- Katılım
- 7 Kas 2006
- Mesajlar
- 26,181
- Reaction score
- 0
- Puanları
- 36
Kıyamet Alameti Gibi
Yaklaşık 1 aydır Marmara Denizi'nin yüzeyini kaplayan jelimsi beyaz tabaka giderek yayılıyor. Balıkçıların 'kaykay' adını verdiği tabaka dibe çökerse denizlerde toplu balık ölümleri yaşanabilir Yalova, Kocaeli ve Çanakkale'deki köpüklenme İstanbul'da da görüldü. Silivri'de balıkçıların ağları denizden çamurlu çıkmaya başlarken bilim adamları bulunun ‘köpüklenme' olduğunu bildirdi. Deniz yüzeyindeki köpüklenmeyle balıkçı ağalarındaki çamurlanmanın birbiriyle bağlantılı olduğunu düşünen uzmanlar, araştırmalarını sürdürüyor. Bu yaz Marmara Denizi'nde bulunan milyonlarca denizanasının parçalanmasının bu çamurumsu oluşuma yol açtığı üzerinde durulurken, TÜBİTAK, daha önce de Marmara Denizi'nin çeşitli bölgelerinde görülen köpüklenme olayıyla ilgili araştırmalarını sürdürüyor. İstanbul'da balıkçılar siftah yapamadan dönerken parçalanan ağlarınını onarma ya da çamurla dolduğu için temizlemek zorunda kaldı. Güçlükle toplanan balık ağlarının ‘beton yığınına' döndüğü dikkat çekerken büyük balıkçı teknelerinde de ağ temizlemek için yoğun çaba harcanıyor. Marmara Denizi'ne ağ atan balıkçılar, ağları çektiklerinde üzerinde jelimsi yapışkan bir maddeyle karşılaştıklarını, bu maddenin, ağlarda çamursu hale dönüştüğünü belirtirken, ‘Kaykay' adını verdikleri bu kimyasal yüzünden, balık tutamamaktan yakındı.
Deniz anaları hızla çoğalıyor
Türkiye Biyologlar Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Prof. Dr. Dinçer Gülen, Marmara Denizi’ndeki köpüklenmeye ilişkin, "Beni korkutan, bu olay dibe çökecek mi? Dibe çökme olursa denizlerde tatsız şeyler yaşanabilir" dedi. Gülen, köpüklerin oluşumunun "alg"lerden ya da deniz analarından kaynaklandığı görüşlerinin hakim olduğunu, konuyla ilgili çalışmaların sürdürüldüğünü ifade ederek, "Beni korkutan, bu olay dibe çökecek mi? Dibe çökme olursa denizlerde tatsız şeyler yaşanabilir" diye konuştu. Oluşumla ilgili sürekli değişimlerin görüldüğünü anlatan Gülen, yeni çalışmalarla ilkbaharda bir toplantı daha yapılabileceğini kaydetti.
Jelimsi beyaz tabaka korkutuyor
İÜ Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahsen Yüksek ise denizdeki beyaz jelimsi tabakaya bir deniz anası türünün sebep olduğunu söyledi. Yüksek, bu deniz anası türünün Marmara Denizi’ne 2005 yılında girdiğinin anlaşıldığını dile getirerek, bunun hızlı bir şekilde artmasıyla balıkçıların ağlarını çekemez duruma geldikleri için balık avına çıkamadıklarını ifade etti. Bu deniz anası türünün 2007 yılında Karadeniz’e doğru yayıldığını gözlemlediklerini anlatan Yüksek, benzer bir durumun 1994 yılında gemi balast sularından gelen yabancı bir deniz anası türünün jelimsi bir tabaka oluşturması ile yaşandığını ve bunun da denizin dibinde kitlesel balık ölümlerine neden olduğunu kaydetti.
