TÜSİAD'ın dillendirdiği, "yurt dışı yatırımlarına güvence" talebinin ardında yatan telaşın ne olduğu anlaşıldı. İddia önemli, isimler bildik..
Taha Kıvanç 22 ekim tarihli yazısında ‘süper akıllı iş adamları’ başlığıyla bir yazı kaleme almış bu yazıda Türkiye’deki bazı işadamlarının ‘yandık bittik ölüyoruz’ şeklindeki feryatlarının asıl nedenini gözler önüne sermişti.
"Özel sektörün yurtdışı borçlarına devlet garanti olsun" feryatlarının arkasında nasıl bir neden olduğunu Güngör Uras’ın ‘Bizim borsada hedge fon tehlikesi yok’ yazısına atıf yaparak açıklayan Kıvanç özellikle bir konuya dikkat çekiyordu.
Kıvanç yazısında şu soruları dile getirmişti: ‘Neden işadamı dernekleri neredeyse her gün açıklama yaparak, “Devlet müdahale etmeli” söylemini zihinlere çakıyorlar? Ortalıkta '200 milyar dolarlık bir devlet garantisi' lâfıdır dolaşıyor, neyin garantisi bu?’
‘Sırf Hükümet başarılı olmasın diye’
Yazısının devamında yine Uras’tan alıntıladığı cevaba yer veren Kıvanç durumu şu cümlelerle köşesine taşımıştı: ‘Sırf bu hükümetin ekonomik başarısı olarak görünmesin diye, ellerinde yüklü miktarda nakit bulunan bazı işadamları, yatırımlarını yurtdışına kaydırmaya karar vermişler. Bunlar içerisinde adlarını her gün duyduğumuz, ürettiklerini evlerimizde kullanıp ellerimize aldığımız işadamları da varmış...
"Bir kısmı parasını şimdi buharlaşan 'hedge fon' yöneticilerine teslim etmiş olmalı. Hükümet başarılı olmasın' diye parasını yurtdışına kaçıranlar, bu sebeple batan paralarını hükümetten tahsilin peşindeler... "
Hükümetin başarısını istemeyen işadamları
28 Ekim tarihli yazısında da bu konuya biraz daha açıklık getiren Taha Kıvanç, hükümetin başarısını istemeyen işadamlarını tahlil etti...
Radikal gazetesinden Ruhi Sarıyer’in kaleme aldığı Pazar yazısından; bir alıntıya yer veren Kıvanç; bir zamanlar Türk bankacılığının en önemli isimlerinden bir bankacının birkaç ay önce Lehman Brothers ve Citibank hisselerini daha fazla düşmeyeceğini öngörerek satış opsiyonu ile hisse aldığını ve bu işlemden yüklü sayılabilecek bir miktarda komisyonu cebine indirdiğini belirtiyor.
Hisse alımının gerçekleşmesinin ardından Lehman’ın iflasıyla hisselerinin sıfıra indiğinde bu Türk bankacının birkaç yüz milyon dolar zarar ettiğini; ABD’nin müdahalesiyle de bu zararın 500 milyon dolara yaklaştığı yer veriyor.
Kıvanç yazısında bu kadar yüksek miktarda kaynaklara hükmeden fazla kişi olmadığını belirttikten sonra Türk Bankacılığının 3 önemli ismini şöyle sıralıyor:
1- Finansbank’ı Yunanlılara satan Hüsnü Özyeğin.
2- Oyakbank2ı ING grubuna satan Coşkun Ulusoy
3- Dışbank’ı Fortis’e satan Aydın Doğan
Üç İhtimali de analiz eden Kıvanç; Coşkun Ulusoy’un banka sahibi olmadığını, sadece yönetici olduğunu üstelik son dönemde krizde elinde yüksek miktarda dolarla yakalandığı için sevinen bankacının, 500 milyon doları kaybeden bankacı olmadığına hükmediyor.
Sözünü ettiği kişinin Aydın Doğan da olamayacağına değinen Kıvanç, ikinci ihtimalin olamayacağını şu şekilde yorumluyor. Gazetenin adı Radikal de olsa, bunu yazamayacağını ifade ediyor. Ve ‘Doğan’ın bu kadar kargaşada milyarlar kaybetse bunu kendi gazetesinden okuyabilir miydik’ sorusunu da yöneltiyor...
İsmin kim olduğunun önemli olmadığını ifade eden Kıvanç asıl şu noktaya dikkat çekiyor:
“Bu ülkeye yarayacağına Amerika'nın çöp kâğıdı olsun daha iyi” diye düşünen veya düşündürülmüş olan çok sayıda işadamı olduğunu sanıyorum...TÜSİAD’ın talebiyle yurtdışına olan özel sektör borçlarına, hükümet garanti verirse; çıkacak faturada hepsinin kimliği ortaya çıkacaktır...'
Kıvanç; parasını Türk hükümetine yerine, Amerikan hükümetine güvenip yatıran,‘süper akıllı’ diye nitelediği bankacıya, ironik yaklaşımını şu şekilde gösteriyor:“ABD’de kriz patladığında kağıtları pula dönen ve Bush yönetimi olay müdahele edip biraz değer kazandığında yine kaybeden ‘eski bankacı’ müthiş zeki bir işadamı olmalı...”
Dolarla vadeli işlemleri yatırım yöntemi ya da kumar olarak görenlerin canının çok fena yandığını ve bu yöntem yüzünden bankalarıyla sorunlar yaşayanların çok fazla olduğunu da değinen Kıvanç; Türkiye’ye güvenmeyip parasını bu tip yatırımlara yönlendirenlerin yaptığı bir kumar ise, ‘kumarda kaybettiklerinin hesabını devletten mi soracaklar’ diye yakınıyor...
