Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Hidrojen ve Nötron Bombası Nedir? Etkileri Nelerdir?
Hidrojen bombasının ürkütücü boyutlardaki patlama gücü, hidrojen atomlarının birleşerek helyum atomlarına dönüştüğü termonükleer tepkimeden doğar. Bir başka deyişle, hidrojen bombasının patlaması bir çekirdek kaynaşması ya da birleşmesidir (füzyon). Oysa atom bombasınınki bir çekirdek bölünmesidir (fisyon).
Atom bombasının aksine fisyon değil füzyon reaksiyonu esasına dayalıdır. Füzyon reaksiyonunu başlatmak için gerekli ateşleme, sıcaklık küçük bir atom bombasını patlatmak suretiyle sağlanır. Ancak reaksiyon çok kısa bir sürede olduğundan, bomba maddesi buharlaştığı için toplam maddenin yalnızca bir kısmı füzyona uğrar. Füzyona uğrayan madde bir uranyum kılıfı içine alınacak olursa, bu iki bakımdan yarar sağlar:
* Uranyumun ağır bir metal olması ve buharlaşma sıcaklıklığının çok yüksek olması termonükleer enerjinin daha uzun sürmesini sağlar.
* Füzyondan meydana gelen nötronlar uranyumun fisyonuna sebep olacağından patlamadan açığa çıkacak enerji daha da artmış olur.
Küçük atom bombalarına ihtiyaç duyan hidrojen bombalarına temiz, büyük atom bombalarına ihtiyaç duyanlara ise kirli bomba denir.
Termonükleer reaksiyonlar için gerekli ısının kimyasal patlayıcı maddeler ile sağlanması düşünülmüştür. Bu durumda deklanşör görevini gören atom bombasına gerek kalmayacak ve radyoaktivitesi de ortadan kalkmış olacaktır.
Termonükleer ürünlerden hiçbiri radyoaktif değildir. Sadece trityum zayıf bir radyoaktivite gösterir. O halde hidrojen bombasının radyoaktif etkisi yoktur, ancak bu bombayı ateşlemek için kullanılan atom bombasından gelen etki vardır. Oldukça küçük deklanşör atom bombaları kullanan hidrojen bombalarında bu etki azdır.
ABD, 1952'de atom bombasından çok daha etkili ve yıkıcı bir silah olan hidrojen bombasını geliştirdi. İlk hidrojen bombası 1954 yılında Büyük Okyanus’taki Marshall Adaları’na atılarak ABD tarafından denenmiştir. Atılan bomba Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombalarının tam 1000 katı gücündedir.
30 Ekim 1961 tarihinde, saatler Greenwich saati ile 8.30'u gösterirken Sovyet Rusya, Kuzey Kutbu'nun ucra bir adasında 27 megatonluk bir hidrojen bombası denemesinde bulunmuştur. Bu bomba Hiroşima'ya atılan atom bombasından 3800 kat daha güçlüdür. Yarattığı alev topu 965 km'den görülebilmiştir. Patlama anında oluşan şok dalgası Dünya çevresini 3 kez dolaşmıştır. Bu bomba insanlık tarihinde yapılan bombaların en güçlüsüydü.
Hidrojen Bombasının Patlama Anı
Nötron Bombası
1 Kasım 1952′de Güney Pasifik’deki Marshall adalarından Eniwetok üzerinde bir Amerikan hidrojen bombası testi yapılmıştır. Gözlemciler Hidrojen bombası patlamasında atom bombasına göre çok daha fazla nötron ve radyoaktivite meydana geldiğini not etmişler, bu bilgilere dayanarak Amerikan uzmanları nötron bombasını geliştirmişlerdir. Atom bombası 5 mil çapındaki bir alanda canlı ve cansız herşeyi yokedip,
1 mil çapındaki bir alanda öldürücü radyoaktivite bırakırken, nötron bombası ise 1/2 mil çapındaki bir alanda patlama ve sıcaklık etkisi ile herşeyi yokedecek, 1.5 mil çapındaki bir alanda ise saçtığı nötron ışınları ile tüm canlıları öldürecek, fakat binalara, silâhlara vs. dokunmayacaktır. Böylece canlıları ölmüş bir alanda binalara, silahlara vs. el konulabilecektir.
Nötron Bombasının Etkileri
Nötron bombası patladıktan sonra çevreye saçılan nötronlar, toprakta, metallerde, besinlerde vb. nötronları aktive etmektedir; bu nötron aktivasyonu atom bombasına göre 10 kat daha fazladır. Nötron aktivasyonu denen olay, cansız cisimlerin sekonder gama ışınları saçmasına neden olur. Böylece Nötron bombası hem nötron ışınlarına, hem de gama ışınlarına bağlı tahribat yapmaktadır. Nötronlar çarptıkları cisimleri gama ışınları saçar hale getirdiğinden, Nötron bombası atıldıktan sonra her cisim bir mini-bomba halini alarak gama ışınları saçmaya başlar.
Nötron bombası’nın ilk etkisi hızlı nötronlar ve gama fotonları saçmaktır. Işınlama dozu, patlama ve termal ışınlama mesafesi (150-300 m.) ötesinde, açık havada yüzbinlerce rad (ışıma birimi) kadardır. Hatırlatalım ki insan 300 rad’dan yüksek nötron ışınlaması karşısında bile ölmektedir.
Hızlı nötronlar hafif atomların çekirdeklerinde elastik saçılmaya maruz kalır, bu sırada geritepme protonları açığa çıkar, protonlar şiddetle iyonlaştırıcı partiküllerdir. Bu reaksiyon dokunun absorbe ettiği dozun %70-80′ini oluşturur. Böylece insan, şiddetle iyonlaştırıcı bir ışımaya maruz kalır. Protonlar insan dokuları içinde ilerledikçe, birim yol başına çok yüksek bir enerji ile tahribat yaparlar.
İş bununla da kalmaz, bazı biyolojik dokuların çekirdekleri nötron yakalayarak radyoaktif hâl alır, bunun sonucu insan vücudunda sayısız radyoaktif odak belirir, insan dokularının her biri bir mini-bomba halini alarak kendi kendini tehlikeli ışınlarla tahrip etmeye başlar. İşte nötronların en büyük tehlikelerinden biri burada yatmaktadır; nötronlar canlı veya cansız cisimlere çarparak önlerine çıkan atomları radyoaktif hale getirmektedir,
bu atomlar öldürücü ışınlar saçmaya başlamakta, sayısız mini-bomba doğmaktadır. Nötron bombası atıldıktan sonra gerçi binalar, tanklar vb. aynen kalacak denmektedir, aslında gerek cesetler, gerek bu cansız şeyler radyoaktif hâl alacaktır. Gerek cesetleri kaldırmak, gerek bu binaların, tankların vb. içine girmek yüksek dozda öldürücü ışın almak anlamına gelecektir. Sağlam kalan cansız şeyler ancak ışınlamadan koruyucu özel giysilerle kullanılabilecektir.
Nötron bombası kullanılmasının amaçlarından biri, nötrona maruz kalanları anında yaşayan ölü haline getirmektir. Beyin 3000-8000 rad civarında ışın alarak derhâl görev yapmayı durdurur, denge kaybı (ataxia), şok ve sara krizlerinden sonra kurban bitkisel hayata geçer ve bu ağır koma içinde en geç birkaç günde ölür. Yalnız Nötron bombası, insanları bu hale getirebilmektedir. Diğer “normal” nükleer bombalar, patlama dalgası ve parlamanın sıcaklığı ile yanık ve yaralar yapar ve hemen öldürür.
Işıma etkisi ile nötronlar beyne girerek sinir hücrelerinin elektriksel bağlantılarını yokedecektir, kuvvetli ışımaya maruz kalan kompüterlerin ve elektronik cihazların hemen duruvermesi gibi. 3000 rad gücünde bir ışımaya maruz kalanlar 3-7 dakika baygın kalacak, sonra ayılacak, fakat bir hafta içinde mide-barsak kanamasından ölecektir; ağızdan anüse kadar tüm sindirim sistemi açık bir yara halini alacak, böbrek ve kalp zayıflayacak ve hasta ateşler içinde kanayarak ölecektir.
