Başbuğ'dan çok önemli açıklamalar
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ son günlerde yaşananlarla ilgili konuştu.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, irtica ile mücadele belgesini kağıt parçası olarak değerlendirerek, "Bu kağıt parçasının, kimler tarafından, ne amaçla hazırlandığının ortaya çıkarılması görevinin, devletin istihbarat organlarıyla, ilgili yargı organlarına düştüğünü ifade ediyor ve bunu istiyoruz" dedi.
Kuvvet komutanları ile birlikte Genelkurmay Karargahı'nda bir basın toplantısı düzenleyen Başbuğ,
"Türkiye'de, etrafımızda ve dünyada cereyan etmekte olan gerçek olaylara bakarsak ciddi bir çok sorunun bulunduğunu ve yaşandığını görürüz. Dünya ülkelerinin hemen hemen hepsi küresel ekonomik kriz ve bunun doğurduğu ekonomik ve sosyal sorunlarla boğuşmaktadır. Türkiye bunun yanında terörle mücadelesine devam etmektedir. Çevremizde başta İran'daki son gelişmeler olmak üzere Irak, Afganistan ve Pakistan'da ciddi olaylar yaşanmaktadır. Kıbrıs görüşmeleri de sürmektedir.
Bütün bunlar yaşanırken, Türkiye neredeyse 2 haftadır Genelkurmay Askeri Savcılığı'nın elinde bulunan topladığı ve talep ettiği bütün bilgiler çerçevesinde görüştüğü hazırlık soruşturması neticesinde ulaşmış olduğu kararla ortaya çıkan bir kağıt parçası etrafında gereğinden fazla enerjisini tüketmiştir, harcamıştır" diye konuştu.
Yargı sürecini sabırla ve sükunetle bekleme vazifesinin de gösterilemediğinin altını çizen Orgeneral Başbuğ, "Şu anda elimizde olan hukuki anlamda bir kağıt parçasıdır. Yargıtay içtihadına göre belge hukuki ifade eden bir hakkın dolmasına ve bir olayın ispatına yarayan bir yazıdır" dedi.
Konuyla ilgili hemen soruşturma başlatıldığını belirten Başbuğ,
"12 Haziran günü belge olduğu iddia edilenin bir gazete yer alması yazılanların ciddi olması ve TSK'nın hedef alındığının görülmesi üzerine hiç zaman kaybedilmeden belge olduğu iddia edilenin, gerekten belge olup olmadığının hukuk ve yargı yoluyla ortaya çıkarılması için Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından soruşturma başlanılmıştır. Bu durumda bizim tarafımızdan yapılması gereken tek ve doğru hareket tarzı da budur. Soruşturma aynen adli yargı teşkilatı içerisinde cumhuriyet başsavcılıkları gibi anayasal teminatlar altında bağımsız bir şekilde yargısal faaliyetlerde bulunan Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı tarafından yürütülmüştür.
Askeri savcılık kanunlar çerçevesinde incelenmesi gereken tüm hususları mevcut bilimsel ve teknik imkanlarını kullanarak bu karara ulaşmıştır. Askeri savcılığın verdiği kararı beğenebilirsiniz, beğenmeyebilirsiniz. Ancak bu karara karşı saygısız küçümseyici tavırlar içerisine giremezsiniz. Bu tip davranışlar askeri yargıyı küçültmez bu şekilde davrananları küçültür" şeklinde konuştu.
Son dönemlerde artan bir şekilde ve örgütlü olarak gerçekleştirdiği değerlendirilen kurgulanmış bazı olayların TSK'yı yıpratma ve karalama kampanyasına dönüştürüldüğünü belirten Orgeneral Başbuğ şunları söyledi:
"Hukuk açısından yaşadığımız olayda bugün gelinen nokta olduğu iddia edilen bir kağıt parçası olduğunu, yani bir belge olmadığını bize göstermektedir. Bu konuda Genelkurmay Başkanlığı ve asker savcılık elindeki mevcut bütün bilgiler ışığında ve hukuk kuralları çerçevesinde gerekeni yerine getirmiştir. Bugün biz bu kağıt parçasının birileri tarafından TSK'yı yıpratma amacıyla hazırlandığını değerlendirmekteyiz.
Bunun kimler tarafından ne amaçla hazırlandığının ortaya çıkarılması göreviyse devletin istihbarat organlarıyla ilgili yargı organlarına düştüğünü ifade ediyor ve bunun yerine getirilmesini istiyoruz. Çünkü bu konunun önemli olduğunu düşünüyoruz. Çünkü bu ve buna benzer olayları devlet bu millet ve ordu içinde fitne ve fesat çıkartma eylemleri olarak görüyoruz.
