- Katılım
- 20 Ağu 2007
- Mesajlar
- 4,147
- Reaction score
- 0
- Puanları
- 0
60 Yılın En Ağır Krizi mi Geliyor (Röportajın 2. Bölümü Eklendi)
Araştırmacı Stratejist Erhan Göksel ile Röportaj;
Başbakan krizi gizliyor
Erhan Göksel, bir kriz dalgası halinde bunun Türkiye’ye tsunami olarak yansıyacağı uyarısında bulunarak, “Çünkü bu ülke üretmiyor. Yılbaşından bu yana İMKB satışlardan 13 milyar dolar değer kaybetti. Borsadaki hisse rakamlarından hesaplarsanız, şirketlerin değeri 55 milyar dolar küçüldü. Bir laf vardır: ABD nezle olursa Türkiye zatürre olur diye. Çok acıdır. Öyle bir sürece gidiliyor” diye konuştu.
İki yıl önce 2007’deki ekonomik krizi gören VERSO Araştırma Şirketi Sahibi ve Stratejist Erhan Göksel, yaklaşan kriz için bir kez daha uyardı. 2009’daki krizin daha erken ‘Temmuz-Ağustos 2008’de’ gelebileceğini öngören Göksel, ABD’den başlayıp dünyayı saran global ekonomik krizin nedenlerini, boyutunu ve Türkiye’ye muhtemel etkilerini anlattı. İşte Göksel’in sorularımıza verdiği çarpıcı cevaplar:
Dünyada ABD’den başlayan ve diğer ülkelere yayılan büyük bir ekonomik kriz dalgalanması yaşanıyor. Gerçi Türkiye’de tam olarak hissedilmedi ama neler oluyor?
ABD açısından kriz, 2001’de Nasdaq’ın çöküşüyle başladı. Bu trend, şu anda 7. yılını doldurdu. Bu sürede, 2003 ve 2004’te büyük bir ekonomik patlama oldu. ABD ekonomisi, dünyanın en büyük ekonomisi. Dünyadaki bütün malların yüzde 29’unu üretiyor, yüzde 40’ını tüketiyor. Dünya nüfusunun yüzde 4,8’i kadar 300 milyon nüfusu var. Ama her 10 malın 4’ünü tüketiyor.
Yani süre gelen bir kötü gidiş mi var?
Evet, 1998’den sonra ABD ekonomisi ortalama yüzde 1-2 arası büyüdü. Ama gerçekte ABD sanayisi, 10 yıldır küçülüyor. Doların gücünü de belirleyen üretimdir. Yani elinizdeki maldır. ABD’de üretim her yıl yüzde 1–2 küçülüyor. Fakat hizmet sektörü, yüzde 4-5 büyüdüğü için ikisinin ortalamasını alınca yüzde 2-3 büyüyormuş gibi gözüküyor.
Kötü gidişin hiç somut belirtisi olmadı mı?
Sanayinin sürekli küçülmeye başladığı ilk yıl olan 1998’den sonra önce Asya’da; Hong Kong ve Kore’de kriz çıktı. Ardından 1999’da ABD parasına karşı pozisyon alan çok uluslu sermayenin de katkısıyla Rusya krize girdi. Hatta Rusya moratoryum ilan etti.
2001’de Türkiye’deki kriz de mi böyle?
Evet. Çünkü aşırı şişme vardı. Bu nedenle kriz, 2000 yılında Brezilya’ya 2001’de Arjantin ve Türkiye’ye yansıdı. 2001’de aynı zamanda ABD’nin ikinci büyük borsası Nasdaq çöktü. Elektronik sanayi ve teknoloji şirketlerinin olduğu en büyük medarı iftiharı idi.
2001’den sonra ciddi bir tetiklenme olmadı galiba. Siz çöküş trendi diyorsunuz ama doların düşmesi dışında olumsuz bir gelişme yaşanmadı son 7 yılda?
2000’li yıllarda top dibe vurmuştu. Top tekrar yükselişe geçti ve küresel ekonomiyi iki şey büyüttü. Birincisi, teknolojideki büyük gelişmenin paranın çevrilebilirliliğini artırması. Bunlar; internetin gelişmesi, bankamatiklerin artması, alışveriş mağazalarında digital ödeme, kredi kartların yaygınlaşması. Özellikle 3. dünya ülkelerinde ‘emerging market’ denilen gelişmekte olan piyasalar işin kılıfı oldu. Kolay sömürülen ve yüksek kar alınan yer demektir. Ben terminolojisini değiştiriyorum.
İkinci neden ise, Körfez Savaşı ile başlayan petrol krizi ve dünyanın enerji ihtiyacındaki patlama.
Dünyada para el değiştiriyor
Para bu kadar büyüdü, likidite arttı, neden likidite krizi var?
Para artınca dünya kapitalizmi büyüdü ama para Marx’ın kapitalinde anlattığı gibi sermaye büyük tekellerin elinde temerküz etmeye başladı. Paradan para kazananlar büyüdü, bunların kârları da büyüdü. Alışveriş yapan sade vatandaş da para tükendi. Ayrıca petrol fiyatlarının yükselmesi paranoyayı iyice yükseltti dünyada.
ABD mortgage krizi neyin nesi?
Bugün ABD’de mortgage krizi nedeniyle büyük finans kuruluşları tek tek batıyor. Peki bu para yok mu oluyor? Biri kibrit çakıp yakıyor mu? Nerede? Para el değiştiriyor.
Kimin cebinden çıkıp kimin cebine gidiyor?
Başka holdinglerin cebine giriyor. Çok uluslu şirketlerin elinde temerküz ediyor. Sermaye, her döngüsünde kâr ettiği için sermayesini büyütür. Peki, kimin parasını alıyor? Halkın. Yani herkes faize çalışıyor. Bu büyük bir realite. Faiz artık insanların damarlarında akan kan gibi oldu. Yaşadığımız her anda faiz ödüyoruz.
Bugün Morgan Stanly, JP Morgan, Merrill Lynch, City Bank hepsi neredeyse 8-10 milyar dolar zarar ettiler. Ben de özel bilgi, bu senenin ilk üç ayında, zararları 2007’den fazla olacak. 1,2 milyon mortgage kredisini ödeyemeyen müşteri var.
Buradaki kritik nokta şu? JP Morgan’ın değeri 1 trilyon doların üzerinde. Eğer yüzde 10 değer kaybederse değerinden yüzde 10 kaybeder. O zaman zarar, 10 değil 100 milyar dolar olur. İşin püf noktası bu. Televoleci iktisatçıların anlayamadıkları.
Mortgage kredisi neden ödenmiyor?
Mortgage, kira öder gibi ev sahibi olması sistemi. Bütün evler şu anda bankaların. 20 yıl kira ödüyorsunuz. 8–10 bin dolar vergisi var. Bizdeki sisteme falan benzemez. Bizdeki palavra.
ABD ekonomisi Nasdaq’ın çöküşüyle birlikte büyük bir pompalamaya girdi. Ben buna Hollywood Effect diyorum. Yani Hollywood etkisi diyorum. Yani ABD’nin o sinema ve medya görsel gücüyle, toplumları dönüştürme. Bu Hollywood Effect, evi olan insanlara ya ikinci bir ev alması ya da yazlık alması için baskı yapıyor. Bu şekilde iş, müthiş pompalandı. 2001’den sonra herkes borçlandı.
JP Morgan zararda, Locked Martin kârda
Birisi batarken öbürü mü kazanıyor?
Evet. JP Morgan 10 milyar dolarla batarken bu şirketler kâr ediyor. Bütün Ortadoğu ve Kuzey Irak’ta iş yapan firmaların hisse senetleri yüzde 700–900 arasında değer kazandı. Yani Hallyburton, Bechtel’in değeri 100 milyar dolarsa ise 700 milyar dolara çıktı. Para el değiştiriyor. Sermaye el değiştiriyor.
