- Katılım
- 10 Kas 2005
- Mesajlar
- 10,456
- Reaction score
- 0
- Puanları
- 0
ABD'nin PKK’ya karşı tavrı gittikçe sertleşiyor. Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, etnik ve dinsel aşırılık, çatışma, sınır değişikliği herkese zarar veriyor.
Sonra söyleyeceğimi baştan söyleyeyim; dünkü görüşmelerde en ilginç konuşmayı Ahmet Türk yaptı. İkinci olarak da Baykal’ın ‘ilginç’ sözleri oldu.
Diğer konuşmacılar eskiden beri söylediklerini ifade ettiler.
Türkiye’de yaygın kanaat, “emperyalizmin, küresel güçler”in Türkiye’yi bölmek için PKK’yı ve bölücülüğü desteklediğidir. Bahçeli ve Baykal’ın da konuşmasında bunu belirten sözler vardı.
Ahmet Türk ise karşımıza tam bir “antiemperyalist” ve “küreselleşme karşıtı” olarak çıktı! “Kapitalizmi, emperyalizmi, neoliberalizm”i yerden yere vurdu!
İlginç bulmam bundandır.
Şu sözler Ahmet Türk’ün:
“Farklılıkların inkârı, uluslararası sömürüye hizmet eder!.. Uluslararası oyunları bozalım!.. Uluslararası sömürücü sermayenin oyunları!.. Küresel güçlerin tuzağına düşmeyelim!... ABD ve AB gölge etmesin yeter, ihsan istemeyiz!.. Bu sorunu kendimiz çözelim, dış güçler karışmasın!..”
Böyle bir dünyada...
Ahmet Türk’ün imzasını çıkarın, bu sözleri ulusalcı ya da milliyetçi bir Türk aydınının söylediğini kolayca tahmin edebilirsiniz.
Nitekim MHP lideri Bahçeli, “Bir yanda Türk milleti, diğer yanda 7 düvel” diye konuştu. AKP hükümetinin “açılım”ını “küresel güçlerin planı” olarak niteledi.
CHP de baştan beri benzer görüşleri savunuyor. Baykal konuşmasında “dış güçler”in Türkiye’deki “uluslaşma süreci”ni tersine çevirmek istediğini söyledi...
Öyle bir ‘küresel şeytan’ ki her kalıba giriyor!
Şaka bir kenara, Ahmet Türk’ün sözleri önemlidir.
PKK ve partileri uzun süre AB sürecine destek verdiler. Fakat AB sözcüleri bir süredir DTP’lilere baskı yapıyor, “PKK ile ilişkinizi kesin, ayrılıkçı olmayın, demokrat olun” diye. Aradığını bulamamanın ilk işaretini Türk vermişti, “AB Kürtleri anlamıyor” diyerek!
Öcalan’ın da ABD anlaşma çabaları boşa çıktı. ABD’nin PKK’ya karşı tavrı gittikçe sertleşiyor. Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, etnik ve dinsel aşırılık, çatışma, sınır değişikliği herkese zarar veriyor. Enerji güvenliği, ticaret, kalkınma, refah gibi faktörler, güvenli ve istikrarlı bir dünya istiyor! Bakın PKK’nın Kuzey Irak’ta barınması gittikçe zorlaşıyor; PKK üzerindeki baskı artıyor.
Böyle bir uluslararası dinamiğin PKK ve partisinde yarattığı tedirginliği, Ahmet Türk’ün ağzından “antiemperyalizm, antikapitalizm” diskuruyla dinledik.
Önemli değil mi? PKK-DTP çevresi, çağa ters düştüklerini göremiyor, bunu “emperyalizmin oyunu” sanıyorlar.
Baykal’ın tavrı
Baykal’ın konuşmasında ilginç taraf, Ahmet Türk’ün 1930’lara dönük ağır ve inkâr edilemez eleştirileri karşısında, savunmaya geçmeden, “Geçmişte yanlışlıklar, haksızlıklar yapıldığı doğrudur” diyerek karşılamasıydı. CHP liderinin bu tavrı gerçekten önemlidir.
Baykal’ın “Geçmişteki olaylar ayrımcılık için kullanılmamalı” sözüne de katılıyorum.
Bu noktada şunu hepimiz görmeliyiz: Her militan milliyetçilik gibi Kürt milliyetçiliği de ‘reel’ veya ‘mefruz’ mağduriyet duygusundan besleniyor!
Kürtçü milliyetçilerin 1930’lardaki çok acı hadiseleri, darbeler dönemindeki vahim olayları sürekli diri tutmak istemeleri bundandır. O halde, etnik milliyetçiliğin panzehri, yeni mağduriyet duyguları yaratacak şiddet politikalarıyla onu beslemek değil, mağduriyet hissini zaman içinde asgariye indirecek demokratik ve ekonomik politikalar olmalıdır.
Ben bu sebeple açılımı destekliyorum. Dünyada da böyle yapılıyor zaten.
Son not: İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ı beğendim, ağırbaşlı idi. Ömer Çelik siyaset bilimci bir entelektüel kimliğiyle konuştu, polemik de yaptı. Başbakan’ın konuşmasının içeriği iyiydi, fakat böyle bir oturumda muhalefete karşı polemik yapmaktan sakınmalıydı.