TSK demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine bağlıdır ve saygılıdır. Bu ilkelere aykırı düşünce içinde olan davranışlarda bulunan ve bulunabilecek personelini TSK bünyesinde barındırmaz. Bunu kim söylüyor? Bunu Anayasamızın 117. maddesine göre, TSK'nın komutanı olan Genelkurmay Başkanı ben söylüyorum. Artık TSK'nın komutanı olan Genelkurmay Başkanı'nın bu ifadesi en büyük teminattır. Daha bunun dışında başka şeyler aranmasının anlamını anlayamıyorum.
Bakın bütün bu söylemlere rağmen TSK'yla artık hiçbir neden haklı neden, ve haklı bir gerekçeye dayanmadan çeşitli nedenlerle ve çeşitli şekillerde, darbe ve muhtıra söylemlerinde bulunanların iyi niyette olmadıklarını ve halkımızın da bundan usanmış olduğunu düşünüyoruz. Onun için TSK'nın komutanı olarak açıkça söylüyorum ki, artık silahlı kuvvetler üzerinden elinizi çekiniz. TSK üzerinden kendinizi siyasi tanımlama düşüncesinden ve gayretlerinden vazgeçiniz. TSK'ya karşı medya üzerinden asimetrik bir psikolojik harekat yürütmeye son verininiz.
TSK tarihsel misyonu, kurumsal kültürü ve devlet adamlığı ve tecrübesinin gereği olarak kendisine karşı asimetrik olarak medya üzerinden yürütülen psikolojik harekata her zaman ve özellikle kamuoyu önünde cevap vermekten kaçınmaktadır.
Ayrıca bize askeri okullarda şu da öğretildi. Bize dendi ki komutanlarımız tarafından, akıllı insan her şeyin farkına varır, akılsız insan ise her konuda fikrini söyler. Bu nedenlerle bizlerin olayları takip etmediğimiz, anayasa çerçevesinde gereken yer ve zamanda rahatsızlıklarımızı dile getirmeyeceğimiz şeklindeki değerlendirmeler doğru değildir.
TSK hiçbir gerçeğe dayanmayan hukukdışı davranışlarla yıpratılması faaliyetlerinin devam ettirilmesine, katlanamaz. TSK bütünlüğünün her türlü dış etkilere maruz bırakılmasına seyirci kalamaz.
Askeri savcılığın yıpratılmasını aynı zamanda ülkemizin bir beka sorunu olarak görüyoruz. Lütfen bu noktanın iyi anlaşılmasını istiyorum. TSK üzerinden oynanan ve oynanacak oyunlar bizim görev ve sorumluluklarımızı yerine getirmedeki kararlarımızı etkileyemez. Kimse de bu şekilde beklentilerin içinde bulunmasın.
Daha öncede ifade ettiğimiz gibi TSK'nın güvenlik boyutunda ilgilenmek zorunda olduğu ülke konulara ilişkin görüş düşünce ve tekliflerimizi yasal platformlarda iletmeye devam edeceğiz. Tahriklere kapılarak, kamuoyu önünde tartışmalara girmeyi uygun bulmuyoruz. Bu çerçevede son yaşanan olayları da MGK'ya getireceğiz. Benim başlangıç olarak sizlere söylemek istediğim hususlar bunlardır".
"Soruşturma yeniden açılabilir"
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Genelkurmay'da hazırlandığı iddia edilen İrticayla Mücadele Eylem Planı isimli belgenin doğru olduğuna ilişkin yeni bilgi, emare, delil ortaya çıkarsa bu soruşturmanın yeniden açılabileceğini söyledi.
Orgeneral Başbuğ, dosyayı gönderdikleri İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan bu 'kağıt parçası'nın, kimler tarafından ne amaçla hazırlandığını bulmasını istediklerini de belirterek, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan 'bu belge doğru mudur, yanlış mıdır?' noktasının açıklığa kavuşturulmasını şu istemiyoruz. Bu bizim işimiz" dedi.
Orgeneral Başbuğ, Genelkurmay Karargahı'nda düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Bir gazetecinin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Arnavutluk ziyareti öncesinde Genelkurmay'da bu konuda bir çalışmanın yürütüldüğüne inandığı yönündeki açıklamasının hatırlatılması ve bu çalışmanın ne olduğu ve amacının ne olduğunun sorulması üzerine, TSK'da demokrasi ve hukuk devleti ilkelerine aykırı düşünce içinde olan davranışlarda bulunan personelin barınamayacağını vurguladı.