Sermaye başka hangi sektörlere gidiyor?
Dünyada, 2007’de 1 trilyon 148 milyar dolarlık kayıtlı silah satıldı. Bunun 700 milyar dolar civarı ABD’ye ait. Bunun da yarısı tek firmaya ait. Locked Martin. Bu firmanın muhtemel kârının 70-80 milyar dolar olması bekleniyor bu sene.
Ayrıca, Çin’inkiler rakam dışı. 3. dünya ülkelerine silah yardımı yapıyor. Muhtemelen ABD, müttefiki İsrail’e yapıyor. Onlar da kayıtdışı. Ticari olarak satılmış olan bu. Demek ki birileri zarar ederken birileri kar ediyor.
O zaman kriz nerden çıkıyor?
Dünya krizine yol açan şey, halktaki para sıkışıklığıdır. Bu kadar para bolluğunda, halkta para yok. Likidite krizi deniyor. Aslında dünyada likidite bolluğu var. Alışveriş yapması gereken, orta sınıfların, alt gelir grupların, emekçi kesimlerin cebinde para yok. Bunun üzerine özellikle Avrupa ülkeleri mortgage için büyük fonlamalar yapıyorlar. Şimdi Bush aynı şeyi yapmaya çalışıyor. Ama yasal olarak nasıl yapacak bu da meçhul.
Bu krizi tetikleyecek olan asıl ABD bankaları değil. Belki kamuoyu bilmiyordur; finans kuruluşları ve sigorta şirketleridir. Mortgage işinde de, asıl bankalara ve fonlarına parayı veren Avrupa ve Asya bankalarıdır. Onun için sallandı. İngiltere’deki Northern Rock battı. Onlar da para bolluğu vardı. Ama şimdi asıl krizi onlar yaşayacak.
Yeni bir Yalta
Gerçekten öyle mi?
Evet öyle. Ama, ABD ekonomisi bir günde çökmez. ABD ekonomisinin 2001’de başlayan çöküş trendi devam ediyor. Dünya hegemonyasındaki artış da onun eseri. Mevcut pozisyonun kaybetmemek için dünyanın her yerine evrensel bir güç olarak askeri güç kullanmaya başladı. Bundan sonra da, büyüyecek. ABD bu gücü koruyabilmek için geri çekilmek zorunda. Geri çekilmek demek, yeni bir Yalta Konferansı’nda Rusya ve Çin ile oturup yeni bir paylaşım yapmak zorunda olması demek. Rusya, plase ya da ombudsman gibi devlet. Böyle bir nokta da, ABD’nin zaman kazanmaya ve sorunları ötelemeye ihtiyacı var. Tekrar yeni bir Yalta olacaktır. ABD, Rusya, Çin arasında. ABD dünyada elinde tuttuğu, özellikle duvar yıkıldıktan sonra eline geçirdiği yerleri Ukrayna gibi beyaz ülkelerin karşılığında bir şey vermek zorunda. Bu nedenle Afrika’yı da Çine terk edecek. Böyle bir dünya konjonktürüne gidiyoruz.
Irak işgali, ABD ekonomisini zora sokan sebeplerden birisi mi?
Hayır. Hiç, Irak’ta başı belaya girdiği için falan değil. ABD’nin Irak’ta toplam harcadığı para 600 milyar dolar. 3 senede petrol şirketlerinden Hallyburton’ın kazandığı para da o kadar. Ayrıca, yan ürünlerden ne kazanıyor bilmiyorum.
Refahyol’un hakkını teslim edelim
Refahyol’un hangi politikaları farklıydı size göre?
Refahyol’un yıkılışından 7-8 sene sonra, 28 Şubat’ı yıllar sonra değerlendirdiğimde; askerin tahrik edilerek kışladan çıkarıldığını ve Refah’ı yıkmak için Türk burjuvazisi ve medyasının bir grup siyasi ile işbirliği yaptığını anladım. Çünkü Refahyol; bu yılbaşına girerken yazdığım önemli bir raporda fark ettim ki; Türkiye’nin 1995’ten sonra ekonomik olarak en iyi yönetildiği dönem. Hızla faizlerin konsolide edilip aşağı çekildiği, iç borçlanmanın azaltılmaya çalışıldığı bir dönem. Görece memur maaşları ve ücretler artmış.
Daha dün ERDEMİR’in satışında kırmızı beyaz bayrak gömlek giyerek, ulusal sermaye kimseye satılmaz diyen Coşkun Ulusoy ve ordu, kendi bankası olan hayati kurumu yabancılara sattı. Yabancının niteliği, önemli değil. Yani Türkiye başarısızlık ve beceriksizlikle, nerden nereye geldi. Refahyol’un hakkını, burada teslim edelim.
Başbakan ‘Krize biz hazırız, ekonomimiz dayanır’ diyor?
Ne desin? Biz hazır değiliz mi desin? Yer yerinden oynar. Biz dayanacak güçte değiliz derse zaten dolar ertesi günü 3 YTL olur. Başbakan durumun çok iyi farkında.
AKP iktidarının parayı yöneten uluslar arası güçlerle ilişkileri hep iyi oldu?
Özel olarak anlaştıklarını iddia etmiyorum, ama zımni olarak Kemal Derviş politikaları ve IMF’ye bağlılık göstererek biz bu ekonomi politikalarını sürdüreceğiz dediler. Böyle olduğu için de çok uluslu sermaye, Türkiye’ye geldi. Çok uluslu sermayeye güvence verdi.
Çok uluslu sermaye de, ABD’de faizler yüzde 4 iken (şimdi 3,5’a inmiş) Türkiye’de yüzde 20 kazandı. Şimdi 17’lerde. Dolar üzerinde yüzde 17 faiz alındığı nerede görülmüş? Elbette, bu nedenle finans sektörü Türkiye’deki AKP iktidarını destekliyor.
Yabancılar, yatırım yapıyor diye herkes seviniyor. Yabancıların gelmesi iyi değil mi?
Asla iyi değil. Yabancı sermaye yatırıma gelirse iyidir. Yatırım nedir? Direk yatırım, fabrika kuran yatırımdır. Türkiye gelen sermaye hazır tesisleri almaya geliyor. Yüzde 90’ı hizmet sektörü. Neye geliyor? Carrefour, Metro, İKEA, Praktiker, Real; neye geliyor? Alışveriş sektörüne. İnsanların yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamak için. Sinemalara veya bina yapımına geliyor. Yani servet transferine geliyor. Fabrika kurmaya gelen var mı? Türkiye’de sadece Koç, Ford’u kurmuştur.
Asıl kriz daha büyük olacak
Siz 2 yıl önce 2007’de büyük bir kriz çıkacak demiştiniz, kriz çıktı. Şimdi öngörünüz nedir?
Benim 2005’teki iddialı sözlerimin, dünyada ilk olduğu söyleniyor. 2005 yılında, ‘2 yıl sonra 2007’de kriz çıkacak’ demiştim. 2007’de kriz çıktı ya. Şimdi de 2009’da çıkacak mı diye herkes soruyor.
Tabi ki, buradaki önemli nokta şu: Bu sistemde; asıl kriz, daha büyük olacak. Bunun nedeni ise, Alman ve Avrupa bankalarının zararları açıklanacak. Onlar konjonktürel olarak ABD bankalarından da büyük.
Bir şeyi karıştırmayalım. Bir ABD bankası JP Morgan, Avrupa’daki bankaların tümüne eşittir. Ölçekleri düzgün konuşalım. JP Morgan 8-10 milyar dolar zarar ederken Deutsche Bank, 10 milyar dolar zarar ediyorsa o batmış demektir.
