir olaya karıştıklarını tespit etmedik. Özellikle gençlerimiz bu tip sapkınlıklara kanmamalılar' diye konuştu.
50 TL'YE KAN ALIYORLAR
Bir gün gerçek bir vampirin kendisini ısırmasını bekleyen gençlerden 25 yaşındaki A.K., vampirizmi ve ayinlerini AKŞAM'a anlattı. Grafik tasarımcısı olarak çalışan, Bakırköy'de oturan 25 yaşındaki A. K. 'Bizim inancımıza göre ilk vampir kardeşini öldüren Adem'in büyük oğlu Kabil'dir. Ona af dilemesi istendiğinde o bu affı kabul etmedi ve kendisine kendi ırkının kanını içmek ve güneşi görememe cezası verildi. Bizim atamız Kabil'dir. Vampirler gelip bizi ısıracak. Ayin için haftada bir yalnız yaşayan bir arkadaşımızın evinde toplanıyoruz. Havanın kararması ile birlikte ışıkları söndürerek yere çizdiğimiz pentagram etrafına oturuyoruz. Ayinlerimiz iki kız, üç erkek toplam beş kişiden oluşuyor. Her birimiz pentagramın bir kenarına oturuyoruz. Sonra büyük hastanelerin önündeki kan simsarlarından 50 TL karşılığı aldığımız kanları sıra ile kadehlere dökerek içiyoruz. Düzenlediğimiz ayinlerde gerçek bir vampirin bir gün mutlaka gelip bizi ısırmasını diliyoruz. O zaman biz vampire ait biri olacağımıza inanıyoruz.
Vampiristlerin inanışlarından hareketle bu kişilik yapısına yönelik değerlendirmede bulunan psikiyatrlar, bunun sapkın bir davranış olduğunu belirterek, bu kişilerin tedavi görmesi gerektiğini belirttiler.
İstanbul Valisi Muammer Güler, Münevver Karabulut cinayetine ilişkin yaptığı açıklamada, "Kim olursa olsun, kimin oğlu olursa olsun bu kişinin statüsü, maddi durumu asla bu soruşturmanın hassasiyeti konusunda güvenlik güçleri üzerinde bir etki yapmaz. Garipoğlu Ailesi için bu çocuğun adalete teslim edilmesi bir manevi mükellefiyettir. Gelsin, adaletin gerçekleşmesi için yardımcı olsun" dedi.
Cinayet sonrasına ilişkin bir görüntü bulunduğunu fakat görüntüyü izlemediğini de belirten İstanbul Valisi Muammer Güler, "İstanbul'da 2000 yılından bu yana 4 binin üzerinde cinayet işlendi. Faillerin yakalanması konusunda hiçbir oran yüzde 90'ın altına düşmemiştir" diye konuştu.
Münevver Karabulut cinayetine ilişkin soruları yanıtlayan Vali Güler, adli soruşturmanın devam ettiğini belirterek, olayın kamuoyuna mal olması, sürekli bu konuyla ilgili değerlendirmeler yapılması ve ailesinin de içinde bulundukları acılı ortamı hesaba katarak kendisinin de konuyla birebir ilgilendiğini söyledi. Vali Güler, "İçişleri Bakanı da olayı takip ediyor. Hunharca işlenmiş bir cinayet, kamuoyunda son derece etki yarattı. Bu olaydan alınacak dersler var. Basın için dersler var, emniyet için dersler var, bizim için dersler var. Ailelerimiz ve çocuklarımız için dersler var. Çocuklarımızın zararlı alışkanlardan korunması için alınan tedbirlerin ne derece önemli olduğunu bize hatırlatan yönleri var.
FAİL 1,5 SAATTE BELİRLENDİ
Türkiye Cumhuriyeti ana yasası, ailenin korunması, gençlerin korunması, çocukların korunması konusunda devlete önemli görevler vermiştir. Olayın bir de adli boyutu var. Kriminal boyutu var. Olayın 1.5 saat sonrasında failin belirlenmesi ve 4 saat geçtikten sonra da genel olarak olayın geçtiği yerle ilgili bütün tespitlerin yapılmış olması önemli bir durum. Olayın faili olduğu tahmin edilen şüpheli dediğimiz bir çocuk var, ismi bilinen. Olaydan sonra kaçtığı biliniyor" dedi.