650 rad’a maruz kalanlarda hemen bir etki görülmeyecek, fakat kan hücrelerini yapan kemik iliği kuruyacak, eski kan hücreleri ışımadan sonra 25-30 gün daha yaşayacak, fakat bölünmeleri duracak, kansızlık ve mikroplara karşı savunamama sonucu hasta 4-5 haftada ölecektir.
İngiliz genetikçisi J.Edwards’a göre Nötron bombasının en korkunç yanı şudur: Nötron bombası öyle bir bombadır ki etkisi zamanla sınırlı değildir, Nötron bombası atıldıktan sonra birçok nesil sakat ve ucube olarak doğacaktır, bunu önlemek kimsenin elinde değildir, ışınlar kalıtım moleküllerini (genleri) tahrip ettiğinden bu acı sonuç kaçınılmaz. Bu bakımdan Nötron bombası genetik bir silâhtır, gelecek nesillere de yönelmiştir.
Nötron bombaları füze başlığı olarak kullanılmakta ve ağır havan topları ile atılmaktadır. İnsanların yoğun yaşadığı bölgelerde (kentlerde) tahribat en fazla olacaktır. 8 km2′lik bir alanda tüm canlılar öldürücü ışınlar sonucu en geç 2-3 günde ölecektir.
10 km2′lik bir ek alanda da 1-100 rad ışın alınacaktır. 2-3 km. aralıklarla atılan Nötron bombası açık havada yakalanmış herkesi öldürecektir. 1 kilotonluk bir Nötron bombasının patlama noktasından 400 metre uzağında ışıma 418.000 rad’dır. Işımayı 500 kat azaltan bir sığınakta bile alınacak doz 836 rad olacaktır, bu ise minimum öldürücü dozun iki katıdır. Amerikalı bilim adamı A. Westing’e göre 1 kiloton nötron silahı 310 hektar çam ormanı, 170 hektar yaprak döken orman ve 140 hektar otlak tahrip edecek ve bunların yerine konması yüzyıllar alacaktır.
NOT : Aşağıdaki yazı scanner taranıp e-kitaba dönüştürülen bir dökümandan text metne dönüştürülerek elde edilmiştir.
NÖTRON BOMBASI İLE İLGİLİ ASKERİ VE POLİTİK SORUNLAR
Nötron bombası, son birkaç yılda adından en çok söz edilen si-
lahlardan biri. Çeşitli çevreler bu konuda farklı noktalardan yola
çıkarak farklı, çoğu kez de karşıt görüşleri savunuyorlar. Ama bu
tartışmaların içeriğinin dOğru olarak değerlendirilebilmesi için nöt-
ron bombasımn teknolojik açıdan nasıl bir silah olduğu sorusu ya-
mtlanmalı. Bu sorunun yamtlanması nötron bombasının tartışmaya
açık özelliklerinin ortaya çıkmasını sağlayabilir. Nötron konusunda-
kisağlıklı bir tartışma da a~cak teknolojik vestratejik özelEkler bi-
linerek yapılabilir.
i - Nötron Bombasının Teknolojik Özellikleri
Nötron bombası nükleer bir silah. Ancak hemen ekleffiı3li,nöt-
ron bombası "konvansiyonel" bir nükleer silah değiL.Kullanım özel-
likleri ya da yeri ne olursa olsun bilinen nükleer silahlann hemen
tümü atom çekirdeğinin parçalanması (fission) sonucunds, patla-
makta. Nötron bombası ise tam tersine bir birleşme (fusion) reak-
siyonu sonucunda oluşan enerjiyi kullanıyor. Parçalanma silal:.lannda
çeşitli uranyum türevIeri kullanılmasına karşın nötronda aı~ır hid-
rojen izotoplan olan deuteryum ve trityum kullanılmakta. İşte bu
iki hidrojen izotopunun reaksiyonu sonunda oluşan parçacıkjar ara-
sında en önemlileri nötronlar olduğu için bu silaha nötron bombası
adı daveriliyor. Nötron bombası atom bilimciler arasında "yoğunlaş-
tınlmış radyasyon savaşbaşlığı" (enhanced radiation warheaCı-ERW)
ya da "yoğunlaştınlmış radyasyon-azaltılmış çarpma" <ERE>olarak
nitelendiriliyor.
Nötron bombasının yapısal özelliklerinin kavranabilmesi için"yo-
ğunlaştınlmış radyasyon" kavramına daha yakından bakrr..ak ge-
rekli. Radyasyon, nükleer silahların patlaması sonucunda oluşan et-
kilerden biri. Nükleer patlamalann başlıca etkileri çarpma, ısı, rad-
yasyon venükleer serpinti. Nötronun yoğunlaştınlmış radya~:yon si-
lahı olarak adlandınlması, radyasyon etkisinin artınldığım aynı za-194
SERHAN ADA
manda diğer etkilerin azaltıldığını da dile getiriyor. Gerçekten, bir
parçalanma (fissionJ silahından çıkan enerji %50 çarpma etkisi,
%35 ısı etkisi, %5 radyasyon ve %10 nükleer serpinti olarak ayrış-
makta. Oysa bir nötron bombasının patlaması sonucunda ortaya çı-
kan etkilerin %40 çarpma, %25 ısı, %30 radyasyon ve %5 nükleer
serpintiden oluşacağı söyleniyor. Görüldüğü gibi, radyasyon etkisi
%5'den %30'a çıkarılarak %25 oranında önemli sayılabilecek bir
artış sağlanmıştır. Buna karşılık, çarpma, ısı ve serpinti gibi etkiler~
de büyük bir azalma olduğu söylenemez. Aslında nötron bombası saf
bir birleşme (fusianJ silahı değiL. Bir parçalanma reaksiyonundan
elde edilen. enerji, birleşmeyi gerçekleştirmek için kullanılıyor: Saf
birleşme reaksiyonunu kullanan bir silahın üretilmesi olanaksız. (Bir
varsayım olarak böylebir silahın % 20 çarpma ve ısı ve % 80 rad-
yasyon etkisi olacağı tahmin edilmekteJ Bu ilk yapısal özelliği ile
nötronun diğer nükleer silah türlerinden nitelik (yoğunlaştırılmış,
radyasyon) olarak farklı olduğu ortaya çıkmış olmaktadır.
Bu nükleer başlığı "temiz" bir silah olduğu için savunanlar, in-
sana doğrudan yönelen radyasyon etkis.inin artırılmış olmasından
dolayı insan dışındaki hedeflere verilecek zararların en aza indir-
gendiğini söylemektedirler. Şimdiye kadar verilen teknolojik bilgi-
ler ışığında bile bu görüşe katılmak pek mümkün görünmüyor. Yu-
karıda da sözü edildiği gibi, radyasyon duşndaki etkiler henüz önem-
senmeyecek kadar ortadan kaldırılmış değiL. Bir nötron bombası
%40 oranında çarpma, %25 oranında da ısı etkisi yapıyor. Yalnızca
nükleer serpinti etkisi büyük ölçüde azaltılmış durumda. Unutul-
mamalı ki bu özellikler yalnızca tek bir nötron başlığı için geçerli.
ÇOk sayıda patlama durumunda da bu özelliklerin ortadan kaybo-
lacağı akla geliyor.
Nötron "hafif" bir silah. Şimdiye kadar iki araçla fırlatabileceği
düşünülmüş. Birinci araç Lance füzeleri, ikincisi de 8 inç çapındaki
toplar. Bu iki farklı fırlatma aracında nötron farklı patlama ağırlığı-
na sahip olabilir. Lance füzesi için söz konusu iki ağırlıktan biri bir
kilotondan biraz az diğeri ise bir kilotondan az fazla. 8 inç çaplı top
için ise bir kilotondan az ve iki kiloton arasında iki seçenek söz ko-
nusu. (Hiroşima'ya atılan ve orta büyüklükte olduğu söylenen bom-
ba yirmi kiloton ağırlığındaydıJ Hafif oluşu nötronu kolaylıkla kul-
lanılabilir bir nükleer silah yapıyor. Nötron bombasıyla diğer hafif
ağırlılüaki fission silahları arasındaki temel farklılık nötrondan çok
daha fazla ve daha hızlı nötron parçacığının açığa çıkması.