Ekonomistlerin ve iktisatçıların burada anlamadığı şey şu. Makro ekonomi ve uluslar arası ekonominin gerçek adı emperyalizmdir. Bu sömürgeci düzenin eski adıdır. Yeni adı ise küreselleşmedir. Yani eski gerekçelere, yeni bahane uydurdular. Hollywood Effect ile yutturuyorlar.
Küreselleşme yutturmacı mı yani?
Dünyada, internet ve teknoloji çağı yaşanıyor. Herkes bilgiyi paylaşıyor deniyor. Tam tersi, bilgiyi falan kimseyle paylaşmıyorlar. Bizim bilgimizin üzerine yatıyorlar. Beyin transferi yapıyorlar. Siz bugün ‘google’da önemli sitelere girin. Olağan arşiv bilgilerini bulursunuz. Ama aynı siteye ABD’den girerseniz farklı bilgilere ulaşırsınız.
Sadece ABD’de mi öyle, yoksa bütün dünyada durum aynı mı?
Evet, bütün dünya böyle. Mesela Mortgage’de ne oldu? Ben zaten buradan bildim 2005’te. Örneğin, bir ABD ailesinin aylık geliri 100 iken (çok sağlam istatistik kuruluşları var, onları inceledim) 104 borçlanmış. 100 dolar geliriniz var, 104 dolar ödemeniz gerekiyor. Önemli bir kısmı da mortgage. Okul, sağlık, yeme, içme hepsi dahil. Ben bir hesap yaptım. Bu 2007’de 115 dolara varacak. Böyle bir sistem yürümez dedim. Ben yanıldım. Her şeyi bildim ama bu rakam 117 oldu. Bir aileye 100 dolar giriyor 117 dolar borç ödemesi gerekiyor. Böyle bir ekonomi yürür mü? Adam zorlanınca, ilk önce büyük olan mortgage ödemiyor. Kriz de oradan çıktı.
Beklenen krizin 1929 buhranına benzetilmesine ne diyorsunuz?
1929 krizini, en büyük ABD yaşadı. Ama bu işi, çok iyi yönetti. Çünkü Roosvelt, o zaman Keynes’i keşfetti. Ama, Bush şimdi 1,2 milyar dolar para veriyor. Rakam da çok komik. Bush’u yeteneksiz gördükleri için ters tepti. Bu nedenle, görünenden daha büyük bir kriz var.
1929 krizinde para devletteydi, şimdi ise uluslar arası sermayenin elinde. Biriken para, devletin elinde değil. Sermaye el değiştiriyor. 1974’deki petrol krizinde en büyük petrol şirketinin kârı 4 milyar dolardı. Bugün ABD’de 29 petrol şirketi var. 120 milyar doların üzerinde kârı var. 3 tanesinin kârı 64 milyar dolar. Exxon Mobil firmasının tek başına kârı 34,5 milyar dolar.
Sonbaharda patlar
Asıl büyük kriz ne zaman geliyor?
Ben, 2009 başında bekliyordum. Süreç hızlandı. Artık küresel ekonomideki krizi, 2008’in sonbaharında bekliyorum.
Çeşitli önlemler açıklanıyor. Faizler indiriliyor?
ABD’nin faiz indirmesi, paranın dışarıya gitmesi demek. Hiçbir ulusal ekonomi böyle bir karar alır mı? Başka ülke için yanlış karardır bu. Ama ABD için doğru karardır. Neden ? Faizleri düşürürseniz dışarıdaki sermaye geri dönmez. Biliyorsunuz dalga denizde geri giderken ne varsa toplar. Eğer ABD sermayesi de geri gelirse dünya kapitalizmi çöker.
Öte yandan, Avrupa Merkez Bankası 321 milyar Euro fonlayacağını söyledi. Çünkü Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri kar-zararlarını açıklamadılar. Şubat başında açıklayınca görülecek. Çok ağır bir zarar var. Ve kriz derinleşecek. Bunları erteliyorlar, öteliyorlar.
Ünlü spelükatör Soros, 60 yılın en ağır krizi dedi.
Evet. Onun yanı sıra, Nobel almış en önemli iktisatçılardan Stiglitz ve başka iktisatçılar ısrarla 1929 krizinin benzerinin geldiğini söylemeye başladılar. Geçen sene ben kriz lafları ettiğimde, yabancı basında tek tük kriz yazısı vardı. Son 2 ay içinde mübalağasız birkaç bin tane kriz yazısı var. Çok önemli bir tanesi Craig Robertson’ın Intending Destruction of United States, yani ‘ABD ekonomisi kaçınılmaz yıkıma gidiyor’. ABD’li neoconların en önemli iktisatçılarının yazısı.
Kaynak
Röportajın Devamı
Ülkenin bankalarının yüzde 50’si, sigorta şirketlerinin yüzde 70’i satılmış durumda. Abdullatif Şener’in bana şahsi olarak söylediği bir söz var: Bir ülkeye verilen kredilerin yüzde 70’ini yabancılar veriyorsa o ülkede bağımsızlıktan söz edilemez. Bugün yabancı sermayeyi Türkiye’yi ele geçirmiş durumda. İşin tehlikeli yanı bu. Türk halkının gelecek 20 yılı ipotek altında. Tüketici kredileri, kredi kartları ve bireysel kredilerin toplamı 75,4 milyar dolar. Bu çok vahim. Bu ülkede çocuklarımız ileride yabancılara uşaklık yapma noktasına geleceklerdir.
ABD’deki kriz, Türkiye’de tsunami gibi hissedilir
Gelelim Türkiye’yi ilgilendiren bölüme. Ülkemiz, olası bir krizden nasıl etkilenecek?
ABD ve dünyadaki küresel ekonomide bir kriz dalgası olursa Türkiye’ye bu tsunami olarak yansır. Çünkü bu ülke üretmiyor. Dünyada kriz olurken, Türkiye’de olması belki kabul edilebilir bir şey. Ama biz de, daha büyük olursa dengeleri değiştirir. Siyasi yapıya kadar her şeyi etkiler. Bunun olmamasını sağlayacak bir tek güç var dünyada, ABD. ABD siyasi olarak Türkiye’deki krizi önlemeye yönelik hareket ederse, bunu önler.
Peki, ABD bunu niçin yapacak?
İran konusu dâhil, Irak hatta Kürt meselesi dâhil. Kuzey Irak’taki Kürt devletinin önünü açarsa, rezervlerini kaldırarak. İran konusunda ABD ile ittifak içine girerse, İran’ı vurduğunda koalisyon içine girerse. Bu AKP iktidarı için zor da CHP ve MHP iktidarı için kolay mı?
Bir laf vardır: ABD nezle olursa Türkiye zatürre olur diye. Çok acıdır. Öyle bir sürece gidiliyor.
Tek çıkışı ise, planlansaydı üretimdi. Maalesef Türkiye hala üretmiyor. Yılbaşından bu yana İMKB satışlardan 13 milyar dolar değer kaybetti. Borsadaki hisse rakamlarından hesaplarsanız, şirketlerin değeri 55 milyar dolar küçüldü.
2001’den daha tehlikeli
Çıkabilecek kriz, 2001’dekine göre nasıl olur?
2008’deki kriz 2001’dekinden daha tehlikelidir. 2001 krizi ekonomisi kırılgan olan Türkiye’de siyasi belirsizlikten kırılmıştı. Makro ekonomik kararlar her zaman siyasidir. Ama bir yere kadar. Yani siyasi hatalardan, yumruk yediğinizde yere düşersiniz. Ekonomik olarak yediğiniz darbeden nakavt olursunuz. Bu sefer ki krizin ekonomik bir nakavt ile gelme ihtimali var. İnşallah olmaz.