Bunu TSK'nin komutanı olarak açıkça ifade ettiğini söyleyen Orgeneral Başbuğ, şunları kaydetti:
"Böyle durumlar olursa TSK, Genelkurmay Başkanlığı bu konuda gerekeni anında yerine getirir. Bu konu için başka yerlerden herhangi bir şekilde işaret almaya da gerek yoktur. 'Bugün kadar yaşanan süreçte neler oldu, neler yapıldı, bundan sonra neler olabilir?' sorusu soruluyor. Bu konuyu doğru anlayabilmemiz için ilk önce askeri mahkemelerin yetki ve sorumluluklarının ne olduğu anlamanız lazım.
Maalesef, rahmetli Uğur Mumcu'nun değil gibi hukukçular da dahil, asıl üzüntü verici olan da o, dışında olanların farklı yorumlar yapması doğal; fakat hukuk tahsil görenler bile maalesef yanlış yorumlarda bulunuyorlar. Rahmetli Uğur Mumcu'nun dediği gibi 'Bilgi sahibi olmadan maalesef fikir sahibi oluyoruz'. Şimdi askeri mahkemelerin yetki ve sorumlulukları çok açık. Merak ediyorsanız, Askeri Yargı Usul Kanunu'nun 9. maddesini okuyun. Orada der ki, 'Askeri kişilerin askeri suçların varsa ortada, bunlar askeri mahallerde, askerlik hizmetleriyle ilgiliyse, buna bakacak olan yargı makamı askeri yargıdır' çok açık.
Söz konusu iddiada nedir karşımıza gelen? Koğuşturmaya yer olmadığına karar verdi askeri savcılık. Nedir? İddia edilen suçun Genelkurmay Karargahı'nda işlendiği iddia ediliyor. Kim işledi? Asker işledi. Yani bu kadar açıkken hala 'yok efendim bunu askeri mahkeme mi bakar, sivil mahkeme mi bakar?' tartışmasıyla iştigal etmek, abesle iştigal etmektir."
Askeri mahkemelerin bağımsızlığı
Askeri mahkemelerle ilgili çok yanlış değerlendirmeler yapıldığına işaret eden Orgeneral Başbuğ, bazı akademik unvana sahip kişilerin artık dünyada Avrupa'da askeri mahkemelerin bile kalmadığını söyleyecek kadar cahilce beyanlarda bulunduklarını kaydetti.
Hangi mahkemelerde bugün askeri mahkemeler olduğunu da aktaran Orgeneral Başbuğ, bunları 'İngiltere, Belçika, İtalya, Lüksemburg, İspanya, Yunanistan, Polonya' olarak sıraladı. Orgeneral Başbuğ, şunları kaydetti:
"Türkiye'de askeri mahkemeler olduğu için yargının iki başlı olduğunu iddia eden ve bunun kaldırılmasını isteyenler niye kamuoyunu bunu söylerken, evet fikirdir, fikre saygı gösteriyorum. Ama bunu söylerken şunu da söylemeleri lazım: 'Bakın AB ülkelerinde şu ülkelerde de askeri mahkemeler var' demeleri lazım. Bunu söylemiyorlar. O zaman maksatlı. Bugün ABD'de de askeri mahkemeler var. Rusya'da da askeri mahkemeler var. Olmayan bazı ülkeler yok mu, var. Ama önemli olan elbette bu askeri mahkemelerin olup olmamasını o ülkenin ihtiyaçları tayin eder.
İşte bunlar çok ön yargılı. 'Efendim askeri mahkemeler tarafsız değildir' iddiaları da var, çok çirkin. Bu devlete saygısızlık, Anayasa'mıza saygısızlık, hukukumuza saygısızlık. Askeri mahkemeler çatı mahkemeleri mi? Sokak mahkemeleri mi? Anayasal bu, siz nasıl askeri mahkemeleri bu şekilde tanımlarsınız. 'Askeri mahkemeler bağımsız değildir'.