Nötron parçacıkları canlı bir hücre ile karşılaştıklarında güçlü
bir reaksiyona girerler. "Nötronlar sağlıklı ya da habis tüm hücre-NÖTRON BOMBASı; ASKERİ VE POLİTİK SORUNLAR 195
lerin parçalanmasında en etkili araçlardan biridir."l Bir merminin
yaptığı etkiden farklı olarak nötron, insanda bir anda ölümE yol aç-
maz. Ancak yeterli dozda olduğunda birkaç dakika ya da saatte
bütün bir topluluğun ölümüne yol açabilir ya da onu etkisiz kılar.
Ancak, nötron patlaması sonunda ortaya çıkan radyasyonu:ı etkin-
liği hedefin uzaklığına göre değişiyor. Bir kilotonluk nötron patla-
ması 900 m~trelik bir uzaklığa. 8000 rad (rad, radyasyon dozu ölçü-
sü) dozunda radyasyon yayabiliyor. Nötron bombası asılolarak Sov-
yet tanklarına karşı düşünülmüş bir silah. (Bu konu üzerinde ileri-
de ayrıntılı biçimde durulacaktır.) Sovyet tanklarının radyaE,yondan
korunma faktörünün yarım olduğu bilinmekte. Bu durumda, 900
metre uzaklıkta bulunan tank mürettebatının alacağı radyasyon
dozu 4000 rad oluyor. Pentagon tarafından maymunlar üzerinde ya-
pılan deneylerin gösterdiğine göre bu dozda alınan radyasyon "ani
geçici etkisizleştirme"ye yol açıyor. Belirtilen dozda radyasyonu alan
kişi ilk anda etkisiz kalmakta sonradan yarım saatlik süre içinde
kısmen kendine gelmekte. Bundan sonra gid~rek kötüleşm ı 3kte ve
iki ya da altı gün arasında değişen bir süre içinde ölmekte. 900met-
re uzaklıkta alınan radyasyon insanı derhal öldürmernekte ve bir-
kaç günlük bir süre için yaşayan ölü haline getirmekte. Bu durumda,
mülkiyete değil, insanlara zarar verdiği için "son kapitalist silahıız
olarak adlandırılan yoğunlaştırılmış radyasyon başlığının ins~.nlara
işkence ettiği söylenebilir. Bu kadar da değiL. 900 metreden daha ya-
kında, örneğin 700 metrede patlatılan bir nötron bombasının :y'ayaca-
ğı "radyasyon miktarı 900 metredekinin iki katı olacaktır. Bu doz 'ani
sürekli etkisizleştirme'y~ ve bir-iki günde de acı içinde ölüme yol aça-
caktır."3
Bir kilotonluk nötron patlamasının 1700 metre uzaklığa yaptığı
radyasyon etkisi 150 rad'dır. Bu doz 2100 metrede otuz ve 23')0 met-
rede ondört rad'a düşmektedir. Bu uzaklıklarda ölümün gecikmesi
bir yana çekilen acı ve hastalıklar da çeşitlenmekt~ ve geniş bir za-
man kesitine yayılmaktadır. Radyasyon dozu azaldıkça uzun süre
doğrudan etkiler görülmekte fakat zaman içinde tiroid ve mide kan-
serleri ve lösemi gibi iyileşm~si son derece güç olan hastalıljar or-
taya çıkmaktadır. Bundan başka, herhangi bir sperriı ya da genle
1 Harold M. Agnew, "A Primer on Enhanced Radiation Weapons", The Bulletin
of the Atomic Scientists, (December 1977), S. tl.
2 Fred M. Kaplan, "Enhanced Radiation Weapons", Scientific American, C. 238,
No. 5 (May 1978) 6. '47.
3 George Kistiakowsky, "The Folly of thaNeutron Bomb", The Bulletin of the
Atomic Scientists, '(Sept, 1978), s.27.100
SERHAN ADA
karşılaşılan bir tek nötron parçacığının bile on kuşak boyunca sü-
rebilecek genetik bozukluklara yol açabileceği söylenmektedir.
Nötron bombasının teknolojik özelliklerini özetlersek, herşeyden
önce şimdiye dek üretilen nükleer silahlardan farklı olarak nitelik
açısından atom çekirdeklerinin birleşmesi sonucunda açığa çıkan
enerjiyi kullanmakta. İkinci olarak, nötron hafif bir bomba, bu özel-
liğinden dolayı savunucuları nötronla istenmeyen zararların en aza
indirgeneceği görüşünde. Bu görüşün mantıksal uzantısı ise şu: Nöt-
ron, istenmeyen zararlar az olduğuna görekolayca kullanılabilecek
bir bombadır. Nihayet, yoğunlaştırılmış radyasyon etkisi dolayısıy-
la nötron insanları hedef alıyor. Ancak onları konvansiyonel si-
lahlar ve bilinen nükleer silahlardan farkli olarak tam anlamıyla
(en azından ilk anda) cansız kılmamakta işkence ederek .öldür-
mekte. Ayrıca bir nötron patlamasından oldukça uzak yerlerde bu-
lunacak insanların bile çocuklarını ve hatta torunlarını onulmaz
hastalıklar beklemektedir.
i
il - Tarihsel Gelişim
Özelolarak nötron bombası son iki-üç yılın askeri ve siyasal ge-
lişmelerinin bir ürünü olarak nitelenebilir. Ancak nötron etkisinin
ve radyasyonun kullanıldığı nükleer silahların geçmişinin bir hayli
eski olduğu bilinmektedir. Fusion silahların{n ilki olan hidrojen bom-
bası yaklaşık yirmibeş yıl önce denendi. Nötron da gerçekte (bir
fusion bombası olarak) hidrojen bombasının hafif' ola.n bir varyas-
yonundan başka bir şey değildir.
Nötron bombası, zaman içinde atom laboratuvarıarında planla-
nan ve bugün bilinen özelliklerini çeşitli aşamalardan geçerek ka-
zanmış bir silah. Nötron konusunda tartışmaya girebilmek i9in nöt-
ronun tarihselolarak nasıl geliştiğinin ve bugün üretimi ile ilgili
hangi aşamada bulunulduğunun bilinmesi gerekli. Bu bilgiler aynı
zamanda nötronun NATO stratejisi içindeki işlevinin belirlenmesin-
de ABD'nin ne gibi rolü ve katkıları olduğunu ortaya koyabilir.
ABD'nde silahların üretimine başlanması için atom. laboratu-
varları ve Pentagon'daki ilk hazırlıklardan sonra, başta Başkan
olmak üzere yönetimin önerisi ve Kongre'nin onayı gerekiyor. Yani,
yeni bir silahın ortaya çıkabilmesi için biri sivil diğeri askeri iki bü-
rokratik aşamayı geçmesi zorunlu.
Nötronun öyküsünü 1960 lardan, Kennedy yönetimi döneminden
başlatarak izlemek yararlı olur. Çünkü, nötron konusundaki ilk dü-
şünceler, açık olarak, bu yıllarda ortaya çıkmaya başladı. Kennedy'-NÖTRON BOMBASı; ASKER! VE OLıTİK SORUNLAR 197
nin başkanlığı döneminde ABD'nin Batı Avrupa savunmasına dö-
nük resmi politikası konvansiyonel silahlara ağırlık veren bir nitelik
taşıyordu. Bu dönemde Savunma Bakam Qlan Robert Mc Namara
taktik nükleer silahların yeniden inc\=!lenmesini istedi. Yapılan çeşitli
nükleer savaş oyunu denemeleri Avrupa "sahne"sinde gerçekleşe-
cek bir nükleer savaşın her iki taraf için de büyük yıkım olacağım
göst\=!riyordu. Milyonlarca kişi ölecek buna karşılık, taraflardan hiç-
biri mutlak bir üstünlük sağlayamayacaktı. Mc Namara yeni bir
taktik nükleer silah nesline para ayırmakyerine konvansiyonel si-
lahlara daha büyük önem vermeyi yeğliyordu. Bu arada konvansi-
yonel Lance füzelerinin üretimi için emir vermişti.