Sürekli Türkiye ekonomisi sağlam ve istikrar var deniliyor?
31 Aralık 2005 Mart’ında Türk özel sektörünün borcu; 27 milyar dolardı. 31 Aralık 2007’de, bu borç 142 milyar dolara yükseldi. Özel sektör bugün yurtdışından kredi alıyor, ipotek veriyor. Şartnameye uymadan bir tane taksidini aksatsın, 24 saatte anahtarlarını verir.
Eğer Türkiye 2001’deki gibi bir kriz yaşarsa, Türk burjuvazisinin yüzde 70’i anahtarlarını yabancılara verir.
Devletin durumu nasıl?
1990’lı yıllardan gelen kötü bir ekonomi var. Ama aradaki Refahyol iktidarının ekonomi politikaları farkını gösteriyor. Eğer o politikalar, devam etseydi Türkiye bu kadar büyük bir borç yükü altına girmezdi. Bugün Türkiye’nin iç borcu 230 milyar doları, dış borcu da 200 milyar doları geçmiştir. Toplam borç, 450 milyar dolara yaklaşmış. Bu rakam, ülkenin bütün bir yıl boyunca yaptığı her türlü üretimi kapsayan GSMH’sini bile tutmuyor. Böyle bir ekonomi dünyada yok, bir tek Türkiye’de var. Birisi çıkıp da, bizim 450 milyar dolar borcumuz var ama ABD’nin 2,5 trilyon dolar demesin. Çünkü ABD’nin ekonomisi, 10 trilyon dolar. Ayrıca, ABD kâğıt basıyor. 0,03 cente 100 dolar basıyor. Karşılığında da üretim olduğu için çok değer kaybetmiyor. Adam sıkıştıkça kâğıt basıyor.
Türk halkının 20 yılı ipotekli
Birçok kuruluş özelleştirildi. Yabancı ortaklara satıldı. Bunlar ne olacak?
Ülkenin bankalarının yüzde 50’si, sigorta şirketlerinin yüzde 70’i satılmış durumda. Abdullatif Şener’in bana şahsi olarak söylediği bir söz var: Bir ülkeye verilen kredilerin yüzde 70’ini yabancılar veriyorsa o ülkede bağımsızlıktan söz edilemez. Bugün yabancı sermayeyi Türkiye’yi ele geçirmiş durumda. İşin tehlikeli yanı bu. Türk halkının gelecek 20 yılı ipotek altında. Tüketici kredileri, kredi kartları ve bireysel kredilerin toplamı 75,4 milyar dolar. Bu çok vahim. Bu ülkede çocuklarımız ileride yabancılara uşaklık yapma noktasına geleceklerdir. Çok acı.
Diğer ülkelerde, özelleştirme yapılmıyor mu?
Almanya, Hollanda yeni bir kanun çıkarttılar. Stratejik şirketlerin satışını izne tabi hale getirdiler. Bu dünyada yeni bir şey. Çin petrol şirketi olan Cnooc, en yüksek teklifi vererek ABD’de Unicon’ı satın almaya kalktı. Escon Mobil’den 1.5 milyar dolar fazla verdi. Senato müdahale etti. Ulusal menfaatlere aykırı olduğu için veto etti. Geçen sene Pepsi Cola, Danone’yi almaya kalktı. Anlaşma yapıldı. Fransız hükümeti, AB referandumunda hayır çıkmasının da etkisiyle tarım kesiminin baskısı sonucu tarımsal ürünleri stratejik bularak satışı iptal etti. Satılamadı. Ama biz yediğimiz, içtiğimiz hayat bağlarımızı satıyoruz.
Şu anda ülkemizde ne kadar yabancı para var?
Türkiye’de şu anda bulunan sıcak para, 100 milyar doların üzerinde. Borsanın da yaklaşık 83 milyar doları yabancı. Bu paranın yaklaşık 40 milyar doları gidicidir. Kalanı, en büyük kriz çıksa da gitmez. Kârının temettüsünü alıyor hisselerden. Herkesin atladığı şey bu. Kriz çıktı, TÜPRAŞ kârda rekor kırdı. Yüzde 16,7’si meşhur şaibeli satıştan sonra Offer ailesini elinde. 2006 yılında 58 trilyon lira temettü aldılar. Geçen sene ne aldılar bilmiyorum. Bono ve borsadan, Eylül 2007’den beri 4 milyar, Ocak 2008’tan beri yaklaşık 7 milyar dolar çıktı. Fakat Türkiye’yi terk etmedi. Bankalarda, döviz olarak duruyor. Türkiye’yi terk etmesi internetten 5 saniyedir. Yabancılar, 2003 Ocak’ından 2006 Aralık’a kadar 57 milyar dolar kar transferi yaptılar. Ayrıca Türkiye’de 500 büyük şirketin yüzde 51’inden fazlası yabancıların olan, 147 şirket bulunuyor. Bu 147 şirket, 500 büyük şirketin üçte birinden daha aza tekabül ediyor. Kârının yüzde 37’sini alıyor. Bugün Türkiye ekonomisi küresel sermayenin denetimi altındadır ve onların piyonu haline gelmiştir. Hükümet de, eli mahkûm olduğu için buna garanti vermiştir.
Devlete satmak kârlı
Özel sektör borç içinde dediniz. Onların durumu nasıl?
Türk burjuvazisi de kendisinden bekleneni yapmıyor. Zaten siyasetçiden, daha acz içinde. Yani Türk burjuvazisi, bugün şirketlerini 1 YTL’ye satıyorsa, yarın 3 YTL’ye satmanın peşinde. Bu iktidara, destek oradan geliyor. Koç gibi, birkaç şirket dışında hiçbirisi hesap yapmıyor. Bizim Türk burjuvazisi için en kârlı yol, devlete çok kâğıt satmak.
Koç niye farklı?
Çünkü Koç Holding yatırım yapıyor. Ben burjuvaziyi hiç sevmem. İnanarak söylüyorum. Tek ayırdığım Koç ailesidir.
Diğerleri nasıl?
Türkiye’nin en büyük ailelerinden Sabancı ailesi bütün kuruluşlarını sattı. 10 yıldır borç satıyor. Akbank, 10 yıldır Türkiye’de en çok vergi veren şirkettir. İkinci en çok vergi ödeyen Arçelik ile arasında 10 kat fark vardır. Bu Arçelik’in vergiyi az verdiğinden değil, öbürü kâğıt üstünde sermayeden kazandığı için. Bossa, Lassa her şeyi sattı. Devlete kâğıt satmaktan daha güzeli var mı?
AKP, seçimleri öne alacak
Temel belirleyici etken şu anda sadece dış politika mı?
Eğer, ABD İran’ı vurursa Türkiye yanar. Çünkü İran’ın çevresindeki en önemli ülke Türkiye’dir. Ticaret ve siyaset dışında, ABD’nin İran’a ambargo uygulamak için Türkiye’ye ihtiyacı vardır. Türkiye’deki rejimin üzerine oynar. ABD, İran’ı işgal etmeyecektir, vuracaktır. Bunun için BM kararı da zaten çıkaramaz. Geçen Hürmüz Boğazı’nda yaşanan hadise o. Eğer, Ahmedinejad geri çekilmeseydi, vur emri verilmişti, savaş çıkaracaklardı. Bu küresel dalgalanmaya Türkiye hazırlıksız olduğu için, çok az zaman kaldığı için Türkiye’nin çok ağır bir krize gireceğini, Türkiye’deki siyasi yapıyı kökünden değiştireceğine inanıyorum. AKP’nin iktidarı da küresel krize bağlı. Devreyi tamamlamayabilir. AKP bu sonbahara kalmadan kriz öncesi yerel seçimleri öne alacaktır. Eğer kriz erken gelir ve yaz aylarında başlarsa yapamaz. Seçimi o zaman öne alamaz.
