Bizi kimse bölemez… miş !

Albayrak

Can Feda
Altın Üye
Katılım
23 May 2007
Mesajlar
4,439
Reaction score
0
Puanları
0
Konum
Aydınlığın karanlıkla savaşından...
Evet sevgili seyirciler imzalı türban savaşları tüm hızıyla sürüyor; “türbana evet”çiler bir haftada 3 bin 549 imza toplarken “hayır”cılar 4 günde 3 bin 128 imza topladılar.Ve lâkin kimse hayatından memnun değil. Üniversitede dinî kıyafetlere izin çıkmasını isteyen öğretim görevlilerinin başını çeken, bildiriyi hazırlayanlardan biri olan Doç. Dr. Şaban Çalış çok mutsuz ve hatta “Bu bir facia” diye haykırıyor “kadınlar istemiyor, erkek egemen bir tablo ortaya çıktı, bundan rahatsızım” diyor. Ee, türban zaten erkek sorunu (!) değil mi, hep erkekler ortada, bildiri hazırlayan da, Anayasa, yasa değiştiren de onlar, bunun getirisinden nemalanacak olan yine onlar, olacağı bu niye şaşırıyor belli değil.

Şaban Çalış bir de “sadece başörtüsü değil, her türlü kılık kıyafetin serbest olmasıyla ilgili” demiş ki çok doğru, mesele budur. Onun için bu imzaları aynı zamanda çarşaf, burka, Taliban kıyafeti ve benzerlerinin özgürlüğü için de atıyorlar.

Öte yanda “Laik üniversitede her kıyafetin serbest olması kabul edilemez” diyen öğretim görevlileri “İmza kampanyası internette tamamen kontrolsüz yapılıyor. Öğretim görevlisi olmayanlar da imza veriyor” diyorlar. Ayrıca bu görüşte olanların imzalarını yayınlayan siteye “hacker saldırıları” oluyormuş, buna rağmen 4 günde 3 bin 128 imza toplanmış.

“Burada sanki rektörler karşı, öğretim üyeleri serbest bırakılmasından yana gibi bir görüntü yaratma isteği var, oysa durum hiç böyle değil. Üstelik karşı çıkanlar arasındaki kadın akademisyen sayısı diğerlerinden çok fazla” şeklinde mektuplar geliyor üniversitelerden.

Bence aynı öğretim üyeleri üniversiteden sonra çalışma yaşamında “dinî kıyafet özgürlüğü” talepleri için ne düşündüklerini de bir kampanyayla açıklamalılar.

Hatta lise ve ilköğretim okulları için de… Küçücük çocuklara cüppe giydiren, uzun tesettür kıyafeti içinde ilahiler okutup tören yaptıran öğretmen ve okullar şimdiden mevcut olduğuna göre o adımı da gecikmeden atmaları lazım değil mi?

En komik haber ne biliyor musunuz; Cumhurbaşkanı Gül’ün “Bu milleti kimse bölemez” demesi. Kimse bölemezdi ama kendileri planla, programla başardılar işte!

En ilginç olanını soracak olursanız… O da bence bugüne kadar hep üniversitede türbanın serbest bırakılmasını desteklemiş olan Mehmet Altan, Cengiz Çandar, Şahin Alpay gibi sol liberal isimlerin “Türban meselesi siyasi malzeme haline getirildi” diyerek imza vermemesiydi.

Çok şaşırtıcı gelişmeler oluyor, çok!
*****

Soruyu Ateş cevaplasın!

Tek gündem konusu bu… Tüm haber ve konuşmalar “türban” etrafında dönüyor. Mecburiyetten biz de gündeme uymak zorunda kalıyoruz.

Almanya Başbakanı Merkel’le konuşan Kevser isimli Türk kızı “türbanı nedeniyle Almanların kendisine önyargılı davrandıklarını” söylemiş.

Bu herhalde Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde yaşayan tesettürlü çok sayıda kadının şikayeti olmalı… Bir süre önce Diyanet İşleri eski Başkanı Süleyman Ateş kendisine gelen benzer bir okuyucu mektubuna;

“Medeni ülkelerde kadının rahatsız edilme sorunu yoktur, başörtüsünü çıkarabilirsin” cevabını vermişti. Acaba Kevser bu şikayetini Ateş’e söylese bugün ona ne cevap verirdi?

Aslında Süleyman Ateş, Mehmet Nuri Yılmaz ve Ali Bardakoğlu’nun aynı konuda neler söyleyeceğini çok kişi merak ediyor. Ben iki Başkan’a çağrı yaptım, ses çıkmadı. Üçünü davet etsek gelirler mi bilmem… Gelmezlerse neden gelmezler bari onu açıklasınlar. Öyle ya Başbakan bu konuların “ulema”ya sorulmasını istiyordu, ulema onlar değilse kim?

Ve neden ulema hiç konuşmaz ve aydınlatmaz, ya da şifreli konuşur?

4 EŞ VE İMAM NİKAHI

Bu arada Süleyman Ateş “Dul ve 2 çocuklu 33 yaşındaki bir kadının evli ve 5 çocuklu bir erkekle imam nikahı yaptığını ve bu beraberlikten bir çocuğu olmasından üzüntü duyduklarını” anlatan bir aileye verdiği cevaba tepki mektupları bana da gönderiliyor.

Süleyman Hoca bu cevapta: “İslâm’da eşit davranmak şartıyla 4 eşe kadar izin olduğunu, bu kızcağızın korunması gerektiğini ve 2 şahitle Allah’ın huzurunda yapılan nikahın yeterli ve geçerli olduğunu” yazmış. Tepki gösteren okurlara ise kızmış.

Ben duyunca inanamadım, bir yanlışlık olmalı değil mi? Değilse neler oluyor?

Ruhat Mengi
 
Hangi ülkede bizi bölcek yürek var çıkın lennn heyyttt :D Türk Doğduk Türk Ölürüz Heytt be ne gaZa geldim :D allah korusun savaş olsa 40 kişi götürürüm yanımda o derece :D
 
Geri
Üst