Ben size bir örnek vereyim; belki dünyada bir örneğini bulamazsınız. Bakın, şu anda askeri mahkemelerin kompozisyonuna, yapısına baktığınız zaman ne vardır? Hakimler vardır, subaylar vardır şu anda. Peki ne oldu bundan biraz evvel, hatırlayın. Genelkurmay Askeri Mahkemesi, yani benim mahkemem askeri mahkemelerde subayların bulunmasının anayasaya aykırı olduğu düşüncesinden hareketle, Anayasa Mahkemesi'ne dava etti. Ve Anayasa Mahkemesi de kabul etti. Şimdi, gelin bu kadar çarpıcı örneği ben size ifade edeyim; siz de kalkın hala deyin ki 'askeri mahkemeler bağımsız değildir'. Böyle şey olur mu?"
Kanunlara göre, soruşturmanın askeri mahkeme nezdinde kurulan kıta komutanının soruşturma emriyle başladığını belirten Orgeneral Başbuğ, "Biz bu emri ne zaman verdik? Olayın akabinden yarım saat sonra verdik. Belki tersi olsaydı diyebilirdiniz ki; 'bakın komutanlık vermiyor'. Artı yeri gelmişken onu da ifade edeyim. Soruşturmaların açılması sadece nezdinde mahkeme kurulan kıta komutanının soruşturma emri vermesiyle de olmaz. Savcı aciliyet görürse derhal soruşturmayı açar. Şimdi bu kadar faktörler, durumlar varken, kalkıp nasıl 'bağımsız değildir' yargısına gidersiniz. Bu savcının verdiği kararı beğenmeyebilirsiniz. Ona birşey demiyorum. Ama saygı göstermek durumundasınız" diye konuştu.
Basın toplantısını düzenlediği binanın yanındaki binada Yarbay Mustafa Dönmez'in mahkemesinin bugün başladığını kaydeden Orgeneral Başbuğ, "Her zaman söylüyorum. Yargı, kesin karara ulaşmadan evvel herkes suçsuzdur. Ama yarbay Dönmez'le ilgili iddianameyi kim hazırladı. Yine bu savcılar hazırladı. Ve iddianamede Yarbay Dönmez'e yönelik suçlamalar oldukça ciddi. Şimdi bütün bu gerçekler varken, askeri mahkemelere, savcılara yöneltilen bu şekildeki düşünce ve suçlamalar, gerçek dışıdır ve maksatlıdır. Bunun altını çizmek istiyorum" şeklinde konuştu.
"Üzerimize düşeni yaptık"
Orgeneral Başbuğ, 12 Haziran günü söz konusu haberin gazetede çıkmasının ardından, askeri savcılığın yetkisi dahilinde bir konu olduğu için soruşturmaya başladığını belirterek, soruşturmaya başladığı andan itibaren, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile işbirliği yapıldığını kaydetti. Orgeneral Başbuğ, "Bizim amacımız burada, bu belge doğru mudur, bunu bulmakla ilgili. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na ne dedik, 'elinizde ne kadar bilgi, belge, doküman varsa bize verin'. Ve bu işbirliği ve koordinasyon yapıldı. Ve ne kadar sürdü bu soruşturma 12 gün sürdü.
Şimdi bir taraftan diyeceksiniz ki, 'bu soruşturma yetersiz', bir taraftan da '12 gün efendim niye sürdürdünüz' diye... Ya bu kadar çelişki olur mu? Elbette Genelkurmay Askeri Savcılığı hukuk kuralları çerçevesinde yapması gereken herşeyi en ince noktasına kadar yapmıştır. Genelkurmay Başkanlığı Karargahı da bu konuda üzerine düşeni yapmıştır ki; belki de kamuoyunun belki de bu konuya ilişkin sabırsızlıkla cevap bizden bir beklemesine rağmen ve bunun aleyhimizde bazı noktaları doğurmasına rağmen, biz bunu göğüsledik. Niçin? Hukuk için" diye konuştu.
"Soruşturma tekrar açılabilir"
Genelkurmay Askeri Savcılığı koğuşturmaya yer olmadığı kararını verdiğini hatırlatan Orgeneral Başbuğ, şunları kaydetti:
"Kovuşturmaya yer olmadığı kararı kesin değil. Biz hukuk devletiyiz. Hukuk devleti ilkelerine sadığız. Kesin değildir, evet. Önemli olan şu; bu belgenin doğru olduğuna ilişkin yeni delil, bilgi, emare çıkarsa elbette bu soruşturma tekrar açılabilir. Tekrar altını çiziyorum, bu belgenin doğru olduğuna ilişkin yeni bilgi, emare, delil ortaya çıkarsa elbette bu soruşturma açılabilir.