Amerikan yönetiminin görüş vl'lçalışmaları Avrupa "salıne"sin-
de büyük ölçüde nükleer silahlardan konvansiyonel şilahla,ra çev-
rilmiş ike~ bile nötron konusunda ilk girişimler başlamıştL Hatta
.Kennedy'nin başkanlığından da önce, 1960da, Atom Enerjisi Komis-
yonu'na bağlı Livermore silah laboratuvarı yetkilileri "saf radyas-
yon"a dayalı taktik bir nükleer silahın ü.r'etilmesine yarayacak as-
keri gerekçelerin hazırlanması için Pentagon'u ikna etmeğe uğraşı-
yorIardı. Başkan Eisenhower'in bilimsel ve teknolojik konulardaki
özel damşmam George Kistiakowsky Başkan'ın Bilimsel Danışma
Komitesi önünd\=! Livermore laboratuvarı yetkilerinden bir:lnin bu
tektik silahı şöyle tammladığım belirtiyor: "... (T) oprağın üzerinde
patlatıldığında belirli bir menzil içind\=lki herkesi öldürecek fakat
bundan az uzakta bulunan hiç kimseye zarar Vl'lrmeyecektir"4.. Da-
ha ilk kez adından söz edildiğinde nötron bombası istenmeyer. zarara
yol açmayacağı için övülüyordu.
Melvin Laird'in savunma bakanlığı sırasında ise yeni bi:~taktik
nükleer silah nesli yaratılması için ödenek ayrılmağa başlandı. An-
cak bu. dönemde taktik nükleer silahların moder:nl\=!şmesine ilişkin
olumsuz tavır hala sürüyordu. Bu tavır James Schlesinger'in savun-
ma bakanlığı dönemine dek sürdü.
Aym dönemde, nötronun araştırma aşamasından üretim aşa-
masına geçirilmesi için çaba harcamyordu. 60lı yılların orta.larında.
Amerikan kentlerinin "korunması" için geliştirilen Sentinel füze-
savar füze (ABM) sistemi ile birlikte yoğunlaştırılmış radyasyon.
başlığı yeniden gündeme geldi. Sentinel sistemi içinde yer alan öğe-
lerd\=!n biri kısa menzilli Sprint güdümlü füzeleri idi. Bu füzelerin
düşman füzelerini yokedebilmesi için oldukça alçakta patlatılması
gerekiyordu. Ancak bu patlamanın da bir sakıncası kentlerin göre-
t George Kistiakowsky, loc. cit., s. 25.198
SERHAN ADA
bileceği zarar olabilirdi. Bu soruna çözüm bulabilmek için bu kez
Los Alamos laboratuvarında bir yoğunlaştınlmış radyasyon projesi
geliştirildi. Sprint füzelerinde yoğunlaştınlmış radyasyon başlığı kul-
lanılacaktı. Bu konuda ilk yeraltı d~nemesi 1960lann sonlanna doğ-
z:u Nevada'da yapıldı. Sentinel projesi şiddetli portestolara yol açtı.
Etkisiz, pahalı ve askeri açıdan tahrik edici olduğu için eleştiriliyor-
du. Kamuoyunda muhalefet o denli büyüdü ki 1969 yılında proje
tümüyle kaldınldı.
James Schlesinger'in savunma bakanlığı taktik nükleer silahlar
konusunda köklü bir tavır değişikliğinisimgelemektedir ..•... (R)esmi
açıklamalanna bakılırsa Schlesinger caydırmadan çok, nükleer
savaşlann kendisiyl~ ilgiliydi."s Schlesinger daha önce Atom Ener-
jısi Komisyo~u Başkanı olduğu sırada da taktik nükl~er silahlara
büyük önem veriyordu. Bu dönemde ordu da taktik nükleer silah-
ların modemleştirilmesi için para ayrılmasını istiyordu. Ancak nöt-
ron konusunda kuşkuluydu. Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler
istenen "etkili" sonuca ulaşılamadığını gösteriyordu.
Öte yandan, nötronun bağımsız öyküsü ilginç biçimler alarak
sürüyordu. 1969da Sentinel projesinin kaldınlmış olmasına karşın
Nixon yönetimi iki küçük değişiklikle onu yeniden ele' aldı. Proje-
nin adı Safeguard olarak değiştirildi ve yepyeni bir görev yüklendi.
Yapılacağı varsayılan bir Sovyet füze saldınsına karşı Minuteman
kıtalararası füze silolannı yoğunlaştınlmış radyasyon savaş başlık-
lan koruyacaktı. İçeriği d~ğişmemekle birlikte, biçimsel açıdan fark-
lı ABM sistemi 1969-70 bütçe dönemi için Senato'nun da onayını aldı.
Daha sonra, 1972 yılında ABD ile Sovyetler Birliği arasında imzala-
nan SALT i (Stratejik silahlann sınırlandınıması) sözleşmesi ABM
sistemlerinin sayısını iki taraf için de iki olarak sınırlıyordu. Bu sayı
sonradan bire indirildi. \ABD'nd~ bu sistemin yapılmasına Kuzey Da-
kota'da Grand Forks yakınlannda başlandı. Ancak kısa süre sonra
maliyeti oranında etkili olamayacağı söylenerek yapımdan vazge-
çildi. Böylece o zamana dek üretilmiş olan Sprint füzeleri de bir
köşeye atılmış oldu.
İşte bu dönemde taktik nükleer silahlara verilen önemle nötron
bombasını "kuvved~n fiile" çıkarmak isteyenlerin çabalan aynı nok-
tada buluşmuştu. Öncelikle, Sprint nükleer başlıklannın yapımında
görevalmış bazı bilim adamlan bu başlıklann ağırlığını azaltarak
birer taktik nükleer silah olarak kullanılmasını planlamağa başla-
dılar. Yalnızca planlamakla da kalmayıp radyasyon silahlan konu-
5 George Kistiakowsky. loc. cit., 6. 25.•
NÖTRON BOMBASı; ASKER! VE POLİTİK SORUNLAR 199
sunda kuşkulu olan orduya karşın Kongre'yi bu silahların gereklili-
ğine inandınnak için uğraştılar. 1973 yılında, LosAlamos laboratu-
van yöneticisi Harold Agnew Kongre Birleşik Atom Enerj:~siKomi-
tesi'nde yaptığı konuşmada şöyle diyordu: "Biz,LosAlamo:,'da nük-
leer silahlarda genelolarak görülen istenmeyen zararları azaltacak
vesavaş alanında belirleyici olabilecek olan bu ...silahları gözönün-
de bulundunnası için Savunma Bakanlığı'nı etkilemeye çaluııyoruz"6.
Bunları söylerken Harold Agnew'in kafasında tek bir silah olabilir-
di:nötron bombası.
Sonunda James \Schlesinger'in savunma bakanlığı ,sırasında,
bunca zaman üzerinde durulan nötron bombası en önemli taktik
nükleer silah projesi halini aldı. Buarada projenin gerçekleştirilme-
siişiLosA1amos'dan Livennore'a verildi. Ancak, "Savunma. Bakan-
lığı'nın görünüşe bakılırsa Başkan Ford'un onayıyla (gerçekleşen)
üretime hazırlama kararı Kongre üyelerinin çoğu tarafından bilinmi-
yordu"7. 1976 yılının sonlarına doğru Ford yönetimi, nötron başlıkla-
rının Lance füzeleri ve 8inç çapındaki toplarda kullanılması yolun-
daki öneriyi onayladı. Daha sonra nötron bombasının üretimi için
gerekli para 1978 yılı bütçe önerileri içinde yer aldı.
Ancak on milyar dolar tutarındaki başkanlık bütçesinin kamu
harcamaları arasında nötron ayrı bir kalem olarak gözükmüyordu.
