Camide Ders veren imamı görevden aldılar

ARCHANGEL!

New member
HH Üyesi
Katılım
24 Kas 2007
Mesajlar
3,426
Reaction score
0
Puanları
0
Yaş
29
Konum
Adana
Doğu ve Güneydoğu’da 1990’lı yıllarda sessiz sedasız tarihi haksızlıklara imza atıldı. O haksızlıkların izlerini taşıyan mağdurlar gazetemize konuşuyor

Camide ders veren imamı görevden aldılar

90’lı yıllarda on binlerce Müslüman mağdur edildi;

Camide ders veren imamı görevden aldılar

NURETTİN AKÇAY / DİYARBAKIR

90’lı yıllarda Doğu ve Güneydoğu’da mütedeyyin birçok insan hukuksuz birtakım uygulamalara maruz kaldı. İşinden atılan öğretmenler, görevinden alınan imamlar, okulundan kovulan öğrenciler oldu. Bunların mağduriyetleri bugüne kadar dile getirilmedi. O günün mağdurlarından Ömer Çelik ile yaşadığı mağduriyeti konuştuk.

Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

1965 Diyarbakır doğumluyum. 10 yıllık bir imamlık hayatım var. Beş yıl Eğil ilçesi Balım Köyü’nde imamlık yaptım. Son beş yılda da Cumhuriyet Köyü’nde görev yaptım. Şimdi ise imamlık yapmam gerekirken sanayi sitesinde hiç anlamadığım halde yedek parça satarak geçimimi sağlıyorum.

BİZ SADECE GÖREVİMİZİ YAPTIK

Görev yaptığınız yerlerde köylüler ile diyalogunuz nasıldı?

Halkla olan ilişkilerimiz İslam’ın bize kazandırmış olduğu adaptan dolayı çok iyiydi. Bir imamın köylüye yardımcı olabilmesi için köylüden daha kültürlü ve daha bilgili olması gerekiyordu. Biz de buna binaen köylünün bütün dertlerine koşuyorduk. Köylülerin tansiyonunu ölçüyor, iğnelerini yapıyor, serumlarını takıyor, birçok sıkıntılarını gideriyorduk. Hiçbir köylüyle problemimiz yoktu. Hatta imamlıktan atıldıktan sonra birçok köylü, “Seninle beraber mahkemeye gelip biz bu imamdan razıyız, sizin belirttiğiniz suçlamaların hiçbiri bu adamda yoktur diyelim” dediler. Fakat ben bırakmadım, bu meselenin onları aştığını belirttim. “Sizin gibi 50 köy gelip dilekçe verse yine de beni bu görevden uzaklaştıracaklar” dedim.

Köylüler ile olan ilişkileriniz bu kadar iyiyken ne oldu da görevinizden uzaklaştırıldınız?

2000’li yıllarda Hizbullah olayları yaşandı. Baskınlar yapıldı. Mütedeyyin insanlar gözaltına alındı. Tabi her yapılan baskında da birilerine bazı isimler taktılar. Mesela biz gençken mütedeyyin insanlara Humeynici diyorlardı. Ondan önce Nurcu diyorlardı. Örneğin 1950’li 60’lı yıllarda Nurcu olmak suçtu. Ondan sonra Şeriatçı olmak, daha sonra Hizbullah olmak suç oldu. İşte böyle bir operasyon kapsamında beni de gözaltına aldılar. 12 gün gözaltında kaldım.

HER TÜRLÜ İŞKENCEYE MARUZ KALDIK

Gözaltında neler yaşadınız? Gözaltı sürecinizden bahseder misiniz?