Ancak burada önemli olan şudur; soruşturma şartlarında değişiklik olmaması durumunda, bunun derinliğine fazla girmeyeyim, merak ederseniz arar bulursunuz bunların ne olduğunu. Bu soruşturma tekrar burada açılır. Bunun aksini düşünmek yanlıştır, hukuka aykırıdır. Ama soruşturma şartlarında değişiklik olursa elbette usul hukukuna göre soruşturmayı devam ettirecek yargı organı değişebilir.
Olayda bir müştereklik bulunabilir. Müştereklik demek sivil ve askerin birlikte yapması demek. Bu askeri ceza kanununa girmiyorsa elbette bunun yargı makamı farklı olur. Ancak, soruşturma şartlarında değişiklik olmadığı takdirde, ilave belge, delil bilmem ne çıkarsa; elbette koğuşturmaya yer olmadığı kararı kesin olmadığı için elbette soruşturma açılabilir. TSK olarak bizim herşeyimiz açıktır. Hukuka saygılıyız, hukuka açığız. Hiçbir şekilde, hiçbir olayı örtbas yapma gibi ne niyetimiz vardır, ne o şekilde bir hareketimiz vardır. Ancak bizim TSK olarak, Genelkurmay Başkanlığı olarak da, delil toplama üzerinde yetki ve sorumluluğumuz yoktur.
"İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, kağır parçasını kimin hazırladığını bulsun"
Özet olarak söylersem. Şu ana kadar bize ulaşan bilgi, deliller çerçevesinde gerek Genelkurmay Başkanlığı olarak, gerekse Genelkurmay Askeri Savcılığı olarak biz üzerimize düşen görevi yerine getirdik. Biz bundan sonra ne istiyoruz? Bizim istediğimiz şudur: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan istiyoruz.
Diyoruz ki, bu belgenin gerçek olmadığı noktasından hareketle, bu kağıt parçası, kimler tarafından ne amaçla hazırlandı, bunu bulun. Bu açıdan zaten Genelkurmay Askeri Savcılığı da, bu açıdan görevsizlik kararı vererek dosyayı gönderdi. Biz bu belgenin doğru olmadığı noktasından hareket ederek bu belgenin kimler tarafından ne maksatla hazırlandığı istiyoruz İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan. Yoksa İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan 'bu belge doğru mudur, yanlış mıdır?' noktasının açıklığa kavuşturulmasını şu anda mevcut hukuk ve soruşturma şartları içerisine istemiyoruz. Bu bizim işimiz".
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın AK Parti Şanlıurfa İl Kongresi'nde yaptığı konuşmada "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hedefe oturtulmasından hicap duyuyorum" açıklamasıyla ilgili olarak, "Hicap duyma lafı çok ağır bir laf. Niye hicap duyuyor ki? O konuyla ilgili görüşlerimi ben Sayın Başbakan'a ilettim" dedi.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, Genelkurmay Karargahı'nda düzenlediği basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Orgeneral Başbuğ, Albay Dursun Çiçek'in imza farklılığıyla ilgili bir soru üzerine, "Soruşturma Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı tarafından yürütülmüştür. Benim samimi olduğumu da biliyorsunuz. Şimdi şuraya 20 tane hakim albayı getirin ve bana sorun, genelkurmay başsavcısı kim tanımıyorum. Başka bir görevde benim yanımda çalışmış olabilir ama tanımıyorum.
Bizim prensip olarak savcılarla hiçbir zaman direkt ilişkimiz yoktur. Gelelim iddia konusuna; Askeri Savcılık elbette bu konunun üzerinde durdu. Bu konunun üzerinde durmadığını nerden çıkarıyorsunuz? Ama gelinen sonuç şudur; imza değişiklikleri kriminal inceleme sonucunda değiştirilemez. Bilimsel olarak yapılan bu incelemelerde teknik kristaller kullanıldı. Siz nasıl şekilde imza atarsanız atın elinizin mahsulü olduğu anlaşılır. Çizginiz, elinizin el hareketleri sizin bir noktada parmak iziniz gibi oluyor" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın partisinin Şanlıurfa İl Kongresi'nde yaptığı "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hedefe oturtulmasından hicap duyuyorum" şeklindeki açıklamasının hatırlatılması üzerine Orgeneral Başbuğ, "Hicap duyma lafı çok ağır bir laf. Niye hicap duyuyor ki? O konuyla ilgili görüşlerimi ben Sayın Başbakan'a ilettim" diye cevap verdi.
İHA
Kaynak