Carter yönetiminin işbaşına gelmesiyle 1978 mali yılıiçin Ford yöne-
timinin yaptığı öneriler gözden geçirildi. Yapılan değerlendinneler-
den sonra Lance konvansiyonel savaş başlıkları için ayrılan altmış-
beş milyon dolarlık bir ödeme bütçe önerisinden çıkarıldı. Yaklaşık
100 kilometre menzili olan bu silahların her biri ortalama 100.000
dolara malolacaktı. Ancak bütçede bırakılan kırküç milyon dolarlık.
bir ödeme nükleer başlıklara ayrıımıştı. Ancak, söylendiğine göre,
ne Başkan Carter'ın ne de Savunma Bakanı Brown'un bu ödeneğin
yeni bir askeri teknolojinin üretim aşamasına geçirilmesinde kulla-
nılacağından haberleri yoktu. Böylelikle, denebilir ki, daha sonraki
gelişmeler olmasaydı nükleer silah türleri arasında nitelilc açısın-
dan önemli farklılıklar taşıyan bir silah sessiz sedasız üretilmiş ola-
caktı.
Ancak, bazı rastlantılar Amerikan ve Dünya kamuoyunun üre-
timden önce nötrondan haberdar olmasını sağladı. İlkkez 6Haziran
1977 tarihinde Washington Post'da yayınlanan bir yazı dizisi nöt-
rondan söz etti. Yine bu tarihlerde, Atom Enerjisi Komisyonu'nun
6 George Kistiakowsky, loe. dt., B. 26.
.'i "The Ultimata Clean Bomb", US News and World Reporty, July ll, 1977, 8. ıs.200
SERHAN ADA
yerini almış olan Enerji Araştırma ve Geliştirme Yönetimi yetkilile-
rinden birinden bilgi sızdırdığı sanılan Senatör Mark Hatfield, büt-
çeye nükleer Lance başlıkları için konulan paranın nötron bomba-
sının üretiminde kullanılacağını öğrendi. Hatfield, nötrona ayrılan
paranın ödenmemesi için Kongre'ye bir önerge verdi. Ne var ki.
önergesi geri çevrildi.
Bu arada Carter yönetimi de nötron bombasının varlığından
"haberdar oldu". Yapılan ilk açıklamada Carter'ın Ford'un eylem
ve kararlarıyla bağlı olmadığı, yönetimin askeri politika hedeflerini
gözden geçirdikten sonra bu konuda bağımsız bir karar vereceği bil-
dirildi. Daha sonra, Senatör Hatfield'in bir sorusunu yanıtlayan Sa-
vunma Araştırma ve Mühendislik Müdürü, Carter'ın 1978bütçe yı-
lının başlangıcı olan ekim ayına dek, Lance füzelerinde kullanılacak
nötron başlıkları konusunda bir karar vermeyeceğini, ancak Kong-
re'nin bu kararı beklemeden gerekli fonu tahsis etmesi gerekt~ğini
belirtti.
Temmuz ayı içinde Carter Senato'ya gönderdiği bir mesajda
nötron bombasının üretiminin ulusal çıkarlara uygun olduğunu açık-
lıyordu. Senato'da yapılan oylamada Senatör Hatfield ve Senatör
Kennedy'nin karşı önergelerine rağmen kamu harcamaları bütçesi
kabul edildi. Ancak kabul edilen bir başka önergeye göre, Başkan'ın
üretimin sürdürülmesine karar vermesi halinde Kongre kırkbeş gün
içinde nötrona karşı bir karar alabilecekti. Kongre'de bu tartışmalar
sürüp giderken, ayrılan paranın yalnızca Lance füzeleri için değil,
aynı zamanda 8inç'lik top kovanları için de kullanılabilecek nötron
balşıklarının üretimine harcanabileceği açıklandı.
1977yılı sonbaharına gelindiğinde nötron olayı uluslararası bo-
yuta ulaştı. Carter, üretim karan vermeden önce NATO'daki mütte-
fiklerinin bu silahın Avrupa'ya yerleştirilmesini isteyip istemediğin-
den emin olmak istiyordu. Bu dönemde Avrupa nötron bombası ko-
nusunda hareketli bir tartışmaya sahne oldu. NATO üyesi Avrupa
ülkelerinin hükümetleri üretime ilişkin doğrudan bir karar açıkla-
mama, bu kararı ABD yönetimine bırakma eğiliminde görünüyor-
lardı.
İşte bu sırada, 1978yılı nisan ayında, beklenmedik bir olay ol-
du. Başkan Carter'ın Güney Amerika ve Mrika'yı kapsayan bir ge-
ziye başladığı günlerde New York Times gazetesinde yayınlanan bir
yazı Carter'ın NATO müttefiklerine haber vermeden nötronun üre-
timine başlanması kararını verdiğini açıklıyordu. Bu yazı öncelikle
NATO çevrelerinde büyük bir kargaşa ve huzursuzluk yarattı. Ya-NÖTRON BOMBASı; ASKER! VE POLıTİK SORUNLAR 201
zının yayınlanmasından hemen sonra Beyaz Saray'dan yap:Llan bir
açıklama henüz nötrona ilişkin bir karar verilmediğini bildiriliyor-
du. Ancak Carter'ın kendisi de son de~ce güç bir durumda kalmıştı.
Carter, 7 Nisan 1978 de nötron projesinden vazgeçildiğini d'ıyurdu.
Ancak bunun hemen ardından Sovyetler Birliği'nin NATO karşısın-
daki askeri gelişmesine bakarak kararın gözden geçirilebileceğini
belirtti. Yani nötrondan şartlı olarak vazgeçilmişti. Henüz üretil-
mesi için bazı olasılıklar mevcuttu.
Nitekim 1978 yılı ekim ayının ortalarında yapılan bir aı;ıklama
Carter'ın nötrondan geçici bir süre için vazgeçtiğini ancak onu bü-
tün bütün gözden çıkarmadığını kanıtladı. Carter, nötronu oluşturan
belli başlı parçaların üretilmesi yolundaki çalışmaların sürdürül-
mesi için emir veriyordu.
Nötron bombası 1960lardan, Eisenhower döneminden bu yana
üzerinde düşünülen ve üretime geçilmesi için uygun fırsat kollanan
silahlardan biriydi. Nötronun üretim aşamasına ~adar gelme öykü-
sü ABD'nde yeni teknolojiye dayanan bir silahm "arsenal'de yer
alabilmek için hangi yollardan geçtiğine bir örnektir.
Ford yönetiminin nötron konusunda aldığı kararla bağlı olmadı-
ğını bu konuda bağımsız karar vereceğini açıklamış olan Carter
üretim kararı verirken hangi gerekçelere dayanmış olabilir? "Yo-
ğunlaştırılmış radyasyon başlığı silahlarının amacı caydırmayı ar-
tırmak (altını ben çizdim); fakat caydırma başarılı olmazsa ikili öl-
çütü tatmin etmektir: Birincisi, NATO'nun saldırgana önemli askeri
zarar verme yeteneğini artırmak. İkincisi, dost askeri birlikler ve
siviller de dahil olmak üzere yakın hedef alanı içindeki kişilere ve-
rilecek zarar ve ölümleri en aza indirgemektir."8
III - Nötron ve NATO Stratejisi
Başkan Carter'ın da sözlerinden anlaşıldığı gibi, nötron bomba-
sı ABD tarafından üretilecektir ama NATO tarafmdan kulla:ıılacak-
tır. Öyleyse bilinmesi gereken şey nötron bombasının NATO strateji-
siiçinde nasıl bir yere oturtulduğu ve nötronun bu stratejide değişik-
liklere yol açıp açmadığıdır.
Stratejik özellikleri gözönünde bulundurulduğunda nötron ön-
celikle anti-tank bir silah olarak ortaya çıkmaktadır. Yalnız bu özel-
liği biraz daha açıklığa kavuşturarak nötronun hangi varsayımlara
göre geliştirildiğini anlamak gerekir. NATO strat\3jisinin temelini
B Edwin F.Black ve S.T.Cohen, "The Neutron Bomb and the Defense or NATO".
Mllitary Review, (May 1978),5. 60-61.202
SERHAN ADA
oluşturan değerlendirmelerin en başında "Sovyet tank üstünlüğü"
gelmektedir. Avrupa'da NATO veVarşova Paktı güçlerinin konvan-
siyonel silahlar açısından bir karşılaştınnası yapıldığında Sovyet-
ler Birliği'nin ve genelolarak Varşova Paktı'nın tanklarda üstünlü-
ğü elinde tuttuğu görülür. İşte nötron, bu tank üstünlüğünü "denge-
lemek" için düşünülmüş bir nükleer silahtır.