YURT DIŞINDA OLDUĞUNA DAİR DUYUM ALDIK
Şüpheli Cem Garipoğlu'nun, olayın ardından Türkiye'nin çok değişik noktalarında arandığını belirten Güler, zanlının yurt dışında olduğuna dair duyumlar bulunduğunu da belirtti. Konuyla ilgili çalışmaların çok yönlü sürdüğünün altını çizen Güler, sınır kapılarının uyarıldığını, zanlının kaçma ihtimali olan yerlerde gerekli takiplerin yapıldığını ve Cem Garipoğlu'nun son olarak kırmızı bültenle dünyanın her yerinde arandığını söyledi.
BULGULAR ARAŞTIRILIYOR
İstanbul Valisi Muammer Güler, "Ben, polis açısından yapılabilecek her şeyin titizlikle yapıldığından emin olunmasını istiyorum. Aile de, kamuoyu da bundan emin olsun. Ben, İstanbul'un asayişinden birinci derecede sorumlu olan kişi olarak, vatandaşın can ve mal güvenliğinin korunması için her şeyi yapmakla yükümlüyüm. Olayın başka failleri var mıdır diye soruldu. Benim sadece bir kişi üzerinde yoğunlaştığım söylendi. Bunların hepsi bilgi kirliliği" diye konuştu.
Bu konuda verdiği demeçlerin hep farklı yansıtıldığından yakınan Vali Güler, olayın asli faili olarak bir kişinin göründüğünü fakat beraberinde başkaları var mı ihtimali üzerinde de çalışıldığını belirtti. Güler, "Son Adli Tıp raporundan sonra malumunuz şüphelinin babası tutuklandı. 10 kişi hakkında adli kontrol kararıyla bir tedbir getirildi. Şahıslar hakkında yurt dışına çıkış yasağı konuldu. Bunlardan belli örnekler alındı. Bir kısmıyla karşılaştırmalar yapıldı ama bir şey bulunamadı. Diğerleriyle ilgili bulgular da araştırılıyor" ifadelerini kullandı.
GARİPOĞLU AİLESİNE ÇAĞRI
Basında yer alan kamera kayıtlarıyla ilgili konuşan Güler, "Kamuoyunda, kamera kayıtları denildi. Bizim elimizde bir görüntü var. Olayın adli boyutu itibariyle, ben bu görüntüyü izlemedim. Oradan bir sonuç çıkarılabilecek durum var mı, onun değerlendirmesini de arkadaşlar yapıyorlar. Ama olayın diğer boyutları konusunda da çalışılıyor. Garipoğlu Ailesi için bu çocuğun adalete teslim edilmesi bir manevi mükellefiyettir. Hem kendileri açısından, hem hukuk açısından, hem de topluma olan sorumlulukları açısından. Gelsin, adaletin gerçekleşmesi için yardımcı olsun. Kendine ve başkalarına verebileceği diğer zararları önlemek açısından bu son derece önemli bir husustur. Kim olursa olsun, kimin oğlu olursa olsun bu kişinin statüsü, maddi durumu asla bu soruşturmanın hassasiyeti konusunda güvenlik güçleri üzerinde bir etki yapmaz. Kim olursa olsun kanun karşısında eşitlik, bizim en önemli prensibimizdir. Kaldı ki, suçlar ve suçluların takibinde herkes aynı prosedüre tabidir" dedi.
UZMAN OLMAYAN KİŞİLER KONUŞUYOR
Konuyla ilgili söylemediği şeylerin gündeme getirilmesinden yakınan İstanbul Valisi Muammer Güler, Karabulut Ailesi'nin konuşmasına karşı hiçbir memnuniyetsizlikleri bulunmadığının altını çizdi. Güler, "Babasının acısını anlıyor ve hissediyoruz. Bir baba olarak ve insan olarak bu olaydan etkilenmememiz söz konusu olabilir mi? Annesinin acısını hissetmememiz, yakınlarının acısını hissetmememiz mümkün olabilir mi. Ancak kirli bilgilerle, yanlış varsayımlarla doğru olmayan bir takım değerlendirmelerin
değişik ortamlarda mahkeme kurar gibi yapılması, olayın aydınlatılmasına, sağlıklı şekilde soruşturulmasına hizmet etmiyor. Uzmanlıkları olmayan kişiler konuyla ilgili konuşuyor ama babasının bunu dile getirmesi, tabii ki acılı bir insan olarak hakkıdır. Kendisini anladığımızı da ifade ettim. Yakalamak bizim görevimiz, çalışıyoruz" diye konuştu.
bu biraaazda kişilik meselesi ve aynızamanda yasadıgı ortamın da buna katkısı var tabii ama sunuda soylemek istiyorum bu işi yapanların satanis oldugu belimi elde dayanak olmadan bole bi suclamaya gidilmemeli bence belki kıtlenin ilgi yonun baska yere cekip bu işten kurtulmayada calısabilirler (suclular)