Kaynak
Araştırmacı Stratejist Erhan Göksel ile Röportaj;
Başbakan krizi gizliyor
Erhan Göksel, bir kriz dalgası halinde bunun Türkiye’ye tsunami olarak yansıyacağı uyarısında bulunarak, “Çünkü bu ülke üretmiyor. Yılbaşından bu yana İMKB satışlardan 13 milyar dolar değer kaybetti. Borsadaki hisse rakamlarından hesaplarsanız, şirketlerin değeri 55 milyar dolar küçüldü. Bir laf vardır: ABD nezle olursa Türkiye zatürre olur diye. Çok acıdır. Öyle bir sürece gidiliyor” diye konuştu.
İki yıl önce 2007’deki ekonomik krizi gören VERSO Araştırma Şirketi Sahibi ve Stratejist Erhan Göksel, yaklaşan kriz için bir kez daha uyardı. 2009’daki krizin daha erken ‘Temmuz-Ağustos 2008’de’ gelebileceğini öngören Göksel, ABD’den başlayıp dünyayı saran global ekonomik krizin nedenlerini, boyutunu ve Türkiye’ye muhtemel etkilerini anlattı. İşte Göksel’in sorularımıza verdiği çarpıcı cevaplar:
Dünyada ABD’den başlayan ve diğer ülkelere yayılan büyük bir ekonomik kriz dalgalanması yaşanıyor. Gerçi Türkiye’de tam olarak hissedilmedi ama neler oluyor?
ABD açısından kriz, 2001’de Nasdaq’ın çöküşüyle başladı. Bu trend, şu anda 7. yılını doldurdu. Bu sürede, 2003 ve 2004’te büyük bir ekonomik patlama oldu. ABD ekonomisi, dünyanın en büyük ekonomisi. Dünyadaki bütün malların yüzde 29’unu üretiyor, yüzde 40’ını tüketiyor. Dünya nüfusunun yüzde 4,8’i kadar 300 milyon nüfusu var. Ama her 10 malın 4’ünü tüketiyor.
Yani süre gelen bir kötü gidiş mi var?
Evet, 1998’den sonra ABD ekonomisi ortalama yüzde 1-2 arası büyüdü. Ama gerçekte ABD sanayisi, 10 yıldır küçülüyor. Doların gücünü de belirleyen üretimdir. Yani elinizdeki maldır. ABD’de üretim her yıl yüzde 1–2 küçülüyor. Fakat hizmet sektörü, yüzde 4-5 büyüdüğü için ikisinin ortalamasını alınca yüzde 2-3 büyüyormuş gibi gözüküyor.
Kötü gidişin hiç somut belirtisi olmadı mı?
Sanayinin sürekli küçülmeye başladığı ilk yıl olan 1998’den sonra önce Asya’da; Hong Kong ve Kore’de kriz çıktı. Ardından 1999’da ABD parasına karşı pozisyon alan çok uluslu sermayenin de katkısıyla Rusya krize girdi. Hatta Rusya moratoryum ilan etti.
2001’de Türkiye’deki kriz de mi böyle?
Evet. Çünkü aşırı şişme vardı. Bu nedenle kriz, 2000 yılında Brezilya’ya 2001’de Arjantin ve Türkiye’ye yansıdı. 2001’de aynı zamanda ABD’nin ikinci büyük borsası Nasdaq çöktü. Elektronik sanayi ve teknoloji şirketlerinin olduğu en büyük medarı iftiharı idi.
2001’den sonra ciddi bir tetiklenme olmadı galiba. Siz çöküş trendi diyorsunuz ama doların düşmesi dışında olumsuz bir gelişme yaşanmadı son 7 yılda?
2000’li yıllarda top dibe vurmuştu. Top tekrar yükselişe geçti ve küresel ekonomiyi iki şey büyüttü. Birincisi, teknolojideki büyük gelişmenin paranın çevrilebilirliliğini artırması. Bunlar; internetin gelişmesi, bankamatiklerin artması, alışveriş mağazalarında digital ödeme, kredi kartların yaygınlaşması. Özellikle 3. dünya ülkelerinde ‘emerging market’ denilen gelişmekte olan piyasalar işin kılıfı oldu. Kolay sömürülen ve yüksek kar alınan yer demektir. Ben terminolojisini değiştiriyorum.
İkinci neden ise, Körfez Savaşı ile başlayan petrol krizi ve dünyanın enerji ihtiyacındaki patlama.
Dünyada para el değiştiriyor
Para bu kadar büyüdü, likidite arttı, neden likidite krizi var?
Para artınca dünya kapitalizmi büyüdü ama para Marx’ın kapitalinde anlattığı gibi sermaye büyük tekellerin elinde temerküz etmeye başladı. Paradan para kazananlar büyüdü, bunların kârları da büyüdü. Alışveriş yapan sade vatandaş da para tükendi. Ayrıca petrol fiyatlarının yükselmesi paranoyayı iyice yükseltti dünyada.
ABD mortgage krizi neyin nesi?
Bugün ABD’de mortgage krizi nedeniyle büyük finans kuruluşları tek tek batıyor. Peki bu para yok mu oluyor? Biri kibrit çakıp yakıyor mu? Nerede? Para el değiştiriyor.
Kimin cebinden çıkıp kimin cebine gidiyor?
Başka holdinglerin cebine giriyor. Çok uluslu şirketlerin elinde temerküz ediyor. Sermaye, her döngüsünde kâr ettiği için sermayesini büyütür. Peki, kimin parasını alıyor? Halkın. Yani herkes faize çalışıyor. Bu büyük bir realite. Faiz artık insanların damarlarında akan kan gibi oldu. Yaşadığımız her anda faiz ödüyoruz.
Bugün Morgan Stanly, JP Morgan, Merrill Lynch, City Bank hepsi neredeyse 8-10 milyar dolar zarar ettiler. Ben de özel bilgi, bu senenin ilk üç ayında, zararları 2007’den fazla olacak. 1,2 milyon mortgage kredisini ödeyemeyen müşteri var.
Buradaki kritik nokta şu? JP Morgan’ın değeri 1 trilyon doların üzerinde. Eğer yüzde 10 değer kaybederse değerinden yüzde 10 kaybeder. O zaman zarar, 10 değil 100 milyar dolar olur. İşin püf noktası bu. Televoleci iktisatçıların anlayamadıkları.
Mortgage kredisi neden ödenmiyor?
Mortgage, kira öder gibi ev sahibi olması sistemi. Bütün evler şu anda bankaların. 20 yıl kira ödüyorsunuz. 8–10 bin dolar vergisi var. Bizdeki sisteme falan benzemez. Bizdeki palavra.
ABD ekonomisi Nasdaq’ın çöküşüyle birlikte büyük bir pompalamaya girdi. Ben buna Hollywood Effect diyorum. Yani Hollywood etkisi diyorum. Yani ABD’nin o sinema ve medya görsel gücüyle, toplumları dönüştürme. Bu Hollywood Effect, evi olan insanlara ya ikinci bir ev alması ya da yazlık alması için baskı yapıyor. Bu şekilde iş, müthiş pompalandı. 2001’den sonra herkes borçlandı.
JP Morgan zararda, Locked Martin kârda
Birisi batarken öbürü mü kazanıyor?
Evet. JP Morgan 10 milyar dolarla batarken bu şirketler kâr ediyor. Bütün Ortadoğu ve Kuzey Irak’ta iş yapan firmaların hisse senetleri yüzde 700–900 arasında değer kazandı. Yani Hallyburton, Bechtel’in değeri 100 milyar dolarsa ise 700 milyar dolara çıktı. Para el değiştiriyor. Sermaye el değiştiriyor.