NATO stratejisi ilk temel değerlendinneden sonra bir varsayım
yapmaktadır. Buvarsayım da Varşova Paktı güçlerinin Batı Almanya
üzerinden Avrupa'ya, üstün olduğu tanklarla, bir saldırı başlatma-
sıdır. Bu ilk varsayıma bağlı olarak bir başka varsayıma daha baş-
vuruluyor. Bu ikinci varsayım, tank "saldırısı"nın niteliği ileilgili.
Batı Almanya'ya yapılan harekat bir "blitz krieg" niteliğinde ola-
caktır. Yani tanklarla başlatılacak olan savaş Hitler'in İkinci Dünya
Savaşı'nda Avrupa'da uyguladıgı yıldırım savaşın benzeyecektir.
Yıldının savaşının başlıca iki özelliğinden söz etmek mümkündür.
Birincı özellik saldınmn sürpriz oluşudur. İkinci özellik ise daha ilk
andan, çok güçlü bir darbe vurulmağa çalışılmasıdır.
Karşı tarafın nasıl bir saldınya girişebil~ceği konusu açıkça be-
lirlendikten sonra sıra, NATO'nun stratejik gereklerinin saptan-
masına gelmiştir. Bu stratejik gereklerin neler olabileceğini gör-
meden önce, NATO stratejisinin bir "Sovyet saldınsı" varsayımın-
dan yola çıktığı için herşeyden önce bir savunma stratejisi niteliğini
taşıması gerektiği hemen akla gelebilir.
1977 yılı sonuna yaklaşılırken NATO planlamacılannın karşıla-
nnda durduğunu söyledikleri başlıca sorunlar şunlar: "Erken uyan,
istek yete~sizliği ve kısa savaş"9. Bu ögelerin ortaya koyduğu gerçek
şudur. NATO, Varşova Paktı'nın varsayımsal saldınsını oluşturacak
temel niteliklerin tam karşıtını kendi savunmasının sorunlan olarak
gönnektedir. Böylece, Varşova Paktı'nın düşünüldüğü biçimde bir
saldınyı başlatması halinde yukanda anılan NATO sorunlan çözü-
lemediği takdirde yenilginin kaçınilmaz olacağı sonucuna 'ulaşılmak-
tadır.
NATO çevrelerinde erken uyan konusunda karamsar tahminler-
de bulunulmaktadır. Varşova Paktı'nın harekatın başlangıcını çe-
şitli biçimlerde saklayacağı öne sürülerek NATO'nun kırksekiz saat
öncesinden haberdar olmasının bile bir başan sayılması gerektiği
bildirilmektedir. Buna karşılık Pentagon'un ancak otuz gün önceden
uyanlarak bir NATO karşı saldınsını uygulamayakoyabilme yolun-
daki planlan eleştirilmektedİr.
9 Black ve Cohen, loc. dt., 8. 53.NÖTRON BOMBASı; ASKER! VE POLtTIK SORUNLAR 203
İstek yetersizliğinin Batı'nın öteden beri çözemediği bir sorun
olduğu ısrarla vurgulanmaktadır. Savunmaya ikincil önem veren
bütçel~r, bu istek yetersizliğinin en önemli kanıtı olarak gösteril-.
mektedir.
Kısa savaş konusundaki görüşler is~ NATO stratejiiinin gözden
geçirilmesine gelip dayanmaktadır. "Kuruluşundan bu yana NATO
savunması öncelikle caydırmaya dayanmıştır. Bu ise, NATO'nun sı-
nırlarına karşı girişilecek bir saldırıya ani ve ileri bir yanı1; verme-
sinin inandırıcılığına bağlıdır. "lA
Nötron bombasını savunan NATO yetkililerinin görüşleri önce-
likle varolan, stratejinin el~ştirisinden kaynaklanmaktadır. NATO'-
nun savaşta kullanılmasına dair inandırıcılığı olan silahları üret-
mesi gerektiği belirtilmektedir.
Taktik nükleer silahların ABD tarafından Orta Avrupı:::ya yer-
leştirilmesi 50'li yılların ortalarından başlayarak sürdürülen bir olgu-
dur. Bilindiği gibi NATO stratejisi önceleri topyekün karşılık daha
sonra esn~k karşılık doktrinine dayand'ırılmıştır. Taktik nükleer si-
lahlar, bir anlamda bu doktrinlerin inandırıcılığını. yani a:nl amaç
olan caydırmayı sağlayacak bir tür maddi alt yapı olarak düşünül-
müştür. Ancak 1955 yılında yapılan ve Carle Blanche adını taşıyan
tatbikat taktik nükleer silahların bazı sakıncalarını da orta.ya koy-
muştur. Bu tatbikat sırasında savaş alanına destek olarak üç gün-
den daha az bir süre içinde 335 bomba atılmış ve bunların 268inin
Batı Alman topraklarına düştüğü görülmüştür. Böylece yapılan de-.
nemelerin sonucunda özellikle Batı Almanya'da sivill~rin de büyük
.zararlar göreceği ortaya çıkmıştır.
Bu koşulları gözönünde bulunduran ABD askeri yetkilileri yeni
tür bir taktik nükleer silahın gerekliliği üzerinde durmağa başladılar.
Nötron, özelliklerinden dolayı bu koşulları ~rine getirebilecek bir
silah olarak gözüküyordu. Herşeyden önce, radyasyon et1işi tank
zırhlarınınaşılmasına olanak sağlıyordu. Yine hafif bir bomba olan
nötronun NATO'nun inandırıcılığını artıraqağı öne sürülüyordu. İs-
tenmeyen zararların en aza indirgendiği silah olan nötron sayesin-
de dost tarafın kayıplara uğraması önlenecekti. Böylelikl~ NATO'nun
karşı karşıya bulunduğu öne sürülen sorunlara nötronun çözüm ge-
tirmesi bekleniyordu.
Öte yandan, NATO bir süreden beri Avrupa nükleer sahnesin-
deki silahlarını azaltmaktadır. Viyana'da sürdürülen .Kar~,ılıklı ve
10 Black'veCohen, loc.cU.,•• !ö!ö.204
SERHAN ADA
Dengeli Kuvvet İndirimi (MBFR) görüşmelerinde 1976 aralığında
ABD'nin yaptığı bir paket önerisinde başka şeylerle birlikte Orta
Avrupa'daki Sovyet tank sayısının 1.700 azaltılması karşılığında
NATO'nun 1.000nükleer başlığı kaldıraibleceği belirtilmiştir. ABD'-
nin yaptığı önerinin gerçekte tek taraflı bir nitelik taşıdığı tak~ik
nükleer silahlarda yapılan modernleşmeye uygun bir zemin hazır-
lamak için düşünüldüğü söylenmektedir.
Nötron bombasının teknolojik ve stratejik özellikleri birarada
gözönüne alındığında savaş alanında rahatça kullanılabilecek bir
silah olduğu görülebilir. Artınlan radyasyon etkisi dolayısıyla düş-
mana çok büyük insan kaybı verdirilecektir. NATO'nun "eksiklikle-
ri"ne yanıt olmak üzere planlanan bir silah olarak nötron NATO stra-
tejisi üzerinde bazı önemli etkiler de yapabilir.
NATO'nun topyekun karşılık doktrininden esnek karşılığa geçişi
belli somut gerekçelere dayanıyordu. Oysa bu nükleer doktrinlerin
ortaklaşa amaçladığı caydırma bir nükleer savaş olasılığını ortadan
kaldınnadığı gibi, her iki tarafı da sonu gelmez bir silahlanma ya-
nşına ginneye kamçılıyordu. Yine de esnek karşılık doktrini nük-
leer savaş olasılığını bir ölçüde de olsa uzakta tutan bir NATO stra-
tejisini simgelemekteydi. Bu durumda, nötronun NATO stratejisinin
en önemli dayanağı haline getirilmesi, esnek karşılık doktrinine in-
dirilmiş bir darbe anlamına gelmez mi? Nötron ölçüsünde öldürücü
bir silahın pir savunma silahı olarak kabul edilmesi mümkün mü-
dür?