Fransa, İspanya ve İtalya'da da var
İÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yelda Aktan da Marmara Denizi’ndeki köpüklenmenin birçok soru işaretiyle gündemdeki bir olay olduğunu söyledi. Aktan, konunun oluşumuyla ilgili çeşitli yorumların yapıldığını belirterek, ortamda bir organik madde birikimi olduğunu ve bu birikimin kökenini bulabilmenin kendileri için önem taşıdığını dile getirdi. Köpüklenme olayının sadece Türkiye’de değil, özellikle Adriyatik Denizi, Batı Akdeniz, Fransa, İspanya ve İtalya kıyılarında da görüldüğünü ve 1800’lü yıllara ait verilerin bulunduğunu ifade eden Aktan, 1980 yılından sonra iklimsel değişimlerin etkisi ve insan baskısı nedeniyle olayın daha büyük boyutlarda ve daha sık meydana geldiğini anlattı. Aktan, köpük oluşumunun doğal olarak meydana gelebildiğini, ancak insan faktörünün bunu artırdığını ve daha geniş alanlara yayılmasına neden olduğunu vurgulayarak, bunun eko sistem açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini kaydetti. "Musilaj/mukus" oluşumundan tek bir türün sorumlu tutulamayacağını dile getiren Aktan, oluşumun kaynağının kesin belirlenmesi, uzun ve düzenli izleme çalışmalarının yapılması, erken uyarı stratejilerinin geliştirilmesi, meteorolojik çalışmaların yapılması, karasal girdilerin kontrol edilmesi, yerel yönetim ve araştırma kurumlarının işbirliği yapması gerektiğini söyledi.
TÜBİTAK araştırıyor
TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Kimya ve Çevre Enstitüsü Uzmanı Doç. Dr. Çolpan Beken de olayın oluşumundan bu yana yaklaşık 2-3 aydır konu üzerinde çalıştıklarını ve bir araştırma projesi geliştirdiklerini dile getirdi. Beken, oluşumun çok kompleks olduğunu belirterek, sınırlı saha verileriyle kesin bir sonuca ulaşmanın mümkün olmadığını, dolayısıyla laboratuvarlarda benzer koşullar yaratılarak çalışmalar yapılması gerektiğini düşündüklerini söyledi. Literatür çalışmalarının, oluşumun birçok nedeni olmakla birlikte daha çok meteorolojik ve biyolojik nedenler üzerinde odaklandığını ifade eden Beken, karasal kaynaklı besin elementleri ve organik girdilerin baskısı altındaki bölgelerin bu tür oluşumlar için uygun ortamlar olarak nitelendirildiğini anlattı. Beken, oluşumun "fitoplankton" adı verilen tek hücreli bitkisel mikroskobik canlılardan meydana gelme olasılığının kuvvetli olduğunu belirterek, konuyla ilgili doğru bilgi verebilmek için acil durum çalışma organizasyonu, düzenli deniz çalışması, karasal girdilerle ilgili düzenli ve güncel veri, su altı çekimleri, hava fotoğrafları ve işbirliklerine ihtiyaç duyduklarını kaydetti. Beken, oluşumun içinde toksik madde olmaması nedeniyle insana bir zararı bulunmadığını, bunun doğanın insana verdiği bir tepki olduğunu söyledi.
Alg patlaması yaşanıyor
Sevinç-Erdal İnönü Vakfından Hidrobiyolog Levent Artüz ise yaptıkları çalışmaya dayanarak hazırladıkları ön rapora göre, Marmara Denizi’nde görülen beyaz sıvı tabakanın gerçekte bir alg patlaması olduğunu kaydetti. Artüz, bunun denizde yaşayan diğer canlılarda kitlesel ölümler ve besin zinciri yoluyla insanda sağlık problemleri gibi birçok olası sonucu olabileceğini anlatarak, musilaj yapının ciddi bir şekilde incelenerek, "parmak izi indeksi"nin çıkarılması gerektiğini belirtti.
Muğla'daki balık ölümlerinin nedeni de tek hücreli canlılar
Güllük Körfezi'ndeki çipura ölümlerini değerlendiren Muğla Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Nuri Tarkan ise yaptığı açıklamada toplu ölümlerin parazitten kaynaklanamayacağını söyledi. Prof. Dr. Tarkan, şunları söyledi: “Toplu balık ölümleri parazitten olmaz. Parazit birden bire değil, belli aralıklarla balıkları öldürebilir. Toplu ölümlerin nedeni petrol atıkları, oksijenin azalması ve bitkisel kökenli maddelerden kaynaklanabilir. Şu anda 4 uzmanımız bölgede inceleme yapıyor. Bizim tahminimize göre deniz suyunun içindeki bitkisel kökenli, fitoplankton denilen tek hücreli canlılar arttı. Bu canlılar toksin madde salgılayarak sudaki oksijenin seviyesini düşürüyor. Balık ölümleri dediğimiz olay gerçekleşiyor. Burada balık boğulmaları yaşanmış olabilir."
KAYNAK