Sermaye başka hangi sektörlere gidiyor?
Dünyada, 2007’de 1 trilyon 148 milyar dolarlık kayıtlı silah satıldı. Bunun 700 milyar dolar civarı ABD’ye ait. Bunun da yarısı tek firmaya ait. Locked Martin. Bu firmanın muhtemel kârının 70-80 milyar dolar olması bekleniyor bu sene.
Ayrıca, Çin’inkiler rakam dışı. 3. dünya ülkelerine silah yardımı yapıyor. Muhtemelen ABD, müttefiki İsrail’e yapıyor. Onlar da kayıtdışı. Ticari olarak satılmış olan bu. Demek ki birileri zarar ederken birileri kar ediyor.
O zaman kriz nerden çıkıyor?
Dünya krizine yol açan şey, halktaki para sıkışıklığıdır. Bu kadar para bolluğunda, halkta para yok. Likidite krizi deniyor. Aslında dünyada likidite bolluğu var. Alışveriş yapması gereken, orta sınıfların, alt gelir grupların, emekçi kesimlerin cebinde para yok. Bunun üzerine özellikle Avrupa ülkeleri mortgage için büyük fonlamalar yapıyorlar. Şimdi Bush aynı şeyi yapmaya çalışıyor. Ama yasal olarak nasıl yapacak bu da meçhul.
Bu krizi tetikleyecek olan asıl ABD bankaları değil. Belki kamuoyu bilmiyordur; finans kuruluşları ve sigorta şirketleridir. Mortgage işinde de, asıl bankalara ve fonlarına parayı veren Avrupa ve Asya bankalarıdır. Onun için sallandı. İngiltere’deki Northern Rock battı. Onlar da para bolluğu vardı. Ama şimdi asıl krizi onlar yaşayacak.
Yeni bir Yalta
Gerçekten öyle mi?
Evet öyle. Ama, ABD ekonomisi bir günde çökmez. ABD ekonomisinin 2001’de başlayan çöküş trendi devam ediyor. Dünya hegemonyasındaki artış da onun eseri. Mevcut pozisyonun kaybetmemek için dünyanın her yerine evrensel bir güç olarak askeri güç kullanmaya başladı. Bundan sonra da, büyüyecek. ABD bu gücü koruyabilmek için geri çekilmek zorunda. Geri çekilmek demek, yeni bir Yalta Konferansı’nda Rusya ve Çin ile oturup yeni bir paylaşım yapmak zorunda olması demek. Rusya, plase ya da ombudsman gibi devlet. Böyle bir nokta da, ABD’nin zaman kazanmaya ve sorunları ötelemeye ihtiyacı var. Tekrar yeni bir Yalta olacaktır. ABD, Rusya, Çin arasında. ABD dünyada elinde tuttuğu, özellikle duvar yıkıldıktan sonra eline geçirdiği yerleri Ukrayna gibi beyaz ülkelerin karşılığında bir şey vermek zorunda. Bu nedenle Afrika’yı da Çine terk edecek. Böyle bir dünya konjonktürüne gidiyoruz.
Irak işgali, ABD ekonomisini zora sokan sebeplerden birisi mi?
Hayır. Hiç, Irak’ta başı belaya girdiği için falan değil. ABD’nin Irak’ta toplam harcadığı para 600 milyar dolar. 3 senede petrol şirketlerinden Hallyburton’ın kazandığı para da o kadar. Ayrıca, yan ürünlerden ne kazanıyor bilmiyorum.
Refahyol’un hakkını teslim edelim
Refahyol’un hangi politikaları farklıydı size göre?
Refahyol’un yıkılışından 7-8 sene sonra, 28 Şubat’ı yıllar sonra değerlendirdiğimde; askerin tahrik edilerek kışladan çıkarıldığını ve Refah’ı yıkmak için Türk burjuvazisi ve medyasının bir grup siyasi ile işbirliği yaptığını anladım. Çünkü Refahyol; bu yılbaşına girerken yazdığım önemli bir raporda fark ettim ki; Türkiye’nin 1995’ten sonra ekonomik olarak en iyi yönetildiği dönem. Hızla faizlerin konsolide edilip aşağı çekildiği, iç borçlanmanın azaltılmaya çalışıldığı bir dönem. Görece memur maaşları ve ücretler artmış.
Daha dün ERDEMİR’in satışında kırmızı beyaz bayrak gömlek giyerek, ulusal sermaye kimseye satılmaz diyen Coşkun Ulusoy ve ordu, kendi bankası olan hayati kurumu yabancılara sattı. Yabancının niteliği, önemli değil. Yani Türkiye başarısızlık ve beceriksizlikle, nerden nereye geldi. Refahyol’un hakkını, burada teslim edelim.
Başbakan ‘Krize biz hazırız, ekonomimiz dayanır’ diyor?
Ne desin? Biz hazır değiliz mi desin? Yer yerinden oynar. Biz dayanacak güçte değiliz derse zaten dolar ertesi günü 3 YTL olur. Başbakan durumun çok iyi farkında.
AKP iktidarının parayı yöneten uluslar arası güçlerle ilişkileri hep iyi oldu?
Özel olarak anlaştıklarını iddia etmiyorum, ama zımni olarak Kemal Derviş politikaları ve IMF’ye bağlılık göstererek biz bu ekonomi politikalarını sürdüreceğiz dediler. Böyle olduğu için de çok uluslu sermaye, Türkiye’ye geldi. Çok uluslu sermayeye güvence verdi.
Çok uluslu sermaye de, ABD’de faizler yüzde 4 iken (şimdi 3,5’a inmiş) Türkiye’de yüzde 20 kazandı. Şimdi 17’lerde. Dolar üzerinde yüzde 17 faiz alındığı nerede görülmüş? Elbette, bu nedenle finans sektörü Türkiye’deki AKP iktidarını destekliyor.
Yabancılar, yatırım yapıyor diye herkes seviniyor. Yabancıların gelmesi iyi değil mi?
Asla iyi değil. Yabancı sermaye yatırıma gelirse iyidir. Yatırım nedir? Direk yatırım, fabrika kuran yatırımdır. Türkiye gelen sermaye hazır tesisleri almaya geliyor. Yüzde 90’ı hizmet sektörü. Neye geliyor? Carrefour, Metro, İKEA, Praktiker, Real; neye geliyor? Alışveriş sektörüne. İnsanların yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamak için. Sinemalara veya bina yapımına geliyor. Yani servet transferine geliyor. Fabrika kurmaya gelen var mı? Türkiye’de sadece Koç, Ford’u kurmuştur.
Asıl kriz daha büyük olacak
Siz 2 yıl önce 2007’de büyük bir kriz çıkacak demiştiniz, kriz çıktı. Şimdi öngörünüz nedir?
Benim 2005’teki iddialı sözlerimin, dünyada ilk olduğu söyleniyor. 2005 yılında, ‘2 yıl sonra 2007’de kriz çıkacak’ demiştim. 2007’de kriz çıktı ya. Şimdi de 2009’da çıkacak mı diye herkes soruyor.
Tabi ki, buradaki önemli nokta şu: Bu sistemde; asıl kriz, daha büyük olacak. Bunun nedeni ise, Alman ve Avrupa bankalarının zararları açıklanacak. Onlar konjonktürel olarak ABD bankalarından da büyük.
Bir şeyi karıştırmayalım. Bir ABD bankası JP Morgan, Avrupa’daki bankaların tümüne eşittir. Ölçekleri düzgün konuşalım. JP Morgan 8-10 milyar dolar zarar ederken Deutsche Bank, 10 milyar dolar zarar ediyorsa o batmış demektir.