Bu sorulara şimdilik kesin yanıt vermek mümkün olmamakla
birlikte, nötron bombasının NATO'nun resmi stratejisinde önemli
değişiklikler yaratması veona eskisinden farklı nitelikler vermesi akla
yakın gözükmektedir. Nötron, NATO'nun esnek karşılık doktrini
içinde bir tür "gerçekçi caydınna"yı amaçladığı izlenimi yaratmak-
tadır. Kısaca, nötron bombasının NATO stratejisi içinde basit bir
"yeni" silah olacağını ve bununla kalacağını söylemek doğru olmaz.
Nötronun üretilmesi NATO stratejisinde köklü değişiklikler yapılma-
sı anlamına gelebilecektir.
Ama nötron bombasının yaratacağı sorunlar yalnızca bunlar
değildir.
IV - Nötron Bombası ve Sorunları
Nötron bombasına ilişkin sorunlar en önce, nötronun özelliklerin-
den gelmektedir. Bir NATO taktik silahı olarak en fazla üzerindeNÖTRON BOMBASı; ASKER! VE pOLİTİK SORUNLAR 205
durulan özellik istenmeyen yadayan zararların enaza indirilmiş ol-
masıdır. Oysa, bu özelliğin gerçekten varolup olmadığı bile tartışıl-
maktadır.
NATO stratejisinin dayandığı bir varsayıma göre Sovyetler'in
"beklenen" tank saldırısı Batı Almanya'nın doğusu üzerinden yapıla-
caktır. Bu,nötronbombalarının Batı Alman toprakları üzerinde pat-
latılmasını zorunlu kılan bir nedendir. Oysa, bu bölgelerde, bugün
yoğun bir kentleşme gözlenmektedir. Böylece, söz konusu bölgeler
ne derece boşaıtılmış olursa olsun Batı Alman sivillerinin büyük bir
zarar görmesi önlenemeyecektir. Kısaca, •.... (r) adyasyon f,ilahları-
nın bizden (dost) insanlara karşı zararsız olduğu kavramı hayli tar-
tışmalıdır"LL.Nötron bombasından ~tkilenen tankların kapladığı alan
dört kilometre çapındaki bir dairenin ancak beşte birini oluştur-
maktadır. Bualanın geri kalan kısmındaki asker vesivillerin büyük
çoğunluğu nötronun radyoaktif etkisinden dolayı radyasyon rastalığı-
na yakalanacaklar ve uzunca bir süre sonra bu hastalıktan ya da.
kanserden öleceklerdir.
Nötronu planlayan atom bilimciler ~ askeri yetkililer ':m bom-
banın optimal uzaklıkta bulunan tank mürettebatı üzerinde "ani ge-
çici etkisizleştirme" etkisi yapacağını söylemektedir. Ancak anılan
dozda radyasyon alan bir kişinin bir süre sonra kısmen de olsa fi-
ziksel yeteneklerin~ kavuştuğu bilinmektedir. Fiziksel yeteneklerine
kısmen kavuşan bir asker isesavaşı kısa bir süre için d~olsa sürdü-
rebilecektir. Üstelik, artık yaşayan bir ölü olduğunu biliyorsa eski-
sinden daha büyük bir hırsla tetiğe .asılacaktır. Nötronun etkisine
doğrudan hed~f olan tank mürettebatının tümüyle etkisiz kılındığı
varsayılsa bile daha azradyasyon alan diğer personelin saatler, gün-
ler hatta haftalar boyu hayatta kalarak savaşı sürdüreceği::ıe kesin
gözüyle bakılmalıdır. Bu durumu ortadan kaldırmanın tek bir yolu
olabilir oda karşıt orduyu tümüyle etkisizleştirmek ya da başka de-
yimle yok etmek için çok sayıda nötron bombasının kullanılması.
Buda, savaş alanının bir nötron yağmuruna tutulması d~mektir ki
nötronun önplana çıkarılan tüm etkilerini yok edecektir. Çoksayıda
nötron bombasınıln kullanılmasıyla ağır klasik nükleer silahların
kullanılması arasında hiçbir fark yoktur. Çoksayıda nötronun çarp-
ma ve serpinti gibi etkileri deartacak bunlara bir deradyasyon ek-
,lendiğinde büyük bir yıkım meydana gelecektir.
Nötronun kuramsalolarak düşünülen biçimiyl~ olası bir uygu-
laması arasında önemli farklılıklar olacağı görülmektedir. :Bufark-
11Fred M.Kaplan, loc. dt., s. 50.206
.1 SERHAN ADA
lılıklar da nötron bombasının kendisini savunanlarca öne sürülen
değerlerini büyük ölçüde azaltmaktadır.
Nötron bombasının bir proje olmaktan çıkarılıp üretilmesinin ve
Avrupa'ya yerleştirilmesinin Sovyetler'in askeri stratejisinde bazı
değişikliklere yol açması beklenebilir. Bu silah Sovyet stratejisini
genel çizgisiyle etkilemese de Sovyetler'i ve Varşova Paktı'nı bazı
karşı önlemler almaya yöneltebilecektir. İlk akla gelebilecek önlem
tankların zırh koruyuculuğunun artınlmasıdır. Bu yoldan radyasyon
etkisinin azaltılması düşünülebilir. Nötronun göreli olarak az s'erpinti
bıraktığı bilinmektedir. Bu durumda, öncü tank birliklerinin boş bı-
rakacağı alan serpintinin az oluşundan dolayı kolay hareket edebi-
len bir başka kuvvet tarafından doldurulabilir. Bu karşı önlemlerin
tümü aslında tıpkı Sovyet tank saldırısı gibi varsayımsal bir nitelik
taşıyor. Ancak, varsayımlardan öte gerçek olan, nötronun Varşova
Paktı'nın silah stratejisinde bazı değişi.kliklere yol açabileceğidir.
Bu tartışma bir yana, asıl sorulması gereken soru, nötronun Sov-
yetler'in tank üstünlüğü ile başa çıkmanın tek yolu olup olmadığı-
dır. Bu soruyu yanıtlamadan önce Sovyetler'in nükleer güce ilk baş-
vuran ülke olmayacaklarını sürekli vurguladıkları anımsanmalıdır.
Eldeki veriler, bazı önemli gelişmelerin varlığına işaret etmektedir.
Bir Amerikalı yazar, Fred Kaplan, Varşova Paktı tankları-
mn giderek eskidiğini ve geçersiz hale geldiğini savunarak şöyle
demektedir: "Dahası bugünlerde ortalıkta dolaşan sürpriz saldırı
senaryoları Varşova Paktı ordularının düşük hazırlık düzeyini he-
saba katmamaktadır ..."12. Yine yaygın bir başka görüşe göre, 1973'-
deki Arap-İsrail Savaşı'nda hassas tanksavar silahlar karşısında
Sovyet tanklarının etkili olamayacağı görülmüştür. Tow, Dragon ve
Cobra/Tow adlarını taşıyan Amerikan tanksavar silahlarının "gör-
düğünü vuran ve vurduğunu yıkan" nitelikleri olduğundan söz edil-
mektedir. Bu silahlar "görme" işlevlerini enfraruj ya da lazzer ışın-
ları ve radarlar aracılığı ile yerine getirmektedir. Sovyet tankları-
nın "yenilmez" silahlar olma özelliklerini giderek yitirmeğe başla-
dığı görülüyor. Üstelik ABD ve NATO'nun ellerinde bulunan kon-
vansiyonel silahlarla tanklar üzerinde etkili olabileceği de söylene-
bilir. Sonuç olarak nötron bombasının Sovyet tanklarına karşı tek
etkili silah olacağını söylemek yüzde yüz doğru değildir.
Nötron bombasının varlığı geniş kamuoyu kesimlerince son iki
yılda öğrenilmiştir. Bir kez öğrenildikten sonra da geniş tartışmala-
"-,------
12 Fred M. Kaplan, loc. dt., 8. SO.NÖTRON BOMBASı; ASKERI VE POLITIK SORUNLAR 207
ra yol açmış ve son zamanlarda üzerinde en çok konuşulan ~,ilah ol-
muştur.