O süreci şöyle bir örnekle anlatayım da mesele daha iyi anlaşılsın. Birileri insanın babasını öldürse, annesini öldürse, malını alsa, çoluk çocuğunun hepsini öldürse sonra da zulme uğramış o insan, o zalimi eli kolu bağlı bir şekilde yakalasa… Mazlumiyete uğramış olan kişi dahi bize yapılan zulümleri o zalime yapmaz. Çünkü bir insanın bir insana bunları yapması mümkün değildir. Bunları yapanların insan olmasından bile şüpheleniyorum. Bunu siyonistler bile yapmaz. Sonra bizi mahkemeye çıkardılar. Bizi tutuklayan subay bizimle beraber hâkimin yanına girdi ve bunlar bırakılmayacak, dedi. Yanımızda çok yaşlı insanlar da vardı. Allah’tan o yaşlı insanlar bırakıldı.

Gözaltından sonra neler yaşadınız?

Sonra cezaevi süreci başladı. 6–7 ay cezaevinde kaldık. Hizbullah adına köyde faaliyette bulunduğumuzu iddia ettiler. Biz, din görevlisiyiz, bizim silahla kavgayla işimiz olmaz ki. Bana ‘Sen camide Kur’an dersi vermişsin, camide faaliyet yapıyorsun’ dediler. Ben de; devlet bana para veriyor ki camide faaliyetlerde bulunayım, namaz kıldırıp Kur’ân dersi vereyim. Şimdi gelmişsin bana “Neden bu işleri yapıyorsunuz? Ben camide iskambil dersi mi vereyim? Tabi ki Kur’an dersleri vereceğim” dedim. Hatta zamanın savcısı “Ömer Çelik’in Hizbullah adına faaliyette bulunduğuna inanmıyorum” dedi. Demek ki ona da bu iddialar gülünç gelmiş ki böyle konuşuyor. Sonuç olarak bize Hizbullah’a yardım ve yataklıktan ceza verdiler. Daha sonra bizi Diyanet’teki işimizden attılar. Belki Cumhuriyet tarihinden bu yana bizim işten atılmamız kadar kolay bir işten atılma olmamıştır. Benim savunmam alınmadı ya da müfettiş gönderilmedi, kıdem düşürme cezası veya para cezası verilmeden doğrudan atmayı tercih ettiler.

HAKKIMI KIYAMETE BIRAKIYORUM

Hangi gerekçe gösterilerek sizi görevden aldılar?

İtikadımızın bozulduğu ve halk nazarındaki itibarımızın düştüğü iddialarını gerekçe göstererek bizi görevimizden uzaklaştırdılar. Buna da kendi kendilerine karar verdiler. Sen benim itikadımın bozulduğunu neye dayanarak söylüyorsun. Tamamen keyfi bir uygulamayla ve o zaman ki Diyarbakır müftüsünün etkisiyle işten atıldım. Ben, kıyamet gününde o zamanki Diyarbakır müftüsü ve Diyanet İşleri Başkanı’ndan şikâyetçi olacağım.

Bir şey daha belirteyim ki, Yüksek Askeri Şura’da alınan kararlar ne kadar tartışmalı ise ve genelde siviller buna şerh koyuyorlarsa Diyanet İşlerinin kararları YAŞ’ın kararlarından daha hukuksuz ve önyargılıdır.

Bugünkü açılım sürecinde siz ve sizin gibi mağdur bırakılmış insanlar olarak bir hak talebinde bulunmayı düşünüyor musunuz?

O zaman avukatımız aracılığıyla Danıştay’a dava açtık. Danıştay da, bu durum Diyanet’in iç meselesidir diyerek bir şey yapmadı. Diyanet bize kanun dışı uygulamalarda bulundu. Diyanetin kararları birçok kurumun kararından daha kötüdür. Hiçbir gerekçe gösterilmeden işten attılar bizi.

Doğrusu ciddi anlamda bir hak arama çabamız da olmadı. Ben, hukukumu tamamen Allah’a bıraktım. Hukukumu kıyamet günü onlardan alacağım. Böyle bir hak talebi gündeme gelirse biz de hak talebi peşinde olacağız. Oluşacak bir platforma da her türlü desteği sağlayacağım

Kaynak : Camide ders veren imamı görevden aldılar
 
İçki satan yerden alışveriş yapmayan astsubayını fişleyen bir zihniyetten çok da ötesini beklemiyordum zaten.
 
Geri
Üst