Taha Kıvanç 22 ekim tarihli yazısında ‘süper akıllı iş adamları’ başlığıyla bir yazı kaleme almış bu yazıda Türkiye’deki bazı işadamlarının ‘yandık bittik ölüyoruz’ şeklindeki feryatlarının asıl nedenini gözler önüne sermişti.
"Özel sektörün yurtdışı borçlarına devlet garanti olsun" feryatlarının arkasında nasıl bir neden olduğunu Güngör Uras’ın ‘Bizim borsada hedge fon tehlikesi yok’ yazısına atıf yaparak açıklayan Kıvanç özellikle bir konuya dikkat çekiyordu.
Kıvanç yazısında şu soruları dile getirmişti: ‘Neden işadamı dernekleri neredeyse her gün açıklama yaparak, “Devlet müdahale etmeli” söylemini zihinlere çakıyorlar? Ortalıkta '200 milyar dolarlık bir devlet garantisi' lâfıdır dolaşıyor, neyin garantisi bu?’
‘Sırf Hükümet başarılı olmasın diye’
Yazısının devamında yine Uras’tan alıntıladığı cevaba yer veren Kıvanç durumu şu cümlelerle köşesine taşımıştı: ‘Sırf bu hükümetin ekonomik başarısı olarak görünmesin diye, ellerinde yüklü miktarda nakit bulunan bazı işadamları, yatırımlarını yurtdışına kaydırmaya karar vermişler. Bunlar içerisinde adlarını her gün duyduğumuz, ürettiklerini evlerimizde kullanıp ellerimize aldığımız işadamları da varmış...
"Bir kısmı parasını şimdi buharlaşan 'hedge fon' yöneticilerine teslim etmiş olmalı. Hükümet başarılı olmasın' diye parasını yurtdışına kaçıranlar, bu sebeple batan paralarını hükümetten tahsilin peşindeler... "
Hükümetin başarısını istemeyen işadamları
28 Ekim tarihli yazısında da bu konuya biraz daha açıklık getiren Taha Kıvanç, hükümetin başarısını istemeyen işadamlarını tahlil etti...
Radikal gazetesinden Ruhi Sarıyer’in kaleme aldığı Pazar yazısından; bir alıntıya yer veren Kıvanç; bir zamanlar Türk bankacılığının en önemli isimlerinden bir bankacının birkaç ay önce Lehman Brothers ve Citibank hisselerini daha fazla düşmeyeceğini öngörerek satış opsiyonu ile hisse aldığını ve bu işlemden yüklü sayılabilecek bir miktarda komisyonu cebine indirdiğini belirtiyor.
Hisse alımının gerçekleşmesinin ardından Lehman’ın iflasıyla hisselerinin sıfıra indiğinde bu Türk bankacının birkaç yüz milyon dolar zarar ettiğini; ABD’nin müdahalesiyle de bu zararın 500 milyon dolara yaklaştığı yer veriyor.
Kıvanç yazısında bu kadar yüksek miktarda kaynaklara hükmeden fazla kişi olmadığını belirttikten sonra Türk Bankacılığının 3 önemli ismini şöyle sıralıyor:
1- Finansbank’ı Yunanlılara satan Hüsnü Özyeğin.
2- Oyakbank2ı ING grubuna satan Coşkun Ulusoy
3- Dışbank’ı Fortis’e satan Aydın Doğan
Üç İhtimali de analiz eden Kıvanç; Coşkun Ulusoy’un banka sahibi olmadığını, sadece yönetici olduğunu üstelik son dönemde krizde elinde yüksek miktarda dolarla yakalandığı için sevinen bankacının, 500 milyon doları kaybeden bankacı olmadığına hükmediyor.
Sözünü ettiği kişinin Aydın Doğan da olamayacağına değinen Kıvanç, ikinci ihtimalin olamayacağını şu şekilde yorumluyor. Gazetenin adı Radikal de olsa, bunu yazamayacağını ifade ediyor. Ve ‘Doğan’ın bu kadar kargaşada milyarlar kaybetse bunu kendi gazetesinden okuyabilir miydik’ sorusunu da yöneltiyor...
İsmin kim olduğunun önemli olmadığını ifade eden Kıvanç asıl şu noktaya dikkat çekiyor:
“Bu ülkeye yarayacağına Amerika'nın çöp kâğıdı olsun daha iyi” diye düşünen veya düşündürülmüş olan çok sayıda işadamı olduğunu sanıyorum...TÜSİAD’ın talebiyle yurtdışına olan özel sektör borçlarına, hükümet garanti verirse; çıkacak faturada hepsinin kimliği ortaya çıkacaktır...'
Kıvanç; parasını Türk hükümetine yerine, Amerikan hükümetine güvenip yatıran,‘süper akıllı’ diye nitelediği bankacıya, ironik yaklaşımını şu şekilde gösteriyor:“ABD’de kriz patladığında kağıtları pula dönen ve Bush yönetimi olay müdahele edip biraz değer kazandığında yine kaybeden ‘eski bankacı’ müthiş zeki bir işadamı olmalı...”
Dolarla vadeli işlemleri yatırım yöntemi ya da kumar olarak görenlerin canının çok fena yandığını ve bu yöntem yüzünden bankalarıyla sorunlar yaşayanların çok fazla olduğunu da değinen Kıvanç; Türkiye’ye güvenmeyip parasını bu tip yatırımlara yönlendirenlerin yaptığı bir kumar ise, ‘kumarda kaybettiklerinin hesabını devletten mi soracaklar’ diye yakınıyor...
kaynak