Nötronun parçalarının üretimine karar veren Başkan Carter'ın.
görüşlerini tarihsel gelişimden söz ed~rken özetlemiştik. Kısaca,
Carter bu silahın Amerikan ulusunun güvenlik çıkarlarını ilgilen-
dirdiği görüşündedir. Aynı şekilde yüksek derecedeki hükümet yet-
kilileri Carter'ın görüşl~rini paylaşmaktadır. NATO ileri gelenleri de
nötron bombasından yanadır. Örneğin, Genel Sekreter Joseph Luns.
NATO'nun bu yeni silahları istediğini ve buna gereksinme dıyduğu-
nu açıkça ifade etmiştirP Ayrıca ABD'ndeki LosAlamos ve Livermore
nükl~er laboratuvarlarının yöneticileri nötronun üretim aşamasına.
geçirilmesi karannın alınması için Pentagon ve Kongre'de kulis yü-
rütm üşlerdir.
Kongre'de nötrona ilişkin yapılan oylamalar çoğu kez nötrondan
yana sonuçlar vermektedir. Ne var ki Amerikan Kongresi içlnde de
nötrona karşı çıkan önemli ve etkili bir grup vardır. Bu grubun ba-
şını nötron bombasının varlığından ilk k~z haberdar olarak kanuoyu-
na duyuran Senatör Mark Hatfield çekmektedir. Hatfield nötrona
karşı çıkışına iki gerekçe göstermektedir. Birincisi, nötronun Kongre'-
nin denetiminden kaçınımak istenmesidir. İkincisi ise, nötronun nük-
leer bir savaş olasılığını artırmasıdır. Nötrondan yana olan Kongre
üyeleri ise ABD ve NATO'nun Sovyetler Birliği karşısında sahip ol-
duğu stratejik üstünlüğün yamltıcı bir denklik kavramı içinde eriyip
gittiğinden yakınmaktadır. Onlara göre, "Sovyetler Birliği nükleer
tehdit durumuna gelirken Avrupa'daki konvansiyon~l güçlerini de
artırmıştır"l'. Kısaca, Amerikan Kongresfnde nötrona Uişkin :lkikar-o
şıt grup oluşmuştur,
ABD'nde bazı çevreler nötronla ilgili aynı gerekçelerden yola çı-
karak farklı sonuçlara ulaşmaktadır. Ortak gerekçe, nötronun,.
"önemsiz" bir silah oluşudur. Kissinger; nötron konusunda •
.....ötron bombasının Atlantik'in her iki yanında da bu kadar bü-
yük bir konu yapılmağa değdiğini sa-nmıyorum"15 demektedir. 3u yüz-
den nötronun ü~timi konusundaki tartışmalara hiç yol açmadan
üretime karar verilmesi gerektiğini savunmaktadır. Buna karşılık
bir başka görüş, nötronun NATO'nun taktik silahlanyla ilgili iki te-
13 Black ve Cohen, loe. eit., S. 56.
14 "Go Ahead With Neutron Bomb", (Senatör Sam Nunn ve Mark Ha::.field 11&
görüşme), US News and World Report, July 25, ı977, s. 25.
IS "Dr. Kissinger on World Affairs-An Interview", Eneounter, (Novembıır 1978) •.
S. ll.208
SERHAN ADA
mel soruna çözüm bulamayacağı. inancındadır. Bu sorunlar da men-
zil yetersizliği ve beklenmeyen bir saldırı sonucunda kullanılma ye-
teneğini yitirmedir.
Carrer'ın görüş istediği NATO üyesi ülke hükümetlerinin hiçbiri
nötron konusunda açık seçik bir görüş bildirmemiştir. Avrupa'da nöt-
rona karşı çıkan etkili bir kamuoyu vardır. Görüşleri sorulan hükü-
metlerin olumlu bir karara varmalarının ancak kendi kamuoylarını
karşılarına alma pahasına gerçekleşebileceğini düşünmek gerekir.
Nitekim, Hollanda'da nötrona ilişkin sert tartışmalar sonrasında Sa-
vunma Bakanının istifa ettiği anımsanmalıdır. Nötron bombasının
ilk yerleştirilmesi düşünülen ülke Federal Almanya'dır. Bu ülkenin
en etkin siyasal örgütü olan Sosyal Demokrat Parti'nin genel sekre-
teri Egon Bahr nötron bombasını "akli bozukluk simgesi" olarak ni-
telemiştir.
Nötron bombası ,bu tartışmalar ışığında değerlendirildiğinde
üretimi ve Batı Almanya'ya yerleştirilmesisessizce gerçekleşecek bir
silah 'görünümünde değildir.
Nötron bombasının ortaya koyduğu bir başka önemli sorun nük-
l~er eşiğin daralmasıdır. Nükleer eşik, olası bir çatışma halinde kon-
vansiyonel silahlardan nükleer silahlara atlama aşamasını dile ge-
tiren bir deyimdir. Nötronu savunanlar, bu silahın, NATO'nun inan-
dırıcılığını artirdığı için olası bir Sovyet saldırısına karşı caydırıcı
bir etki yapacağını söylemektedir. Oysa nötronun üzerinde ısrarla
durulmasının nedenlerinden biri Avrupa nükleer sahnesinde kolay-,
ca kullanılabilecek niteliğidir. Sovyetler Birliği askeri stratejisi açı-
sından hafif de olsa nükleer bir silahın kullanılmış olması tırmanma
ve topyekun nükleer savaşın çıkması için yeterlidir. Nötron, Avru-
pa'da dengeyi güçlendirmekten çok nükleer eşiğLdaraltarak güven-
siz ve dengesiz bir ortamın doğmasına yol açacaktır.
Nötronun üretilmesi silahların denetimi ve sınırlandırılması yo-
lunda yapılan çalışmaları baltalayacaktır. Çünkü nötron derk13n,
"herşeyden önce tek bir nötron başlığından değil, tüm bir silah aile.
sinden söz ettiğimizi kabul etmeliyiz" 16. Gerçekten, nötron üretimine
bir kez başlandıktan sonra sınırlı sayıda üretim yapılabileceğini ve
bunların kullanımının denetlenebileceğini sanmak gerçek.çi olmaya-
caktır. NATO "savunma çizgisi" boyunca çok sayıda nötron başlı-
ğının yerleştirilmesi nükleer savaşın başlatılmasına ilişkin ABD Baş-
kanı ve NATO yetkilileri elinde olan denetimin ortadan kalkmasına
16 "Go Ahead WithNeutron Bomb", s. 26.NÖTRON BOMBASı; ASKERI VE POLİTİK SORUNLAR 209
yol açabilir. Nötronun üretimi Orta Avrupa için sürdürülE!n MBFR
görüşmeleri ve SALT sözleşmelerinin geleceğini olumsuz yönde et-
kileyecektir.
Tüm bu sorunların ışığında nötronla ilgili genel bir değerlen-
dirme yapılabilir.
Nötronda istenmeyen zararların en aza indirgenmiş olması bu
silahın kullanılma olasılığını artırmaktadır. "...Düşünülen tüm nük-
leer silahlar içinde nötron bombası Nagasaki'den sonra Lk kulla-
nılaiblecek olandır."!7
Bu değerlendirmeye dayanarak, NATO'nun nükleer strateji açı-
sından "olası bir ilk nükleer güce başvurma" doktrinini sürdürdü-
ğünü söylemek doğru olur.
Buyazı çer~vesinde nötron bombasının kendi "mantığı" içinde
ne kadar tutarlı olduğu irdelenmeğe çalışılmıştır. Ancak bu, nötronu
"çirkin ve kirli" bir silah yapan önemli niteliğinin gözardı edildiği
anlamına gelmemelidir. Nötron her nekadar bir savunma silahı ola-
rak sunulm~ğa çalışılsa da aslında tam bir saldırı ve işgal silahı-
dır. (*)
ı7Daniel Ellsberg, "There Must BeNot Neutron Bomb", The Nation, Ma:, 27, İ978.
s. 632.
(*J Bu yazı Nisan-Mayıs ı979 tarihlerinde kaleme alınmıştır., Daha sonraki geliş-
meler kapsamı dışında kalmaktadır. Nevar ki sözkonusu gelişmeleri nyazının
önemini azalttığı söylenemez.