Ekonomistlerin ve iktisatçıların burada anlamadığı şey şu. Makro ekonomi ve uluslar arası ekonominin gerçek adı emperyalizmdir. Bu sömürgeci düzenin eski adıdır. Yeni adı ise küreselleşmedir. Yani eski gerekçelere, yeni bahane uydurdular. Hollywood Effect ile yutturuyorlar.
Küreselleşme yutturmacı mı yani?
Dünyada, internet ve teknoloji çağı yaşanıyor. Herkes bilgiyi paylaşıyor deniyor. Tam tersi, bilgiyi falan kimseyle paylaşmıyorlar. Bizim bilgimizin üzerine yatıyorlar. Beyin transferi yapıyorlar. Siz bugün ‘google’da önemli sitelere girin. Olağan arşiv bilgilerini bulursunuz. Ama aynı siteye ABD’den girerseniz farklı bilgilere ulaşırsınız.
Sadece ABD’de mi öyle, yoksa bütün dünyada durum aynı mı?
Evet, bütün dünya böyle. Mesela Mortgage’de ne oldu? Ben zaten buradan bildim 2005’te. Örneğin, bir ABD ailesinin aylık geliri 100 iken (çok sağlam istatistik kuruluşları var, onları inceledim) 104 borçlanmış. 100 dolar geliriniz var, 104 dolar ödemeniz gerekiyor. Önemli bir kısmı da mortgage. Okul, sağlık, yeme, içme hepsi dahil. Ben bir hesap yaptım. Bu 2007’de 115 dolara varacak. Böyle bir sistem yürümez dedim. Ben yanıldım. Her şeyi bildim ama bu rakam 117 oldu. Bir aileye 100 dolar giriyor 117 dolar borç ödemesi gerekiyor. Böyle bir ekonomi yürür mü? Adam zorlanınca, ilk önce büyük olan mortgage ödemiyor. Kriz de oradan çıktı.
Beklenen krizin 1929 buhranına benzetilmesine ne diyorsunuz?
1929 krizini, en büyük ABD yaşadı. Ama bu işi, çok iyi yönetti. Çünkü Roosvelt, o zaman Keynes’i keşfetti. Ama, Bush şimdi 1,2 milyar dolar para veriyor. Rakam da çok komik. Bush’u yeteneksiz gördükleri için ters tepti. Bu nedenle, görünenden daha büyük bir kriz var.
1929 krizinde para devletteydi, şimdi ise uluslar arası sermayenin elinde. Biriken para, devletin elinde değil. Sermaye el değiştiriyor. 1974’deki petrol krizinde en büyük petrol şirketinin kârı 4 milyar dolardı. Bugün ABD’de 29 petrol şirketi var. 120 milyar doların üzerinde kârı var. 3 tanesinin kârı 64 milyar dolar. Exxon Mobil firmasının tek başına kârı 34,5 milyar dolar.
Sonbaharda patlar
Asıl büyük kriz ne zaman geliyor?
Ben, 2009 başında bekliyordum. Süreç hızlandı. Artık küresel ekonomideki krizi, 2008’in sonbaharında bekliyorum.
Çeşitli önlemler açıklanıyor. Faizler indiriliyor?
ABD’nin faiz indirmesi, paranın dışarıya gitmesi demek. Hiçbir ulusal ekonomi böyle bir karar alır mı? Başka ülke için yanlış karardır bu. Ama ABD için doğru karardır. Neden ? Faizleri düşürürseniz dışarıdaki sermaye geri dönmez. Biliyorsunuz dalga denizde geri giderken ne varsa toplar. Eğer ABD sermayesi de geri gelirse dünya kapitalizmi çöker.
Öte yandan, Avrupa Merkez Bankası 321 milyar Euro fonlayacağını söyledi. Çünkü Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri kar-zararlarını açıklamadılar. Şubat başında açıklayınca görülecek. Çok ağır bir zarar var. Ve kriz derinleşecek. Bunları erteliyorlar, öteliyorlar.
Ünlü spelükatör Soros, 60 yılın en ağır krizi dedi.
Evet. Onun yanı sıra, Nobel almış en önemli iktisatçılardan Stiglitz ve başka iktisatçılar ısrarla 1929 krizinin benzerinin geldiğini söylemeye başladılar. Geçen sene ben kriz lafları ettiğimde, yabancı basında tek tük kriz yazısı vardı. Son 2 ay içinde mübalağasız birkaç bin tane kriz yazısı var. Çok önemli bir tanesi Craig Robertson’ın Intending Destruction of United States, yani ‘ABD ekonomisi kaçınılmaz yıkıma gidiyor’. ABD’li neoconların en önemli iktisatçılarının yazısı.
Kaynak
Röportajın Devamı
Ülkenin bankalarının yüzde 50’si, sigorta şirketlerinin yüzde 70’i satılmış durumda. Abdullatif Şener’in bana şahsi olarak söylediği bir söz var: Bir ülkeye verilen kredilerin yüzde 70’ini yabancılar veriyorsa o ülkede bağımsızlıktan söz edilemez. Bugün yabancı sermayeyi Türkiye’yi ele geçirmiş durumda. İşin tehlikeli yanı bu. Türk halkının gelecek 20 yılı ipotek altında. Tüketici kredileri, kredi kartları ve bireysel kredilerin toplamı 75,4 milyar dolar. Bu çok vahim. Bu ülkede çocuklarımız ileride yabancılara uşaklık yapma noktasına geleceklerdir.
ABD’deki kriz, Türkiye’de tsunami gibi hissedilir
Gelelim Türkiye’yi ilgilendiren bölüme. Ülkemiz, olası bir krizden nasıl etkilenecek?
ABD ve dünyadaki küresel ekonomide bir kriz dalgası olursa Türkiye’ye bu tsunami olarak yansır. Çünkü bu ülke üretmiyor. Dünyada kriz olurken, Türkiye’de olması belki kabul edilebilir bir şey. Ama biz de, daha büyük olursa dengeleri değiştirir. Siyasi yapıya kadar her şeyi etkiler. Bunun olmamasını sağlayacak bir tek güç var dünyada, ABD. ABD siyasi olarak Türkiye’deki krizi önlemeye yönelik hareket ederse, bunu önler.
Peki, ABD bunu niçin yapacak?
İran konusu dâhil, Irak hatta Kürt meselesi dâhil. Kuzey Irak’taki Kürt devletinin önünü açarsa, rezervlerini kaldırarak. İran konusunda ABD ile ittifak içine girerse, İran’ı vurduğunda koalisyon içine girerse. Bu AKP iktidarı için zor da CHP ve MHP iktidarı için kolay mı?
Bir laf vardır: ABD nezle olursa Türkiye zatürre olur diye. Çok acıdır. Öyle bir sürece gidiliyor.
Tek çıkışı ise, planlansaydı üretimdi. Maalesef Türkiye hala üretmiyor. Yılbaşından bu yana İMKB satışlardan 13 milyar dolar değer kaybetti. Borsadaki hisse rakamlarından hesaplarsanız, şirketlerin değeri 55 milyar dolar küçüldü.
2001’den daha tehlikeli
Çıkabilecek kriz, 2001’dekine göre nasıl olur?
2008’deki kriz 2001’dekinden daha tehlikelidir. 2001 krizi ekonomisi kırılgan olan Türkiye’de siyasi belirsizlikten kırılmıştı. Makro ekonomik kararlar her zaman siyasidir. Ama bir yere kadar. Yani siyasi hatalardan, yumruk yediğinizde yere düşersiniz. Ekonomik olarak yediğiniz darbeden nakavt olursunuz. Bu sefer ki krizin ekonomik bir nakavt ile gelme ihtimali var. İnşallah olmaz.
Sürekli Türkiye ekonomisi sağlam ve istikrar var deniliyor?