Sonra söyleyeceğimi baştan söyleyeyim; dünkü görüşmelerde en ilginç konuşmayı Ahmet Türk yaptı. İkinci olarak da Baykal’ın ‘ilginç’ sözleri oldu.
Diğer konuşmacılar eskiden beri söylediklerini ifade ettiler.
Türkiye’de yaygın kanaat, “emperyalizmin, küresel güçler”in Türkiye’yi bölmek için PKK’yı ve bölücülüğü desteklediğidir. Bahçeli ve Baykal’ın da konuşmasında bunu belirten sözler vardı.
Ahmet Türk ise karşımıza tam bir “antiemperyalist” ve “küreselleşme karşıtı” olarak çıktı! “Kapitalizmi, emperyalizmi, neoliberalizm”i yerden yere vurdu!
İlginç bulmam bundandır.
Şu sözler Ahmet Türk’ün:
“Farklılıkların inkârı, uluslararası sömürüye hizmet eder!.. Uluslararası oyunları bozalım!.. Uluslararası sömürücü sermayenin oyunları!.. Küresel güçlerin tuzağına düşmeyelim!... ABD ve AB gölge etmesin yeter, ihsan istemeyiz!.. Bu sorunu kendimiz çözelim, dış güçler karışmasın!..”
Böyle bir dünyada...
Ahmet Türk’ün imzasını çıkarın, bu sözleri ulusalcı ya da milliyetçi bir Türk aydınının söylediğini kolayca tahmin edebilirsiniz.
Nitekim MHP lideri Bahçeli, “Bir yanda Türk milleti, diğer yanda 7 düvel” diye konuştu. AKP hükümetinin “açılım”ını “küresel güçlerin planı” olarak niteledi.
CHP de baştan beri benzer görüşleri savunuyor. Baykal konuşmasında “dış güçler”in Türkiye’deki “uluslaşma süreci”ni tersine çevirmek istediğini söyledi...
Öyle bir ‘küresel şeytan’ ki her kalıba giriyor!
Şaka bir kenara, Ahmet Türk’ün sözleri önemlidir.
PKK ve partileri uzun süre AB sürecine destek verdiler. Fakat AB sözcüleri bir süredir DTP’lilere baskı yapıyor, “PKK ile ilişkinizi kesin, ayrılıkçı olmayın, demokrat olun” diye. Aradığını bulamamanın ilk işaretini Türk vermişti, “AB Kürtleri anlamıyor” diyerek!
Öcalan’ın da ABD anlaşma çabaları boşa çıktı. ABD’nin PKK’ya karşı tavrı gittikçe sertleşiyor. Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, etnik ve dinsel aşırılık, çatışma, sınır değişikliği herkese zarar veriyor. Enerji güvenliği, ticaret, kalkınma, refah gibi faktörler, güvenli ve istikrarlı bir dünya istiyor! Bakın PKK’nın Kuzey Irak’ta barınması gittikçe zorlaşıyor; PKK üzerindeki baskı artıyor.
Böyle bir uluslararası dinamiğin PKK ve partisinde yarattığı tedirginliği, Ahmet Türk’ün ağzından “antiemperyalizm, antikapitalizm” diskuruyla dinledik.
Önemli değil mi? PKK-DTP çevresi, çağa ters düştüklerini göremiyor, bunu “emperyalizmin oyunu” sanıyorlar.
Baykal’ın tavrı
Baykal’ın konuşmasında ilginç taraf, Ahmet Türk’ün 1930’lara dönük ağır ve inkâr edilemez eleştirileri karşısında, savunmaya geçmeden, “Geçmişte yanlışlıklar, haksızlıklar yapıldığı doğrudur” diyerek karşılamasıydı. CHP liderinin bu tavrı gerçekten önemlidir.
Baykal’ın “Geçmişteki olaylar ayrımcılık için kullanılmamalı” sözüne de katılıyorum.
Bu noktada şunu hepimiz görmeliyiz: Her militan milliyetçilik gibi Kürt milliyetçiliği de ‘reel’ veya ‘mefruz’ mağduriyet duygusundan besleniyor!
Kürtçü milliyetçilerin 1930’lardaki çok acı hadiseleri, darbeler dönemindeki vahim olayları sürekli diri tutmak istemeleri bundandır. O halde, etnik milliyetçiliğin panzehri, yeni mağduriyet duyguları yaratacak şiddet politikalarıyla onu beslemek değil, mağduriyet hissini zaman içinde asgariye indirecek demokratik ve ekonomik politikalar olmalıdır.
Ben bu sebeple açılımı destekliyorum. Dünyada da böyle yapılıyor zaten.
Son not: İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ı beğendim, ağırbaşlı idi. Ömer Çelik siyaset bilimci bir entelektüel kimliğiyle konuştu, polemik de yaptı. Başbakan’ın konuşmasının içeriği iyiydi, fakat böyle bir oturumda muhalefete karşı polemik yapmaktan sakınmalıydı.