31 Aralık 2005 Mart’ında Türk özel sektörünün borcu; 27 milyar dolardı. 31 Aralık 2007’de, bu borç 142 milyar dolara yükseldi. Özel sektör bugün yurtdışından kredi alıyor, ipotek veriyor. Şartnameye uymadan bir tane taksidini aksatsın, 24 saatte anahtarlarını verir.
Eğer Türkiye 2001’deki gibi bir kriz yaşarsa, Türk burjuvazisinin yüzde 70’i anahtarlarını yabancılara verir.
Devletin durumu nasıl?
1990’lı yıllardan gelen kötü bir ekonomi var. Ama aradaki Refahyol iktidarının ekonomi politikaları farkını gösteriyor. Eğer o politikalar, devam etseydi Türkiye bu kadar büyük bir borç yükü altına girmezdi. Bugün Türkiye’nin iç borcu 230 milyar doları, dış borcu da 200 milyar doları geçmiştir. Toplam borç, 450 milyar dolara yaklaşmış. Bu rakam, ülkenin bütün bir yıl boyunca yaptığı her türlü üretimi kapsayan GSMH’sini bile tutmuyor. Böyle bir ekonomi dünyada yok, bir tek Türkiye’de var. Birisi çıkıp da, bizim 450 milyar dolar borcumuz var ama ABD’nin 2,5 trilyon dolar demesin. Çünkü ABD’nin ekonomisi, 10 trilyon dolar. Ayrıca, ABD kâğıt basıyor. 0,03 cente 100 dolar basıyor. Karşılığında da üretim olduğu için çok değer kaybetmiyor. Adam sıkıştıkça kâğıt basıyor.
Türk halkının 20 yılı ipotekli
Birçok kuruluş özelleştirildi. Yabancı ortaklara satıldı. Bunlar ne olacak?
Ülkenin bankalarının yüzde 50’si, sigorta şirketlerinin yüzde 70’i satılmış durumda. Abdullatif Şener’in bana şahsi olarak söylediği bir söz var: Bir ülkeye verilen kredilerin yüzde 70’ini yabancılar veriyorsa o ülkede bağımsızlıktan söz edilemez. Bugün yabancı sermayeyi Türkiye’yi ele geçirmiş durumda. İşin tehlikeli yanı bu. Türk halkının gelecek 20 yılı ipotek altında. Tüketici kredileri, kredi kartları ve bireysel kredilerin toplamı 75,4 milyar dolar. Bu çok vahim. Bu ülkede çocuklarımız ileride yabancılara uşaklık yapma noktasına geleceklerdir. Çok acı.
Diğer ülkelerde, özelleştirme yapılmıyor mu?
Almanya, Hollanda yeni bir kanun çıkarttılar. Stratejik şirketlerin satışını izne tabi hale getirdiler. Bu dünyada yeni bir şey. Çin petrol şirketi olan Cnooc, en yüksek teklifi vererek ABD’de Unicon’ı satın almaya kalktı. Escon Mobil’den 1.5 milyar dolar fazla verdi. Senato müdahale etti. Ulusal menfaatlere aykırı olduğu için veto etti. Geçen sene Pepsi Cola, Danone’yi almaya kalktı. Anlaşma yapıldı. Fransız hükümeti, AB referandumunda hayır çıkmasının da etkisiyle tarım kesiminin baskısı sonucu tarımsal ürünleri stratejik bularak satışı iptal etti. Satılamadı. Ama biz yediğimiz, içtiğimiz hayat bağlarımızı satıyoruz.
Şu anda ülkemizde ne kadar yabancı para var?
Türkiye’de şu anda bulunan sıcak para, 100 milyar doların üzerinde. Borsanın da yaklaşık 83 milyar doları yabancı. Bu paranın yaklaşık 40 milyar doları gidicidir. Kalanı, en büyük kriz çıksa da gitmez. Kârının temettüsünü alıyor hisselerden. Herkesin atladığı şey bu. Kriz çıktı, TÜPRAŞ kârda rekor kırdı. Yüzde 16,7’si meşhur şaibeli satıştan sonra Offer ailesini elinde. 2006 yılında 58 trilyon lira temettü aldılar. Geçen sene ne aldılar bilmiyorum. Bono ve borsadan, Eylül 2007’den beri 4 milyar, Ocak 2008’tan beri yaklaşık 7 milyar dolar çıktı. Fakat Türkiye’yi terk etmedi. Bankalarda, döviz olarak duruyor. Türkiye’yi terk etmesi internetten 5 saniyedir. Yabancılar, 2003 Ocak’ından 2006 Aralık’a kadar 57 milyar dolar kar transferi yaptılar. Ayrıca Türkiye’de 500 büyük şirketin yüzde 51’inden fazlası yabancıların olan, 147 şirket bulunuyor. Bu 147 şirket, 500 büyük şirketin üçte birinden daha aza tekabül ediyor. Kârının yüzde 37’sini alıyor. Bugün Türkiye ekonomisi küresel sermayenin denetimi altındadır ve onların piyonu haline gelmiştir. Hükümet de, eli mahkûm olduğu için buna garanti vermiştir.
Devlete satmak kârlı
Özel sektör borç içinde dediniz. Onların durumu nasıl?
Türk burjuvazisi de kendisinden bekleneni yapmıyor. Zaten siyasetçiden, daha acz içinde. Yani Türk burjuvazisi, bugün şirketlerini 1 YTL’ye satıyorsa, yarın 3 YTL’ye satmanın peşinde. Bu iktidara, destek oradan geliyor. Koç gibi, birkaç şirket dışında hiçbirisi hesap yapmıyor. Bizim Türk burjuvazisi için en kârlı yol, devlete çok kâğıt satmak.
Koç niye farklı?
Çünkü Koç Holding yatırım yapıyor. Ben burjuvaziyi hiç sevmem. İnanarak söylüyorum. Tek ayırdığım Koç ailesidir.
Diğerleri nasıl?
Türkiye’nin en büyük ailelerinden Sabancı ailesi bütün kuruluşlarını sattı. 10 yıldır borç satıyor. Akbank, 10 yıldır Türkiye’de en çok vergi veren şirkettir. İkinci en çok vergi ödeyen Arçelik ile arasında 10 kat fark vardır. Bu Arçelik’in vergiyi az verdiğinden değil, öbürü kâğıt üstünde sermayeden kazandığı için. Bossa, Lassa her şeyi sattı. Devlete kâğıt satmaktan daha güzeli var mı?
AKP, seçimleri öne alacak
Temel belirleyici etken şu anda sadece dış politika mı?
Eğer, ABD İran’ı vurursa Türkiye yanar. Çünkü İran’ın çevresindeki en önemli ülke Türkiye’dir. Ticaret ve siyaset dışında, ABD’nin İran’a ambargo uygulamak için Türkiye’ye ihtiyacı vardır. Türkiye’deki rejimin üzerine oynar. ABD, İran’ı işgal etmeyecektir, vuracaktır. Bunun için BM kararı da zaten çıkaramaz. Geçen Hürmüz Boğazı’nda yaşanan hadise o. Eğer, Ahmedinejad geri çekilmeseydi, vur emri verilmişti, savaş çıkaracaklardı. Bu küresel dalgalanmaya Türkiye hazırlıksız olduğu için, çok az zaman kaldığı için Türkiye’nin çok ağır bir krize gireceğini, Türkiye’deki siyasi yapıyı kökünden değiştireceğine inanıyorum. AKP’nin iktidarı da küresel krize bağlı. Devreyi tamamlamayabilir. AKP bu sonbahara kalmadan kriz öncesi yerel seçimleri öne alacaktır. Eğer kriz erken gelir ve yaz aylarında başlarsa yapamaz. Seçimi o zaman öne alamaz.
Kaynak